21 février 2021 dimanche
Batı-Mat Brüksel
AVRUPADA YAŞAYAN TÜRKLER SINIR DIŞIMI EDİLECEK?
EĞİTİM ANLAYIŞINDAKİ EKSİKLİKLER VE OLMASI GEREKENLER
SAĞLIKLI BESLENMEDE YAPILAN HATALAR
10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN
ANKARA BODRUM’A EĞRİ BAKIYOR...
Sene 2001! Bazen hayatı yaşarız dolu dizgin. Sonra bir anda uyanırsın gördüğün rüyadan benim hikayemde böyle bir şey. Uyandığımda yaşadıklarımın kabus mu yoksa sevgi mi olduğunu bilemedim. Ben kendi doğrularımın yanlışlarını çok ağır bir şekilde bedelini ödedim ve ne yazık ki bunu aileme de ödettim.
Hiç hak etmedikleri halde. Subay bir babanın kızıydım, hayatımız babamın atamalarıyla ilden ile gezmekle geçti. Ailemin tek çocuğuydum bir dediği ikilenmeyen her istediği yapılan bir çocuktum. Babam subay annemse ilkokul öğretmeniydi. Üniversiteyi yeni bitirmiştim mastır için Avrupa’ya Londra’yı seçtim. Hukuk okuyordum yeni arkadaşlıklar edinmiştim yeni yerler yeni bir çevre farklı kişilikler çok değişik ve çok farklıydı burası.
Zaman geçiyordu alışmaya başlamıştım bu büyüleyici şehre aynı meslekten biriyle tanıştım. Kısa zamanda alıştık birbirimize, sanki hayat bana yeniden doğmuştu mutluluk mu sevgi mi aşk mı? Bu muydu her şey çok farklı görünüyordu hayat başka gülümsüyordu hiç alışkın olmadığım bir şekilde. Bahar rüzgarı gibiydi ılık ılık esiyordu etrafımda aşkın büyüleyici kokusu. Bir yanda okulum bir yanda ailem diğer yarımsa kalbim dur diyemediği aşkım.
Çok ciddi görünüşlü biriydi Ahmet farklı, değişik ve beni kendine çeken bir yönü vardı, o da benim gibi hukuk bölümündeydi gerekmedikçe çok konuşmayan çok fazla gülmeyen sakın bir kişiliğe sahip biriydi. Ahmet etkiliyordu beni onun bu farklı hali… Bir gün bana ailemle tanışmak ister misin diye sordu, tabiki dedim neden olmasın? Aradan bir aydan fazla zaman geçti, yarın annemlerle seni taniştırmaya götüreceğim dedi.
Önce biraz üzüldüm önceden haber verseydin hazırlıklı olurdum dedim, gerek olmadığını söyledi. O kadar gözüm körmüş ki yaptığım hataları görememişim. Bir gün sonra anne ve babasıyla tanişmaya gittik. Sakin sessiz bir aile sadece hoş geldin dediler garipti ve tuhaf hiç kimse konuşmuyordu bir şey de sormuyorlardı. Konuşmuyorlardı sadece susuyor tek cümleyle cevap veriyorlardı. Ahmet bir şey içer misin dedi, evet bir kahve alırım dedim. Annesi ve babasına da sordu bir şey içer misiniz diye teşekkür edip istemediler.
Bense bir an önce bu ailenin yanından gitmek istiyordum, ne yapacağımı şaşırmiştım. Bu sakin oturuş kahvelerimizi içine kadar devam etti sonra müsade isteyip kalktık. Beni sevmediler galiba hiç konuşmadılar dedim ,Ahmet’de ne alaka dedi benim annemle babam böyle biraz rahatsizlar bakıcıları var her şeyleriyle ilgileniyor o yüzden içim rahat çünkü ben onlarla ilgilenemiyorum. Üzülmüştüm hemde çok çünkü ön yargılı davranmıştım ama Ahmet’in annesinin bana bakışı hiç gözümün önünden gitmiyordu, acı çeker gibi bakıyordu.
Zaman geçiyor biz ileriye dönük konuşuyorduk artık. Sade bir nikah istiyordu Ahmet aile arasında. Bense ailemin bunu kabul etmeyeceğini söyledim. Ahmet’se sen de benim düşüncemi biliyorsun abartılı şeylerden hoşlanmıyorum konuşuruz babanlarla bir ortak yol buluruz, o zaman gelsin düşünürüz demişti.
Daha ailemle tanışmamiştı bile ben bunun bile farkında değildim. Despot bir eş adayı seçmiştim kendime hiç bir şeyden habersiz Ahmet’in her dediğini uygulayan gözü kör olmuş biriydim artık. Bunun farkında bile değildim. Aradan baya bir zaman geçtikten sonra Ahmet’le Türkiye’ye geldim. Ahmet’i ailemle tanıştıracaktım biraz korkularım ve heyecanım vardı nasıl karşılayacaklar ne diyecekler bilemiyordum ama çok mutluydum. Ahmet otele geçti ben de annem ve babamın yanına gittim kapıya sessizce vurdum kapıyı annem açtı nasıl özlemişim mis kokulumu canım annem dedim ve sımsıkı sarıldım içime çektim doyasıya aylardır görmemiştim ne büyük özlemmiş, gurbetlik, ne çok özlemişim.
Babam sohbet ediyordu yandaki komşumuz Mehmet amcayla beni görünce çok şaşırdılar nasıl bir mutluluktu bu benim güzel huylu güzel yüzlü babam canım babam en büyük desteğimdi. Her zaman kararlarıma saygı duydu nasıl hakkını öderim senin babam. Hep söylerdi insan annesine babasına ne kadar ihtiyacı olduğunu uzaktayken anlar diye bir tarafı hep boş hep yarım hep mutsuz kalır.
Canım ailem özlemim hayattaki en büyük değerlilerim. Aradan 3 gün geçti önce zorda olsa anneme konuyu açtım sessizce dinledi beni, babanla ben konuşurum sonra hep beraber akşam bir karar veririz dedi sen rahat ol. Birazda olsa rahatlamıştım. Akşamı sabırsızlıkla bekliyordum babam nasıl karşılayacaktı hiç bir fikrim yoktu. Yemekten sonra annem konuyu açtı babam dinledi ve bu senin kararın her zamanki gibi saygı duyarım dedi, hafta sonu gelsin tanışalım.
Hemen Ahmet’i aradım ve hafta sonu bize ailemle tanışmaya davet ettim. Ahmet bir demet çiçek ve paketlenmiş hediyelerle geldi çok mutlu olmuştum ilk kez böyle bir şey yaptığını görüyordum. Gayet şık ve çok farklı görünüyordu babam çok iyi karşıladı Ahmet’i. Annem farklı bir kişiliği var Ahmet’in dedi çözülmeyen bulmaca gibi. Biiraz şaşırmıştım neden annem böyle söyledi? Sonra ailesinin rahatsızlığını anlattı.
Babam hiç önemli değil dedi hastalık bu yapılacak bir şey yok Allah’ım şifa versin ailene. Ahmet biz sizinde müsadeniz olursa sade bir nikahla evlenmek istiyoruz ikimizinde ortak kararı. Hiçbir şey diyemiyordum sanki dilim kitlenmişti bana daha sormamıştı bile sadece bir kere konuyu açmıştı. Babam bana dönüp neden böyle küçük bir nikah töreniyle evlenmek istediğimi sordu bir sorun mu var dedi.
Hayır dedim bir sorun yok yok babacım hiç bir sorun yok çok utanmıştım babam yanlış anlamıştı durumu. Ahmet’in işleri çok yoğun düğün için fazla zamanımızın olmadığı için böyle karar aldık. Babam çok şaşırmıştı bu duruma anlamamıştı anlam da verememişti ama kararımızı da onayladı. Nikah için alış veriş yaptık o kadar hızlı oluyordu ki her şey anlamıyordum küçük bir lokalde nikahımız kıyıldı sadece ailenin en yakın olan akrabalarımızı çağırdık Ahmet’se tek bir arkadaşı Londra’dan benimde tanıdığım okul arkadaşımız Metin’i çağırdı.
Annem çok üzgündü tek çocuklarıydım ve onların hayalindeki gibi evlenmemiştim. İki gün daha kaldıktan sonra Londra’ya geriye döndük. Ahmet’in anne ve babasını ziyarete gittik. Garip bir şekilde baktılar bana niye böyle yapıyorlardı anlamıyordum. Ahmet’in maddi durumu çok iyiydi iyi bir seviyesi vardı çevresi çok geniş ve çok çalışıyordu. Her zamanki gibi akşam olmuş eve gelmişti. Ahmet’le sohbet ediyorduk ardık çalışmak istediğimi söyledim. Okulumu bitirmiştim mastırımı da yapmıştım artık bir yerden başlamam gerek dedim.
Ahmet’in cevabını bekliyordum, sadece sustu konuşuruz dedi ve her zaman ki gibi benim hiç girmeme izin vermediği odasına çekildi. Bir saat sonra yanıma geldi ve benim çalışmamı istemediğini söyledi . Çok şaşırdım neden dedim bunca sene okudum hayallerim var yapmak istediklerim ben evde oturmak için okumadım kesinlikle böyle bir şeyi kabul edemeyeceğimi söyledim. Yine aynı ses tonuyla senin çalışmana gerek yok, istemiyorum çalışmanı çalışmayacaksın bu konu kapanmıştır.
Hayır dedim bu konu kapanamaz ben işimi yapmak istiyorum ve bu yüzden okudum ailemin emeğini bana verdikleri desteklerini bunca seneyi çöpe atamam. Yüksek sesle konuşmamam için beni uyardı ama ben dinlemedim ona bağırıyordum. Sus artık yeter dedi kapat çeneni beni dinleyeceksin. Kavga uzadı.
Sonra elleriyle boğazımı tuttu ve beni duvara çarptı sonra vuruyor vuruyor sonrasını hatırlamıyorum uyandığımda yerdeydim kalkamıyordum yüzüm kan içindeydi vücudumun her yeri ağrıyordu sonra banyoya gittim yüzüm tanınmayacak haldeydi. Aynada öylece kendimi baktım ve benim aşık olduğum adam yapmıştı bunu çok sevdiğim değer verdiğim canım dediğim adam yapmıştı.
Bense onun için ailemi geride bırakıp gelmiştim Ne yapacaktım şimdi yavaşça odama geçtim. Ahmet odada yoktu içimde öyle bir acı vardı ki anlatamam, bedenimden çok kalbim acıyordu. Sesizce yatağıma girdim ve saatlerce ağladım. Akşam oldu hiçbir şey olmamış gibi eve geldi bense arka odadan onu seyrediyordum. Evde çalışan Ayşe hanıma masayı hazırlamasını söyledi.
Yatak odasına baktı sonra tekrar salona geçti yemeğini yedi ve her zamanki odasına çekildi. Bense kapımı kitleyip ona hiç görünmedim. Hafta sonuydu Ayşe Hanım kahvaltı hazırlıyordu. Ayşe Hanıma, Elif Hanımı masaya çağırın dedi. Ayşe Hanım kapıma vurdu ve masaya gitmem gerektiğini söyledi. Sessizce masaya gittim korkuyordum tekrar şiddet uygular diye.
Oturdum yemeğini ye ve bir dahada benim lafımı ikiletmeyeceksin dedi. Ben kiminle evlilik yapmıştım bu adam kim neden bana böyle davranıyordu anlam veremiyordum. Aradan iki hafta geçti alışveriş merkezine gideceğiz dedi. Artık böyle gezmeni istemiyorum anlamadım nasıl geziyordum. Hatta evden dışarıya bile çıkmıyordum.
Bu nasıl bir psikopat. Bir mağazaya girdik düz siyah elbiseler aldı ve baş örtüleri topuksuz ayakkabılar hepsini tek tek seçiyordu bense mağazanın bir kenarında durup onu seyrediyordum. Allah’ım diyordum benim dinim bu değil benim dinimde kadının değeri çok büyük kadınlar çok özel. Bu adamsa beni kendine köle etmişti dayakla zorbalıkla istediklerini yaptırabiliyordu.
Çok korkuyordum orada hiçbir şey demedim. Eve geldik artık bunları giyeceksin dedi başka bir kıyafetle dışarıya çıktığını görmeyeceğim. Hayır dedim tekrar benim dinimde kadına şiddet yok zorlamak yok bana bunları yaptıramazsın ondan ayrılmak istediğimi söyledim. Evlendiğim kişi sen değilsin.
Ben bu kelimelerimden sonrasını hatırlamıyorum kırk kırbaç ve ölesiye dövülmüştüm. Ben günlerce ağladım çaresiz bir halde. Bense sızlayan yaralarım iyileşmesini bekledim kalbim vücudumdan daha çok acı çekiyordu daha doyamadığım evim diyemediğim yer bana cehennem olmuştu. Evde çalışan Ayşe Hanım artık kabul et her seferinde dayak yiyorsun yeter dayanamıyorum çektiklerine kabul etmesen öleceksin kabul et artık yalvarırım.
Sen böyle yaptıkça daha kötü olacak en azından senin kabullendiğini görür ve sana zarar vermez sende düşünürsün bu sürede nasıl canını kurtarmak için bir yol bulabilirsin onu düşün dedi. Haklıydı Ayşe Hanımı dinledim artık her dediğini yapıyordum inanmıştı bana kabullendim onu sanıyordu inanıyordu bana ve çok değişmişti çok iyi davranıyordu bana ama onun kurallarına uyarsam.
Yarın akşam seni arkadaşımın eşiyle tanıştıracağım yemeğide orada yeriz hazır ol akşama, tamam olur gideriz dedim. Akşam için hazırlanmak için odama gittim hazırlanıp aşağıya indiğimde eşimi tanıyamıyordum çok farklı bir kıyafet giymişti uzun bir elbise başındaysa bir örtü ilk kez görmüştüm onu böyle kalbim duracak gibiydi.
Öyle çok heyecanlandım korkuyordum ki eşim bana baktı bu benim özüm ben buyum. Hiçbir şey söylemedim zaten söyleyemezdim. Kırbaç veya sopayla cezalandırılacaktım çünkü. Arkadaşının eşi karşıladı bizi sadece gözleri görünüyordu. Sessizce biz ayrı bir odaya çekildik onlar ayrı bir odaya çok konuşacak bir konumuz yoktu sessiz bir kadındı iki üç saat oturduktan sonra kalktık.
Hiç konuşmuyordu eve geldiğimizde odasına çekildi. Bende yukarıya kendi odama geçtim neden hiç konuşmadığını merakta etmiştim ama sorularımı cevaplamadı. Çok azda olsa ailemle görüşüyordum babam her seferinde işe ne zaman başlayacaksın ne zaman yanımıza geleceksin diyordu ben en kısa zamanda deyip geçiştiriyordum. Ben nasıl yapacaktım nasıl gidecektim ailemin yanına imkansız gibiydi.
Aylar geçiyordu böyle garip yalnız kimsesiz tek dostum evde çalışan Ayşe Hanım. Anlamsızdı günler aylar hapis olmuştum ailemi çok özlemiştim saçımın bir teline kıyamayan babam vardı benim dizine yattığımda hayallerimi anlattığım annem vardı. Ben ne yapmıştım nasıl bu kadar kör olmuştum artık dışarıya Ahmet’siz asla çıkamıyordum çünkü yalnız çıkmak bana yasaktı.
Çaresizce bende bu yasaklara uyuyordum. Bir gece otururken yarın biraz çıkalım alacaklarımız var dedi seni bir yere getireceğim anlaşılan mecbur kalmıştı yoksa beni asla yanında getirmezdi. Çok şık bir elbise aldık kapalı ama farklı diğer elbiselerim gibi değil sonra kuyumcuya gittik bir servet harcadı. Anladım çok önemliydi bu gideceğimiz yer onun için yoksa bana hayatta böyle değerli şeyler almazdı.
Hafta sonu geldi hazırlandık takım elbisesini giymişti bense kuaförümün yardımıyla güzelce hazırlanmıştım hiç memnun değildi benim bu halimden yüzünden belli oluyordu belli ki mecburdu o yüzden beni getiriyordu. Büyük bir lokalde yemek veriliyordu resepsiyon çok güzeldi şık giyinmiş bayanlar ve beyler vardı. Bana bazıları tuhaf bakıyor bazılarıysa gülümsüyordu hiç kimseyi tanımıyordum.
Anladım neden bu kadar önemliydi bu yemek mevkisini yükseltmek istiyordu ve onun içinde bir ailesi olması gerekiyordu bana değer verdiğinden değildi bu hazırlık kendini saygın göstermek içindi. Beni de bu çevreye girebilmek için kullanıyordu. Beni bir kaç kişiyle tanıştırdı tanıştırırken de kıyafetimde dolayı eşimin kendi tercihidir farklı giyinmesi bende onun kararlarına her zaman saygı gösterdim ve bu tercihinden dolayıda hiçbir zaman eşime saygısızlık etmedim ve asla da yargılamadım diyordu.
Bu nasıl bir insan nasıl iğrenç bir kişilik nasıl böyle yalan konuşabiliyor ve bu kadar yanlışı benim üzerimden doğru yapıyordu. Ben sadece sessizce gülümsüyordum. Ben bu muydum gerçekten bu ben miydim bir insanın kölesi olmuştum. Ailemin göz bebeğiydim elinden gelen her şeyi yaptı ailem benim için bense onların yaptığı her şeyi bir aşk için çöpe attım. Bir an önce bitmesini istiyordum bu saçma gecenin.
Tam çıkmamıza yakın Ahmet’in arkadaşı benim de tanıdığım okul arkadaşımız düğünüme de gelen Ahmet’in tek arkadaşı Metin’i gördüm. Selam verip yanımıza geldi. Elif sen misin ne kadar değişmişsin dışarıda görsem tanıyamazdım seni. Gülümsedim Ahmet bozulmuştu bu duruma yüzünden belliydi Metin’le de konuşmaya devam ediyorlardı.
Her zaman çantamda bulundurduğum bir notum vardı üzerinde telefon numaram ve yaşadığım yerin adresi yazıyordu bir umuttu belki bir gün biri bana yardım eder. Ogün bugün mü ama nasıl yapacaktım, bu notu Metin’e nasıl verecektim Ahmet’le Metin konuşuyorlardı bense bir köşede Ahmet’i bekliyordum. Sonra aklıma bir fikir geldi, Ahmet’in yanına gidip arabada beklemek istediğimi söyledim ceketlerimiz yanımızda değildi arabanın anahtarı da Ahmet’in ceketinin cebindeydi.
Tamam dedi bekle ceketlerimizi alıp geliyorum onun gitmesiyle Metin’in yanından hafifçe geçiyor gibi yaptım notu cebine koydum metin fark etti bana baktı ama bir şey olmamış gibi davrandı. Ahmet beni arabaya getirdi çok korkuyordum Ahmet’te bir şey söyler mi diye Metin. Ahmet arabaya geldiğinde kalbim duracak gibiydi nefes almakta zorlanıyordum. Tamam dedi Ahmet bitti artık gece heyecan yapma ne oluyor? Aylardır ilk kez çıkıyorum biraz panik olduğumu söyledim binlerce kere şükrettim Metin hiçbir şey söylememişti.
Bir umudum vardı artık Metin’e bana yardım etmesini rica ettim yazdığım notta kısaca durumumu anlatmıştım okuyacaktı o notu Metin hissediyordum, bana yardım edecekti kalbim öyle umut ediyordu ki gelecek diyordu gelecek Metin kurtuluşum olurdu belki. Kurduğum hayallerim umutlarım tekrar canlanırdı yeşerirdi belkide.
Tam dört gün geçti ama benim aklım hep Metin’de ne zaman cevap verirdi bana. Gözüm çalmasını beklediğim telefonda başka bir şey düşünemiyordum. Ahmet evde yoktu sessizce düşünüyordum o an telefon çaldı hızlıca telefona koştum. Metin’di arayan hızlı konuşuyordu bana iki gün sonra yaşadığım yerin arka bahçesine gelmemi söyledi seni oradan alacağım dedi.
Tam saat ikide orada ol önemli olan her şeyini yanına al sakın unutma yarın saat ikide oradayım. Hazırlık yaptım küçük bir el çantasına önemli olan her şeyimi koydum hazırladım hazırdım artık ve çok korkuyordum. Saat gelmişti artık dikkat çekmemek için Ayşe Hanıma biraz kitap okuyacağım dışarıya çıkıyorum dedim tamam kızım geç kalma lütfen biliyorsun Ahmet bey, tamam dedim geç kalmam. Saat ikiye yirmi vardı koşar adımlarla bahçenin arka tarafına yürüyordum Metin oradaydı bekliyordu arabaya nasıl bindim bilmiyorum.
Lütfen çabuk uzaklaş buradan yalvarırım lütfen. Yaklaşık üç saat yolculuktan sonra mola verdik Metin’e her şeyi yaşadıklarımı anlattım neler yaptığını neler yaşattığını göründüğü gibi biri olmadığını anlattım. Metin biliyorsun Ahmet seni bulur , seni bulmak onun için hiç zor olmaz ve bunu yaptığın için senin cezan da ölüm olur bunun farkındasın değil mi diyordu.
Haklıydı çok korkuyordum, bir şeyler düşünmeliyiz ne yapacağız seni nasıl Türkiye’ye geçireceğiz bir yolunu bulmalıyız biliyorsun resmi yoldan geçemezsin çoktan farkına varmıştır kaçtığının haklıydı resmi yoldan geçsem beni bulurdu. Yolculuğumuz altı saat daha sürdü bir eve gittik Metin bir hafta burada kalacaksın dedi benden bir tane foto alıp gitti seni .Türkiye’ye geçirmenin bir yolunu bulacağım.
Beş gün o evde kaldım beş gün sonra Metin geldi bana bir pasaport verdi ismim değişmişti fotoğraftaki kadın bendim ama isim ve soy isim ben değildim. Arabaya bindik bir gün süren yolculuktan sonra Türkiye’ye gelmiştik hiç sorunsuz ailemin yanına gitmek istiyorum Metin şimdilik bu imkansız ilk seni orada arar biliyorsun bunu yapamayız onların kaçan eşi nasıl cezalandırdıklarını senin ölüm kararın çoktan çıkmıştır ailene şimdi gidemezsin seni güvenilir bir yere yerleştireceğim.
Sonra hiç tanımadığım bir yaşlı çiftin evine gittik Metin korkmamı söyledi on gün sonra geleceğim aradan on dört gün geçti korkular içindeydim gelmeyecek miydi? On gün demişti bana 14 gün olmuştu aklımın hep Ahmet’teydi. Sanki beni hep takip ediyordu ne kadar korkmuştum ben bu adamdan insan sevdiğinden bu kadar mı korkar nasılda sevmiştim onu. Bu sevginin bedelini şimdi ağır ödüyordum.
Her şeyimi kaybettim ailemi arkadaşlarımı okulumu hayallerimi her şeyimi korkularla yaşıyordum artık. Metin sözünde durmuştu geldi beni aldı ve ailemin yanına getirdi. Annemlerle önceden konuşmuş durumu anlatmıştı annemin ve babamın yanına temizlikçi olarak gidecektim yanlarında çalışan olmuştum. Kendi öz annemin öz babamın doğduğum büyüdüğüm evime bir yabancı gibi girmiştim adı bile ben olmayan biriydim artık bir yabancıydım.
Babam annem affedin size bunları yaşattığım için insan büyük düşünmeli ama buyuk konuşmamalı hep en iyisini istedim başarılı olmayı akıllı olmayı çok çalışıp çok şey başarmayı ama şunu hiç düşünmedim kader var yazgı var her ne yaparsan yap nasipse sen onu yaşayacaksın kimse önüne geçemiyor.
Ahmet’ten bana kalan tek şey okuduğum ve dinimi doğrusuyla öğrendiğim kitaplarım oldu. Rabbime şükürler olsun ki beni şaşırtmadı. Rabbim hep yanımdaydı benim kalbimde hep doğruyu görmemi nasip etti. Şunu çok iyi biliyorum ki her zaman ama her zaman inanırsan bir çıkış kapısı var yeter ki pes etme sıkıca sarıl umutlarına hayallerine en güzelide sabır Rabbim binlerce kere şükürler olsun bana doğruyu gösterdiğin için beni tekrar aileme kavuşturduğun için.
Bundan sonra hayallerim başka olacak güzel umutlarım yarınlarım ve bu yarınlarımı inşa ederken yine ailem yanımda olacak benim ismim başka bir kadına ait ruhumda Rabbime doğru yolu buldum belki çok acı çektim ama sabredip her şeyi geride bırakıp tekrar yeniden başladım şimdi benim güzel öğrencilerim hiç hayal etmediğim bir yola girdim ve o yolda hayatı öğrettiklerim anlatıklarım acıda olsa yaşadıklarım var!! Ben hayata okuyarak tutundum dinimi okudum sevgiyi buldum aşkı buldum hiç vazgeçmemek ve bu aşkla yaşamak benim en buyuk kazancım oldu , ve ben bunu başardım rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla İKRA !!
Sevda Ozen / AVRUPAPRESS
Sene 1983! Bir sonbahar sabahıydı, güneşin hafif sicak ılımlı rüzgarı yumuşak bir şekilde yüzüme esiyordu. Hava çok güzeldi. Bugünkü aldığım haberle daha da güzel oldu. Öğretmen olarak atamam olmuştu. Uzun zamandır bekliyordum bu haberi bir ilçeye ilkokul ögretmeni olarak atanmıştım ve gerçekten bügun çok mutluydum. İlk işim annemi aramak oldu. Anneme hazırlıklarımı yapıp kısa sure sonra yanlarına geleceğimi soyledim. Sevinç çığlığı attı güzel annem. Yapmam gereken işlerimi hallettikten sonra önce annemin yanına gitim. Sonrada atamam olan ilin köyüne bana verdikleri okulun küçük lojmanına bakmaya gittim. Küçük ama çok şirin bir evdi. Okul ise büyük bir bahçenin yeşillikleri içinde dört sınıflı bir köy okuluydu. Okul asfalta çok yakın köyün tam kenarındaydı. Ulaşımı kolay olan bir yerdi. Okulların açılmasına on beş gün vardı. O zamana kadar bana verilen lojmanın ve okulun boya ve badana işi vardı. Bunları elbirliğiyle yapabileceğimizi düşündüm ve sonra bundan Müdür Bey’e ve öğretmen arkadaşlarıma bahsettim. Onlarda benimle aynı fikirdeydi. Gün kararlaştırıp hep beraber okul için çalışmaya başladık. Kış için hazırlık yapmamız lazımdı. Çocukların ihtiyaçlarını, okula gerekli olan sınıf malzemelerini öğretmenlerin de yardımıyla düzenledik. Komşularda yardımlarını eksik etmediler. Köyün hanımları yemek yapıp getirdi. Bana verilen bu şirin evde komşuların yardımıyla bütün işini bitirmeye uğraşıyordum. Biraz dinlendikten sonra tekrar çalışmaya başladım. Bitmek üzereydi benim de evimin işi. Gecenin uzayan saatlerinde bitirmiştim boya işini ve artık bende evime yerleşebilirdim. Yorgun bir gecenin ardından sabah olmuş bahçeden ögretmen arkadaşlarımın sesleri geliyordu. Okulun çok az işi kalmiştı. Müdür Bey bunu da kısa zamanda haldeceğini bazı eksiklerimizin olduğunu bu durumu belediyeye bildireceğıni söyledi. Çok kötü durumda olan aileler ve eksikler var, bu eksikleri bildirip yardım isteyeceğim dedi. Benden hariç iki öğretmen arkadaşım ve elli yaş civarı Müdür Bey vardı. Öğretmen arkadaşlar ilçede Müdür Bey de bana yakın bir yerde bahçe içinde bir köy evinde kalıyordu. Çok sevmiştim herkesi yardımsever insanlardı. Dikkatimi kadınların çok çalışkanlığı çekmişti. Adapazarın’da kadınlar çok çalışmazken burada neredeyse bütün işi kadınlar yapıyordu, hayran kalmamak elde degildi. Sabahın erken saatlerinde kalkıyorlar gün ağarana kadar pirinç tarlalarında çalışıyorlardı. Yarının yemeğini bir gün önceden yapıp diğer günün hazırlıklarına geçiyorlardı. Bu yetmiyormuş gibi bir de eşlerinin her dediklerini yapıyorlardı. Çok şaşırmıştım neden bütün yükü kadınlar taşıyor çok az işe yardım ediyordu eşleri. Üzüldüm çok yorucu bir hayatları vardı komşu ablaların. Safiye abla, yan bahçedeki komşum anlatıyordu bizim halimiz zordur öğretmen oğlum zordur diyordu. Benim evimle onun bahçesi birbirine bakıyordu. Okulun arka tarafındaydı evim bu yüzden komşu evleri görebiliyordum. Köyün muhtarına velilerin çocuklarını okula gelip yazdırmaları gerektiğini söyledik. Muhtarın yardımıyla veliler çocuklarını okula yazdırdı ama bunun kötü yanı çok az kız çocuğu vardı ve çocukların yaşları diğeriyle aynı degildi. Yaş sınırı yedi yaştı ama bu çocukların içinde on yaşında olan bile vardı. Çünkü kızların büyük olma sebebi aile büyükleri kız çocuklarının okumasını istemiyordu. Evli olan çiftler hala babaları ne söylerse onu yapmak zorundaydı. Babaları vefat edincede çocuklarını büyük küçük demeden okula yazdırıyorlardı. Çok acı bir durumdu kız çocuğu on bir yaşında birinci sınıftan başlaması lazım. Bazıları altı yaşlarında abisi veya ablası okula yanlız gitmek istemediğı için küçük kardeşiyle beraber gelmek istiyordu. Anlam veremediğim çok değişik düşüncelere kapılmıştım. Günler yaklaşmiş okulların açılmasına üç gün kalmiştı sabahın erken saatlerinde hazırlanıp okuluma gittim beklediğim gün gelmişti, bugün okulun ilk günüydü çok hecanlıydım. Önce Müdür Bey sonrada diğer öğretmen arkadaşlarım geldi. Dört sınıflı okul olduğu için birinci ve ikinci sınıflara aynı sınıfta ders verecektik. Öğleden önce birinci sınıfı öğleden sonra ikinci sınıfa öğretim verecektik öğretmen arkadaşlarla dönüşümlü olarak. Öğrenciler yavaş yavaş gelmeye başladı. Okulun bahcesinde toplandık marşımızı söyledikten sonra çocuklar sınıflara dağıldı. Çok fazla öğrenci sayısı yoktu, hepsinin yüzü gülüyordu. Gerçekten durumu çok kötü görünen öğrencilerimiz vardı. Birinci sınıftan üçüncü sınıfa kadar ders verecektim. Ders başlamış ve biz birbirimizi tanımayı başlamıştık, ögrerencilerim ismini ve okul numarasını söyleyip oturuyordu, mahçup görünüşlüydü hepsi. Sakindiler, durumlarına üzülmemek elde değildi. İçlerinden bazıları yoksuldu ve bu hallerinden utanıyordu. Sanki şuçmuş gibi saklıyordu kendini fark ettirmeden sıranın kenarına yırtık ayakkabılarını göstermemek için. Önlüğü ve yakalığı yoktu çoğunun. Üçüncü sınıfa ders veriyordum ama çocuklar derslerden gerideydi. Çok işim vardı ve zor günler beni bekliyordu. Öğrencilerin içinde en çok dikkatimi çeken Zekeriya olmuştu. Hiç başını kaldırmıyor, gülmüyor ve çok fazla konuşmuyordu. Zekeriya’nın evi okula çok yakındı. Zekeriya’nın dört abisi ikide kendinden küçük kardeşi vardı. Bu çocuk nedense bana çok farklı gelmişti. Zekeriya’yı Safiye ablaya sordum. Neden hiç konuşmadığı, neden hep mahçup göründüğünü ve neden sustuğunu öğrenmek istedim. Safiye abla anlatı, bak oğlum bu çocuğun babası içki içer, kumar oynar yetmiyormuş gibi her gün karısını ölesiye döver kadıncağızı elinden zor alırız. Kadıncağız çaresiz dört oğlu sanayide çalışır adamın kumar borçlarına yetemezler. Kadının iki küçük bebesi var tarlaya onlarla çapaya gidir biraz olsun çocuklarına yardım edebilmek için. Ama nerde kadının parasınıda alır. Çok söyledik muhtara bu adamı jandarmaya bildir diye sadece bir kere şikayet etti kadın üç gün komada kaldı öldürüyordu zavallıyı, adam aynı gün çiktı. Kadıncağız hastaneden çıkınca bir daha dayak yedi. Çocuklarıda dövüyor etmediği hakaret yok. Burda çok sevenide yok içer içer gelir. Muhtarda biraz korkuyor bundan. Anlıyacağın gariban bir aile, yokluk çok ara sıra komşular yardım ediyor o ayyaş adamın utancını bunlar yaşıyor. Zor halleri Allah yardımcıları olsun. Safiye ablanın anlatıkları beni çok üzmüştü. Küçücük omuzlarında babasının ayıbını taşıyan bir çocuk. Zekariya ile daha yakından ilgilenme ve onunla her fırsatta konuşma kararı almiştım. Ben bu çocuğa yardım etmeliyim. Okullar açılalı bir ay olmuştu artık soğuk olmaya başlamıştı. Odun sobasını kurduk okula odun alamadığımız için her öğrenci her gün iki odun getiriyordu. Bütün günü bu odunlarla geçiriyorduk. Günlerden cuma haftanın son okul günüydü sıralamayı yaptıkdan sonra Zekeriya’nın olmadığını fark etim. Arkadaşı İbrahime sordum Zekeriya niye gelmedi diye. Hasta öğretmenim ondan gelmedi dedi. Öğlen paydosuydu, poydos bittikden sonra çocuklar sınıfa geldi, son iki dersimiz kalmiştı. Sonbaharın son ayıydı cama dogru yürüdüm tuhaf bir sessizlik vardı sınıfta. Sesler gelmeye başladı dışardan. Zekeriya’nın babasıydı bu zavallı kadını yine dövüyordu. Camdan bağırdım çok yüksek bir sesle kurtarın kadını ne bakıyorsunuz. Kadını bahçede sopayla dövüyordu. Ceketime uzandım tam o sırada iki el silah sesi duydum. Ögrencim İbrahim’in çığlığı hala kulaklarımda. Zekeriya diye bağırıyordu. Koştuk korkularla gittiğimizde daha on üç yaşında zekariyanın elinde abisinin av tüfeği vardi. Dayanmadı daha küçük bedeni annesinin çektiği acıya, ölesiye yediği dayaklara, duyduğu hakaretlere, sefalete, abilerinin yaşam çabası küçük kardeşlerinin gözlerindeki korku ve acı. Dayanamadı küçük yüregi çekti av tüfeğini vurdu babasını tam iki kurşunla. Babası ölmüştü. İnsanlar şok içinde herkes suskun. Daha on üç yaşında baba katili. O muydu bunun suçlusu yoksa bu şerefsiz adam mı? Hayatımın en acı gününü yaşıyordum. At silahı sessizce yere Zekeriya at oğlum dedim. İbrahim sırtına sarılmış tutuyordu onu. İki küçük yürek sahip çıkıyor birbirine. Zavallı annesi yine kanlar içinde baygın yerde, bir ceset var yerde. Ama o insan cesedine pislik gibi bakıyor herkes. Komşu kadınlar Zekariya’nın annesiyle ilgileniyor. Ben ve köyün önde gelenleri Zekariya ile ilgileniyor. Korkma yanındayız korkma oglum. Abileri şaşkın senin eline yakışmadı aslanın o silah yakişmadı diyor. Murat abisinin ağlaması, öyle bir ağlama can dayanmıyor. Küçücük Zekariya hala suskun, annesinin yanına gitti başını dizlerine koydu. Bitti annem çektiğin acılar bitti. Annesinin belki yüzlerce kere öptü o sessiz çocuk ilk kez konuştu gelen jandarmaya ben yaptım dedi. Ben öldürdüm babamı artık dayanamıyordu anamın bedeni onun yaptığı işkencelere babam ölmezse annem ölecekti asker abi ben daha fazla dayanamıyorum her gün annemi kanlar içinde görmeye benim annem dünyanın en güzel annesi benim ömrüm feda olsun anneme çok üzgünüm asker abi çok ben on üç yaşındayım çocuğum suçum babamı öldürmek nedenim annemi kurtarmak çok üzgünüm neden asker abi biliyor musun keşke bu kadar kötü bir adamın katili benim gibi bir çocuk olmasaydı. Adım Zekariya yaşım on üç, suçum öz babamı öldürmek. Getirdiler Zekarıya’yı sessizce hiç bırakmadık Zekarıya’yı elbirliğiyle yardım ettik. Davası iki ay sürdü cezası bir yıl üç ay çocuk hapishanesine göderildi. Geride gözü yaşlı bir anne abileri ve İbrahim’i kaldı. Onsuz dokuz ay geçirdiler. Zekariya’nın iyi hali dürüstlüğü cezasını kısalttı. Bir yaz sabahı kucakladı anasını, sımsıkı sarıldı derslerine, elbiriğiyle unuturmaya çalıştık ona yaşadıklarını. Küçücük bedeninde büyük yükler taşıyordu ve bu yükü kimseyle paylaşmadan koca yürekli küçük Zekeriya çok güzel şiirler yazdı hem kendi ağladı hem bizleri ağlattı. Şimdi ise çok iyi bir şair olmuştu artık ve benim hala küçük dostum. Benim hayatımdaki en büyük tercübemdi küçüçük koca yürekli Zekeriya!!
Sevda özen / AVRUPAPRESS
Sene 2001. Babam, ‘’Bu sene yayla şenlikleri erken olacak öyle karar aldık‘’ dedi. Babambelediyede gorevliydi ama kuçuk bir ilçe oldugumuz için biz köyde yaşıyorduk. Daha güzel ve daharahattı yeşilliklerin içindeydi evimiz. Çok şanslı bir çocuklugum olmuştu. Çünkü ben babamınprensesiydim. Birbirine saygısı olan bir ailenin içinde buyumuştum. Annemle babam benim ve abimindüşüncelerini saygıyla ve her zaman anlayışla karşımışlardı. Abim 21 yaşında ben ise 17 yaşındaydım.Çok iyi anlaşıyorduk abimle arkadaş gibiydik. Evet bahar gelmişti, papatyalar yeşil çimenlerinarasından çıkmaya başlamıştı, topragın ıslak kokusunu doyasıya içime çekiyordum, ağaçlar yeşilin herrengine boyanmış, denizin o muhteşem kokusu her şeye değer. Ne güzel bir gün insan hayatı doyadoya yaşamalı çünkü hayat çok güzel ve her zaman yaşamaya değer. Babam çok yoğundu yaylaşenlikleriyle ugraşıyor ben de okuldan sonra babama yardım etmeye gidiyordum. Abim bizimleyaşamıyordu. Ankara’ da bir öğrenci evinde kalıyordu ve son iki yılı kalmıştı. O yüzden elimdengeldiği kadar babama ben yardım etmeye çalışıyordum. ‘’Son bir ayımız var çok guzel geçecek, busene yayla şenlikleri çok sayıda ünlü gelecek, bu sene çok farklı olacak.‘’ diyordu babam . Benimokulumun bitmesine de cok az bir zaman kalmıştı. Tatil başlamak üzereydi ve günler su gibi geçiyorduson hazırlıklar yapılıyor. Babam ise çok heyecanlı var gücüyle bu program için çalışıyordu. Canımbabam geleceğimin kaderimin çizgisini çiziyormuş, bilseydi asla böyle bir şenliği düzenlemezdi. O gecebiz de eşyalarımızı toplayıp yayladaki evimize doğru yola cıktık. Sabahın erken saatlerinde vardık.Biraz dinlendikden sonra panayırın oraya gittik. Çok güzel bir köy kahvaltısıyla güne başladık. Artıkinsanlar da gelmeye başlamıştı. Yakın illerden otobüsler, özel arabalar, siyasetciler, sanatcılar, muhtişbir kalabalık olmaya başlamiştı. Biraz soğuk olsada guzel bir hava vardı. Ben de arkadaşım Buse`yibekliyordum. Buse`nin annesi ve babasıyla da ailecek görüşüyorduk. Çok seviyordum Kadir abiyi veElif ablayı. Buselerde gelmişti ve ben arkadaşimla dolaşmaya çıkmıştım. Yürürken Buse`yearkadasından biri seslendi, ‘’Merhaba Buse, görmeden geçiyorsun beni ‘’. Buse tanıyordu o gencİyanına gıttı ‘’Hoşgeldin Furkan‘’ dedi. Buse Antalya`ya tatile gittiklerinde tanimış Furkan`ı. Onlardatatile gelmiş Antalya`ya. Furkan`la biraz konuştuktan sonra Buse yanıma geldi ‘’çok iyi bir çocukFurkan. Tanıyorum onu ve ailesin‘’ dedi. Babamı da gormek istiyor en kısa zamanda Furkan. Birazdaha dolaştıktan sonra şenliklerin olduğu yere vardık. Öğle saatleri olmuştu annem, ‘’ hadi artıkyemeğe gelin acıktık‘’ dedi. Çok güzel bir masa hazırlamışlardı Elif ablayla annem. Buse yemekteFurkan`dan bahsetti. Buse`nin babası cok seviyordu Furkanı. Akşama konser vardı, Buse ile konseregidecektik. Hazırlanmaya Buselere gittik. Buselerin evi daha yakındı şenlik alanına. Hazırlandıktansonra şenliklerin olduğu yere tekrar gelik. Gençler toplanmış türküler söylüyorlardı sazınkemençenin eşliğinde. Bilde onlara kadıltık çok eğleniyorduk sahilin muhteşem dalgaları da eşlikediyordu bize. O sıra da furkanın sesini duydum. Buse ile konuşuyordu. Ben de arkamı döndüm.Furka`nın yanında daha önce hiç görmediğim bir arkadaşı vardı. İçimde öyle tuhaf bir duygu oluştu kisanki sıcak su döktüler. Buse ‘’Ela gelsene‘’ diye seslendi bana. İşte o an kalbim duracak gibiydi. Neoluyordu bana neden böyle olmuştum. Furka`nın arkadaşıda bana bakıyor ve gülümsüyordu.Yanlarına gittim, tanıştık. Adı Arif`ti ve ben daha once yaşamadıgım duygular yaşıyordum. Arif`inbakışlarından onunda bana karşı bir şeyler hissettiğini anlamiştım. Konserde çok eğlendik. Konserbitince beraber yürüdük. Biraz sonra yarın için bir plan yapıp ayrıldık. Buse ‘’Ela ne oluyor niyeboylesin Arif sana gore biri değil çünkü yurtdışından tatil için gelmiş Buraklara. Burak`ın arkadaşı ongün sonra dönecek ülkesine, lütfen Ela saçma sapan şeyler duşunme. ‘’ Evet saçma sapandı belki amaben kalbime söz geçiremiyordum, sürekli Arif`in gülüşü gözümün öğnüne geliyordu. Sabah olmuştuen güzel elbisemi giydim, saçlarımı yaptım, kahvaltıya indim. Sıcacık ekmek kokusu geliyordumutfaktan. Annem fark ettı bendeki heycanı, ‘’Hayırdır kızım bu mutluluğunu neye borçluyuz?‘’ dedi.Annecigim bir bilseydi içimde yaşadığım duyguları. Nasıl söylerim ben böyle bir şeyi anneme,imkansız. Kahvaltımızı ettikten sonra Elif ablara gittik. Annemle Elif abla otururken biz sahilearkadaşlarımızın yanına gidiyoruz diye çıktık. Furkan ile Arif sahilde bekliyordu bizi. Çok heyecanlıydımbiraz da belli ediyordum sanırım Arif ‘’Nasılsınız hanımlar, sizin için ne yapabiliriz, nereye gidelim? ‘’ dedi. Arif Fransa`dan gelmişti. Orda doğmuş bir firmada muhasebeci olarak çalışıyormuş on günlükizni varmiş. Sonra annesini babasını anlattı, yaşantısını. Tek çocuktu ve ailesiyle yaşıyordu. O kendinianlatırken ben onun ruhuna iniyordum sanki, Arif`i yaşıyordum. Galiba ben aşık olmuştum. Busefarkındaydı ve Arif`i çok sevmiyordu. ‘’Hadi Ela gidelim artık çok geç kaldık.‘’ dedi. Furkan ‘’Kadir abiyigöreceğim biz de sizinle gelelim.‘’ dedi. Hep beraber babamların yanına gittik. Kadir abi Furkan`asarıldı, ‘’Özlemişim seninle maç yapmayı.‘’ dedi şakalaştı Furkan ile. Babamla da tanıştı Furkan ve Arif.Furkan çok sevimli bir çocuktu ama maalesef Arif`i çok sevemediler. Onların sevemediği adama benaşık olmuştum. Furkan ve Arif vedalaşıp gitti. Üzgündüm babam ilk kez biri hakkında yorum yaptı,‘’Arif ile çok yakın olmanızı istemiyorum.‘’ dedi Buse ile bana. Çok üzülmüştüm babam Arif`isevmemişti. Ben nasıl anlatacaktım duygularımı şimdi babama. Sabah olunca tekrar şenlİklerin orayagittik. Çünkü turnuva vardı bügün. Arif ile Furkan`da ordaydı. Biz daha çok yaklaşmaya başlamıştıkArif`le. Buse surekli beni uyarıyor daha fazla kendini kaptırma uzuleceksin diyordu. Bense tümkalbimle bu adama aşık olmuştum ve hiçbir şeyi gözüm görmüyordu. Arif hafifçe eğilerek kulağıma‘’Seni seviyorum ve seninle evlenmek istiyorum‘’ dedi. Kalbim sanki yerinden çıkacaktı çokmutluydum ve ben bu evlilik teklifini kabul edecektim. Peki ya babam ne olacaktı nasıl soyleyecektimben evlenmeye karar verdim diye. Bir ay sonra daha on sekiz yaşıma yeni girecektim. Ama kararımıvermiştim ben bu adamla evlenecektim.İçimi hafif bir hüzün sarmıştı. Babam çok üzülecekti ama ben Arif’ten de vazgeçmeyecektim.Şenliklerin son günüydü herkes çok mutlu, çok iyi geçmişti , babam çok mutluydu hayırlısıyla bunu daatlattık, umduğumdan da güzel geçti. Arif ile buluştuk ayrılık vakti gelmişti. Çok üzgündüm Arif banabir ay sonra ailesiyle beni istemeye geleceğini söyledi, “Lütfen ailene bunu anlat, bize bir tarihversinler, hayırlısıyla bu iş olsun.” dedi. Çok mutluydum biraz da doğru muydu yaptığımbilemiyordum. Arif’in gidişine üzülüyordum , babam nasıl bir tepki verecekti anneme, abime nasılsöyleyecektim? Bu konuyu Elif ablaya anlatmaya karar verdim. Elif ablaya onunla konuşmakistediğimi, çok önemli olduğunu söyledim , Elif abla, “ Tabii ki ne zaman istersen konuşuruz Ela, birsorun mu var?” dedi. Biraz korkak biraz da ürkek bir şekilde, “Anlatacağım Elif abla.” dedim. İçimdeyayamadığım bütün duyguları anlattım, annem ve babamla konuşmasını rica ettim. Elif abla şokyaşıyordu, “Yanlış Ela, çok yanlış!” dedi. Ben kararımı verdim evleneceğim Arif ile.Elif abla ve Kadir abi bize geldiler aynı günün akşamı, ben ve Buse benim odama geçtik. Buse,yalvarıyordu “Yanlış yapıyorsun, hayatını da aileni de bitireceksin, yapma Ela” diyordu. Ama kimseninsözünü dinlemiyordum, evlenecektim! Salondan babamın sesi geldi, ”Ela çabuk buraya gel!”. Evetöğrenmişti babam yüz yüze gelme vakti gelmişti ve ben ne cevap vereceğimi bilmiyordum. Babamböyle bir şeyi asla kabul etmeyeceğini ve bu yanlıştan vazgeçmem gerektiğini söyledi. Çok kararlıydı,ilk kez babamı böyle sinirli, kızgın ve üzgün görmüştüm ama vazgeçmeyecektim, kararımı vermiştim.Babama da kararımı verdiğimi evleneceğimi söyledim ve odama çıktım. Aradan bir hafta geçti kimsebenimle konuşmuyordu, kötü bir hüzün kaplamıştı evin her yerini, mutluluk yerini üzüntüyebırakmıştı evimizde ve bende çok üzgündüm bu durumdan. İki hafta sonra abim de geldi. Abiminsınavları olduğu için kimse benim kararımdan ona bahsetmemişti.Sonunda babam ve annem abime anlatmış, “Yapamaz benim kardeşim böyle bir şey!” demiş. Abimsaatlerce konuştu benimle, ancak konuşması hiçbir şeyi değiştirmedi. Arif aradı ve haftayageleceklerini söyledi. Annem benimle çok konuşmuyordu bu yüzden Elif ablaya söyledim. Arifler haftasonu beni istemeye gelecekler diye gönülsüz hazırlıklar yapıldı ve Arif anne ve babasıyla beniistemeye geldiler. Yaşlıydı Arif’in ailesi ama iyi insanlardı. Arif’in babası konuyu açtı ve konuştu, Kadirabi, abim ve benim canım babamla. Hiçbir şey söylemiyordu babam sadece gözleri acı içindebakıyordu ve o gözler acı çekiyordu. Bu acıyı ona çektiren prensesiydi, benim de canım çok yanıyorduama Arif’ten de vazgeçemiyordum. İstemeyerek de olsa kabul etmişlerdi, bir hafta sonra yüzük takmaya geleceklerdi. Zaman su gibi akıp gitti buruk bir nikâh kına ve düğün hepsi olmuştu. Bir aysonra Fransa’ya gelin olarak gidecektim.Ayrılık vakti yaklaşmıştı vizem çıkmıştı. Arif beni almaya geldi, ayrılıyordum, veda ediyordum babama,anneme, abime, Buselere. Canım yanıyordu bir yanda da çok mutluydum çünkü Arif’i çok seviyordum.Canım babam, annem, abim, sol yanım, her şeylerim sizi de çok seviyorum beni affedin! Vedaedemedim, aileme küçük bir not yazıp çıktım evden. Biliyordum ben bu ayrılığa dayanamayacaktım,hazırdım gidiyordum sevdiğim adamla ve çok mutluydum. Havaalanına gittik, biletlerimizi öncedenalmıştı Arif. İki saat sonra gidiyorduk, son kez baktım doyasıya gözyaşım dinmiyordu. Arif, “Üç aysonra seni gönderirim, üzülme” diyordu. Uçağa bindik ve gidiyordum vedalaşmadan. Uçaktanindikten sonra Arif’in anne ve babasının yanına gittik ve beraber yemek yedik. Bana çok iyidavranıyorlardı, mutluydum onların yanında. Sonra kendi evimize geçtik, küçük bir apartmandairesiydi, dördüncü katın arka cephesiydi, olsun zamanla çıkarız şimdilik burası benim evim. Günlersu gibi geçiyordu, Arif sabahları gidiyor akşam beş gibi geliyordu bazen beni bir yerlere getiriyorbazen çok yorgunum yarın çıkarız diye geçiştiriyordu. Belli etmesem de sevmiyordum böyle yaşamayı.İki ay olmuştu geleli Arif değişmeye başlamıştı. Akşamları geç geliyor, benimle hiçbir şey yapmakistemiyordu ve her zaman bir bahanesi vardı. Evde çok bunalıyordum, alıştığım büyüdüğüm evlerböyle değildi ve ailemi çok özlemiştim. Hata yapmıştım evlenmekle ve hatamı kabul etmekistemiyordum. O akşam arif yine geç geldi eve, tartışmaya başladık. Arif’i hiç öyle görmemiştim.Üzerime yürüdü ve ben kaç yumruk yediğimi hatırlamıyorum, bayılmıştım. Sabah uyandığımda Arifgitmiş bense yerde kanlar içinde yatıyordum. Yüzüm tanınmayacak haldeydi. Biraz kendime geldiktensonra yaralarımı temizledim. Akşam olmuş Arif eve gelmişti, ben ise çok korkuyordum, hiçbir şeydemeden yatak odasına geçip odayı üstüne kilitledi. İki hafta geçti hiç konuşmuyorduk, bir gece yarısıiçkili halde geldi, ilk kez içtiğini görmüştüm. Yanıma yaklaştı ve saçımdan tuttu, cebinden çıkardığıjiletle saçlarımı kesti. Yalvarmam, ağlamam hiç önemli değildi onun için. Ben ne yapacağımıbilmiyordum, çok yalnız ve çaresizdim. Günler geçiyordu öğle vakti eve geldi, yemek istedi evde hiçbir şey olmadığını söyledim, çok kızdı, sigarasını yaktı ve yakıp yakıp vücudumda söndürdü. Camlarınkilitlerini, kapıların kollarını çıkardı, üzerlerini farklı şeylerle yapıştırdı. Kapıları kilitledi, hapsolmuştumartık bu kafese. Günler geçiyor her gün bir bahaneyle işkence ediyordu bana. Kaynar suya ellerimisokuyor, bacaklarıma ütü vuruyor, soğuk suyun altında saatlerce bırakıyordu ellerimi bağlayarak ,artık bitmiştim ve ölmek istiyordum. Kurtuluş yolu bulamıyordum ve çaresizlik içinde bekliyordumartık. Vücudum da bitmişti, tanınmayacak haldeydim, benim o halime bakıp gülüyordu. Ben birpsikopatla evliydim, yalnız ve çaresizdim. Evde yiyecek hiçbir şey yoktu sadece makarna yiyordum.Dört ay geçti böyle, çaresiz dört ay farklı işkenceler… Her seferinde sesim çıkmasın diye kapattığıağzım yaralar içindeydi, vücuduma attığı jiletlerin demirin ve sigaranın izleri geçmeden başkaişkenceler uyguluyordu. Bir gece sızmıştı içkiden yatak odasının arka camının yanına çekildim, karşıcamda bir el hayali gördüm. Bir şeyler yapıyordu , cama yapıştırdığı şeyi kazımaya başladım, yaşlı birkadın bana bir şeyler yapıyordu. Galiba bu kadın bana yapılanları görmüştü. Hayal mi görüyorum diyeduşundum. Acaba hayal miydi gördüklerim? Sabah uyandığımda evde yoktu Arif.Hemen arka cama gidip tekrar kazımaya başladım, çok az bir yer açabilmiştim ama yaşlı kadın camdayoktu , hayal mi gördüm diye düşündüm aradan bir saat geçti tekrar baktım ,evet kadın ordaydı , birkağıda Türkçe yazı yazdırmıştı ve sana yardım edeceğim yazıyordu. Çok mutluydum yaşlı kadın banatekrar bir kağıt daha gösterdi. Aşağıya poşet sal yazıyordu ama camlar açılmıyordu nasıl yapabilirdim ,kadın diğer kağıdı gösterdi. O kağıtta da banyonun penceresi açık yazıyordu. Hemen banyoya geçipaşağıya poşeti saldım, poşetin içine bir şişe ve bir pamuk koymuştu. Yaşlı kadın bana tekrar yazıgösterdi, bu akşam seni aşağıda bekleyeceğim , sakın korkma yazıyordu. Hemen sakladım şişeyi vehazırlanmaya başladım. Perişan haldeydim pasaportlarımı buldum küçük bir çanta yapıp sakladım.Akşam olmuştu eve geldi ve çok yorgun görünüyordu , çok açtım sadece suda haşlanan makarnayı yiyordum , çünkü başka hiç bir şey yoktu evde almıyordu, odasına geçti ve sonra salondaki koltuğauzandı , çok korkuyordum bugün bana bir şey yapacak mı diye, elini başının altına koydu sadecetavana bakıyordu. Ben ise bir köşede korku dolu gözlerle ona bakıyordum ,yarım saat sonrauyuduğunu anladım , hemen şişedeki sıvıyı pamuğa döktüm, sessizce yanına gittim ve bütün gücümleburnuna tuttum. Evet evet başarmıştım bayılmıştı , hemen yastığın altındaki anahtarı ve hazırladığımçantayı alıp kapıyı açıp aşağıya kaçtım , yaşlı kadın ve bir araba beni bekliyordu. Kadın Fransız’dı.Elimden tuttu , beni hava limanına getirdi, bilet aldıktan sonra görevlilerle bir şey konuşup benibineceğim uçağın kapısına kadar getirdi. Elime para verdi, yaş dolu gözerleriyle beni yanağımdan öptüve gitti. Bir saat sonra uçağa bindim ama çok korkuyordum Arif gelecek diye çok zor geçirdim o birsaati , uçağın içindeydim artık ve uçak havalanmıştı çığlık atmak istiyordum, doyasıya haykırmak.Kurulmuştum. Yolculuk bitti uçaktan indim dizlerimi yere çöküp doyasıya ağladım. Ben buradancanımdan çok sevdiğim ailemi bırakıp yedi ay önce sevdiğim adamla gitmiştim, çok genç ve üzgünüm,anlayamadım hatamı. Yaşlı kadının bana verdiği parayı bozdurup taksiye bindim, evime gidiyordumama çaresiz ve acılarla dolu bir haldeyim. Taksiden indim babamın gülleri ve küçük elma ağaçlarıduruyordu , benim en güzel yıllarım babamın dizinde burada geçmişti. Henüz daha bahar gelmemiştive kış sonuydu, kapıya vurdum kimse duymadı tekrar vurdum , annemin sesi geldi içerden ve ,kapıaçıldı. Annem sadece baktı. Onunla yedi aydır hiç konuşmamıştık. Annem konuşamıyor gözlerikocaman olmuş bana bakıyordu , sonra babamın sesi geldi içeriden ve kapıda belirdi. Nur yüzlübabam beni görünce çok kötü oldu. Benim ela gözlüm bu sen misin dedi. Evet benim yüzüm değildibu ben bile tanıyamıyordum kendimi. Annem elimden tuttu annemin eli elimdeydi inanamıyordumöyle doyasıya öptüm ki annemin elini içime çektim doyasıya kokularını. Beni affedin, affedin annemdedim. Salona geçtik babam elimin üzerindeki ütü izini fark etti , ayağa kalkıp kolumu sıyırdı. İşkenceizlerini fark etti ve kıyafetlerimi çıkartmaya başladı. Annemin ” Annem bunlar ne, sana ne oldu. “demesi, babamın ise gördüklerine daha fazla dayanamayıp dışarıya kaçmasıyla ben de kendimibanyoya atıp saatlerce ağladım. Bir kere daha babamın canını yakıştım, vücudumdaki yaralardan dahaçok acıtıyordu canımı onlara yaşattığım bu acı. Bir duş alıp abimin pijamalarını giyip bahçeyebabamın yanına gittim gözleri kan olmuştu ağlamaktan. Sen üzülme babam benim suçum , senin hiçbir suçun yok , benim hatam ama hatamın bedelini ağır ödedim dedim. Babam beni özel birhastaneye getirdi çünkü kapanmaya iltihaplı izler vardı. Babamın doktor olan arkadaşı gördüklerineinanamadı , bunu bir insan yapamaz sen bunlara nasıl dayandın ben bakmaya dayanamıyorum dedi.Doktora psikolojik yardım almam gerektiğini kabuslar gördüğümü söyledim. Kısa bir zaman sonraabim de geldi dehşet içindeydi, çok öfkeli ve çok kızgındı. Konsolosluğa baş vurdu doktordan aldığıraporlarla Arif’i yakalattırmak için. Canım babam büyüdüğü yerde olan bütün mal varlığını satıp büyükşehre gitmeye karar verdi. Benim tedavim için gerekli olan parayı hastaneye yatırdı, artık tedavilerimbaşlamıştı. Ben ise hiç konuşmuyor , sürekli susuyorum. Aylar geçti artık hafifliyordu acılar, azalmayabaşlamıştı. Canım arkadaşım Buse’m hiç yalnız bırakmadı beni , hiç yüzüme vurmadı hatalarım. Abimher şeyim, nefesim iyileşmemdeki en büyük destekçim. Annem benim kalp atışım, saçının telinekurban olduğum , beni affet sana bunları yaşattığım için. Babam duvarım, sol yanım , sendin benimtek aşkım , senin sevgin her şeye değerdi benim için. Ben seni çok üzdüm , canım babam affet beni,sana yaşattıklarım için ve seni de bu çıkmazın içine soktuğum için. Hiç şikâyetçi olmadın iki sene beniiyileştirmek için savaştın. Babam, kalbimin sevdiği tek ADAM !
SEVDA OZEN / AVRUPAPRESS
sene 1988 Uskattaki nurdan teyze seslendi anneme , emine hanım bugun pazara çıkalımmı hava çok guzel ,Anecim bu aralar çok sessizdi güzel anem çok fazla konuşmuyordu , çok dikkat ederdi konuşurken hiç gönul kırmazdı ama kendi gönlu hep kırıktı ‘ , Biz 6 kardeştik 5 kız kardeş birde yusufumuz vardı ‘ buyuk ablalarım saliha ayşe ve melek , en küçügümüz özlemdi ,, Babam tır şoforuydu çok fazla eve gelmezdi gelsede 1 veya 2 gece kalır giderdi bizim evde babam ne derse o olur kimse lafının uzerine laf soyleyemezdi evde kimse babamın sözunden çıkmazdı , ablarım 18 yaşına gelmeden okuldan almiştı onları evden çikmama yasaği koymuştu kimse hiç bir yere gidemiyordu sadece anemle çikabilirlerdi oda ozel ihtiyaçlar ve alş veriş içindi hapis hayatı diyordu anem ! kimse halin den memnun değildi ama annemi üzmemek için hiç birimiz bu konu hakında konuşmuyorduk aplalarım çok şanslıydık melek gibi annemiz var diyordu , mutluyduk babasız ,, Hafta sonu oldu babam geldi anem çok mutsuz ve uzgundu babamla yan odaya ğeçtiler konuşmak için babamın sesi mutfaktan duyuluyordu bagırıyordu anneme hemen halledeceksin bu işi geldigimde bitmiş olsun ! Babam kapıyı carpıp hızlıca çıkıp gıttı evden ilk kez bu kadar cabuk giddişi olmuştu giderken annemin hazırladı temiz çamaşırlarınıda bavulu na koymayı unutmadı , çok ofkeliydi ve hiç birimizle konuşmadı ! Neydi babamı bu kadar sinirlendiren anneciğimi hiçkırarak ağlatan ne oluyordu , anecim dinine bağlı elinden geldik kadar ahretine çalışan mutavazi bir kadındı ama annem ilk kez babam gittiginde bu kadar aglamıştı ! sordu saliha ablam annem ne oldu niye aglıyorsun , annem yok bir şey her zamanki baban emirlerini verdi ve gitti dedi ? Anemin ilk kez bu kadar çaresiz görmüştum , aradan bir kaç gun ğeçmişti nurdan teyzemle annem bir seyler konuşuyorlardı , anem ağlıyordu canım annem neler oluyordu , tamam dedi nurdan teyze yarın gideriz ,, anem ve nurdan teyze 1 gun sonra hazırlanıp evden cıktı annem beni merak etmeyin dedi akşama donerim nereye gidecegini bize soylemedi , akşam olunca nurdan teyze eve yanlız geldi , çok korkmuştuk , nurdan teyze annem nerde diye sorduk , nurdan teyzem saliha ablama kızlarıda al bana gelin dedi ama özlemle yusufu getirmeyin ,, kardeşlerimizi eve bırakıp nurdan teyzeye aşşaya indik , canım arkadaşim nurdan teyzemin kızı nurhanda bizimleydi , sessizlik sarmiştı her yeri nurdan teyzemin gözleri aglamaktan kızarmışti çok ağlamıştı içim yanıyor dedi ve başladı! Bugun annemizle doktora gittik anacıgınız benim ğül kokulu eminem hamileydi babanız aldıracaksın o bebeği demiş anneniz yapamam dediysede babanız şart koşmuş geldigimde bu mesele bit miş olsun demiş ,, o yuzde bugun hastaneye gittik , doktor annenizi içeriye aldı kurdaj için yanlız anneniz benim gül kokulu eminem hastaymiş doktor bu gun emine hanım burda kalacak şupelendiğim kitleler var demiş tahliller yapacagım yarın çıkartırız ,, hiç birimiz konuşmuyorduk , nurdan teyzem yarın beraber gideriz kızlar dedi inşallah hayırlı haberler alırız eminemden benim canımdan , o gun saliha ablam çok agladı ayşe ablam odasına gitti melekle ben nefesimizi tutmuş birbirimize bakıyorduk ,, ertesi gün nurdan teyzem ve aplalarım hastaneye gittiler , ben yusuf ve özlemle evde kaldım , anemin toktoru gelmiş nurdan teyzemi o dasına alıp konuşmuş , ogleden sonra hep beraber eve geldiler anacıgım çok yorgundu tahliler canını çok acıtmiştı hiç sevmezdi toktora ğitmeyi içim acıyor derdi kendince bir şeyler yapıp içerdi güzel annem ,, nurdan teyzem annenizi yatırıp aşşaya gelmemizi soylemiş saliha ablama ,, anem ve kardeşlerim uyuduktan sonra aşşaya nurdan teyzemin yanına indik çok merak ediyorduk dokdor ne soylemişti , bu sefer içimde anlamadığım garip acılar vardı , 4 kız kardeş tek nenes nurdan teyzenin konuşmasını bekliyorduk ! Her şeyi anlattı nurdan teyze !! benim gül kokulu canım anem bir tanem nefesim kansermiş bu illet vucudunun her yerini sarmiş , doktor kurtaj ettik ama yapacak başka bir şey yok demiş ! Canım anem iyiyim derdi romatizma derdi çok hastaymiş benim gül kokulum olecekmiş , o gunu hiç unutamam bogazıma takılmıştı butun ofkem ve acılarım , şimdi ne olacak nurdan teyze annem olecekmi ? Biz güzel yaşatscagız eminemi dedi olmadıgı kadar mutlu edeceğiz hiç aglamak yok guçlu olacaksınız üzmeyeceksiniz annenizi , yukarıya çıktık yuzumuzu yıkadık yanına geçtik annemizin hepimiz susuyorduk , saliha ablam annemm şimdi hemen bir şeyler hazırlıyorum sana dedi ,, nurdan teyzemle nurhanda geldi , ayşe ablam mutlu olmaya çalışıyor saliha ablam gine guçlu benim se göz yaşım içime akıyor evimizin melegi melek anemin kopyası biricik ablam çok duygusaldı o anlatamadı duygularını o daya kitledi kendini özlemle yusuf bilmiyordu gül kokulu annemiz öluyordu ! Salıha ablam 1 gun sonra babamı aradı , anemin hasta oldugunu soylemiş hafta sonu gelecegim deyip telofonu kapatmış , yazık dedi ablam çok yazık ! Anacım acılarını bize belli etmemek için susuyordu çok konuşmuyor surekli tebessum ediyordu , babam sabahın erken saatinde geldi , annemin odasına geçti hiç ses gelmiyordu hiç bir şey demedi babam 16 yaşında getirmişti annemi almanyaya insan bunca yıl geçirdiği hayat arkadaşina ömrunu ona adamış kadına söyleyecek tek bir kelimesi olmazmı nasıl bir vijdan bu , ! Tam çıkıyordu odadan anem seslendi hiç yaranamadım sana , hiç memnun edemedim , hiç yüzünu güldugunu goremedim , hiç bir güzel sozunu duymadım, 1 kere bile olsun bizimle hiç bir şey yapmadın o kadarmı utandın bizden o kadarmı sevemedin ? Bundan sonra sen tek bir şey istiyorum buraya bir daha gelme önceden sen beni istemedin şimdi ben semi istemiyorum ! Babam hiç birimize bir şey demeden gine cekip kapıyı gitmişti ! Aşşağıdaki nurdan teyzeye yuklu bir para bırakmişti,, nasıl bir insandı benim babam ? Çok mutlu ediyorduk anemizi hiç bir şeyi yokmuş gibi ama çok agrıları sancıları vardı artık agır morfinler kullanıyorduk çaresizdik , evimizde her gun anemin arkadaşları beraber kuran okuyup güzel ilahiler soyluyorlardı aneme , anem artık kotuleşmeye başlamıştı babamsa o gunden sonra 1 kere bile aramadı yazık benim güzel annemin ömrune , kime hizmet etmişti bunca yı yıl , bir omur vermişti babama ! Anem artık yuruyemiyordu ayşe ablam mutfakta anemin en sevdiği yemekleri yapıyordu canım en sevdiği yemeği bile yiyemiyordu artık ,! Saliha ablam hep anemin başinda melek ablam güzel sesiyle kuranı elinde annemin son gunlerini yaşıyorduk son bakışları son gülüşleri gül kokulu anemmm birazdaha kal bizimle daha doyamadık sana anem ne yaparız sensiz nasıl yaşarız , ozlemle yusufun hiç bir şeyden haberi yoktu nasıl söyleyecektik onlara ne diyecektik nasıl anlatacaktık ,, sabahın erken saatlerinde uyandım anemin odasından ses gelmiyordu kapıyı açtım anem duz bir şekilde yatıyordu ! Nurdan teyzeye koştum kapıya hızlıca vurdum nurhan açtı kapıyı annemm dedim ve tekrar yukarıya çıktım ,ablalarım başındaydı canım annemin gül kokulum terk etmişti bizi , biri benim kalbimi avuçlarına almiş sıkıyor gibiydim , ona soz verdiğimiz ğibi hiç sesimizi çıkartmadık , yusuf ve ozlemin annemi oyle gorunce attıgı çığlıklar hala kulagımda , babama haber vermişler geldi hiç birimiz konuşmuyorduk babamla son gunlerinde hiç aramadı annemi !! Annemi memleketine getirdik istediği yere defnettik çok buyuk ozlemiydi turkıye! 10 gun sonra almanyaya geriye donduk babam çalişmaya tekrar başladı emirlerini verir ve giderdi daha anem öleli 3 ay olmamiştı saliha ablama haftaya hazır ol hayırlı bir için gelecekler dedi ,, benim garip ablam hiç sesini çıkartmadı , avusturyadan geldiler 20 gun içinde ablam oraya gelin gitti , daha anemin acısı bitmemişti benim güzel ablam gitmişti evden , en neşelimiz ayşe ablam o bile gülmuyordu artık ,, aradan çok geçmedi ayşe ablama babam tekrar aynı kelimeleri soyledi haftaya hayırlı bir iş için gelecekler hazır olun , kimsenin sesi çikmıyor kimse bir şey soyleyemiyordu babama , hafta sonu misafirler geldi nurdan teyzem gine bizimle nurhan da canım arkadaşim hep yanımızdaydı , misafirler gidince nurdan teyzemle babam içer de tartişmaya başladı nurdan teyzem çok sinirliydi babama veremezsin ayşeyi dedi,, babam ayşe ablamı tır şoferi olan arkadaşının oğluna vermişti , nurdan teyzem o ayyaş arkadaşının ayyaş oğluna verdirmem sana ayşeyi dedi yapamazsın çiçek gibi çocuklarını yakamazsın yazık onlar annelerinin bana yadıgarı dedi hiçmi için sizlamıyor hiçmi vıjdanın yok sen nasıl nir babasın ! Babam nurdan teyzeyi kolun dan tutup hakaretlerle dışarıya çıkarttı ,, çok çaresizdik öz babamız bizleri elleriyle cehenneme atıyordu ,, Evde yanlızdık artık sesizlik vardı anem gidince gül bahçeside anemle beraber gitti , biz o güllerin tikenleriyle ugraşıyorduk şimdi çaresiz ve çok mutsuzduk aradan çok geçmeden ayşe ablamında dugunu oldu odurdugu ev bizim evimize yakındı ama aramızda buyuk mesafeler vardı ve onu hiç gormuyorduk !
Nurdan teyze boyle olmayacak baban senide birine vermeden bir çaresine bakmam lazım dedi ,, nurdan teyzenin akrabalarından olan biri vardı iyi biriydi nurdan teyze melek ablamla samet abiyi taniştırmiş , melek ablam olur demiş , sonra nurdan teyzemin eşi hayırlı bir iş için size geleceğiz allahın izniyle melegi istemeye demiş , babam buyrun gelin demiş ,, geldiler ilk kez bir ablamın güldugunu gordum sevmişti samet abiyi , çok geçmedi melek ablamında dügünü oldu ,, ablamlar geldi onları gordum dayasını sarıldık birbirimize mutsuzdu iki ablamda ,, kader dedi saliha ablam ,, artık ablalarım gitmiş biz 3 kardeş kalmiştık babamın emirleri hala devam ediyor eve daha sık geliyordu , bir gece yarısı babam geldi elinde 2 bavulla beşindede bir kadın , babam alın şunları elimden dedi hiç utanmıyordu! Sevim hanım buyur dedi bizde hoş geldiniz dedik ve odamıza geçtik benim nankor babam sevim hanımla annemin odasına ğeçti çiğerimi biri soktu ve avuçlarımın içine koydu sanki , benim gül kokulu annemin istediği bir avuç sevğiydi başka bir şey değil benim ğül kokulumun yatagına sevdiğini yatırıyordu babam haykırmak istedim son nefesime kadar yoktu boyle bir acı !! Sabah oldu sevim hanım kalkmiştı hiç bakmadım yuzune okul için hazırlandık kardeşlerile tam çıkıyorduk babam seslendi bundan sonra okula gitmeyeceksin bu sene son bu kadar yeter,, haykıramadım içimdeki nefreti soyleyemedim 1 ay kalmiştı okuların bitmesine , kapıyı cekip cıktım nurhana anlattım canım arkadaşım elinden geldikce guzel şeyler soyluyordu bana ama içimdeki ofke dinmiyordu , aradan iki hafta geçmişti , babam artık eve cok sık geliyordu bizim için değildi tabi !! sevim hanım dedi haftaya misafirlerimiz var hayırlı bir iş için!!! Benbende degildim sanki nasıl çıktı cümleler bilmiyorum haykırdım babama hanki hayırlı iş uzuga satıgın salihamı ? ayaş arkadaşının ayaş ogluna verdin ayşemi ? neyin hayırlısı sen bizi neden satıyorsun baba neden diye haykırdım beni satamıyacaksın ben evlenmiyecegim senin bana laik gördugun adamla ,, sen karın la rahat yasayacaksın diye bizi satamazsın ,, babamın gözleri yerinden cıkmıştı kemerini çıkartmasıla vurması bir oldu canım yanmıyordu kusmuştum içimdeki ofkeyi kardeşlerimin çiglıgına nurdan teyze ve eşi beni aldı babamın elinden 1 hafta aşşagı katta nurdan teyzede kaldım çok iyi baktı nurdan teyze nurhan bana ,, tabi isteme olayıda olmadı o yaralar 1 haftada geçmezdi aradan 1 ay geçti babam tekrar sevim hanıma hazırlık yapın hafta sonu misafirler var dedi ,, hiç bir şey soylemedim sevim hanımla hiç konuşmuyordum , ozlemle yusufa iyi davranıyordu ,, azda olsa bunu seviniyordum çunki kafamda pilanlanlarım vardı ,, hafta sonu beni istemeye geldiler , tabi babam hemen verdi beni hiç oneli değildi benim düşuncelerim ve kiminle evleneceğim kabul etmiş gibi yapıp sustum , nişanlanacagım cocuk biraz rahatsızdı gorunurde bir şey yoktu ama konuşurken takılıyor du , farketmiyordu benim babam bu çocugun bir rahatsızlıgı oldugunu ,, babam dedigim kişi beni bu hasta çocuga verecekti yeterki birimiz daha başlarından gitsin ! Dugun hazırlıklarına başlayın dediler ve gittiler,,babam uzun yola gidecekti bu sefer 10 gun yoktu gitmeden once para bıraktı eksiklerini al dedi hiç bir şey demedim sehbanın uzerine koydu parayı yuzune baktım bakamadı gözüme son kez baktım ona ne de olsa baba içim acıdı o da bir tuaf baktı ilk kez bana ayrılıyorduk ! sessizce , anacım olmeden once altınlarını aramızda paylaştırdı hepize eşit şekilde verdi , ozlemle yusufun altınlarını nurdan teyzeye bıraktı ,, nurhanın erkek arkadaşı vardı kimse bilmiyordu tanımıyorlardı aliyi , yardım edecekti bana sozleşmiştik,, babam gidişi benim için çok iyi olmuştu babamın bıraktıgı parayı aliye verdim uçak bileti aldı 2 gun sonra gidiyordum bavulumu yapıştım ve nurhanın odasına bıraktım , kardeşlerimle vakit geçirdim son kez koklayıp optum onları ,, anem senin gül kokulu evinden arzun da cıkıyordu yolcukuk vakti yaklaşmiştı bırakıyordum artık kardeşleri buyudugu şehiri can arkadaşı nurhanı canım annem sen gidince çok şey seninle beraber gitti evimizin sesi neşesi gül bahcemiz kurudu parçalandık anem ,, gece saat 2 olmuştu nurhan bavulumu kapının onune koymuş bekliyordu son kez sarıldım arkadaşıma doyasıya optum nurdan teyzeden helallık istediğimi söylemesini istedim ,, ali geldi arabasına binip uzaklaştım evimden buyuduğum yerden çocuklugumdan her şeyden ayrılıyordum artık

ali beni hava alanının kapısında bırakıp gitti ben istemiştim biri görur diye korkmuştum biletimi verip ucagın kalkacagı kapıya gittim kalbim yerinden çıkıyordu , evet kapı acıldı biletleri verdik uçagın içindeydim ve gidiyordum koltuguma oturup nurhanın elime sıkıştırdıgı zarfı açtım içıinde biraz para gidecegim bir ev adresi birde iş yeri adresi vardı , can arkadaşım her şeyi ayarlamişti benim için ,,, dua ettim rabbime binlerce kere şukrettim ,, Uçak havalanmiştı ve gidiyordum kendi seçtiğim ÖZGÜRLUGUME,,
SEVDA OZEN /AVRUPAPRESS
Sene 1996. Hülya annesi, babası, ablası, eniştesi ve ablasın biri 4 yaşında dıyeri 2 yaşında olan cocuklarıyla aynı evde beraber yaşıyorlardı. Hülya 16 yaşında neşe dolu çok güzel bir kızdı babasının göz bebeğı, mutlu bir aileydi her gün dıyer günün aynısıydı okula gıdıyor geliyor, sohbet ediyor. Yaşamayı seven biriydi. Annesi ablasını kücük oǧluna bakıyordu ve ablasının diyer çocugu ana okuluna gıdıyor.
Ablası ve eniştesi çalışıyordu. O kuldan sonra alışverişe gider annesine yardım eder akşam olunca doplanır ve akşam yemegini beraber yerlerdi. Hülya eniştesinini pek sevmezdi şakalarını komik sandıǧı fıkralarını tuhaf bakışları vardı ve bu bakışlarından rahatsız olurdu ama kimseye bir şey soylemezdi. Günler boyle devam etti. Annesi ve ablası akrabalarına oturmaya gittiler, hulyanın dersi vardı evdeydı. Babasıda kahveye arkadaşlarının yanına gitmişti. Bir bardak meyve cayı yapıp odasına geçti, her zaman kapısını kitlerdi ama bu sefer kitlemeyi unutmuştu. Eniştesi gelmiş ama onu duymamiştı sessizce odasına girdi once ne yapacagını bilemedi ve baǧırdı. “Çık” diye defalarca bagırdı ama eniştesi aldırmıyordu. Çıkartamadı odasından uzun süre savaştı sonrası eniştesin istedigi oldu, ona sahip olmuştu ve hulya caresizdi tehtit etti.
“Hülyayı oldururum ve senide. O çok sevdigin babanıda”. Çaresizdi ölümü, yolculuǧu çok duşundu ama yapamadı. Odasına kitledi kendinisini, artık her sey için çok geçti. Sabah olduǧunda annesinin sesiyle uyandı. “Okula geç kaldın kalk ardık dıyordu”. “Hastayım buǧün gıtmeyeceǧım” dedı. Annesine “kapı kilitli ve açma” diye soyledi. Nasıl bakarım annemin yuzune ne soylerim ya ablam; peki babam dedi, ne olacak şimdi? Kalktı ve annesi “ne oldu, niye bu kadar kötüsün? dün iyidin, bugün neyin var?” diye sordu. içimdeki sessiz çiǧlıǧı haykıramadı. Annesine söyleyemedi, anlatamadı. Evimizde beslediğimiz adinin yaptıklarına sadece “hiç” dedi. Hayat eskısı gıbı degıldı artık, derslerı kötü gıdıyordu, 16 yaşında ve her şeyden vaz geçmiş. Babası doktora getirmek istedi, dokdor yardımı almalısın bunalımdasın ergenlık dıyorlardı. Bilmıyorlardı içimdeki öfkeyi, acıyı, susuyordum ve her gün daha çok canı acıyordu. Çünkü anlatamıyordu günlerin ve aylarin böyle geçtiğni. Hülya tuhaf bir şekilde kilo alıyordu. Anlam veremedi ılk önçeler. Sonra mıde bulantıları başlamıştı, okulda ders almıştı hamilelikle ilgili. Adet zamanı bozukluğuda olmaya başladı çok korkmuştu. Ezzaneye gıttı bir hamilelık testi aldı ve korktuğu başına gelmişti, hamileydi. “Ne olcak şimdi” diye düsündü.
Ne yapacaktı kimseye söyleyemedi günler böyle geçti, azda olsa kilo alıyordu ve hafif karnıda büyüyordu. Annesi “kızım kılo alıyorsun dikkat et kendine diyor”. Bir bilseydi, bir anlasaydı, onu anlata bilseydi kendi yaşadıklarını. Karnını bir bez le sarıyordu sıkıca. Bol kıyafetler gıyıyor. Çok az ailesıyle vakıt geçiriyordu ve aylar geçti sonra bir gece çıglıklar içinde uyandı. Çok sancısı vardı. Annesi ve babası bugüne kadar hiç bir şey anlamamiştı, şimdi gerçekle yüzleşme vakti gelmişti. Acıl hastaneye getırdıler doktor içeriye aldı hulyayı. Bir saat sonra doktor dışarıya cıkarak erken doğum dedi. “Sezeryanla bebegi alacağız, korkulacak bir şey yok”. Annesi, babası ve ablası donmuştu. “Nasıl olur benim kızım evlı degıl daha 16 yaşında”. Işte ‘kara geçe’ dedıkleri bu olmalı. Sezeryanla doğum gerçekleşti, bir kızı oldu Hülyanın. Bir hafta hastanede kaldı, kimse gitmedi, gidemedi. Hülya hastanede yanlızdı. Doktor ailesini aratmış, hülyayı hastaneden cıkartacaklarını, onu almaya gelmelerinni soylemiş ti. Hülyayı almaya ablası ve eniştesi geldi. Pişkin pişkin “kim den peydahladın” dıyordu. “Piçini soyle hadi diyordu”. Ablası suskun “şimdi ne olcak, babam neyapacak, sen bunu nasıl yaptın Hülya” diyordu. Hakaret edıyor, söylene bilecek bütün kötü sozleri söylüyordu. Bebeğıne sıkı sıkı sarımişti kokluyordu. Içine çekıyor ve korkular içinde eve gidiyordu.
Sessizce gırdı icerıye ve odasına geçti. Kapısını örtmesiyle babasının kapıyı açması bir oldu. Ölesıye dayak yedi, hakaret, kufur, aklınıza gelebılecek her şeyi yaşıyord. “Kımden söyle” dıye bagrıyordu babası. Dayanamadı ve söyledi. “Eniştemden” dedi ve anlattı. Ablası bağrıyor “hakaret ediyor” diye ama enişte kaçmiştı. Aradılar hiç bir yerde yok tu. Kimse enişteye ulaşamıyordu malesef. Enişte ortalıktan kaybolmuştu. Inanamıyorlardı nasıl olurdu babası tekmelıyordu. “Geber, bu utanç bitsin” dıyordu. Komşular zor aldı elınden Hülyayı. Kan içindeydi. Yenı ameliyat olmuş, çok çanı yanıyordu. “Sonrasını cok hatırlamıyorum” dıyor. “Gecenin sonunu sankı beynınden silinmişti, ben içimden geçenleri haykıramadım” diyor. “On altı yaşimda hayatımı bitirdi” dıyemedim. Kimsede o ana inanmadı. “O adi eniştem kaçmasaydı inanmayacaklardıda”. Sabah oldu, dayağın etkısıyle sızdıgı yerde uyandı. Çok çanı yanıyor ve üstü başi kan içindeydi. Kızı aklına geldı bağırdı “kızım nerde”. Babası “kızın emin ellerde, iyi bir yerde. Sana ıhtıyacı yok, çok iyi bakılacak” dedi. Benım kalbim işte o an parçalandı. O açı Ölümden bile zor geldi. Adını bile koyamadığım, kokusuna doyamadıgım kızımı cocuğu olmayan zengin bir aileye vermişler. Bunu bana öz babam nasıl yapabılır diye düsüsundü Hülya. Beni çok seven babam gitmiş yerine bir cani gelmişti. Anneme bagırdı; “Hazırlayın şunu” dedi. Ben hastanedeyken ikimizinde yerini hazırlamişlardı kızım, zengin bir aileye evlatlık vermislerdi bense dul bir adama eşi olacaktim, yerim hazırdi. Eşi daha önce vefat etmiş 2 cocuğu olan bır adama vermişlerdi beni. Işte o an sesim kesildi, nefesim kesildi, dilim tutuldu, haykıramadım ve söyleyemedim. Bana bunu yapma baba diyemedim. Içimden geçenleri hiç bir zamam bilmedi babam, anlamadı beni. Zavallı annem çaresizce bakıyordu, olanlara acıyla baktı gözlerime. Biricik kızı kocası yaşıt adamla evlenecekti. Eşim olacak olan adam babamla yaşıttı. Bense adını bile koyamadığım kızın acısıyla yanarken, bedenenım bende değıldi, nefesim bende degildi ve artık hiç bir şey duşunmuyordum. Baş edemediğim acılar vardı içimde. Sadece tek yapabıldığım şeyi yaptım. SUSTUM.