DOLAR 46,2874 0.15%
EURO 53,6017 -0.16%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 29653200,04%
Ankara
21°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
Adı Hikmet!….
403 okunma

Adı Hikmet!….

ABONE OL
septembre 5, 2019 11:38
Adı Hikmet!….
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adı Hikmet! Sene 1968. Yaz tatili olmuştu,okular kapanıyordu artık ,benimse yurta kaldığım son gecemdi. Kaldığım yurt yaz tatiline girecekti.

Adı Hikmet! Sene 1968. Yaz tatili olmuştu,okular kapanıyordu artık ,benimse yurta kaldığım son gecemdi. Kaldığım yurt yaz tatiline girecekti. Bütün öğrenciler ve ögretmenler evlerine dönüyordu benimde eve gitme vaktim yaklaşmiştı. Hiç istemiyordum eve gitmeyi ama canım annem ve abimi çok özlemiştim az da olsa onlarla vakit geçirebilecektim.Çünkü babam beni para karşılığında her sene zengin bir aileye hizmetçi olarak veriyordu. Bu yüzden annem ve abimle çok vakit geçiremiyordum. Bilmiyordum bu sene babam beni hangi zengin aileye hizmetci olarak verecekti. Geçen sömestr yaşlı bir kadının yanına vermişlerdi beni. Zengin bir aileydi. Annelerine bir özel hizmetçi bulup yaz tatiline giderlermiş yaşlı kadının oğlu ve gelini mutfakta çalışan gönül abla öyle diyordu. Yaşlı kadın sakindi sürekli susuyordu konuşmuyordu, masum bakan gözleri tebessüm ediyordu. Geçen sene çok sıkıcı bir yaz geçirmiştim ama mecburdum maddi durumumuz iyi olmadığından. Babam ne derse o olurdu hepimize bir iş bulmuştu. Anneme bir hotelin çamaşırlarını yıkatıyordu,abim araba garajında çalıştırıyor, annemin ısrarı sayesinde ben de okuyabiliyordum , anacım benim okumam onun tek isteğiydi babama kalsa çoktan zengin birine hiç düşünmeden başlık karşılığı vermişti beni. Annem tek benimle ilgili konuda babama karşı geliyordu. Okuyacak benim kızım okuyacak! Babam her ne kadar kızsada okuluma son veremiyordu annem sayesinde. Abim sessizdi çocukluğundan beri yediği dayaklar duyduğu küfürler onu iyiden içine kapanık biri yapmiştı. Benim abim babasına hep nefretle bakan ve hiç sevmeyen biriydi ve hiç bir zamanda sevmeyeceğim diyordu. Her fırsatta abimi aşağılar, anasına benziyor gerizekalı bundan bir şey olmaz der kendince küfürler ederdi. Zavallı abim hiç bir zaman karşılık vermedi babama, kaşısına geçip asileşmedi. Kalbin de kocaman bir kini vardı abimin kendi öz babasına karşı daha on dokuz yaşında ve babasının sırtına yüklediği yükü taşıyordu, evin bütün giderlerini abim karşılıyordu. Hiç bir zaman onun hakını ödeyemem ben. Canım annem bütün gün çamaşır yıkar ama hiç parasını alamazdı. Çünkü hep babam alırdı. Anacım seni okutsun da alsın karişma kızım ben razıyım derdi, siz üzulmeyin yapacak bir şey yok derdi. Abim çok yalvardı gidelim anne diye korktu annem öldürür bizi baban dedi, bir de abimin başı belaya girsin istemiyordu. Kendince de haklıydı biz gidince babam parasız kalacaktı. Hazırlanma vakti gelmişti bende bavulumu topladım hazırlanıp yola çıktım uzun bir yolculuk beni bekliyordu. Biletimi aldıktan bir saat sonra otobüsle memlekete yolculuk başlamiştı. On altı saatlik bir yolculuktan sonra evimize yakın olan bir durakta indim. Öğle vaktiydi ve çok sıcaktı. Biraz yürüdükten sonra evimizin kapısını çaldım, kapıyı babam açtı. Beni karşısında görunce hiçbir şey söylemeden her zamanki sedirine oturdu.

Annemi çok özlemiştim bavulumu bırakıp arka tarafa avluya geçtim. Her zamanki gibi çamaşır yıkıyordu anacım mis gibi sabun kokusu her yana sarmiştı. Çok zayıflamiştı annem, koşarak sarıldım kokladım, doyasıya içime çektim kokusunu. Annem beni görünce hıçkırarak ağladı çok özlemişti oda beni annem canım her şeyim kıyamam gözyaşlarına sadece yaz tatilinde görüyordum annemi tatilerde bile görüşemi yorduk. Ben başka ilçelere zengin ailelerin yanına çalışmaya gidiyordum. Bu yıl daha nereye gideceğimi bilmiyor beni hangi süprizin beklediğinden haberim yoktu. Babam kapıyı açtığında yüzüme bile bakmamiştı benim için bir yer bulduğuna emindim mutlaka cebini dolduracak bir kapı bulmuştur. Akşam oldu abim geldi, canım o benim her şeyim sarıldık sımsıkı doyasıya. Abim gülünce annem çok mutlu oluyordu, çünkü sadece benimleyken ve annemleyken bu kadar mutluydu. Babam evden gitmişti doyasıya bir akşam geçirdik, annecim bize en sevdiğimiz yemeyi yaptı. Bu akşamı hiçbir şey bozmasın istiyordum, babam geriye gelmesin diye dua ediyordum. Annemle abimle ne kadar mutluydum ve hep böyle kalsak hiç bozulmasa mutluluğumuz, babam gelmese bir daha bu eve. Ne kadar acı babamızdan nefret ediyorduk, keşke bizi seven bir babamız olsaydı. Yokluk ve fakirlik ne kadar olursa olsun insan mutluysa bunların hiçbir önemi yoktu. Ben ailelemle çok mutluyum ve hep böyle kalmak istiyorum. Tabiki bu mutluluk babam eve gelene kadar sürüyordu bizim evde. Daha eve gelmemin dördüncü günüydü, babam bu senede uzak bir yerin çiftligine bakıcı olarak vermişti beni yaşlı bir adama bakacağımı söyledi. Kadın kolaydı ama ben adama nasıl bakacaktım. Çok üzmüştü bu beni. İki ay orada kalacaktım daha anneme doymadan, abimle dertleşmeden ama babama söz geçmezdi o çoktan yarı parasını almıştır beni hizmetci verecegi yerden. Hayat herkese altın kaşıkla sunmuyor yemeği. Bizim gibiler önce kaşığımızı yapıp sonra yemeğimizi yaptığımız kaşıkla yiyoruz. Hafta sonu geldi, beni almaya geldiler, zor ayrıldım annemdem çok ağladı ayrılırken, yine doyamamiştık birbirimize. Tuhaf bir acı kapladı içimi, on iki saatlik bir yoldan sonra çifliğe vardık çok büyük ve güzel bir yerdi, çalışanı çoktu. Eve geçtim orta yaşlı bir kadın karşıladı beni. Aşağıya bodrum kata indik, evde çalışanların kaldığı yermiş, bir yatak gösterdi birde küçük bir dolap. Yukarıya mutfağa geçtim, ne yapmam gerektiğini sordum, akşama bey gelir sana soyler işini şimdi dinlen, dedi. Ne kadar soğuk bir kadın bu. Korktum biraz ama bir yandada mutluydum evde başka insanlarda vardı yanlız degildim. Akşam olmuştu, çok lüks bir araba geldi bahçeye arabadan adamlar indi, biri orta yaşlarda diğeriyse çok yaşlıydı, galiba bakacagım adam bu diye duşundum. Salona çağırdılar beni orta yaştaki bey bundan böyle babam Nazım Bey’e sen bakacaksın, ilaçları yemegi her şey ile sen ilgileneceksin,dedi. Adam çok yaşlı ve çaresizdi güzel yüzlü hoş gülüşlü biriydi. Hikmet Hanım Nazım Bey’i odasına götür dedi, ciddi bir sesle. Nazım Bey’in odasına geçtik. Çok şaşırmıştım babasına ismiyle hitap ediyordu, ne kadar soğuk bir ev kimse gülmüyor. Nazım Bey’in yemeğini verip ilaçlarını verdikten sonra odama geçtim, ilk günüm böyle geçmişti. Sabahın erken saatinde kalktım Nazım Bey’in yanına gittim, kahvaltısını ve ilaçlarını verdim. Hiç konuşmuyordu bir derdi var beli diye düşündüm, ‘’Size kitap okumamı ister misiniz?‘’ dedim, ‘’hayır teşekurler çıkabilirsin‘’dedi. Aşağıya mutfağa indim, benim gibi hizmetci verilen iki çocuk daha vardı, hayvanlara bakıyorlardı. Yoksullukları her halinden belliydi, bu iki ay nasıl geçecek böyle bilmiyordum işim çok zordu, bir an önce gitmek istiyordum bu sıkıcı yerden. Akşam misafirler gelecek işin yoksa salonun temizliğini yap dedi mutfakta calışan kadın. Temizligi bitirdim, Nazım Bey’in yemeğini ilaçlarını verip bahçeye çiktım. Annemi abimi düşündüm. Bir okulum bitse annemi yanıma alacağım kurtaracagım onu o adamın elinden. Abim ben annem çok mutlu bir hayatımız olacak, düşünmesi bile çok güzeld, o günlerde gelecek. Kırk altı gün olmuştu geleli hiç çıkmamıştım evden. Mutfakta ki kadın Neziha Hanım ‘’bugün çalışanlar gezmeye gidecek Şerif Bey’den izin alıp sende git‘’ dedi.

Evin beyinin adı Şerif’ti. Şaşırdım ilk kez benimle yumuşak sesle konuştu, çok mutlu olmuştum, Şerif Bey’in yanına gidip izin istedim, burdan gitmeme on gün kaldı bugün çalışanlar çarşıya ineceklermiş bende onlarla gitmek istiyorum gitmeden önce buraları görmek istiyorum dedim, ‘’Nereye gideceksin?‘’ diye sordu bana, okuluma geriye gidecegimi yurtta kalacağımı, öğretmen olacağımı ve son senem oldugunu söyledim. Yüzüme bakıp ‘’Küçük hanım seni baban bu çiftlige bir yılıgına verdi bir yıl boyunca burdasın‘’dedi. O an hiçbir şey düşünemedim Annem ve abim biliyor muydu bunu, annem kahrından ölür çok üzülur ben okulumu bitiremezsem, ben şimdi ne yapacaktım, Şerif Bey’in sesiyle kendime geldim ‘’Dişarıya çıkabilirsin ama geç kalma Nazım Bey’in ilaçları saatinde verilecek‘’ dedi. Babam beni size kaça saatı diye sordum Şerif Bey’e şaşırdı, ‘’Hikmet Hanım, baya bir yüksek fiyata. Üzülmeyin seneye okulunuza devam edersiniz ‘’dedi. Gözlerimden yaş değil su akıyordu sanki annem aklıma geldikce gözümün yaşını dindiremiyordum. Benim annem tek babam beni evlendirmesin okutsun diye bir hotelin çamaşır larını tek başına yıkıyordu, abim haftanın her günü çalışıyordu, kendine baba dedigim o adam kumar borçlarını beni satarak ödemişti. Bir kere daha nefret ettim bir kere daha sildim onu dünyamdan benim bir babam yoktu artık. Bir yolunu bulup okular açılmadan ordan kaçacaktım. Son senemdi ne annemin ne de abimin beni okutacaklar diye harcadıkları emeği çöpe atmayacaktım. Ben öğretmen olacağım ve babam buna asla engel olamayacak. Parayı o almişti bedelini de kendi ödesin. Benim gibi hizmetçi verilen Ali’den şehre nasıl gidileceğini öğrendim. Hizmetçi diye verilmişti Ali, 13 yaşindaydı, sabahtan akşama kadar ahırda çalışıyordu, annesi ölmüş Ali’nin babası tekrar evlenmiş, yaz tatilinde okul masrafları için çalişıyor, kışın ise benim gibi yurtta kalıyormuş. Ali bütün yolu kağıt üzerinde çizip verdi bana. Üç gün sonra ayrılacaktım bu yerden. Ben kaçma planları yaparken Nazım Bey beni odasına çağırdı öyle garip bakıyordu bana ‘’Hazırlan seni kaldığın yurda götürecekler, okulunu bitir ve şimdi olduğun gibi hep saf ve temiz kal, kalki senin gibi güzel çocuklar olsun bu ülkede‘’dedi. Nefessiz kaldım, rüya mı bu, çok mutluyum çok okuluma gidiyorum. Koşarak öptüm Nazım Bey’i, gülümsedi. Şerif Bey’le de görüştüm helallik istedim ondan. Neziha Hanım ne kadar soguk dediğim, acısını içinde yaşayan kadın, onunlada vedalaşıp Bahçeye Ali’nin yanına gittim ve her zaman onun Hikmet adında bir ablası olduğunu ne zaman zorda olursa olsun her zaman bana gelebileceğini söyleyip Ali’ye de veda ettikden sonra çiflikten ayrıldım. Uzun bir yolculuktan sonra yurda geldim hocalarımız gelmişti, arkadaşlarımda, tek üzüntüm annemi ve abimi sadece dört gün görmüştüm. Sadece bir yılın kaldı sonra annenle olacaksın dedim kendime. Bu seneyle dört yıl olacaktı yurda geleli. Zaman su gibi akıp geçti. Bahar gelmiş menzuniyetime çok az kalmiştı bitiyordu artık. Derslerim çok iyiydi hocalarımın taktirini her zaman alıyordum, arkadaşlarımla son okul günlerimizi yaşıyorduk. Okulumuzun müdürü, benimle konuşacağını odasına gelmemi soyledi, kapıyı vurup içeriye girdim Müdür Bey benim için bir okulla görüştüğünü ve oraya atamam olacağını söyledi senin için çok iyi bir başlangıç olacak, dedi. Allah’ım sevinçten mutluluktan neyapacağımı bilemiyordum. Evet mezun olmuştum ve işimde hazır bütün okulla vedalaştıkdan sonra hazırlanıp otagara gidip bilet aldım, annemi ve abimi düşünüyordum yüzündeki ifadeyi canım annem. Uzun ve sıkıcı bir yolculuktan sonra eve vardım kapı açıktı, annem arka bahçededir diye çıktım ordada yoktu. Ne annemin yıkadığı beyaz çarşafların mis gibi sabun kokusu ne de annecimin mırıldıyan türkü sesi vardı. Çok merak ediyordum annmi nerde benim annem? Abimin çalıştığı yere gittim ustası ‘’İşten ayrıldı nerede olduğunu bilmiyorum‘’ dedi. ‘’Ya babam, onu biliyor musunuz?‘’ diye sordum. ‘’ Allah onun cezasını versin kızım‘’ dedi, sonra sesizce içeriye girdi. Koşarak annemin komşusu Fadime ablaya gittim, beni görünce şaşırdı, ‘’İçeriye geç kuzum hoş geldin‘’ dedi. ‘’Fadime abla ne olur söyle annem nerede ne oluyor abim nerede, o adam babam nerede, ne oluyor abla? ‘’ Fadime abla anlattı, babam beni çiftliğe verdikden bir ay son ra çok büyük kumar oynamış kumar, borcunu almaya gelmişler, her seferinde babam ödeyememiş. Bir akşam yine gelmişler, silahla evi taramişlar, çatişma sırasında annemle abim ölmüş, beni nereye hizmetçi olarak verdiğini kimse bilmedigi için bana haber verememişler. Benim annem hayatını bana adıyan kadın ömrüm, nefesim, canım gitmiş. Abim, direğim, kalbim acısının tarifi yok. Bana veda etmeden helalleşmeden ayrılmişlar bu fani dünyadan. Hani beraber yaşayacaktık söz vermiştiniz? Annemin abimin mezarına gittim, canım yanıyor, yaşadıgım acının tarifi yok anlatımı yok. Yatıyor ikiside öylece sessiz, sükunet içinde. Annem seni almaya abimi almaya geldim, evimizi beraber yapmaya o çok sevdiğin mor koltukları alacaktım sana, kalbimin çiçeği,

sana, kalbimin çiçeği, bir tanem, annem hakkını helal et, kokusuna doyamadığım. Ayrıldım annemden abimden son vedamı ederek. Çok iyi bir öğretmen oldum, hiç evlenmedim yüzlerce çocuğum oldu. Okul hayatımın son on yılını müdür olarak geçirdim. Bahçe içinde sakin, mor menekşeli bir evde yaşıyorum. Annemin hayali olan mor koltuklarımla emekliliğimi yaşıyorum komşularımla. Kırgınlıgım da çok kızgınlıgım da yerini hiç bir şey le dolduramadığım yanlızlıgımda. Koca bir ömür geldi ve geçti, bense ömrümün yarısını hayallerimle süsledim ve o hayellerle mutlu olmayı ögrendim ve kendime olan saygımı hiç yitirmedim. Sadece ben oldum. Nazım Bey’in dedigi gibi ‘’saf ve temiz kal, kalkı senin gibi temiz çocuklar olsun bu ülkede‘’ ben hep ben olarak kaldım saf ve temiz!

Sevda Ozen / Avrupapress

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP