Ne günlere kaldık.
Nerede o eski soygunlar!
Hırsızlığında bir rajonu vardı eskilerde.
Silah ve maske ile bankalara girer kimse kıpırdamasın eller yukarı herkes yere yatsın bu bir soygundur. Doldur şu torbayı veznedar! Hızla uzaklaşan araba ve noni noni sirenle kovalayan polisler gibi şeyler yaşıyorduk.
Şimdi öyle mi?
Bir banka düşünün kendini soyduruyor. Soyguncu evde çayını, kahvesini ve meyvelerini zıkkımlanırken klavyeyi kullanırken çok yoruluyor. Anlından aşağıya öyle ter akıyor ki, sanki Kızılırmak mübarek. Sonunda bu yorgunluğun karşılığını bir enter duşuna basarak dolarlar hoooop hesapta.
Üstelik soyanın ve soyduranın da kimlikleri gizli tutuluyor. Hakkında bir işlem dahi yapılmıyor. Burada bizim garibimize giden de bankanın adında halk var. Ya paralar? Halkın parası. Halk şimdi dizini dövüyor bizim paralarımızı çaldılar diye. Bizim gibi züğürtler de çene yoruyoruz. Memleket severiz ya!
Ne garip bir ülke olduk? Sorgulayan yok, hukuk yok, savcı yok, hakim yok. Vatandaş afyon yutmuş durumda. Eskiden eşkıyayı dağlarda aradık. Soygun için silah kullanırlardı… Şimdi kente indi silah da kullanmıyor. Neden kullansın modern soygun aletleri varken.
Açın cezaevi kapılarını. Soyguncuların zerre kadar suçu yok.
Suç sistemde!
Suç bankada, suç yöneticilerde.
Dahası asıl suç, halkta ki bu yöneticilere evet dediler.
Abdülvahap ULUDÜZ
AVRUPA
15 juin 2026AVRUPA
15 juin 2026AVRUPA
15 juin 2026AVRUPA
15 juin 2026AVRUPA
15 juin 2026AVRUPA
15 juin 2026AVRUPA
15 juin 2026
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.