*Geçtiğimiz hafta Kahramanmaraş’ta bir okulda yaşanan saldırı, yine hepimizi derinden sarstı. Ancak bu kez meseleyi doğru yerden tartışmak zorundayız. Kolay olanı seçip suçu yalnızca bireye yüklemek ya da yüzeysel tartışmalarla konuyu kapatmak yerine, asıl kaynağa inmeliyiz: Ailede başlayan eğitim eksikliği ve devletin yetersiz denetim mekanizmaları.
Her şey ailede başlar
Bir çocuğun dünyayı algılama biçimi, öfkeyle baş etme yöntemi ve sınır bilinci ilk olarak aile içinde şekillenir. Şiddeti bir ifade biçimi olarak gören, empati geliştiremeyen veya sağlıklı iletişim kuramayan bireyler çoğu zaman bu eksikliği okulda değil, evde edinir. Aile içindeki ilgisizlik, denetimsizlik ya da yanlış rol modeller; çocuğu kontrolsüz bir iç dünyaya sürükler. Bu nedenle böylesi olaylarda “ilk sorumluluk alanı” tartışmasız biçimde ailedir.
Denetimsiz dijital alan: Yasaklı siteler ve karanlık gruplar
Günümüzde çocuklar yalnızca fiziksel çevrelerinden değil, çok daha güçlü bir etki alanı olan dijital platformlardan beslenmektedir. Özellikle yasaklı sitelerde veya kapalı gruplarda yayılan şiddet içerikleri, nefret dili ve suçu normalleştiren söylemler ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu alanlarda edinilen “bilgi” çoğu zaman çarpıtılmış, tehlikeli ve yönlendiricidir.
Daha da vahimi, bu içeriklerin büyük ölçüde kontrolsüz olmasıdır. Çocuklar bu platformlarda yalnızca izleyici değil, aynı zamanda etkilenmeye açık hedeflerdir. Şiddetin nasıl uygulanacağını öğrenen, bunu bir güç göstergesi olarak gören bireyler yetişiyorsa, burada ciddi bir denetim boşluğu vardır.
Devletin sorumluluğu: Sadece yasak koymak yetmez
Devletin görevi yalnızca suç işlendikten sonra müdahale etmek değildir. Asıl görev, suçu doğuran zemini ortadan kaldırmaktır. Yasaklı sitelerin varlığı biliniyorsa, bu sitelerdeki içeriklerin kimlere ulaştığı da takip edilmelidir. Denetim mekanizmaları kağıt üzerinde değil, fiilen işletilmelidir.
Bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça söylemek gerekir:
Eğer bir çocuk şiddeti öğrenebiliyorsa, bu öğrenme sürecinin denetlenmemesi ciddi bir kamu sorunudur. Bu sadece bireysel bir trajedi değil, aynı zamanda kamusal bir ihmal göstergesidir.
Suç bireysel değil, sistemsel bir sonuçtur
Bu tür olayları yalnızca “bir gencin hatası” olarak değerlendirmek, gerçeği görmezden gelmektir. Ailede verilmeyen değerler, dijital dünyada kontrolsüzce edinilen yanlış bilgiler ve devletin eksik denetimi birleştiğinde ortaya bu tür sonuçlar çıkmaktadır.
Sonuç olarak, Kahramanmaraş’ta yaşanan bu saldırı bir uyarıdır. Eğer aile içi eğitim güçlendirilmez, dijital alanlar etkin şekilde denetlenmez ve devlet bu konuda proaktif bir rol üstlenmezse, benzer olayların tekrar etmesi kaçınılmazdır.
Unutulmamalıdır ki; bir çocuğun suça yönelmesi bir anda olmaz. Bu, uzun süre görmezden gelinen eksikliklerin ve ihmallerin bir sonucudur. Ve her ihmal, bir sonraki felaketin zeminini hazırlar.

Av.Arzu GÜL / AVRUPAPRESS
AVRUPA
19 avril 2026AVRUPA
19 avril 2026AVRUPA
19 avril 2026AVRUPA
19 avril 2026AVRUPA
19 avril 2026AVRUPA
19 avril 2026AVRUPA
19 avril 2026