DOLAR 46,2874 0.15%
EURO 53,6017 -0.16%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 29828721,59%
Ankara
17°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
Kapatılan İşletmeler ve Türkiye Turizminin Gidişatı…
1498 okunma

Kapatılan İşletmeler ve Türkiye Turizminin Gidişatı…

ABONE OL
novembre 17, 2025 21:05
Kapatılan İşletmeler ve Türkiye Turizminin Gidişatı…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kapatılan İşletmeler ve Türkiye Turizminin Gidişatı…..

Yaz sezonunun başladığı bu günlerde, Marmaris’te bazı işletmelerin “turistleri rahatsız ettikleri” gerekçesiyle kapatılması, turizm sektöründe uzun süredir konuşulan ama çoğu zaman göz ardı edilen bir sorunu tekrar gündeme taşıdı:
Biz bu işi gerçekten doğru yapıyor muyuz?
Marmaris’te bazı işletmelerin zabıta ve polis müdahalesiyle mühürlenmesi elbette sevindirici bir gelişme. Ancak bu adımlar yalnızca “görüntüyü kurtarmak” amacı taşıyorsa, asıl mesele çok daha derindir.
Turist tacizi sadece laf atmak ya da sokakta ısrarla çağırmakla sınırlı değildir. Bu tür davranışlar, bir turistin konforunu, mahremiyetini ve güvenliğini hiçe saymak anlamına gelir.
Bir düşünün:
Bir turist sokağa adım attığında birkaç kişi tarafından kolundan tutuluyorsa, yemeğini bitirmeden hesabı önüne konuyorsa ya da menüdeki fiyatla kasadaki rakam arasında büyük farklar varsa…
Bu durum artık münferit bir olay değil, sistemsel bir sorundur.
Bir diğer önemli sorun ise fiyat-hizmet dengesizliğidir.
Sosyal medyada 900 TL’lik lahmacunla dalga geçiyoruz, evet. Ama o lahmacun kötü servisle, soğuk olmayan bir içecekle, ilgisiz personelle ve yetersiz hijyenle sunuluyorsa, mesele fiyat değil; saygı meselesidir.
Turizm, yalnızca para kazanmak için yapılan bir iş değil; aynı zamanda bir misafirperverlik sanatıdır.
Ve bu sanat, sadece doğal güzelliklerle değil; davranışlarla, anlayışla ve nezaketle yaşatılır.
Türkiye, eşsiz doğası, tarihi mirası ve kültürel zenginlikleriyle dünyanın en cazip turizm destinasyonlarından biridir. Ancak her geçen yıl biraz daha “kazanmaya” odaklanan, fakat “ağırlamayı” unutan bir anlayışa sürükleniyoruz.
Bugün Türkiye’ye gelen bir turist, yalnızca tatil yapmaya değil; adeta bir pazarlama savaşından sağ çıkmaya geliyor.
Garsona karşı hazırlıklı olmalı, menüdeki fiyatla gelen hesabı karşılaştırmalı, “Buyurun” diye başlayan bir davetin baskıcı bir satışa dönüşmeyeceğinden emin olmalı.
Oysa turizm dediğimiz şey, tam tersine bir rahatlama hali değil midir?
Bir insanın en çok keyif alması gereken zaman diliminde ona stres yaşatmak nasıl bir anlayışla açıklanabilir?
Bir başka büyük sorun da yerli turistin giderek sistem dışına itilmesidir.
Eskiden “tatil planı” deyince akla Bodrum, Marmaris, Kaş gelirdi. Şimdi ise pek çok kişi Google’da “En ucuz yurt dışı rotaları”nı arıyor. Çünkü aynı paraya Balkanlar’da üç gece kalmak, Çeşme’de iki gece pansiyonda kalmaktan daha ekonomik hale geldi.
Bu durum sürdürülebilir mi?
Kesinlikle hayır.
Yerli turist olmadan turizm sağlam temellere oturamaz.
Peki ne yapılmalı?
Turist bir kazanç kapısı değil, gerçekten bir misafir gibi görülmeli.
Fiyatlar değil, hizmet kalitesiyle rekabet edilmeli.
Denetimler sadece “göze batan” birkaç yere değil, tüm sektöre sistemli şekilde uygulanmalı.
Yerli turiste de nefes alacak alan bırakılmalı.
Ve en önemlisi: “Bir kez gelsin, parasını bıraksın” değil, “Bir daha gelsin, dostlarını da getirsin” anlayışı hâkim olmalı.
Turizm günü kurtarmak değil, geleceği inşa etmek demektir.
Doğru adımlar atılmazsa, bir sonraki yaz sezonunda kapanan sadece işletmeler değil; umutlarımız da olabilir.
Halime Önen   /     AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP