28.10.2023’te İstanbul TÜYAP kongre merkezinde düzenlenen kitap haftası nedeniyle kendi yayınevimin de içinde bulunduğu kitap imzalama ve söyleşi günleri etkinliğine katıldım. Açıkçası benim adıma güzel bir etkinlik oldu. Okurlarımla buluşma fırsatı yakaladım ve onlara bol bol imzalı kitaplarımı verme imkanını yakalarken; parası olmadığı için kitabımı internetten alacaklarını söyleyenlerin sevgisiyle tanıştım. Benimle kitabımı almadıkları halde resim çektirmek isteyenleri kırmayıp tekliflerine olumlu yaklaştığım için gözlerde oluşan mutluluk parıltısına tanık oldum. Ben mutlu oldum onları tanımaktan, onlar mutlu oldular kitabımı okuyacakları için.
Gelelim beni üzen ve aynı zamanda düşünceye sevk eden duruma! İlkokul 5. Sınıf öğrencilerinden tutun lise düzeyindeki birçok çocuğumuzun standımızı ziyaret ederek macera, cinayet, polisiye ve aksiyon kitaplarıyla ilgilenip sormaları açıkçası beni derinden üzdü ne yazık ki. Çünkü bu çocuklarımızın önlerinde uzun bir yol var ve bu yolda sağlam adımlar ile yürüyebilmeleri için önceliklerinin eğitici ve gelişimlerine katkı sağlayan kitaplara yönelmeleri ve bilgi donanımıyla hareket etmelerini açıkçası beklerdim.
Burada çıkan belli sonuçlar olduğunu fark ettim. Benim gözlemlerim neticesinde çıkan sonuç şu;
1-Aile yeterince çocuklarının eğitim ve öğretim hayatıyla alakalı değiller ne yaptıklarını önemsemiyorlar.
2-Aile çocuğunun neler yaptığı ve okuduğuyla ilgilenmiyor ve sadece başından defetmekle meşgul.
3-Denetim aile için son olarak başvuracağı bir durum sanki.
4-Ailenin sadece ilgilendiği ve zaman ayırdığı sosyal medyada gezinerek asıl sorumluluğunu unutmuş olacak ki çocuğunun okuduğu Kitap’ın o kadar önemli olmadığını, sadece okusun da ne okursa okusun diye düşündüğünü düşünüyorum.
5-Velilerin sorumsuz olduğu kadar bilinçsiz ve öğrencilerini dikte etmeyen ve saldım çayıra Mevla’m kayıra diyerek çocukların ne tür kitapları aldığını umursamayan bir eğitmen grubunun var olduğunu gösterir.
6-Eğer ki aile ve eğitmen ve-ve rehber öğretmenlerin azlığı yüzünden yeterince öğrencilerin sorunlarına inilmemesi yüzünden ne istediğini tam bilmeden ve neyin zararlı neyin faydalı olduğunu bilmeden hareket eden ve geleceğe dair
hiçbir çaba sarf etmeyen çocukların yetişmesine neden olunuyor ne yazık ki. Daha sonrasında aile bizim çocuk neden sorumsuz biri olarak yetişti diye kafasına vursun dursun. Önemli olan önceden çocuklar ile ilgilenmek ve hayatın gerçek yüzünü anlatarak gerçeklerle yüzleşmesini sağlamak gerekli.
Gördüğüm kadarı ile de çoğu eğitmen yaklaşımlarını sınırlı tutmaktalar ve çocuk ne istiyorsa onu yapmalarında bir sakınca görmemekteler. Oysa faydalı şeylere yönlendirerek gelecekte eğitim hayatlarına katkı sağlayan kitapları önermeliler-ki bunu yapan öğretmenleri de gördüm açıkçası. Çocukların macera aksiyon polisiye cinayet türü kitapları aramaları bende şöyle bir kanı daha uyandırdı-ki bu durum daha da vahim. Çocuklar aile içi şiddetin yanı sıra bu tür filimleri izleyerek bu yönde hayal dünyalarını geliştirip daha da hayal dünyalarını genişletmek için bu kitapların beyinlerinde cila olmasını istiyorlar demektir. Aile pedagog ve öğretmen ilişkileri iyi geliştirmeli ve hep istişare halinde olmaları gerektiği kanaatindeyim. (Bu konuda İçimdeki Yalnızlığım adlı kitabımda ayrıntılı okuyabilirsiniz.)
Davut Izol / AVRUPAPRESS
AVRUPA
21 avril 2026AVRUPA
21 avril 2026AVRUPA
21 avril 2026AVRUPA
21 avril 2026AVRUPA
21 avril 2026AVRUPA
21 avril 2026AVRUPA
21 avril 2026