Sosyal medyada bir paylaşımım üzerine bir kişi demiş ki:
« *Ülke olarak biz; Araplar’ a ve İslam’a sırtımızı dönüp, çağdaş bir devlet kurmadık mı?
*Yüzümüzü batıya dönüp Avrupa’nın hukuk sistemini, kıyafetini, kültürünü almadık mı?
*Bütün üniversitelerimize Almanya’dan Yahudi Profesörler getirip aydınlatmadık mı?
*Müziğimizi, sanatımızı çağdaş Avrupa’ya uydurup, memleketi baştan başa heykelle donatmadık mı?
*Bin yıllık yazımızı bile değiştirip öz be öz Türk olan Latin Alfabesi’ne geçmedik mi?
*On yılda 15 milyon, her yaştan genç yetiştirmedik mi?
*Yeni din ezanlarını, fabrika bacalarından okutmadık mı?
Ne mucize ne füsun /
Ne örümcek ne yosun /
Kabe Arabın olsun /
Bize Çankaya yeter.
*Şiirleri terennüm etmedik mi?
*Teessüf ederim, size hiç yakıştıramadım hiç! »
Haklı bir eleştiri ve de gerçek!
Kemalizm ile KAPİTALİST demokrasili, tek partili ama kral, prens, başkan gibi tek adamların siyasi sistemi olan cumhuriyeti kurmakla, gömleğin düğmeleri, daha en baştan yanlış iliklendi ve akla gelmeyecek katliam gibi kötülükler yaşandı bu topraklarda, bunlar bir gerçek!
Ancaaak, İslami dincilik ve cemaat dindarcılığı ile daha da kötü ölümler ve zulümler yaşandı bu topraklarda, bunlar, daha da bir gerçek!
Kemalizmi, İslamcılıkla karşıtmış gibi görenler, yanılmadılar mı sizce?
Yaşanılan onarılmaz kötü baskıcı ve dayatmacı gerçekler, hala akıllandırmadı bizi, NİYE ?
Azıcık yerden yükselip, tarafsızca bu ülkenin haline bir bakılsa!
İki siyasi ve dini toplumcu yapının, ikisinin de aynı eziyette olduğunu görülecek! Hemen hemen hiç farkları yok birbirlerinden! Ali – Veli durumları!
İki Mustafa’ dan biri, kaşığını sol eliyle tutmuş, diğeri kaşığını sağ eline almış! Fark, bu kadar! Bir Batı’yı, biri Ortadoğu’yu öngörmüş! Sonuçları aynı! Batı da Ortadoğu da tek adamlı, kral, başkan, prens gibi siyasi ve dini yönetimler. Gelir dağılımlarında yine uçurumlar var. Yüzde beşlik şatafat içinde yaşayanlar bir tarafta, emeğiyle günde on saat çalışıp refahı ucundan yakalayanlar bir tarafta! Her iki sistem de aslında yüzde beşlik kesime çalışmıyor mu sonuçta?
Bu sistemin tıka basa karnını doyuranları ise sistem kurucularının hep kendileri olmuş, bir de az sayıdaki yandaşları, inanılmaz rantlar sağlamış!
Az yukarıdan bakılınca, görülüyor hepsi! Öyle sayfalarca kitap okuyup alim olmaya gerek yok ki bunu görüp bilmek için!
Kendi yaşadığımız hayatın akışına bir bakınca görülecek bunlar!
Kendi kendini kandırmasın, taraf tutmadan değerlendirme yapılmalı!
Kimseyi ilahlaştırmadan, kutsallaştırmadan gerçek hayatın artısına, eskisine bakılmalı!
Milyon liralarımız dün olabilir miydi, bugün olabilir mi?
Ekonomik anlamda, dün sınıf atlamış mıydık, bugün atlayabilir miyiz?
Ya da kimler sınıf atlamış, kaç kişidir bunlar, çoğunluk oluşturuyorlar mı?
Sınıf atlarken iki Mustafa ya da yandaşlarının seviyesi nasıl değişmiş?
Dün ne kadar el-etek öpmüş bu sınıf atlayıp zengin sınıfına dahil olanlar, bugün ne kadar el-etek öpüyor, şimdi bu yandaşlar?
Aslan payını dün kaç kişi iç edip götürmüş, bugün kaç kişinin aslan payları var?
Tarafsız olunursa kimsenin birşey demesine gerek kalmadan, kişinin kendisi görüp, kendisi birçok yorum oluşturur zaten!
Yorumlar oluşuca da eklenir tek tek; yöneticiler yenilense milyon liralar kazanıp, zengin sınıfına dahil olabilir miyim acaba?
Hadi bırakalım zenginliği, yeni seçilecek yöneticilerle bu demokrasili KAPİTALİST cumhuriyetli siyasi sistemde; zengin sınıf, milyon liralar kaybedip de benim maddi gelir düzeyime iner mi acaba? Aramızdaki eğitim ve maddi sınıf farkkarı ortadan kalkar mı acaba? Soralım bu soruları, kendimize!
Yönetici olarak denenmiş Kemalist ya da İSLAMCI ya da cemaatci dindar yöneticiler, ne hepimizi zengin edebildiler ne de hepimizi aynı gelir düzeyine kavuşturabildiler!
Peki, yeni seçilecek olan siyasi yöneticiler, bu ülke insanlarının, maddi gelirinde eşitlik seviyesi yaratabilirler mi sizce?
Eşit gelirli ve eğitimli olunması yönünde bir niyetleri var mı sizce?
Halkın sınıfsız, eşit gelir düzeyine kavuşmasını isteyen tek bir yönetici dahi var mı?
Bu rantçı KAPİTALİST demokrasili cumhuriyet sisteminde, eşitlik sağlanabilir mi, sağlatabilirler mi bunu?
Depderin mafyaları, bu eşitliğe engel mi olur, yoksa mafyaları, dut yemiş bülbül kesilirler de işsiz mi kalır ?
Sorun; Mustafalar’ın önerdiği siyasi toplum sisteminin, aynı olmasında!
Bu ülke insanları ne çekiyorsa bu iki Mustafa’ dan çekiyor ve daha da çekecek gibi görünüyor belli ki!
Çünkü artık ülkenin eğitimi de durdu, eğitim-meğitim yok! Sanal öğretim ve dini cemaat yurtlarının öğretileri var…
Bilgi olmayınca sorgulama yetisi de olmuyor, gelişmiyor tabii! Bir o tarafa, bir bu tarafa sürüklenip, salıncak gibi sallanılacak artık!
Gerçekler neydi ve neler olmuştu, nasıl, ne zaman ve ne kadar yapılmalıydı gibi sorgulamalar da yakın dönemimizde, artık yapılamayacak!
Kim kime, dum duma hayat durumları sürerken, o mu gerçek, bu mu doğru, şu mu dürüst derken, hayatlar bitecek!
Her dönemin yarattığı yandaş zengin sınıf ise bir eli yağda, bir eli balda olarak, lüks yaşamlarına, devam edecek!
Bunlar yalan mı, gerçek mi, her kişi düşünüp, kendisi bulabilir. !
Mustafalar’ dan bir kopsak, onları bir tabulaştırmasak, asıl gerçekler, o zaman bulunacak, bundan emin olun!
Gerçekte, iki Mustafa’ nın, birbirinden pek bir farkı olmadığını herkes kendisi görecek, aynen bankaların da birbirlerinden bir farkının olmadığı gerçekliği gibi!
Tarafsız olup, tüm insanların aynılığını sağlatacak, yeni ve belki de denenmemiş biz toplumcu sistemi, ortak akılla hep birlikte, doğal kaynaklar bitmeden, ırk, millet, dil, din, cins, genç, yaşlı, çocuk demeden, kurmanın zorunluluğu var.
Birbirine benzeyen eskittiklerimizi atmadan, yeniye, yeniliğe, değişime ve gelişime yer açılamayacak!
Bunu için de yaşanmış tüm bağlardan kopmak lazım!
Torunlarımız için eski denenmiş sistemleri kovup, yepyeni bir toplumcu sisteme koşmak lazım!
Bizlere artık kurtarıcısız, yepyeni bir siyasi toplum sistemi lazım!
DÜŞÜNDÜREN DÜŞÜNCELER
TÜLAY SÜKÜN / AVRUPAPRESS