Cocukluğumda tek flulaşmamış bir anım . Annemin bana her akşam kitap okumasıydı. Birlikte kitap fuarlarına katılır özenle dinleyeceğim hikaye kitaplarını seçerdik. Aldığımız kitapları her aksam büyük bir özenle okurdu. Annem bana bir çocuğun nasıl mücevher gibi işleneceğini gösteren insandır. Bazen konuşuyoruz da diyorum ki sen çok iyi anne olmakla bana en güzel örnek oldun ama bir yandan da bana en büyük kötülüğü yaptın. Sanırım senin kadar mükemmel bir anne olmayacağımı düşünüyorum ve bu beni bir çocuğu dünyaya getirmek için korkutuyor.
Okuma yazmayı öğrenmeye başlayınca kendim için kitaplar almaya başladım. O dönemler yaklaşık 9 yaşlarında olmalıyım. Birçok şiir kitabım vardı. İlk önceleri edebiyat dünyasında şiirler dikkatimi çekmişti. Edip Cansever, Nazım Hikmet, Atilla İlhan’ın neredeyse tüm şiirlerini ezberlemiştim. Şimdi düşünüyorum da bir daha 9 yaşında olsam bu deliliği yaparmıydım.
Günümüzle karşılaştırınca çocukluğumuz ne kadar dolu geçmiş iyi ki 90’larda yaşamışım çocukluğumu diyorum.
9 yasında sınıf öğretmenimin düz yazıya olan yeteneğimi keşfetmesiyle şiirlerin yanında öykü kitapları romanlarda okumaya başlamıştım. İlk öykü yarışmasında birinci olduğumda 10 yasındaydım ama benim aklım şiirlerdeydi ve tek bir hayalim vardı Atilla İlhan ile tanışabilmek. Uzun yıllar Atilla İlhan ile tanışabilmek için katıldığı tüm fuarları ve etkinlikleri takip ettim. Ancak bir türlü tanışma fırsatı yakalayamamıştım.O sıralar tiyatro eğitimi almaya başlamıştım. Yavaş yavaş Atilla İlhan ile tanışma umudum tükeniyordu. Bir gün tiyatro hocama Atilla İlhan’a olan hayranlığımdan bahsettim. Bana dedi ki ‘’Atilla İlhan Kanlıca sahilde yürüyüşe çok çıkar’’ Belki orda tanışma fırsatı yakabilirsin .
14 yasındayım. Her haftasonu Atilla İlhanı görmek umuduyla gittim. Uzun saatler bir bankın üzerinde onu görmeyi hayal ederdim. Yaklaşık iki ay boyunca her haftasonu gittim. Ailem ve arkadaşlarım deli misin diyordu. Ben pes etmemekte kararlıydım. 2 ay geçmişti ben bir kez bile Atilla İlhan’a o büyülü sahilde rastlayamamıştım.
Artık pes etmek üzeredeydim o gün hayat bana ne olursa olsun pes etmemeyi ve tüm çabalarımın sonunda mutlaka bir ödülün olacağını öğretmişti.
Denize dalmış bakarken birden kafamı sağa doğru çevirdim. Gelen biri vardı . O Atilla İlhandı.
O an yaşadığım mutluluğu anlatmam imkansız .Başarmanın mutluluğunu dün gibi hissediyorum. Koşarak yanına gittim. Bacaklarım ve ellerim heyecandan titriyordu. Konuşmak isteyip de konuşamadığımı hatırlıyorum. Birkaç kelime ağzımdan kekeleyerek çıkmıştı. Karşımdaki Atilla İlhandı Bu benim için kolay değildi hayranlıkla şiirlerini okuduğum insan karsımdaydı.
15 dakika kadar sohbet ettik .15 dakika benim için bir ömürdü birkaç yıl sonra Atilla İlhan’ı kaybettik. Aslında hayat bir kez daha dersini vermişti hayat yapmak istediklerimizi erteleyecek kadar uzun değildi. Hayat bir kez daha hayallerimi ertelememem gerektiğini öğretmişti. O günden beri iki şeyi ertelemiyorum. Hayatı ve hayallerimi….
Dilan Karatas / AVRUPAPRESS
AVRUPA
23 avril 2026AVRUPA
23 avril 2026AVRUPA
23 avril 2026AVRUPA
23 avril 2026AVRUPA
23 avril 2026AVRUPA
23 avril 2026AVRUPA
23 avril 2026