DOLAR 46,2656 0.13%
EURO 53,5991 -0.1%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 29363361,37%
Ankara
24°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
SİSTEM ve SİYASET
926 okunma

SİSTEM ve SİYASET

ABONE OL
juin 19, 2021 21:16
SİSTEM ve SİYASET
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Siyasetsiz olmaz, benim de bir duruşum var!  Siyasetimi ise sistem üzerine kurdum! 
En yüksek seviyede demokratik ortamın olduğu bir ailede büyüdüm, ilk öğretmenim de dört dörtlük demokrasi yanlısı ve çok değerli bir aydın kadındı!
Bu adı demokrasi, uygulaması ise en güzel ‘Şahıs Sistemi’ olan bu sistemin seçilmesiyle daha en başta, gömlek düğmelerinin yanlış iliklendiğinin sonuçlarını yaşadığımız, kimse tarafından görülmek istenmiyor, kurtarıcı, yine çağırılıyor…
Herkesin nalıncı keseri gibi kendine doğru yonttuğu bu sözde demokratik sistemi benimsemem ya da kendi duruşumla örtüştürmem, mümkün değil!
Gerçek hayatta olmayan demokrasinin, çok az kişide demokratlık düzeyinde kaldığını öğreneli ise çok uzun zaman oldu!
Olmayan bir şeyi dayatmak, çobanla oylarımız eşitse karmaşalı demokrasiyi ille de « Demokrasi » diye öne sürmek ve zorlamak, birine, bir dini inancı dayatmak kadar, zalimce!
Oysa ben kimseye birşeyin dayatılmayacağı, herkesin bir canlıya zarar verilmeyen, eşit ve adil bir yaşamı benimseyeceği,  ayıp, günah veya mahalle baskısı zorlamaları olmadan, özgürce ve içinden geldiği gibi kasmadan davranabileceği, gözlerinin içinin gülebileceği bir çabanın verilmesinden yanayım…
Ama her defasında, tam bu atmosfer yaratılabilecekken, karmaşalı demokrasi sistem yöneticileri, dış işbirliğine girişip, bilinçli insan kıvamını, yeniden zemine çekme gayretiyle bazen 500 bin, bazen bir milyon, bazen beş milyon, farklı kültür insanlarının, bu topluma katılmasını sağlıyor!
Pişmiş yemeğe katılan su gibi, yeniden bir bilinç kıvamının tutturulması ise yıllaaar, yıllaar alacağa benziyor!
Hızlı nüfus artışlarının da kasıtlı olarak teşvik edildiği, bu birbirine yabancı topluluklar karışımı, kim kime, dum duma bir şekilde anlaşamadan yaşatılmaya çalışılıyor…
Ön planlı olmayan bu insan kalabalığına ise ne alt yapı yetiyor, ne de üst yapı!
Plansız, programsız, projesiz ama iç içe, birbirini tanımadan, bir arada yaşatılan bu topluluklar; doğal olarak önce ben, önce ben demeye başlıyor ve yaşayabilme uğruna, binbir türlü pisliğin içine giriyor, bunda da çok haklıymış gibi göstermeye çalışıyor…
Bu çorba kalabalığa, ev, iş, sağlık, eğitim vb gereksinimler yetmiyor… Biri bunu böyle isterim derken, öteki şu şöyle yapılmalı diye tutturduğu için bir ortak  paydasız, kaos ortamları yaşanıyor, yaşatılıyor!
Hemen her kıpırtıdan alınan harç, haraç vergileri ise toplu olarak, başka mecralara aktarılınca, herkes herkesten şikayetçi, herkes herkesten bıkkın, herkes herkesin pisliğinin içinde yaşamaya zorlanıyor!
Onu seçseniz ne olacak, bunu seçseniz ne olacak? Herkes kendine yakın davranmayanın kuyusunu kazdırtıyor, adına da organize suç örgütü çetesi, derin devlet demeye başlıyor… Bu karmaşada, kardeşini öldürüp, tandıra atanı da çıkıyor, çocuğunun önünde karısını öldürüp, katil olanı da! Kimileri de umursamaz bir şekilde, deniz salyasının içinde yüzmeye çalışıyor…
İnsanı sevmek, canlıyı sevmek de bu sistemde yetmiyor!
Bir araya getirdiğiniz sayısız toplulukları, barışık bir şekilde bir arada yaşatamıyorsanız, asayiş sorunlarına harcadığınız zaman, insan ve para, hiç bir işe yaramayan her şeyi ben bilirim havalarınızın da balon gibi sönmesine yol açıyor…
Pislikten sokaklarında dolaşamadığınız şehirleri, üç beş güzellikle koruyamıyor, denizini, doğasını, kumunu, güneşini, tarihini dahi göremeyecek şekilde geçim derdine düşmüş, insan yığınlarının yaşadığı kentler haline getiriyorsunuz! İşte İstanbul, işte Bodrum, işte Marmaris, işte Trabzon, işte Samsun, işte İzmir, işte İzmit, işte Çanakkale, işte İskenderun!
Bir kovayı doldurmak için bile önce varolan deliklerini kapatmak zorundasınız!
Konuya hakim kişilerden oluşacak komisyonların, tüm alternatifleriyle çalışacağı yeni sistem modeline geçilinceye kadar, sanki bir Kızılderili Kabilesiymiş gibi tek toplum düşüncesiyle hareket edilip, acil önlemler alınabilir…
Şehir yöneticilerin hepsi, hiçbir kaynağa dokunmayacak! Kimseden, hiç bir vergi alınmayacak! Emekli ve maaşlı dışında, hiç kimseye üretmeden ödeme yapılmayacak! Yabancı tüm şirketler, gönderilecek! Tüm büyük yatırımlar, on yıllığına durdurulacak! Bölge yaşayanı olmayan hiç kimse o bölgenin içine alınmayacak… Göçler, durdurulacak! Herkes mutlaka bir üretime teşvik edilecek!
Emekliler ve 18 yaşın altındakiler dışında, herkes mutlaka çalışıp üretecek, kadın ya da erkek,
memur, emekli, maaşlı çalışan, savcı, hakim, doktor, asker dahil, herkes aynı ücreti alacak!
İnsanlar, günde yedi, haftada 35 saatten fazla çalışmayacak, dinlenmesine, sosyalleşmesine zaman ayıracak!
Bu sürede, sadece eğitim hizmeti verilecek. Eğitimini bitiren de memleketinin dışında, başka bir kente yerleşemeyecek!
Tüm iş amaçlı şehir yerleşimleri, süreli (üç yıl) olacak. Sonra kişi geldiği yere dönecek.
Seyahat ve tatil yapma özgürlüğü kapsamında gidip kalınabilecek ama dokuyu bozmamak adına, başka bir şehirde yerleşime izin verilmeyecek!
Her şehirin yöneticisi, kendi askerini, polisini, eğitimini, sağlık ve itfaiye ekibini kendisi tayin edecek! Merkezi yönetim kesinlikle buna karıştırılmayacak! Yüzde 51 çoğunluğun öneri ve isteği ile kentlerde, ister gül eğitimi, ister felsefe eğitimi kararı alınıp, eğitim de kendi eğitimcileri tarafından verdirilecek…
Şehirleşme, uygun görülen alanda, çukur alandan yukarılara doğru, planlı ve düzenli katlar ve aralıklarla, önce yol ve alt yapı olarak tasarlanıp, uygulanacak!
Zenginlik, ülke zenginliği olarak kalacak, kişisel ya da şirketsel vb zenginlikler ile tüm mülkiyetler ortadan kaldırılacak. Zengin, sıfat olmaktan çıkarılacak! Her kişi, her şeyi, tek merkezden kiralamalar ile kullanacak!  Kimse ev kirası, su, elektrik, doğalgaz, tren, otobüs, metro vb yol ücretleri ödemeyecek!
Benzer konularda ve ihtiyaç gereği, bölge toplumunun yararı gözetilecek tüm alanlardaki revizyonlardan sonra, bakın bakalım o şehrin; hilecisi, hırsızı, arsızı, katili, mafyası, sahtekarı, dilencisi, zorbası, uğursuzu, zengini, patronu, dincisi, tarikatçısı, şeriatçısı, aç olanı, fakir kalanı, eğitimsizi, masa başı bekleyeni, hayvan ve doğa katledeni, yüzü gülmeyeni vb kalıyor mu?
Dinlerle ve bu sistemin partileriyle benim hiç bir ilgim olamaz! Onlar beni, ben onları dışladım!
Milleti, ülkesi, vatanı, bayrağı, ırkı, dini, cinsi, rengi ve dilinin özgünlüğü korunan ve aynı değerde tutulan insanlar olamıyorsak, bu ayıp, kendimizin!
Toplumlardan tecrit edilmeli, tek başımıza bırakılmalıyız başka diyarlarda!
Yaşadığım, yaşatıldığım toplumda, benim gibi düşünen, düşünebilen insanlar arıyorum, samanlıkta iğne arayanların misali!
Zeki ve akıllı ama bunları kötüye kullanmamak için kamu yararını önceliklendirip, kendine söz vermiş, güvenli ve güvenilir, kararlı, atacağı her adımın niyesini, nedenini, nasılını düşünen, düşünmekten korkmayan, hayal kuran, çevresiyle var olduğunun bilincinde olan, cenneti bu dünyada kurmaya niyetli insanlar arıyorum özetle!
Her kesimin; karakter yapısı oturmuş, duruşu sağlam,  kimseye kasıtlı kötülüğü olmayan, her konuda şeffaf, göründüğü gibi olan veya olduğu gibi görünen insanları var (Birine daha yenice Datça’ da denk geldim!) bu toplumun, tek tük de olsa rastlıyorum…
Bu düşüncelerle yetiştirdiğim oğlum, kızım ve onların çocuklarıyla hep birlikte ve hep hazırda; « Hadi artık, kuralım bu toplumu! » demelerini bekliyoruz, daha çok uzun süre bekleyeceğimizi, ömrümüzün de yetmeyeceğini bile bile!🤗
Tülay SÜKÜN  /  AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP