ORTADOĞUDA İKİLİ ŞEYTAN OYUNU
İsrail Terör Devleti Amerika’ya her ne kadar vaat edilmiş toprakları ikna etmeye çalışsa, nükleer tesislerin tehdidi hakkında her defasında telkinde bulunsa, zenginleştirilmiş uranyum gibi safsataları inandırma gayretine girse de, ABD hiçbir zaman inanmadı ve inanmak dahi istemedi. Sadece inanmış gibi yaparak o kozu kullanıp saldırısını meşrulaştırmaya devam ediyor. Amerika’nın asıl hedefi ise, kendine tehdit olarak gördüğü Çin Devletini çökertmektir.
Zaten Amerika’nın İran’ı vurma gibi bir istemi dahi yoktu. Sadece Çin’i ciddi tehdit görüp İsrail’in de fazla üzerine gitmesi ile beraber Çin Devletinin enerji kaynağını bu saldırıyla kesmiş oldu. Bakmayın onların nükleer tesisler dedikleri zırvalıklara ve vaat edilmiş toprakların safsatalarına. Şimdi de zenginleştirilmiş uranyum bahaneleri gündeme geldi. Onların asıl gayeleri ne İsrail’i korumak, ne vaat edilmiş toprakları İsrail’e kazandırmak ve nede nükleerin varlığına inanmaktır. Şeytan Amerika’nın tek bir amacı var, oda Çin Devletine giden enerji kaynağı olarak gördüğü İran’ı vurup Çin devletini çökertmektir. Yoksa böyle bir hamlede Donald Trump denen şarlatanı Amerika halkı kendi içinde iki günde pimini çeker ve anında aforoz ederdi.
İsrail terör devletinin asıl hedefi bu topraklara sahip olmak ve bu topraklarda yaşayan her bireyi ya emrine alarak ebedi köle etmek veya bütün yer altı yer üstü kaynaklarına el koyarak ortalığı cehenneme çevirmektir. Her iki iblisin yaptıkları bunca vahşet yetmiyormuş gibi birde bölge insanını, çoluk çocuk demeden herkesin gözü önünde vahşice katlederek yok etmektedirler. Zira bunlarda vicdan, merhamet ve insani hiçbir duygu yoktur. Nitekim bunu saklamadan, gizlemeden ve hiçbir endişe dahi duymadan rahatlıkla gerçekleştiriyorlar. İşte yıllardır Filistin’de, Afganistan’da, Irak’ta, Yemen’de, Suriye’de ve daha dünyanın birçok Müslüman coğrafyasında bu vahşeti gerçekleştiriyorlar. Daha dün bile İran’da bir kız okulunu bombalayarak 167 tane kız çocuğunu katletmediler mi? Halen daha dünya oturmuş göbeğini kaşıya kaşıya bu zalimlerin zilletini seyrediyorlar.
Bir zulmü İran ve Ürdün’e aynı anda reva görüyorsa, bir diğer amaçları ise bütün dünyaya göz dağı vermektir. İsrail terör devleti ve şeytan Amerika ikilisinın bir diğer amaçları da, bugün İran’ı ve Ürdün’ü kötü emellerine ulaşmak için vuruyorlar. Bu barbarlar, dünyaya dayattıkları sinsi projelerin fitilini ateşleyen ikili iblis, çıkarları için herkesin kucağına bir parça kor ateşini bırakıp ömür boyu herkesi kendilerine köle etmektir.
“Onun için ya adam gibi direnip kahramanca öleceksin ya da ömür boyu şerefsizce yaşayıp, köle olarak geberip gideceksin.” Peki sorarım size; şu üç günlük yalan dünya için şerefsizce yaşamaya değer mi? Bence hiç değmez.
Bakınız; bu projede zulüm, göz yaşı, vahşet üstüne vahşet vardır, her şeyi yapıp sonrada hiçbir şey yapmamış gibi kendini masum gösterecek kadar karaktersizleşme vardır. En önemlisi ise bütün dünyayı dize getirmek için gözdağları verip, bazı ülke liderlerini gasp ederek alı koymak, oda yetmezmiş gibi insanları huzurgahı olan mahremlerinde vurarak öldürmek dahi vardır. Bu tarz vahşetlerde hiçbir şey olmasa dahi, felaketin uzun boylusu olarak herkesin eşiğine kadar dayanacağı göç dalgası gibi uzun soluklu küresel ekonomi krizler olacaktır. Buna rağmen kimse çıkıpta demiyor ki ey ehli küffar, ettiğin bunca zulmün karşılığında söylediğin iddiaların hangisi doğru çıktıda, bugünde aynı söylemle İran’ı ve Ürdün’ü vuruyorsun? Acaba yarın sıra kime gelecek?
Bu tarz savaşların, öyle anlatıldığı ve gösterilen gerekçeler gibi uzaktan yakından alakası yoktur. Zaten böyle savaşlar hep menfaat ve çıkar uğruna çıkartılmıyor mu? Eğer öyle değil ise o zaman Irak’taki kimyasal silahlar hani nerede? Falandaki bahaneler, filandaki iddialar ve asılsız suçlamalar nerede? Yani yalanın biri bin para. Çünkü hiçbir iddianın arkası çıkmadı ki bugünde İran’da Ürdün’de de haklı olsunlar. Bunlar, ancak yalan bahanelerle, kalleşçe saldırılarla masum insanların göz yaşlarını, mazlum halklarında kanını akıtarak her tarafı talan edip işgal ederler. Bunun için hiçbir şekilde bu ikili iblise güvenilmez, güvenenin ise başı bitten, peşi itten eksik olmaz.
Bakınız; bu zalimlerin özellikle liderlere karşı gerçekleştirdiği şiddet, başlı başınca bir hukuksuzluk ve terör davranışıdır. Böyle canice davranışlara insan olan insan nasıl demokratik ve hukuki bir davranıştır diyebilir. ABD ve İsrail terör devletlerindeki sistem ve mantık, güçlü olanın güçsüzü yemesidir. Onlarda hak, hukuk, demokrasi ve özgürlük gibi sözcükler icraatta değil, işgali gerçekleştirene kadar olup, oda lafta kalır. Çünkü bunların akılları her türlü hınzırlığa çalıştığı için bizi de bu ateşin içine çekmek için ellerinden gelen her türlü habisliği yapıyorlar ve yapacaklarda.
İla ahiri kelamımızın hulasasında yine bir dua ve temenni ile makalemizi noktalamış olacağız. Yüce Allah, hiçbir şekilde hiçbir İslam coğrafyasını bu keferelerin çizmeleri altında inletmesin. Rabbim bu cennet vatanımızı zalimlerin şerrinden Settar ismi hürmetine muhafaza eylesin. Cenabı Hak Teâlâ, ümmet ve cennet vatanımız üzerine habise planlar yapanın planlarını başlarına geçirsin ve kahhar ismi hürmetine kahrı perişan etsin. Allah, cümle ümmetin yar ve yardımcısı olsun. Selam ve dua ile huzur içinde kalın selametle efendim…
“SAYGILARIMLA VESSELÂM “
Abdullah Taskin / AVRUPAPRESS
AVRUPA
27 mars 2026AVRUPA
27 mars 2026AVRUPA
27 mars 2026AVRUPA
27 mars 2026AVRUPA
27 mars 2026AVRUPA
27 mars 2026AVRUPA
27 mars 2026