DOLAR 44,8950 0.23%
EURO 52,8913 -0.09%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 3396339-1,72%
Ankara

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Abdülvahap ULUDÜZ

Abdülvahap ULUDÜZ

23 janvier 2019 mercredi

GİZLİ KAHRAMANLAR!

GİZLİ KAHRAMANLAR!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Demokrasinin temel taşları olan muhtarla, doğrudan temsilin en güzel örneklerindendir. Siyasi eğilimleri olsa bile, bağımsız olarak el ilanlarıyla seçimlere katılırlar. Seçilmiş veya seçkin anlamına gelen muhtarlar, mahallelerin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek üzere o yörede oturanlarca seçim yoluyla görev almış kişiler olup, Kaymakamlığa bağlı olarak görev yaparlar. Görevleri arasında en önemlisi, sandık seçim listesini askıya çıkarır ve seçmen kağıtlarını yerine ulaştırırlar.

Mart ayında yapılacak yerel seçimlerinde muhtarları da yakından ilgilendirmektedir. Bize göre siyasi iktidar gizli kahraman yaratmak veya bulmak için muhtarlarla sıkça toplantılar yapmaktadırlar. Her ne kadar bağımsız seçilseler de, siyasi düşünülmektedirler. Zira ülkemizde hala demokrasi anlayışı havada gezer gibi gözüküyor.

Muhtarlar Federasyon Başkanının açıklamalarına katılmakla beraber, seçim listelerinin askıya çıkarılmasındaki dikkat muhtarındır. Yerel seçimlere yaklaşıldıkça her gün ülkenin her tarafında yükselen kanunsuz seçmen kayıtları gerçekten demokrasiye vurulan büyük hançerdir. Bizler bir matematik hesabıyla bir hanede ana baba, altı çocuk, nine dede ve eşimizin anne babasıyla on iki kişi yaşarken, baraka dahi olamayan hanede kırk, elli ve daha fazla kişi oy kullanacak. Bu olay bölgemizde de görülmüştür. O zaman aklımıza takılan sorulara yanıtı kimler verecek?

Bir mahalleyi yönetmek için muhtar adayları furyası demokrasi için sevindiricidir. Ancak, düşündürücü birçok sorulara yanıt bulmak, muhtarların sıkça kaçak saraylarda toplanması mıdır? Mahalle yöneticileri, yeniden seçilebilmek için mi ikametgahlardaki usulsüzlüklere göz yumuluyor? Tabii bu olay mevcut siyasi iktidara da oy kazandırır görüşü hakim. Oysa bu düşünceler yerelde demokrasiyi yok etmez mi?

Zaten yok ne fark eder? Burası Türkiye!

Abdülvahap ULUDÜZ

Devamını Oku

YEREL SEÇİM OYUNLARI;

YEREL SEÇİM OYUNLARI;
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şüphesiz seçimler, demokrasinin meyveleridir. Demokratik ülkelerde seçmenler, özgür iradeleriyle sandık başında görevlerini yerine getirirler. Ülkemizde acaba böyle mi oluyor? Ülkemiz sadece demokrat kelimesini her zaman söylemlerinde tutsa da, günümüzde hala demokrasinin ne olduğu anlaşılmış değil.

Yerel seçimler yaklaştıkça, seçim kavramına adeta yapışık olan “ seçim hileleri” tartışmaları da kaçınılmaz olarak gündeme girdi. Ne acıdır ki, bir ülkenin nüfusundan fazla seçmen sayısı dedikoduları karşısında susan Yüksek Seçim Kurulu sorumluluğunu unutmuşa benziyor gibi. Seçmen kütüklerindeki mükerrer kayıtlar ve hileli yazılımlar, iktidar partisi yetkilisinin evinde bir sitede yaşayan kişi sayısı kadar seçmenin bulunması asla kabul edilemez.

Ülkenin diğer yörelerinde de görülen hileli seçmen örnekleri basına yansımışken, hukukun çanak tutması çok garip. Bu konudaki tartışmalar gittikçe büyüyüp, mızrak çuvala sığmamaya başlayınca, Adalet ve Kalkınma Partisi lideri bilinen taktiği ile halkı yanıltmaya çalışmaktadır.

Ülkemizde ki adaletsiz olan seçim sistemini hukuk kuralları içinde değiştirerek halkımızın oluruna bırakmak yasamanın görevi olsa gerek. Ülkemizde uzlaşma dili sandıkta aranan oy çokluğunda aranırsa, hukuk kurallarının sağlıklı işlemesi şart olmalıdır. Bugün vefat eden canlarımızın bile seçim kütüklerinde bulunması çok düşündürücüdür.

Son yıllarda ülkemizde yapılan genel ve yerel seçimlerdeki sonuçlara, halkımız şüphe ile bakması demokrasi acısından vahimdir. Bizler her zaman iddia ettik. Bir ülkede hukuk yoksa adillik te yoktur. Burada önemli olan seçim sisteminin acilen değişmesidir. Yüksek Seçim Kurulu veya savcılık kim bakıyorsa baksın sahte seçmen kaydını araştırmalıdır. Böylelikle halkımızın kafasındaki karmaşık düşünceleri son bulur umut ediyoruz.

ACABA?

Abdülvahap Uludüz

Devamını Oku

SEÇİM KAZANMAK İÇİN NELER YAPILIYOR?

SEÇİM KAZANMAK İÇİN NELER YAPILIYOR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türk demokrasisi çeşitli oyunlar içinde seçime hazırlanıyor. Mart iki bin on dokuz yerel seçimlerine siyasi partiler, nasıl oy alırız düşüncesinde türlü oyunların içine giriyor. Belediye başkan adaylarından aranan şartlar, partilerin ilkelerine göre olmayıp acaba hangi kesimlerden oy alırız düşünceler içinde başarıya ulaşmaya çalışıyor.

Adayların yeteneğine, kültürüne, ilkelerine bakılmaksızın sağdan olsun soldan olsun liberal olsun veya bölgesel olsun kim olursa olsun mantık öne çıkıyor. Burada önemli olan şudur. Adayların şehircilik bilincine, üretici projeleri var mı sorusu göz artı ediliyor. Bunları özümseyen de olduğunu sanmıyorum. Seçimi kazanalım yeter düşüncesi hakim.

Doğal olarak, ülkemiz akılcı düşüncelerle ve dürüstçe yönetilmediği aşikar. Bir kere şunu açıkça ifade etmek istiyorum. Partiler, ilkelerinin dışında ne pahasına olursa olsun seçimi kazanmak istemesi ve bu zihniyetin devam ettiği sürece değişen bir şey olmayacaktır.

Peki, bu duruma nasıl geldik?

Ülkemizde yaşanan olumsuzlukları gören halkımız, iktidara verdiği sinyaller karşısında iktidar sallanır gibi olmasına karşın, muhalefette artık bu olumsuzluğa ve hukuksuzluğa son verelim çabaları ile halkımızın karşısına çıkmaya çalışıyorlar. Ancak, parti yöneticileri bu planları yaparken halkımıza çok büyük görevler düşmektedir. Bakkal defterine dönüşen ülke ekonomisi, yerel seçimlerde daha da zor duruma düşecektir. Halkımız gerçekleri görme zamanı geçiyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi, artık halktan uzaklaşmıştır. Hukuku yok sayacak kadar uygulamalarının içinde yerel seçimlere girilmesi de halkımızı düşündürmektedir. Seçimlerin sonucunda hangi siyasi parti kazanırsa kazansın, halkımız arasında ayırım yapmadan hizmet götürmeleri büyük beklentimizdir. Hizmette ayırımın güçlü- güçsüz, genç- yaşlı, zengin – fakir en önemlisi yandaş ayırımı yaparak değil hak eden ve etmeyen şeklinde olmalıdır.

Yine en iyi kararı halkımız verecektir.

Abdülvahap Uludüz

Devamını Oku

DEMEK TAM BATMAMIŞ!

DEMEK TAM BATMAMIŞ!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Pazarda patates satan vatandaşlarımız da, yeni tanıştığım memurumuz da, konuştuğum kuyumcu da, köşe başında simit satan simitçi de, yanmayan soba başında ısınmaya çalışan emekli de, köydeki Mehmet ağa da ne hikmetse aynı cümleyi kurdular. “ ülkeyi bitirdiler, ülke battı”.

Genel görüntüye bakarsak, hayat normal görünüyor. Alışveriş hala hareketli. Ülkemiz de arabalar dünyada en kazık benzini kullanasına rağmen hala yürüyor. Tapu daireleri hala kalabalık. Biri satıyor birileri alıyor. Fırınlarda akşam ekmek kalmıyor. Vatandaşın eli, akşam evine gelirken yine dolu. Bankaları mudiler adeta basmışlar….

Demek tam batmamış!

Ancak çok uzun zaman önce batan bir şey var:

“ Onur duygusu”. Uğruna mücadele edilecek olan dirayetli ahlak. İnsanı değerli! İnsan kılan o zarif erdem. Ülkemiz yolsuzluk içinde yaşıyor. Siyasiler birbirlerine hakareti politika sanıyor. Suçlamalar çirkin. Hukuk yok. Adil bölüşüm yok.

Ne yazık ki Türkiye, ATATÜRK’ ten sonra iyi bir yönetici lider bulamadı. Toplumuz bölünmüş, gelir adaletsizliği çok artmış durumda. Özellikle eğitim ve sağlık içinden çıkılmaz bir yola girdi. Daha önemlisi halkın inançlarıyla oynayarak, hiçbir artı değer üretemediğimizi düşünürsek uçurumun eşiğinde değil uçurumun dibindeyiz. Kabul etmesek te, bu gün ülkemizde ipnotize edilmiş bir çoğunluk var.

Bu gün bölgemizde bir savaş var. Ortadoğu da o kadar unsur var ki, sonucu ülkemiz acısından nasıl gelişeceğini kestiremiyoruz. Zira tüm oyunlar Türkiye üzerine oynanıyor. Şimdi vatandaşlar bir sürü zamlarla karşılaşacaklar. Ve bu savaş iç siyaset malzemesi olarak kullanılacak. Çünkü önümüzde çok önemli seçimler var. Öyle miiiiiiii !

Biz elin Japon’ una, Alman’ ına özenip’ te yaşayamayız. Kendi değerlerimize sahip çıkarak bu ülkelerle yarışabiliriz. Elimizde gerekli malzeme var. Yemek yapmakta bizim becerimiz olmalıdır. Yine de en iyisini halkımız bilir!

Abdülvahap ULUDÜZ

Devamını Oku

ATATÜRK, DEMOKRASİ VE CUMHURİYET!

ATATÜRK, DEMOKRASİ VE CUMHURİYET!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ne alakası var?

Nereden çıktı dersiniz?

Belki hatırlatmak istedim. Zira her geçen gün ATATÜRK düşmanlığı artık gizliliğini yitirmiş şimdi açıkça yapılmaya başlandı. Kimileri edep dışı hakaretlerle, kimileri devlet yönetimindeki diktasıysa eleştiri oklarını çekmeyi hala sürdürüyor oluşu bize bu satırları yazmayı düşündürdü.

O’nu diktatör olarak gören ve göstermeye çalışan bazı çevrelerin dikkatlice okumalarını istiyorum.

“Demokrasi, temelde siyasal nitelikli ve içeriklidir. Düşünseldir, düşünceye dayanır.

Demokrasi, bir sosyal yardım ya da bir ekonomik örgüt sistemi değildir.

Demokrasi eşitlikçidir.

Kuşkusuz bütün bireyler aynı siyasal haklara sahip olmalıdırlar.

Demokrasi, maddi refah sorunu da değildir.

Böyle bir görüş, yurttaşların siyasal özgürlük gereksinimlerini uyutmayı amaçlar.

Demokrasinin amacı; ulusun, yönetenler üzerindeki denetimiyle siyasal özgürlüğü sağlamaktır.

Demokrasinin tam anlamıyla ülküsü, bütün ulusun aynı zamanda yönetici durumda bulunabilmesini, hiç olmazsa devletin son iradesinin ulusça dile getirip gösterilmesini ister. Bu nedenle demokrasi ilkesinin en çağdaş, en akılcı uygulamasını sağlayan yönetim biçimi Cumhuriyet’tir.

Demokrasi bir kafa sorunudur. Herhalde bir mide sorunu değildir. Adalete bağlılığı, erdem ve ahlak sahibi olmayı gerektirir.

Demokrasi yurt sevgisidir.”

Ulu Önder’in kendi el yazısıyla yazdığı Yurttaşlık Bilgileri adlı kitabından alınmıştır. Şimdi tüm halkımıza ve bizleri yönetenlere soruyorum. Bu ifadeler ATATÜRK’ e ait olduğu için mi kabul görmüyor. Şayet kabul görüyorsa neden demokrasi adına başarılı olamıyoruz?

Sizler yine hakaret etmeye devam edin.

Abdülvahap ULUDÜZ

Devamını Oku