21 février 2021 dimanche
Batı-Mat Brüksel
AVRUPADA YAŞAYAN TÜRKLER SINIR DIŞIMI EDİLECEK?
EĞİTİM ANLAYIŞINDAKİ EKSİKLİKLER VE OLMASI GEREKENLER
SAĞLIKLI BESLENMEDE YAPILAN HATALAR
10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN
ANKARA BODRUM’A EĞRİ BAKIYOR...
Sene 1996. Hülya annesi, babası, ablası, eniştesi ve ablasın biri 4 yaşında dıyeri 2 yaşında olan cocuklarıyla aynı evde beraber yaşıyorlardı. Hülya 16 yaşında neşe dolu çok güzel bir kızdı babasının göz bebeğı, mutlu bir aileydi her gün dıyer günün aynısıydı okula gıdıyor geliyor, sohbet ediyor. Yaşamayı seven biriydi. Annesi ablasını kücük oǧluna bakıyordu ve ablasının diyer çocugu ana okuluna gıdıyor.
Ablası ve eniştesi çalışıyordu. O kuldan sonra alışverişe gider annesine yardım eder akşam olunca doplanır ve akşam yemegini beraber yerlerdi. Hülya eniştesinini pek sevmezdi şakalarını komik sandıǧı fıkralarını tuhaf bakışları vardı ve bu bakışlarından rahatsız olurdu ama kimseye bir şey soylemezdi. Günler boyle devam etti. Annesi ve ablası akrabalarına oturmaya gittiler, hulyanın dersi vardı evdeydı. Babasıda kahveye arkadaşlarının yanına gitmişti. Bir bardak meyve cayı yapıp odasına geçti, her zaman kapısını kitlerdi ama bu sefer kitlemeyi unutmuştu. Eniştesi gelmiş ama onu duymamiştı sessizce odasına girdi once ne yapacagını bilemedi ve baǧırdı. “Çık” diye defalarca bagırdı ama eniştesi aldırmıyordu. Çıkartamadı odasından uzun süre savaştı sonrası eniştesin istedigi oldu, ona sahip olmuştu ve hulya caresizdi tehtit etti.
“Hülyayı oldururum ve senide. O çok sevdigin babanıda”. Çaresizdi ölümü, yolculuǧu çok duşundu ama yapamadı. Odasına kitledi kendinisini, artık her sey için çok geçti. Sabah olduǧunda annesinin sesiyle uyandı. “Okula geç kaldın kalk ardık dıyordu”. “Hastayım buǧün gıtmeyeceǧım” dedı. Annesine “kapı kilitli ve açma” diye soyledi. Nasıl bakarım annemin yuzune ne soylerim ya ablam; peki babam dedi, ne olacak şimdi? Kalktı ve annesi “ne oldu, niye bu kadar kötüsün? dün iyidin, bugün neyin var?” diye sordu. içimdeki sessiz çiǧlıǧı haykıramadı. Annesine söyleyemedi, anlatamadı. Evimizde beslediğimiz adinin yaptıklarına sadece “hiç” dedi. Hayat eskısı gıbı degıldı artık, derslerı kötü gıdıyordu, 16 yaşında ve her şeyden vaz geçmiş. Babası doktora getirmek istedi, dokdor yardımı almalısın bunalımdasın ergenlık dıyorlardı. Bilmıyorlardı içimdeki öfkeyi, acıyı, susuyordum ve her gün daha çok canı acıyordu. Çünkü anlatamıyordu günlerin ve aylarin böyle geçtiğni. Hülya tuhaf bir şekilde kilo alıyordu. Anlam veremedi ılk önçeler. Sonra mıde bulantıları başlamıştı, okulda ders almıştı hamilelikle ilgili. Adet zamanı bozukluğuda olmaya başladı çok korkmuştu. Ezzaneye gıttı bir hamilelık testi aldı ve korktuğu başına gelmişti, hamileydi. “Ne olcak şimdi” diye düsündü.
Ne yapacaktı kimseye söyleyemedi günler böyle geçti, azda olsa kilo alıyordu ve hafif karnıda büyüyordu. Annesi “kızım kılo alıyorsun dikkat et kendine diyor”. Bir bilseydi, bir anlasaydı, onu anlata bilseydi kendi yaşadıklarını. Karnını bir bez le sarıyordu sıkıca. Bol kıyafetler gıyıyor. Çok az ailesıyle vakıt geçiriyordu ve aylar geçti sonra bir gece çıglıklar içinde uyandı. Çok sancısı vardı. Annesi ve babası bugüne kadar hiç bir şey anlamamiştı, şimdi gerçekle yüzleşme vakti gelmişti. Acıl hastaneye getırdıler doktor içeriye aldı hulyayı. Bir saat sonra doktor dışarıya cıkarak erken doğum dedi. “Sezeryanla bebegi alacağız, korkulacak bir şey yok”. Annesi, babası ve ablası donmuştu. “Nasıl olur benim kızım evlı degıl daha 16 yaşında”. Işte ‘kara geçe’ dedıkleri bu olmalı. Sezeryanla doğum gerçekleşti, bir kızı oldu Hülyanın. Bir hafta hastanede kaldı, kimse gitmedi, gidemedi. Hülya hastanede yanlızdı. Doktor ailesini aratmış, hülyayı hastaneden cıkartacaklarını, onu almaya gelmelerinni soylemiş ti. Hülyayı almaya ablası ve eniştesi geldi. Pişkin pişkin “kim den peydahladın” dıyordu. “Piçini soyle hadi diyordu”. Ablası suskun “şimdi ne olcak, babam neyapacak, sen bunu nasıl yaptın Hülya” diyordu. Hakaret edıyor, söylene bilecek bütün kötü sozleri söylüyordu. Bebeğıne sıkı sıkı sarımişti kokluyordu. Içine çekıyor ve korkular içinde eve gidiyordu.
Sessizce gırdı icerıye ve odasına geçti. Kapısını örtmesiyle babasının kapıyı açması bir oldu. Ölesıye dayak yedi, hakaret, kufur, aklınıza gelebılecek her şeyi yaşıyord. “Kımden söyle” dıye bagrıyordu babası. Dayanamadı ve söyledi. “Eniştemden” dedi ve anlattı. Ablası bağrıyor “hakaret ediyor” diye ama enişte kaçmiştı. Aradılar hiç bir yerde yok tu. Kimse enişteye ulaşamıyordu malesef. Enişte ortalıktan kaybolmuştu. Inanamıyorlardı nasıl olurdu babası tekmelıyordu. “Geber, bu utanç bitsin” dıyordu. Komşular zor aldı elınden Hülyayı. Kan içindeydi. Yenı ameliyat olmuş, çok çanı yanıyordu. “Sonrasını cok hatırlamıyorum” dıyor. “Gecenin sonunu sankı beynınden silinmişti, ben içimden geçenleri haykıramadım” diyor. “On altı yaşimda hayatımı bitirdi” dıyemedim. Kimsede o ana inanmadı. “O adi eniştem kaçmasaydı inanmayacaklardıda”. Sabah oldu, dayağın etkısıyle sızdıgı yerde uyandı. Çok çanı yanıyor ve üstü başi kan içindeydi. Kızı aklına geldı bağırdı “kızım nerde”. Babası “kızın emin ellerde, iyi bir yerde. Sana ıhtıyacı yok, çok iyi bakılacak” dedi. Benım kalbim işte o an parçalandı. O açı Ölümden bile zor geldi. Adını bile koyamadığım, kokusuna doyamadıgım kızımı cocuğu olmayan zengin bir aileye vermişler. Bunu bana öz babam nasıl yapabılır diye düsüsundü Hülya. Beni çok seven babam gitmiş yerine bir cani gelmişti. Anneme bagırdı; “Hazırlayın şunu” dedi. Ben hastanedeyken ikimizinde yerini hazırlamişlardı kızım, zengin bir aileye evlatlık vermislerdi bense dul bir adama eşi olacaktim, yerim hazırdi. Eşi daha önce vefat etmiş 2 cocuğu olan bır adama vermişlerdi beni. Işte o an sesim kesildi, nefesim kesildi, dilim tutuldu, haykıramadım ve söyleyemedim. Bana bunu yapma baba diyemedim. Içimden geçenleri hiç bir zamam bilmedi babam, anlamadı beni. Zavallı annem çaresizce bakıyordu, olanlara acıyla baktı gözlerime. Biricik kızı kocası yaşıt adamla evlenecekti. Eşim olacak olan adam babamla yaşıttı. Bense adını bile koyamadığım kızın acısıyla yanarken, bedenenım bende değıldi, nefesim bende degildi ve artık hiç bir şey duşunmuyordum. Baş edemediğim acılar vardı içimde. Sadece tek yapabıldığım şeyi yaptım. SUSTUM.