07 avril 2020 mardi
Batı-Mat Brüksel
AVRUPADA YAŞAYAN TÜRKLER SINIR DIŞIMI EDİLECEK?
EĞİTİM ANLAYIŞINDAKİ EKSİKLİKLER VE OLMASI GEREKENLER
SAĞLIKLI BESLENMEDE YAPILAN HATALAR
10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN
ANKARA BODRUM’A EĞRİ BAKIYOR...
Belçika’da serbest hekim yasası olması özgürlük ile birlikte bazı sorunlarda getirmektedir. Her milletin hatta her toplumun kendine öz değerleri vardır. Kimi toplumlar bu değerlere geleneklere sımsıkı sarılırken, kimi toplumlar zamanla esneyebilmektedir.
Toplumumuzu genellememekle birlikte, kadınlarımızın çoğunluğu erkek doktor/ hemşire veya bakıcıdan yardım almayı kabul etmemektedirler. Bunun temel nedeni dini veya kültürel değerlerimize değinmektedir ve bazı sorunlara yol açmaktadır. Böyle durumlarda Erkek doktorlar veya bakıcılar ( Müslüman) kadınların taraflarından tedavi görmeyi reddetmelerinin yanı sıra birde bu bayanların eşleri ile muhatap olma durumunda kalmaktadırlar.
Fakat küçük yaşta ana vatandan yurtdışına gelin gelen kızlarımızı düşündüğümüzde, onları anlamak çok ta zor değildir. Bu küçük kadın gözünü açmış eşini görmüş, kendini ancak eşine açmış olduğundan, yabancı bir erkek doktor/ bakıcıya kendini tedavi içinde olsa göstermekte utanması zorlanması normaldir. Bunun yanında dil bilmemesi de kendini tamamen eşine bağlı kılmaktadır. Böyle durumlarda hekimler hastaya anlayışla yaklaşmalıdırlar.
Birde eşlerinin erkek doktora görünmesini istemediklerinden dolayı, uzmanlığı tedavi ile uyuşmadığı halde kadın doktora gitmelerini isteyen erkekler vardır. Bu davranışlarının sebepleri genellikle kıskançlıktan kaynaklandığı halde bunu dini sebeplere dayatmaktadırlar. Hatta erkek doktora gidildiğinde muayeneye eslerinin yanında girmekte olan erkeklerimiz vardır. Eşi başında asker gibi bekleyen bir bayan nasıl rahat edebilir? Doğru dürüst derdini bile anlatamadan ayrılır doktordan.
Bu konuda çokça örnekler vardır ama biz burada iki örneği ele alalım. Hamile bir bayan bütün rutin kontrolleri için kadın bir jinekoloğa gitmektedir ve en doğal hakkıdır. Olacak bu ya doğum hafta sonu veya gece gerçekleşecektir ve nöbetçi doktor erkektir. bu durumda doğumu illa ki kadın doktor yaptırsın diye dayatarak annenin ve bebeğin sağlığını tehlikeye atılmaktadır. Doğumun gecikmesi hem anne hem bebek için bir tehlike oluşturmaktadır, burada hayati bir tehlike vardır. Ve dikkate alınması mecburidir.
İkinci bir örneğe gelelim, bayan ağır bir bel ameliyatı olmuştur ve fizik tedavi yapılması gerekmektedir. Bu ameliyat sonrası imkanlar dahilinde uzman fizyoterapist erkek ise, uzmanlığının dışında bir kadın fizyoterapiste tedavi olup ve iyileşme oranını düşürmeninse bir anlamı yoktur.
Halbuki söz konusu sağlımız olduğunda ve imkânlarımızın kısıtlandığı durumlarda dinen bütün mahremiyet yok olmaktadır, esas olan insan sağlığıdır. Bize bu beden bu ruh yaratıcımız tarafından emanet edilmiştir, bedenimize ve ruhumuza en iyi şekilde sahip çıkmamız emredilmektedir, yani bütün öncelik sağlımızı korumaktan geçmektedir. Sağlıklı bir bedene bir ruha sahip olamayan bir insan yaratıcısına ne kadar kulluk edebilir, ailesine, sevdiklerine ne kadar faydalı olabilir ve dahası toplumda ne derece yer alabilir? Nasıl bir katkı sağlayabilir? Nasıl sağlıklı bir nesil yetiştirebilir? Ana fikrimiz olarak toplumsal ilerleyebilmenin gereğince her bir (bedenen/ruhen sağlıklı) bireye ihtiyacımız olduğunu benimsemeliyiz.
Olayın bir başka boyutu da, dinimiz hem erkek hem kadın için mümkün olduğu takdirde kendi cinsine tedavi olmayı ön gördüğü doğruluğu ile beraber, her ne sebepten ise erkeklerimizin kadın doktorları reddetme yüzdeleri kadınlara istinaden daha düşük olmasıdır, buda biraz düşündürücüdür…
Birde işin başka tarafı var tabi ki, toplum olarak zaaflarımızı şartsız koşulsuz dinimize kültürüme bağlarken, Avrupa’nın göbeğinde nasıl bir izlenim bırakıyoruz düşünmeliyiz. Maalesef bu durumlarda kadınlarımızın bastırıldığı, horlandığı, bir görünüm bırakmaktayız. Oysa ki kadın bir ailenin olmazsa olmazıdır, aileyi birlikte tutandır, gururdur…
Ilk başta belirttiğim özgür hekim seçeneği acil durumlarda öncelik değildir, öncelik müdahale edilmesi gereken insan hayatıdır….
Öznur Barlas / AVRUPAPRESS