DOLAR 44,8780 0.01%
EURO 53,0615 0.1%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 34091932,88%
Ankara
14°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Öznur Barlas

Öznur Barlas

07 avril 2020 mardi

Bu günlerde boş vakitlerimizi nasıl değerlendirebiliriz?

Bu günlerde boş vakitlerimizi nasıl değerlendirebiliriz?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Son günlerin şüphesiz en çok konuşulan konusu korona virüsüdür. İlk başlarda bize çok uzak gibi görünse de yanı başımıza, hatta ailemize evlerimize kadar yaklaştı ve bizi alışa geldiğimiz rahatımızdan etti. Tüm dünya genelinde hepimiz bir tedirginlik bir korku içerisindeyiz. Tabi ki zor bir süreçten geçiyoruz, sosyal medyada, hatta etrafımızda ölenleri hastaları duydukça korkuya kapılmamak neredeyse imkânsız. Ve bu tamamen normaldir, insan tabiatında korku endişe gibi duygular yoğunlukla vardır, ama akli selim olup bu durumdan en az zararla, hatta belki kâr ile nasıl çıkabiliriz düşünmekte de fayda var.

Bir yandan kendimizi görünmez düşmandan korumaya çalışırken, diğer yandan düşüncelerimiz sevdiklerimizde. Aklımızın bir yarısı yaşlı anne babalarımız için, diğer yarısı evlatlarımız için kaygılanıyor. Oysa rutin hayatımızda her şey ne kadar normal tıkır tıkır yolunda ilerliyordu. Sosyal hayatımızın bu kadar kısıtlanacağı kimin aklına gelirdi ki? Anne babamıza sarılmanın ruhumuza nasıl iyi geldiğini ancak sarılamayınca anlıyoruz.

Evlatlarımızın kokusunu içimize çekip öpemediğimizde, torunumuz kucağımıza gelmek, bizimle oynamak için etrafımızda döndüğü halde, kucaklayıp sevemediğimizde anlıyoruz fiziki temasın ruhumuzu nasıl beslediğini. -Karantinaya girdiğimiz, kapanıp kaldığımız evlerimizde ki esaretten kurtulacağız bir gün, ve o gün arkamıza baktığımızda neler görmek istiyoruz? Kabus gibi boşa geçmiş bir kaç hafta/ay? Veya farkındalık yaratarak değerlendirdiğimiz bir kaç hafta/ay? Öyle bir koşturmaca içinde yaşıyoruz ki kendimize dahi zaman ayıramıyoruz.

En büyük nimet olan sağlımıza bile gereken özeni gösteremiyoruz, fakat sağlımız tehdit edildiğinde ilk baş vuracağımız dualar eşliğinde Rabbimizdir, halbuki en güzeli sağlıklı iken şükretmek değil midir? Uyandığımız her sabah bütün uzuvlarımızın islediği için, sevdiklerimizin sesini duyabildiğimiz için şükretmemiz gerekmez mi ki? -Evladının kokusuna hasret anneleri düşünürsek, eve tıkılıp kaldık diye şikâyet etmek yerine çocuklarımız ile vakit geçirmenin ne büyük bir nimet olduğunu idrak edebiliriz.

Devamlı dışarıda olan gençlerimizi kötü arkadaşlardan alışkanlıklardan korumak uzaklaştırmak için yegâne bir fırsatı değerlendirebiliriz. Çocuklarımıza uçsuz bucaksız sevgimiz ile aile birliğinin beraberliğinin önemini anlatmaktan ziyade göstererek aşılayabiliriz. -Evimizde boş boş oturursak tabi ki sıkılırız, bu negatif durumu pozitife çevirmek kısmen bizim elimizde. Örneğin, dinimizin ilk emrini yerine getirelim, okuyarak hem kendimizi hem çevremizi geliştirelim. İlgimizi çeken alanlarda ki kitapları okuyalım ve okutalım, aksi takdirde sıkılırız ve vazgeçeriz. Bilimsel araştırmalara göre çok okuyan, yani beyni devamlı işlev halinde olan kişilerde Alzheimer gibi hastalıkların riski daha düşük olduğu biliniyor.

Beyni çalıştırmak için, kelime oyunları, bulmacalar çözmek gibi çok yararlı aktivitelerde yapabiliriz. -Biraz spor/hareket ederek, vücudumuzu dinçleştirebiliriz, hayır, olimpiyatlara katılmayacağız, amma ve lakin kaslarımızı güçlendirerek daha sağlıklı ve ağrısız olmamızı sağlayabiliriz. Böylelikle daha dinç ihtiyarlarız. -Üretken olalım, herkesin mutlaka çok iyi yaptığı bir şeyler vardır, her insanın kabiliyeti farklıdır ama mutlaka bir kabiliyeti vardır.

Hünerlerimizi dışa çıkaralım, belki içimizde çok iyi bir aşçı, bir terzi, bir şair bir müzisyen belki daha neler vardır… Kim bilir… tabi ki sen bilirsin… içindeki cevheri çıkarmayı dene… Yegâne demek istediğim, aynanın karşısına geçelim, aynayı kaplayan tozları bir silelim. Silelim ki karsımızdakini görelim, kaşını gözünü değil, o dış görüntünün altındaki bireyi bulalım. Bulalım ki konuşalım şöyle enine boyuna… sor bakalım aynada ki arkadaşa, sen kimsin? senin bu dünyaya gelme sebebin nedir? Yemek içmek üremek mi? Ruhun karalar içinde boğulurken, saçını başını süslemek mi? Olup bitenlerin ve kendimizin farkında olalım ki insanlığa yararımız dokunsun. Bu süreci değerlendirerek hem kulluğumuzu hem insanlığımızı sık eleyip ince dokuyalım.

Tabi bunları yaparken tedbirlerimizi de göz ardı etmeyelim, devletin koyduğu kurallara uyalım, toplum olarak sorumluluğumuzu almalıyız. En ufak hareketimizin canlara mâl olabileceğini bilmeliyiz. Karamsarlığa kapılmadan hayatımızı en iyi şekilde devam ettirmeliyiz. Kadere iman etmiş bir toplum olarak tabi ki “Tedbir bizden takdir Allahtan” diyerek yola devam diyoruz. Boş zamanlarımızı en iyi ve en sağılıkla şekilde değerlendirmemiz dileklerim ile… Sevgi ile evde kalalım, sevdiklerimiz ile sağlıklı kalalım.

Öznur Barlas/ Kültürler arası iletişim uzmanı

Oznur Barlas / AVRUPAPRESS