DOLAR 44,8950 0.23%
EURO 52,8913 -0.09%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 34595393,14%
Ankara
13°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Editör

Editör

17 avril 2026 vendredi

AKİB BAŞKANI HIZAR’DAN TARİHİ ÇAĞRI

AKİB BAŞKANI HIZAR’DAN TARİHİ ÇAĞRI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

AKİB BAŞKANI HIZAR’DAN TARİHİ ÇAĞRI: “YURT DIŞINDA YAŞAYAN TÜRKLER VE GÖÇMENLER BAKANLIĞI KURULMASI ARTIK BİR ZORUNLULUKTUR”
AVRUPA’DAKİ TÜRK TOPLUMUNUN KARŞI KARŞIYA KALDIĞI SORUNLARA DİKKAT ÇEKEN AVRUPA KAYSERİ İŞVERENLER BİRLİĞİ (AKİB) KURUCU GENEL BAŞKANI ALİ HIZAR, KAMUOYUNDA GENİŞ YANKI UYANDIRACAK TARİHİ BİR ÇAĞRIDA BULUNDU.GENEL BAŞKAN HIZAR, NET KONUŞTU. HIZAR, YURT DIŞINDA YAŞAYAN YAKLAŞIK 7,2 MİLYON TÜRK’ÜN KİMLİK, KÜLTÜR, EKONOMİK VE HUKUKİ BAĞLARININ KORUNMASI VE BU BÜYÜK DİASPORANIN KAYBEDİLMEMESİ ADINA « YURT DIŞINDA YAŞAYAN TÜRKLER VE GÖÇMENLER BAKANLIĞI » KURULMASININ ARTIK KAÇINILMAZ BİR ZORUNLULUK OLDUĞUNU VURGULADI.
Avrupa Türk İş Birliği (AKİB) Başkanı Hızar, yaptığı çarpıcı açıklamayla Türkiye’nin kurumsal yapılanmasında yeni bir dönemin kapısını araladı. Hızar, Yurt Dışında yaşayan Türkler ve göçmenlere yönelik politikaların tek çatı altında toplanması gerektiğini vurgulayarak, “Avrupalı Türkler ve Göçmenler Bakanlığı artık bir tercih değil, zorunluluktur” dedi.
Başkan Hızar, yaptığı açıklamada Yurt dışında yaşayan Türklerin kimlik, eğitim, temsil ve ayrımcılık gibi alanlarda ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirterek, mevcut yapıların bu sorunlara çözüm üretmekte yetersiz kaldığını ifade etti. Yeni bir bakanlığın, devlet ile diaspora arasında güçlü ve kalıcı bir köprü olacağını dile getirdi.
Avrupa ülkelerinde yaşayan milyonlarca Türk’ün yalnızca bireysel sorunlarla değil; asimilasyon, kimlik erozyonu, aidiyet duygusunun zayıflaması ve kurumsal sahipsizlik gibi uzun vadeli risklerle de karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Hızar, mevcut dağınık yapıların bu sorunlara bütüncül çözümler üretmekte yetersiz kaldığını vurguladı. Hızar, « Avrupa’daki Türk toplumu, Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve diplomatik gücünün doğal bir uzantısıdır. Ancak bu büyük potansiyel yeterince sahiplenilmezse, nesiller içerisinde Türkiye ile bağları zayıflayan, kimliğini kaybeden bir kitleyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle Yurt Dışında yYaşayan Türkler ve Göçmenler Bakanlığı, gecikmiş ancak hayati bir adımdır » dedi.
AMAÇ « KAYBETMEMEK, KORUMAK VE GÜÇLENDİRMEK »
Hızar, kurulması önerilen bakanlığın temel amacının Avrupa’daki Türkleri yalnızca yurt dışında yaşayan vatandaşlar olarak değil, stratejik bir diaspora gücü olarak ele almak olması gerektiğini dile getirerek, « Bu kapsamda, Avrupa’daki Türklerin hukuki, sosyal ve ekonomik haklarının tek merkezden takip edilmesi. Irkçılık, ayrımcılık ve İslamofobiye karşı daha güçlü ve organize bir devlet refleksi geliştirilmesi, eğitim alanında ana dil, kültür ve tarih bağlarının nesiller boyunca korunması, gençlerin Türkiye ile bağlarını koparmadan Avrupa’da başarılı bireyler olarak yetişmesini sağlayacak burs, staj ve kariyer programlarının artırılması, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasıyla koordineli, sahaya dokunan ve kalıcı hizmet modellerinin hayata geçirilmesi gerekir » diye konuştu.
GENEK BAŞKAN HIZAR’DAN « HİZMET GÖTÜRMEZSEK, BAĞ ZAYIFLAR » UYARISI
AKİB Genel Başkanı Ali Hızar, Yurt dışında yaşayan Türklerin devletten yeterli hizmet ve ilgi görmemesi durumunda bu kitlenin zamanla farklı siyasi ve kültürel merkezlerin etkisine açık hale geleceği uyarısında bulunarak, « Bağlılık yalnızca söylemle değil, hizmetle güçlenir. Vatandaşımıza eğitimde, hukuki destekte, ekonomik iş birliklerinde ve sosyal hayatta dokunamazsak bu bağı korumamız mümkün olmaz. Bu nedenle kurulacak bir bakanlık, yalnızca idari değil, aynı zamanda stratejik bir yatırımdır » şeklinde konuştu.
AKİB GENEL BAŞKANI HIZAR: “SORUNLAR BÜYÜDÜ, ÇÖZÜM KURUMSALLAŞMALI”
Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türk vatandaşının ve Türkiye kökenli göçmenin; eğitimden istihdama, vatandaşlık haklarından kültürel temsile kadar pek çok alanda ortak ve kronik sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Hızar, mevcut dağınık yapıların bu sorunlara yeterince hızlı ve etkili çözümler üretemediğini ifade etti.
“Yurt dışında yaşayan Türkler artık geçici misafir değil, kalıcı bir topluluk. Bu gerçek, güçlü ve doğrudan bir bakanlıkla karşılık bulmalı,” diyen Hızar, yeni bir bakanlığın hem Türkiye ile bağları güçlendireceğini hem de göçmenlerin haklarını daha etkin savunacağını söyledi.
DEVLETE TAVSİYE NİTELİĞİNDE BİR ÇAĞRI
Bu önerinin bir eleştiri değil; yol gösterici ve yapıcı bir devlet tavsiyesi olduğunun altını çizen Hızar, « 7,2 milyonluk Avrupa Türkü, doğru politikalarla Türkiye’nin en güçlü yumuşak gücü olabilir. Bu potansiyeli korumak ve geliştirmek hepimizin sorumluluğudur » ifadelerini kullandı.
Genel Başkan Ali Hızar ayrıca, Yurt dışında yaşayan Türkler ve Göçmenler Bakanlığı’nın kurulmasının hem Avrupa’daki vatandaşların daha kaliteli ve eşit hizmet almasını sağlayacağını hem de Türkiye’nin diaspora politikasında yeni bir vizyonun kapısını aralayacağını sözlerine ekledi
Bu tarihi çıkışın önümüzdeki dönemde siyasi ve toplumsal düzeyde geniş yankı bulması bekleniyor.

 

 

Bilgin  Ozcifci         /         AVRUPAPRESS

Devamını Oku

Diplomanın Sustuğu Yer: Ruhun ve Erdemin Çığlığı

Diplomanın Sustuğu Yer: Ruhun ve Erdemin Çığlığı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Diplomanın Sustuğu Yer: Ruhun ve Erdemin Çığlığı
Bugün masamdaki hukuk kitaplarını usulca bir kenara ittim. Adaleti maddelerde değil, insanın
en derininde, vicdanında aramaya mecbur olduğumuz bir gündeyiz. Bir okulun koridorlarından
yükselen silah sesleri ve yitip giden 10 can, bize çok acı bir gerçeği fısıldıyor: Sadece « eğitmek »
yetmiyor; hatta bazen ruhsuz bir eğitim, en büyük yıkımların zeminini hazırlıyor. Peki, biz
kendimize karşı ne kadar dürüstüz?
Yıllardır çocuklarımızı bir yarışın içine soktuk. En iyi notları alsınlar, en iyi okullara gitsinler,
en prestijli meslekleri edinsinler diye uğraştık. Zihinlerini bilgiyle doldururken, ruhlarını ihmal
ettiğimizi ne zaman itiraf edeceğiz? Bir çocuğun eline o silahı veren sadece bir öfke değil; o
öfkenin yerine konulamamış merhamet, o boşluğa yerleşememiş bir maneviyat ve
parlatılamamış bir erdemdir. Dürüst olalım; eğitim dediğimiz şey sadece teknik bir donanım
haline geldiğinde, insanı bir « makineye » dönüştürür. Oysa insanı insan yapan, bilgisinin miktarı
değil, o bilgiyi hangi ahlaki zeminde kullandığıdır. Eğer bir eğitim sistemi, bir çocuğun kalbine
« yaratılanı sevme » tohumunu ekemiyorsa, ona canın kutsallığını ve ruhun nezaketini
öğretemiyorsa; o okul binaları sadece soğuk birer duvardan ibarettir. Bugün yaşadığımız bu
facia, manevi bir boşluğun, anlam arayışından kopmuş bir ruhun patlamasıdır. Erdemle
yoğrulmamış bir zekâ, sadece yıkım üretir. Biz çocuklarımıza dürüstlüğü, sabrı ve başkasının
acısına ortak olmayı; trigonometriden veya tarihten daha önce öğretmek zorundayız. Çünkü
kalp terbiyesi görmemiş bir insana dünyayı da verseniz, o dünya onun içindeki karanlığı
aydınlatmaya yetmeyecektir. Şimdi sadece binaları ya da güvenlik sistemlerini değil, insan
yetiştirme felsefemizi sorgulama vaktidir. Dürüstlük tam da burada başlar: « Biz nerede ruhu
kaybettik? » Ruhu karanlıkta kalan hiçbir çocuk, aydınlık bir gelecek kuramaz. Bugün yasımızı
tutarken, yarın için her bir çocuğun kalbine birer erdem feneri yakmaya söz vermeliyiz. Nazi
toplama kamplarından sağ kurtulan bir okul müdürünün, her eğitim yılı başında öğretmenlerine
gönderdiği o meşhur mektubu hatırlayalım:
« Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş mühendislerin inşa
ettiği gaz odalarını, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocukları, iyi eğitim almış
hemşirelerin vurduğu bebekleri… Bu yüzden eğitimden şüpheliyim. Sizden isteğim şudur:
Öğrencilerinizin ‘insan’ olması için çaba gösterin. Çabalarınız bilgili canavarlar, becerikli
psikopatlar ve eğitimli ‘Eichmannlar’ üretmesin.
 » İlahi mesajların ilk emirleri aslında bize yolu binlerce yıl önceden çizmişti. Tevrat
“Öldürmeyeceksin!” derken yaşamın kutsallığını; İncil “Sev!” derken merhametin gücünü;
İslam ise “Oku!” derken sadece metni değil, kâinatı ve insanı anlamayı emretmişti. Bu
emirlerin her biri birer ruh terbiyesi, birer maneviyat kalesiydi. Peki, dürüstçe kendimize
soralım: Ne kadar yapılıyor? Bugün geldiğimiz noktada, ilahi öğretilerin ve evrensel değerlerin
içi boşaltıldıkça ortaya çıkan manzara hepimiz için bir utanç vesikasıdır. « Öldürmeyeceksin »
emrine rağmen katliamları meşrulaştıran zihinler, « Sev » emrine rağmen kalbi sevgisiz kalmış
kalabalıklar ve ilk emri « Oku » olmasına rağmen derinlikten ve tefekkürden kopmuş yığınlar
arasında, o 10 masum canın çığlığı yankılanıyor. Eğer bugün dünya üzerinde; vahyedilen
mesajın aksine « öldüren », sevgi yerine « nefret » büyüten ve okumayı sadece kağıt üzerinde
bırakan nesiller yetiştiriyorsak, tüm eğitim sistemimizi o enkazın altında yeniden
sorgulamalıyız.
Bilgili canavarlar değil, vicdanlı insanlar yetiştireceğimiz bir dünyaya uyanmak ümidiyle…

Av. Besra YAŞİK ŞENER        /        AVRUPAPRESS

Devamını Oku

MİLLİYETCİ HAREKET PARTİSİ ESKİŞEHİR İL BAŞKANI EMİRDAGLI AYHAN SEZER OLDU

MİLLİYETCİ HAREKET  PARTİSİ  ESKİŞEHİR İL BAŞKANI  EMİRDAGLI AYHAN SEZER OLDU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Milliyetçi Hareket Partisi’nde ilçe yapılanmasına yönelik değişiklikler kapsamında, il başkanlığına Emirdağlı Ayhan Sezer atandı. Peki, Ayhan Sezer kimdir?
Milliyetçi Hareket Partisi’nin Eskişehir İl Başkanlığı görevine, teşkilatların yeniden düzenlenmesi kapsamında Ayhan Sezer atandı. Parti yönetiminde gerçekleştirilen yeniden yapılanma süreci doğrultusunda alınan kararın ardından, Eskişehir’de teşkilat yapısında önemli bir değişikliğe gidildiği öğrenildi.
AYHAN SEZER KİMDİR?
16 Nisan 2026 tarihinde yapılan atamanın ardından MHP Eskişehir İl Başkanı olan Ayhan Sezer,

1 Ocak 1973 tarihinde Emirdağ’da doğdu. Eğitim hayatına İki Eylül İlkokulu’nda başlayan isim, daha sonra Atatürk Ortaokulu adını alan Devrim Ortaokulu’ndan mezun oldu. Newport Universitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Sezer, Ortaokul yıllarında Ülkü Ocakları’nda yer almaya başladı ve 2000’li yıllarda Gürol Yer’in teşvikiyle siyasete adım attı. Gürol Yer’in merkez ilçe teşkilatında ve Hayri Önder’in il yönetiminde görev yaptı.
Sezer İnşaat, MS Yapı ve SON Decor’u barındıran Sezerler Grup’un sahibi olan isim, 2023 seçimlerinde de MHP Eskişehir Milletvekili aday adayı olarak siyasi çalışmalarını sürdürmüştür.

 

Bilgin Ozcifci        /       AVRUPAPRESS

Devamını Oku

Avrupa’nın Finans Kalbine Emirdağlı Kadın Müdür

Avrupa’nın Finans Kalbine Emirdağlı Kadın Müdür
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Belçika Merkez Bankası (NBB) müdürlüğü görevine, aslen Afyonkarahisar Emirdağlı olan ve Avrupa’daki başarılarıyla bilinen hukukçu Filiz Korkmazer getirildi. Paris ve Gent üniversitelerinde hukuk eğitimi alan Emirdağlı Korkmazer, uluslararası finans hukuku ve kamu maliyesi alanındaki uzmanlığıyla tanınan bir isimdir. Korkmazer, bu üst düzey stratejik görevi Steven Vanackere’den devralarak Belçika ekonomi yönetiminin en kritik koltuklarından birine oturan ilk Emirdağlı oldu. Kariyerine Federal Kamu Hizmeti Maliye Bakanlığı bünyesinde başlayan başarılı bürokrat, yıllardır sürdürdüğü disiplinli çalışmalarıyla hem Belçika hem de Türk toplumu içerisinde dikkat çekiyordu. Belçika hükümeti tarafından yapılan resmi açıklamada, Korkmazer’in liyakati ve akademik geçmişinin bu kritik bankacılık görevi için belirleyici olduğu vurgulandı. Atama kararı sonrası bir açıklama yapan yetkililer, yeni yönetimin Avrupa Merkez Bankası ile uyumlu politikalar izlemeye devam edeceğini bildirdi. Belçika’daki Türk toplumunun temsilcileri, bu atamanın gurbetçi Emirdağlılar için büyük bir gurur kaynağı ve motivasyon vesilesi olduğunu belirtti. Finans çevreleri, Korkmazer’in hukukçu kimliğinin bankanın denetim ve düzenleme süreçlerine yeni bir soluk getireceği görüşünde birleşti. Başarılı ismin ailesi, köklerinin uzandığı Emirdağ ilçesinde ve gurbetçi camiasında bu haberi büyük bir sevinçle karşıladı. Filiz Korkmazer, Emirdağ’ın simge isimlerinden ve Topakevin sahibi Rüştü Korkmazer’in kardeşi Mustafa Korkmazer’in torunu Ali İhsan Korkmazer’in kızıdır. Korkmazer ailesi, Emirdağlı bir kadının Avrupa’nın finans kalbine müdür olmasının genç nesillere büyük bir örnek teşkil ettiğini dile getirdi. Belçika Merkez Bankası, Avrupa Birliği’nin merkezinde yer alması sebebiyle kıtanın para politikalarında hayati bir öneme sahip bulunuyor. Bu göreve getirilen ilk Emirdağlı isimlerden biri olan Korkmazer, aynı zamanda bankanın modernizasyon ve dijitalleşme sürecini de yönetecek. Uzmanlar, Belçika ve Türkiye arasındaki ekonomik bağların bu tür liyakatli temsilciler sayesinde daha da güçleneceğini öngörüyor. Emirdağ kültürünün çalışkanlığını Avrupa’nın zirvesine taşıyan Korkmazer’in, görev süresi boyunca enflasyonla mücadele projeleri üzerine yoğunlaşması bekleniyor. Yeni müdür Korkmazer, önümüzdeki günlerde düzenlenecek resmi törenle birlikte yeni mesaisine ve ekibiyle olan ilk strateji toplantılarına başlayacak.
​Haber Özeti (Spot)
Belçika Merkez Bankası Müdürlüğü görevine, Emirdağ kökenli hukukçu Filiz Korkmazer getirilerek tarihi bir başarıya imza atıldı. Federal Maliye Bakanlığı tecrübesiyle bilinen Korkmazer, Avrupa finans yönetiminde söz sahibi olan ilk gurbetçi isimlerden biri oldu. Emirdağlı ailenin kızı olan Korkmazer’in bu ataması, hem memleketinde hem de Avrupa’daki Türkler arasında büyük bir gurur tablosu oluşturdu.

 

Bilgin   Ozcifci         /         AVRUPAPRESS

Devamını Oku

EMİRDAĞLILAR BİRLİK BERABERLİK PLATFORMU/EMİRDAĞ FEDERASYONU

EMİRDAĞLILAR BİRLİK BERABERLİK PLATFORMU/EMİRDAĞ FEDERASYONU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

HABER / FOTOĞRAF: ERTUĞRUL ALTINEL – BİLGİN ÖZÇİFTÇİ – AVRUPA PRESS – BELÇİKA.

‘Emirdağ İçin Bir Hizmet Yolculuğu: Aziziye’den Federasyona yolculuk’ Eskişehir’de yaşayan Emirdağlılar tarafından ilgi gördü.

Emirdağlılar Birlik Beraberlik Platformu / Emirdağ Federasyonu yöneticisi Figen Ayrancı yaptığı yazılı açıklamasında şunları söyledi:

Sene1994-1995. Bir türlü bir araya gelemeyen, yıllarca konuşulan bir vakfı hayata geçiremeyen hemşerilerimizin hikâyelerini dinleyerek büyüdük neredeyse. « O zaman bir deneyelim » dedik. Aziziye Vakfı’nı Emirdağlı sanatçı Mustafa Ertorun, o dönem henüz intörn doktor olan Ünal Ayrancı ve yüksek lisans öğrencisi olan ben Figen Emeksiz, cebimizde paramız, arkamızda büyük bir maddi güç ya da destek olmadan üç genç olarak kurduk.
Demek ki kurulmama sebebi imkânsızlıklar değilmiş dedik ve bizimle yürümeyi kabul eden eğitimcisi, öğrencisi, genci ve yaşlısıyla 30-40 kişilik bir ekiple tam hız koşmaya başladık. Vakfın yayın organı olarak Aziziye Dergisi’ni çıkarmaya başladık. Çıkarsız, samimi ve hizmet aşkıyla koşturan bu bir avuç genç; Eskişehir’de, Emirdağ’da, yurt içinde ve yurt dışında büyük kabul gördü. Aziziye (Emirdağ’ın eski ismidir).

Çok kıymetli isimler yanımızda oldu, çabamıza destek verdi. Ankara’da TRT’den Sayın Nevzat Ay ve iş insanı Alpaslan Güzle; Devlet Planlama Teşkilatı’ndan Sayın Uğur Emek; Meclis’te Sayın Cengiz Sağlam; İzmir’de o dönem Yaşar Holding’de yönetici olan ve Emirdağlıları bir araya toplayan Sayın Ömer Faruk Yaldızkaya; rahmetli albayım Sayın Halil Erenoğlu; İstanbul’da Türkiye ve dünyada özellikle karaciğer hastalıklarında duayen rahmetli Sayın Nijad Bilge; iş insanı Sayın Ruhi Çınar ve ismini sayamadığım pek çok Emirdağ aşığı hemşerimiz, bürokratımız bizlere destek oldu. 5000 den fazla ismi portföyümüze kaydettik, dergilerimizle kendilerine ulaştık, anılarını, yazılarını, şahit oldukları tarihimizi dergimizde yayınladık.
Neler mi yaptık?
30 küsur köyü bizzat ziyaret ederek dergimizde tanıttık.
8 kitap bastırdık.
Tez Köyü Şehitliği’ni yaptırdık.
Suvermez yolu ilk trafik ışıklandırmasını ve köylerde sağlık taramalarını gerçekleştirdik.
Onlarca etkinlik düzenledik. Emirdağ konulu şiir yarışmaları, konserler, tiyatro, defile…vs
Yurt dışında, Belçika Türk Federasyonu’nda Sayın Tuncer Sarı ve Sayın Metin Edeer öncülüğünde 30 kişilik ekiple « Çatallı Köy » oyununu sahneledik, Türk Haftasına katıldık konserler verdik.
Peki sonra hatta sürecimiz devam ederken ne mi oldu? Klasik engelleme ve karalama çalışmaları başladı. En son « Siz gençsiniz, vakfı bize verin » baskıları yapıldı. Sonunda 1997’de Emirdağ Vakfı kuruldu. « Olsun » dedik, hizmet hizmettir. Memlekete hizmet için yola çıkan herkes değerlidir dedik ve yolumuza devam ettik.
Zaman evrildi; Akademik kariyerlerimiz ve ailevi sorumluluklarımız nedeniyle vakfı bir süreliğine askıya aldık. Ama esas sebep, biraz da yorulmuş, bıktırılmış olmamızdı. Yine de Emirdağ için yapılan her çalışmada yer almaya gayret ettik. İmkân ve yol oluşunca « aktifleşelim » dedik; büyük beklenti ve amaçlarla Emirdağ Platformu’nun kuruluşunda yer aldık. Daha geniş katılımlı, yıllardır hüküm süren « yerli-köylü » ayrımını bitirecek bir oluşum hayal ettik. Yine olmadı; yine kişisellik öne çıktı, « biz » yerine « ben » denildi. Bu yüzden platformu kurucu dernek başkanlarının ortak kararıyla sonraki aşama olan federasyona çevirdik.
Bir kez daha bu da « Olsun » dedik. Vazgeçmedik. Bir sonraki planlı aşama federasyondu. Bu kez hayaller askıda kalmasın istedik. Bugünkü imkân ve tecrübemizle, 30 yıldır ispatladığımız o çıkarsız ve samimi duruşumuzla yola devam ettik. Bugün federasyonun kuruluş aşaması tamamlanmak üzere. Yüreği gerçek memleket sevdasıyla çarpan, sözde değil ‘özde’ Emirdağlıyım diyen, koltuk sevdası, güç zehirlenmesinden uzak çok değerli insanlar ve dernek başkanlarımızla Ahmet Eryürük başkanlığında yolumuza devam ediyoruz. Kişilerle, egolarla ve iftiralarla önümüzü kesmeye çalışanlarla, resmi zeminleri olmadan meydanlarda koşturan, afaki demeçlerle, temelsiz söylemlerle varlıklarını kabul ettirmeye çalışanlarla asla muhatap olmadan ilerliyoruz.
Farklı grupların, resmi olan ya da olmayan oluşumların olması hiç önemli değil. Birden fazla STK Emirdağ’a hizmet edebilir. Zaten hali hazırda birçok derneğimiz ve vakfımız var. Meşru zeminlerde çalışan herkesi destekliyoruz. Amaç hizmetse ve samimiyetse, bu yolda herkese yer var. Biz en başından beri olduğu gibi kimseyi dışlamıyor, karalamıyor, kişilerle değil olaylarla ilgilenerek amaca doğru ilerliyoruz Yolumuz ve duruşumuz net. Tarih sayfaları çok adil yazılır. Herkes niyetiyle, yaptıklarıyla yer alır o sayfalarda. Doğrusuyla, yanlışıyla…
Şahsım adına; Emirdağ’ın ilk vakfının, ilk platformunun ve ilk federasyonunun kuruluşunda yer almaktan ve Emirdağ adına hizmet yarışını her zaman tetikleyenlerden olmanın haklı gururunu yaşıyorum. İnşallah çok daha büyük, kalabalık ve herkesi kucaklayan oluşumları gerçekleştirir; memleketimizi ve hemşerilerimizi onurlandırmaya devam ederiz’’ dedi.

HABER / FOTOĞRAF: ERTUĞRUL ALTINEL – BİLGİN ÖZÇİFTÇİ – AVRUPA PRESS – BELÇİKA.

Devamını Oku