en iyi bahis siteleri
1xbetbetpasmariobet
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
DOLAR 42,5088 0.16%
EURO 49,3718 0.05%
ALTIN 5.762,771,55
BIST %
BITCOIN 38617900,24%
Ankara
10°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Editör

Editör

28 novembre 2025 vendredi

Kardeşten Nafaka İstenebilir Mi?

Kardeşten Nafaka İstenebilir Mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Gelenek, görenek ve örf adetlerimiz gereğince ihtiyacı olana yardım etmek gerekir.

Türk Medeni Kanunu’nun 364-366. maddeleri arasında düzenlenen yardım nafakası, sınırlı şekilde sayılan akrabaların birbirlerine karşılıklı olarak yardım etme yükümlülüğüne dayanmakta olup, kanun, nafaka ile yükümlü olanları tek tek saymıştır. Bunun dışındaki kimselerin nafaka verme yükümlülüğü yoktur.

Yardım nafakası ilişkisinin tarafları; üstsoy, altsoy ve kardeşlerdir.Türk Medeni Kanunun 364. Maddesi gereğince herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek kardeşine nafaka vermekle yükümlüdür. Ancak nafaka için refah şartı öngörülmüştür.

Kardeşin nafaka yükümlüsü olabilmesi refah durumuna bağlıdır. Refah halinde olmayan kardeş nafaka vermek zorunda değildir.

Görevli Ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun m.4 b.1 hükmüne göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı konusu olan aile hukukundan doğan dava ve işler 20.4.2004 tarihinden sonra Aile Mahkemesinde görülecektir. Yardım nafakası davalarında görevli mahkemede Aile Mahkemesidir. Yardım nafakasına ilişkin davalarda yetkili mahkeme ise taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi olacaktır.

Nafaka Davası Ne Zaman Açılabilir?

Yardım nafakası ihtiyacı olan kardeşlerin nafaka isteyebilmesi belli bir süreye tabi değildir. Yardım nafakası koşulları oluştuğundan her zaman açılabilir.

 

Avukat  Ceren Yanık     /     AVRUPAPRESS

Devamını Oku

Nhaber.nl Genel Yayın Yönetmeni Tapan’a Yeni Görev: TiGAD Hollanda Başkanlığı

Nhaber.nl Genel Yayın Yönetmeni Tapan’a Yeni Görev: TiGAD Hollanda Başkanlığı
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Resimde : Solda TİGAD Avrupa
başkanı Bilgin Özçiftçi,Sağda Hollanda
Şube Başkanı Sedat Tapan
Türkiye İnternet Gazetecileri Derneği
(TİGAD), dijital medya alanında
Türkiye’nin en aktif meslek
örgütlerinden biri olarak hem
Türkiye’de hem de Avrupa’da
örgütlenmesini büyütmeye devam
ediyor. İnternet gazeteciliğinde etik,
bağımsız ve nitelikli haberciliği
geliştirmeyi amaçlayan TİGAD, son
yönetim kurulu toplantısında Avrupa
teşkilatlanmasına yeni bir adım daha
ekledi.
Dijital medyanın güçlendirilmesi,
mesleki standartların yükseltilmesi ve
internet gazetecilerinin kurumsal bir
çatı altında bir araya getirilmesi
amacıyla faaliyet gösteren dernek, son
dönemde özellikle Avrupa’daki
diaspora medya temsilciliğini
genişletme hedefiyle öne çikmaktadır.
Brüksel merkezli Avrupa temsilciliğinin
yanı sıra TiGAD, kıtanın farklı
noktalarında yeni temsilcilikler
oluşturarak daha güçlü bir yapılanma
hedeflemektedir.
Bu bağlamda, TiGAD’ın son yönetim
kurulu toplantısında alınan karar
uyarınca Hollanda temsilciliği
resmiyet kazanmıştır. Hollanda’da
uzun yıllardır gazetecilik faaliyetlerini
sürdüren, çeşitli medya
kuruluşlarında görev almış ve halen
Nhaber.nl haber portalının genel
yayın yönetmenliğini üstlenen
deneyimli gazeteci Sedat Tapan,
TİGAD Hollanda Şube Başkanı olarak
atanmıştır. Atama kararı, Avrupa’dan
sorumlu TİGAD Avrupa Başkanı Bilgin
Özçiftçi tarafından Sedat Tapan’a
tebliğ edilmiş ve kendisine tebrik
mesajı iletilmiştir..
TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel,
Avrupa’da güçlü ve sürdürülebilir bir
medya ağı kurma hedefleri
doğrultusunda bu atamanın Avrupa
yapılanması için kritik bir dönüm
noktası olduğunu belirtmiştir.
Geçgel’in, 30 Kasım’da Brüksel’e bir
ziyaret gerçekleştireceği ve Avrupa
sorumlusu Bilgin Özçiftçi ile mevcut
Avrupa temsilcilikleri ve genişleme
stratejisi üzerine bir dizi görüşme
yapacağı bildirilmiştir. Bu ziyaretin
mevcut temsilciliklerin güçlendirilmesi
ve yeni temsilciliklerin açılmasina
yönelik değerlendirmeleri içermesi
öngörüilmektedir.
TİGAD’ın Avrupa’daki yapılanması,
diaspora topluluklarına yönelik medya
çalışmalarının profesyonel bir
çerçevede yürütülmesi, internet
gazetecilerinin kurumsal temsilinin
sağlanması ve Avrupa’daki Türk
medyasınin ortak bir platformda bir
araya gelmesi açısından büyük önem
taşımaktadır. Hollanda şubesinin
faaliyete geçmesi, bu sürecin yeni ve
güçlü bir aşaması olarak
değerlendirilmektedir.
Yeni atama ile birlikte, Hollanda’daki
internet gazetecilerinin mesleki
dayanışma içerisinde faaliyet
göstermesi ve TiGAD bünyesinde
Avrupa’daki dijital medya süreçlerine
daha etkin katılım sağlaması
hedeflenmektedir. Sedat Tapan’ın
uzun yillara dayanan yurt dişı
gazetecilik tecrübesinin, derneğin
Avrupa vizyonuna önemli katkılar
sağlaması beklenmektedir.
Haber: Bilgin Özçiftçi- TİGAD Avrupa
Yeni atama ile birlikte, Hollanda’daki
internet gazetecilerinin mesleki
dayanışma içerisinde faaliyet
göstermesi ve TiGAD bünyesinde
Avrupa’daki dijital medya süreçlerine
daha etkin katılım sağlaması
hedeflenmektedir. Sedat Tapan’ın
uzun yillara dayanan yurt dişı
gazetecilik tecrübesinin, derneğin
Avrupa vizyonuna önemli katkılar
sağlaması beklenmektedir.
Haber: Bilgin Özçiftçi- TİGAD Avrupa
başkani
Devamını Oku

DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN.

DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bilmeyenler için söylüyorum; “3 Aralık günü (Dünya Engelliler)’i için önem arz eden bürgün haline gelmiştir. Biz engellilere bu ahvalde sahip çıkan tüm dünya ülkelerini içerisinde barındıran, Birleşmiş Milletlere belki de teşekkür etmem gerekiyor. Bu farkındalığı yaratmak için uzun çalışılmış bir sürecin sonucunda engellilerin farklı olmasını sağlayanlar empati yeteneğini yüksek olanlar. Çünkü ben ve benim gibi engelli kardeşlerimi birilerinin görmesi ve bu konuda ne yapılması gerektiği hakkında çalışmalar yapılması gerektiğini anlamış oldukları görülmektedir. Fi tarihinde engellisinden zarar gördüğünü düşünen birçok aile engelli kardeşlerimizi sokağa terk ederek yalnızlaşmalarını sağlıyorlardı. Oysaki bugün “İÇİMDEKİ YALNIZLIĞIM” adlı kitabımda da üzerine basa basa belirttiğim gibi, devletin sosyal alanda kendisini geliştirmesiyle beraber, bugün birçok yerde iş bulup çalışma imkânı

kendilerine tanınıyor. Bildiğim kadarıyla iş istihdamı olduğu halde bu hakkını kullanmayan firmalara da cezalar kesilmekte. Devletin engelliler için sağladığı maddi destek her ne kadar da cüzi bir miktarmış gibi görülse de asıl olan devletin aileye sağlamış olduğu katkı. Haaa sosyal devlet olmanın gereği de bu zaten. Vatandaşının yanında olmak ve sorunlarını çözmektir. Ama zamanla engelli ve yaşlılarımızın bu toplumun birer önemli parçası olduğu net bir şekilde anlaşıldığında muhakkak sosyal desteklerde artacaktır. Bugün hayırsız evlat dediklerimiz, sırf engelli ve yaşlılık maaşını almak için mahkeme koridorlarında kanuni haklarını elinde bulundurmak için çırpınmaktalar. Asıl olan bizim gibi gelenekçi toplumlarda o insanlara karşılık beklemeden sahip çıkmak ama nerede. 1992’den bu yana desteklenen bir gün olarak yürürlüğe girmiş ve küresel çapta farkındalıklar oluşturulmuş vaziyette. 1976 yılında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1981 yılını Uluslararası Engelliler Yılı olarak

ilan etti. Bu yılın bir diğer amacı fırsat eşitliği, rehabilitasyonlar aracılığıyla engelliliklerin önlenmesi konularına odaklanarak, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde bir eylem planı çağrısı yapılmış. Uluslararası Engelliler Yılı’nın teması « Tam Katılım ve Eşitlik » olarak belirlendi. Tema, engelli bireylerin toplumlarının yaşamına ve gelişimine tam olarak katılma hakkına, diğer vatandaşlarla eşit yaşam koşullarından yararlanma hakkına ve sosyoekonomik gelişmeden kaynaklanan iyileştirilmiş koşullarda eşit paya sahip olma hakkına sahip olmaları olarak tanımlanmıştır.

3 Aralık 2024’te Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünya çapındaki ortaklarıyla birlikte Engelliler Günü’nü farkındalık oluşturmak amacıyla katılmaktadır. Bu yılın teması ise « Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir gelecek için engelli kişilerin liderliğini güçlendirmek » Engelli kardeşlerimiz dünya nüfusun %16’sını oluşturmasına rağmen, sağlık sektöründe liderlik rollerine nadiren erişebilmektedir. Ayrımcılık, eğitim ve istihdam fırsatlarından

dışlanma gibi insanı huzursuz edecek olan bu rollere erişimlerini engelleyen birçok engelle karşılaşmaktadırlar. (DSÖ) engellilerin kişilik haklarının zedelenmemesi için kendi liderliğini güçlendirmenin, küresel sağlık hedeflerine ulaşması için sağlıklı bireylerin ulaştığı imkanların aynısına, herkes gibi sağlık eşitliğini ilerletecek daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için anlamlı bir ilerleme sağlamak adına önemli olduğunu kabul etmektedir

3 Aralık Engelliler Günü’nün amacı, engelli bireylerin toplumsal farkındalığını artırarak, bireysel haklarını savunmak ve toplumsal eşitliği teşvik etmektir. 2007 yılına kadar « Uluslararası Engelliler Günü » olarak anılan bugün, o tarihten sonra her yıl farklı bir tema ile farkındalıklar oluşturulmaktadır. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü, farkındalık gününde, engellilerin üretimin içinde olarak katkılarını, yeteneklerini ve başarılarını tanımak amacıyla dünya çapındaki insanları bir araya getiren etkinlikler düzenlenmekte. Ben de bu

vesileyle 3 Aralık Çarşamba günü yanıma bir engelli dostumu da alarak Kırşehir de “Kent Konseyi Engelliler Meclisinin düzenleyeceği saat 17:00’deki kortej yürüyüşle beraber ilk açılışımızı yapacağız. Ankara’da olduğum için Sabah’ın ilk ışıklarıyla beraber heyecanla yolla çıkmayı planlıyorum. Allah’tan bir mâni olmazsa. Sağlıkla kalın…

Not: bana bir engelli olarak görmeyip bana değer veren saygı değer Kırşehir Çiğdem gazetesi yönetim kurulu başkanı Sait Yanık ve değerli ekibine; Avrupa Prens’in değerli yönetim kurulu başkanı Bilgin Bey’e ve değerli ekibine de teşekkür ederken, saygı ve sevgilerimi sunuyorum. İyiki varsınız.

 

Davut Izol       /       AVRUPAPRESS

Devamını Oku

HAMMÂMÎZÂDE İSMAİL DEDE EFENDİ

HAMMÂMÎZÂDE İSMAİL DEDE EFENDİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

« Ah Yine Neşe-i Muhabbet » diyordu bir ses…

Ruhundan doğan eşsiz nağmeler ile kalplere, ruhlara ulaşıyor…

 

Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi (1778–1846), Türk musikisinin tarih sahnesinde yalnızca bir bestekâr olarak değil, bir estetik mimarı, bir ruh üstadı ve bir çağın ses hafızası olarak yükselmiş nadir isimlerden biridir. O, musikiyi bir sanat dalı olmaktan çıkarıp insan ruhunun ayak izlerine dönüştüren bir gönül insanıdır. Onun hayatını anlamak, yalnızca bir bestekârı tanımak değil; bir kültürün ruhuna, bir medeniyetin iç sesine kulak vermektir.

 

İstanbul’un Şehzadebaşı semtinde, mütevazı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen İsmail’in müzikle tanışması bir öğretim sürecinin ürünü değil, adeta kaderin ona sunduğu bir armağandı. Babası hamam işletmesiyle geçimini sağladığından “Hammâmîzâde” lakabıyla anıldı. Henüz küçük yaşlardan itibaren sesindeki özel tını, çevresindekilerin dikkatini çekmeye başlamıştı. İsmail, mahalle arasındaki çocuk oyunlarının gürültüsünde bile bir melodi duyar, yağmurun damlalarını bile bir ritim gibi hissederdi. O daha çocukken, gönlü duyduklarını sese çeviren bir narin teraziydi. Gözlerinde merak, kulağında sınırsız bir duyma yetisi vardı. Zamanla bu yeti, makamları ayırt etme, ezgilerin iç yapısını sezme ve melodiler arasındaki akışı içgüdüsel olarak anlama gücüne dönüştü. O yaşlarda kimse bu çocuğun ileride bir devrin musikî atlasını baştan sona değiştireceğini tahmin etmiyordu.

Dönemin meşhur mûsikîşinaslarından Uncuzade Mehmet Emin Efendi’den özel dersler aldı. 1798’de Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi Ali Nutkî Dede’ye bağlandı. Çilede iken bestelediği ilk şarkısıyla pâdişah III. Selim’in dikkatini çekti, art arda bestelediği yapıtlarla devrin gözde bestekârları arasına girdi. Yüksek saray görevlerinden pâdişah musâhipliğine ve müezzinbaşılığa atandı. Sultan III. Selim’den sonra Sultan II. Mahmud’un da yakın alâka ve desteğini gördü.

İsmâil Dede Efendi, bir yandan saray fasıllarına hânende (ses sanatçısı) olarak katılırken, bir yandan da Enderûn’da ve Yenikapı Mevlevihâne’sinde mûsikî dersleri verdi. Saraydan bir hanımefendi ile evlendi. Evlendikten bir sene sonra oğlunu, annesini ve üvey annesini kaybetti ve acılarını eserlerinde işledi.

Kendisinden sonra 19. yüzyılın en büyük bestekârları arasında yer alan Zekai Dede Efendi, Dellalzade İsmâil Efendi ve Eyyûbi Mehmet Bey gibi çok sayıda öğrenci yetiştirmiştir.

 

Galata Mevlevîhanesi’ne girişiyse hayatının en büyük dönüm noktası oldu. Mevlevîlik, ona yalnızca müzik bilgisi değil; nefsi terbiye etmeyi, dinginliği, sabrı ve sesin ardındaki manayı öğretti. Mevlevîhane’de duyduğu her ney nefesi, her kudüm vuruşu, her zikir nağmesi, onun ruhunda başka bir kapı aralıyordu. Burada öğrendiği şey, notanın yalnızca bir işaret olmadığı; her sesin ardında bir nefes, her melodinin ardında bir hikâye, her eserin ardında bir dua olduğu gerçeğiydi.

 

Mevlevîhane’nin çilesini çekerken aldığı “Dede” unvanı, onun sadece manevi olarak değil, sanatsal olarak da olgunluğa eriştiğinin sembolüydü. Bu yıllar, ruhunun sesle yoğrulduğu, kalbinin musikîyle yeniden şekillendiği dönemlerdi. Semada dönen dervişlerin ritmik adımlarını, aşkın sessiz titreşimini ve insanın Hakk’a yönelişindeki içsel akışı eserlerine yansıtmaya başladı.

 

Teknik açıdan bakıldığında Dede Efendi, Osmanlı musikisinin tüm sırlarını adeta avuçlarının içinde tutan bir ustaydı. Makamların seyir özelliklerini yalnızca bilmekle kalmıyor; onlara yeni geçkiler, yeni yorumlar ve modern denilebilecek özgünlükler katıyordu. Büyük usûl ve

küçük usûl birleşimlerini kurarken gösterdiği teknik maharet, bugün bile konservatuvarlarda hayranlıkla incelenmektedir.

 

III. Selim ile tanışması, yeteneğinin sarayda da fark edilmesine sebep oldu. Padişahın musikîye olan özel ilgisi, Dede Efendi’ye geniş bir çalışma alanı sağladı. Sarayın zarafet dolu atmosferi, onun bestelerine yeni bir ihtişam, yeni bir parlaklık kattı. Eserleri yalnızca sarayda değil, İstanbul’un sokaklarında, meclislerinde, düğünlerinde, dergâhlarında ve hatta sıradan evlerin dingin odalarında yankılanmaya başladı. Çünkü Dede Efendi, halkın sevincini de hüznünü de anlayabilen bir gönül mimarıydı.

Art arda yeni makamların bulunduğu klasik Türk mûsikî repertuvarının en gözde parçalarının bestelendiği III. Selim devrinde ilk yapıtlarını veren İsmâil Dede Efendi bilhassa Sultan Abdülmecid devrinde Batı Mûsikîsi’ne ciddi ilgi gösterilmesine üzülür, Türk Mûsikîsi’ne bağlı kalmış bir bestekârdır. Onun temel gereci insan sesidir. Mevlevî âyininden ilâhiye, kardan köçekçeye, her biçimde ürün veren Dede Efendi içtenlik ve akıcılığa büyük ehemmiyet vermiştir.

 

Kurban Bayramının birinci günü 9 0cak1778 doğdu. Kurban bayramının birinci günü 29 Kasım 1846 da hac vazifesini yerine getirmek için gittiği Hicazda koleraya yakalandı ve Hakk’a yürüdü.

 

Hayatı boyunca yüzlerce eser besteledi. Bunların arasında klasik Türk musikisinin yapı taşları sayılan peşrevler, saz semaileri, şarkılar, ilahiler, duraklar ve ayinler bulunur. Her eseri, adeta kalpten kopup gelen bir mektup gibidir. Dinleyen kişi, melodilerde kendi hikâyesini, kendi sevincini, kendi kederini bulur. Onun besteleri incelendiğinde, teknik mükemmelliğin duygusal yoğunlukla nasıl birleştiği açıkça görülür. Her biri insan ruhunun başka bir aynası gibidir. Dede Efendi aslında melodilerle insanın iç dünyasını resmetmiş, duyguları sesle görünür kılmıştır.

 

İsmâil Dede Efendi’nin bestelediği eserlerden 300’e yakınının notası günümüze ulaşmıştır. 500 dolayında beste yapmışsa da, nota kullanımının yaygın olmayışı ve mûsikî öğretiminin ezbere dayanması sebebiyle, bunların yarısına yakını unutulmuş 8’i çalgısal, geri kalanı sözlü olmak üzere 267 eseri günümüze ulaşabilmiştir. Sözlü eserlerinden 49’u dinsel tasavvufî, 218’i din dışıdır. En mühim tasavvufî eserleri Hüzzam, Sabâ ve Ferahfeza Mevlevî âyinleridir.

 

Dede Efendi’nin hayatı, sesle başlayan ve sonsuz bir musikîye dönüşen bir yolculuktur. Onu anlamak, melodilerin ardındaki nefesi, gönlün iç kıvrımlarındaki duyguyu, insan ile yaratıcı arasındaki ince bağı anlamaktır. Bugün onun eserleri hâlâ gökyüzüne yükselen bir dua, incinmiş gönüllere dokunan bir şifa ve Türk musikisinin kalbinde yüzyıllardır parlayan bir ışık olarak yaşamaktadır.

Arkasında yalnızca notalar değil, bir milletin ruhuna yerleşmiş bir miras bıraktı. Ruhu, bugün hâlâ her konser salonunda, her meşk halkasında, her gönülde yankılanmaya devam ediyor.

 

Bedenini Hicazın kumlarına teslim etti ama

 

« Ah o güzel başın için o hilal kaşın için gel… »

diye devam ediyor hicaz makamından uzanıyor sonsuza …

 

İsmail Dede Efendi’ ye sevgilerimle ve saygılarımla…

Ruhu şad olsun.

 

İdil ÇELİKER        /        AVRUPAPRESS

Devamını Oku

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

ÖĞRETMENLER GÜNÜ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gazi Mustafa Kemal Atatürk 24 Kasım 1928 günü Millet Mekteplerinin Başöğretmeni olmuştur. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinde eğitim seferberliği başlatılmıştır.
Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılından itibaren O’nun « başöğretmen » olduğu 24 Kasım günü Öğretmenler Günü ilan edildi ve kutlanmaya başlandı.
Dünyanın en asil mesleklerinden olan öğretmenlik mesleğini seçip şehit olan öğretmenlerimizin şehadet tarihleri, isimleri ve şehadet yerleri aşağıda listelediğimiz gibidir.
1917
Abdülkerim USTA Irak Cephesi
Mahmut KARABEKİROĞULLARI Filistin
1918
Süleyman ÖĞRETMEN Filistin Cephesi
1930
M. Fehmi KUBİLAY Menemen
1979
Mehmet SAYGIGÜDER Gaziantep
1980
Recep ÇAKIR İstanbul
Bekir DEDAŞ Hilvan
Nevzat DEMİRCİ Ağrı Özdirek Köyü
Ö. Faruk BÜNGÖL Ankara Çankaya
Fevzi ATEŞ Batman
Ali İNCEKARA İstanbul
E.Erol HÜRSESOĞLU Adana
Kadir KAYHAN Diyarbakır Ergani
Selahattin KARAKAŞ Batman
1984
Şekip AKIN Sason
1987
İsa KARAASLAN Mazgirt Gümüşgün
Asım ÖZDEN Lice Yolçatı
Aydın ACUN Dargeçit Kuşluca
Şenol AKAR Şırnak Yoğurtçular
1988
Adem AKDENİZ Nusaybin Dibek
Hüseyin AYDEMİR Gercüş Aydınca
Muhammed YILDIZ Dargeçit Bağözü
Ali BOŞGELMEZ Pülümür Altınhüseyin
Lokman ÇEKER Pülümür Altınhüseyin
Musa SARISAÇ Mazgirt Akdüven
Mustafa ÇAĞLAR Mazgirt Akdüven
Mithat EREN Dargeçit Sümer
Nuri ÖZTÜRK Dargeçit Sümer
Sezgin YOLCU Gercüş Yüceköy
1989
Ç. Ersin TEMEL Eruh Çağlar
Durmuş GÜÇLÜ Eruh Çetinkaya
Mehmet KAPUSUZ Siirt Ekmekçiler
Fesih SÖĞÜT Savur Başkavak
1990
Tahir CİVİL Lice Tuzla
Hanifi ÇAKALLIOĞLU Pazarcık C.pınar
Ahmet BEKAR Arıcak Bükardı
Bayram YEŞİL Arıcak Bükardı
İzzet YÜKSEL Arıcak Bükardı
Sabahlayın KURTULUŞ Arıcak Bükardı
Hakkı KOÇAK Mazgirt
Ertan SEVİM Malazgirt Boyundere
Ali KARAOĞLAN Selim Y.damlapınar
Mehmet GEZER Araban Köklüce
1991
Esma KARADOĞAN Tunceli Gökçek
1992
İbrahim KIZMAZ Nusaybin
Ö.Zeki VARAN Şırnak
Orhan GÖK Derik Sırt
Mehmet GEREN Diyarbakır
Ramazan EGE Bornova
Şevki AKGÜN Aralık Kolikent
İlyas AÇAR Şenkaya
Orhan KORKMAZ Kulp
Seydo AYDOĞAN Kızıltepe
Ramazan ERGİ Lice Hadik
Abdurrahman TANER Yüreğir
Ergin EKER Silvan Otluk
Abdulvahap YERSİZ Mazıdağı Y.konak
M.Şirin KAYA Diyarbakır Kaldırım
Emin AYDIN Bismil Bölümlü
Vural AKDENİZ Çınar Aktepe
M.Mehdi ŞANLI Silvan
M.Emin ÖZDEN Hazro
1993
Halis ŞİŞMAN Tayvan Yasaıca
R.Aydın BİLGE Diyarbakır
Zübeyir AKKOÇ Diyarbakır
Kemal SERT Silvan
Ertuğrul ALPTEKİN Nusaybin
İsmail ÇELLİK Kurtalan Kayabağlar
Faik AYAZ Silvan
Alihan HAN Diyarbakır
Abdullah KARA Genç Kavaklı
B.İrfan AŞKAR Bingöl
Mehmet BIROL Malazgirt İyikomşu
Selahattin AYSAN Genç Çevirme
A.Rıza PEKGÖZ Beşiri Yalınkavak
Elif LİVAN Diyarbakır Buçuktepe
Nuriye AK Diyarbakır Buçuktepe
Nevzat AKDEMİR Çemişgezek Tekeli
Erkan AYDIN Tunceli Meşeyolu
Hamza ÇETİN Tunceli Meşeyolu
M.Macit YALÇIN Çınar
Osman ÇİÇEK Kars Aydınalan
Ayhan KURAL Pülümür
Ahmet ARCAGÖK Diyarbakır Yeni
A.Şahap SALIK Diyarbakır
Zeki ŞENOĞLU Birecik
Gürez ŞİMŞEK Halfeti Külünçe
Ercan CANAVAR Genç Yeniyazı
Bayram ALADAĞ Ovacık
Nurgül ALADAĞ Ovacık
Feyza KATAR Pertek Pirinççi
Orhan BAKIŞ Pertek Pirinççi
Taşkın SENGER Pertek Pirinççi
Ünal ATLI Pertek Pirinççi
Ali YILDIRIM Hazro Dedaş
Etem YAŞAR Hazro Dedaş
Hüseyin YAVUZ Hazro Dedaş
Zeki SAVRUK Hazro Dedaş
A.Nurettin SOYER Lice Kutlu
Mehmet İZDAR Gevaş Koçak
A.Nazif ÇZBAĞRIAÇIK Bitlis Yolalan
Bayram TEKİN Ahlat Düzköy
Ergin KOMUT Bitlis Yolalan
Mehmet FİDAN Kulp Ağaçlı
Yasemin TEKİN Ahlat Düzköy
Ayşe KONAKÇI Bismil Babahaki
Fatih TEKİN Kulp Ağaçlı
Numan KONAKÇI Bismil Babahaki
Sezgin KEÇECİ Kulp Ağaçlı
Neşe ALTEN Bismil Çavuşlu
Halil KANDEMİR Tunceli Geyiksuyu
Zafer ÖZDENİZTunceli Geyiksuyu
Mehmet DAYAN Diyarbakır
1994
Nahit ERGENE Elazığ
Mustafa BOZ Cizre
Hasan AKAN Diyarbakır
Mahmut ESEN Gaziantep
M.Ali DURAK Silvan
Metin GENÇDAL Ovacık Yeşilyazı
Recep UYUR Diyarbakır
Sıtkı ABDİOĞLU Batman
Erkan ÖZCAN Sason Aydınlık
Emir TOPAL Midyat
Kemal GÜÇER Diyarbakır
M.Nuri DEMİRALP Diyarbakır
A.İhsan ÇETİNKAYA Mazgirt Darıkent
Buminhan TEMİZKAN MazgirtDarıkent
Metin KAYNAR Mazgirt Darıkent
Mustafa KARINCA Mazgirt Darıkent
Rüstem ŞEN Mazgirt Darıkent
Vedat İNAN Mazgirt Darıment
Mehmet PEHLİVAN Çanakkale
M.Şirin GÖKDERE Silvan Çatakköprü
Atilla AYDOĞDU Nazımiye
Adnan TUNCA Beşiri Çevrimova
Mustafa GÜMÜŞ Beşiri Çevrimova
Sait KORKMAZ Doğubeyazıt Kazan
Hayati KAPUKAYA Çatak
Ali BULUT Tekman Taşkesen
Ersoy YORULMAZ Tekman Taşkesen
Nurullah SARAÇ Tekman Taşkesen
Ragip KÖSE Tekman Taşkesen
Ali YILDIZ Savur Başkavak
Erol ERCAN Savur Başkavak
Mahmut ÇATALKAYA Savur Başkavak
M.Zeki ÖDÜK Savur Başkavak
1995
Adem DERTSİZ Mardin
Nadir OZAN Şemdinli Aktütün
Şeyho KURTULMUŞ Batman Zorköy
Necati ÇİÇEK Diyarbakır
Hüseyin KOCABAŞ Tokat Pazar
Gürkan ARITÜRK Dargeçit
Ökkeş KAYA Dargeçit
H. Halil SÜLÜN Şırnak
1996
Aydın YILMAZ Ekinözü Altınyaprak
H.Ömer SERİN Ekinözü Davutlar
Nurettin ASLAN Ekinözü Altınyaprak
Saim ÇELİK Pülümür
Aynur SARI Ergani
Murat ÖZGÜN Şırnak
Uğur GÖREN Diyarbakır Hantepe
Cuma İBİŞ Diyarbakır Hantepe
M.Sadettin KÜÇÜK Diyarbakır
Nesrin ÜNÜGÜR Diyarbakır Hantepe
1997
Bülent AY Batman
Lütfi ÖLMEZ Diyarbakır
Mesut UZLU Çatak
Mustafa ÖZKAN Mersin
Oktay BULUN Tarsus
1998
Hamit SÜTMEN Kulp
Erhan ÇAKMAK Yüksekova
1999
Gürhan YARDIM Şırnak
Hüseyin AGIRMAN İstanbul
2004
Süleyman ŞAHİN Çukurca
2011
Dilay KERMAN Tunceli
Ayhan YILDIRIM Erciş
M.Gökhan AY Erciş
Muhammet YURTOĞLU Van
Onur ATEŞ Van
Ahmet TOSUN Afyon
Hayri KAYA Afyon
R.Sevilay DURUKAN İzmir
Emrah ERDEM Reşadiye
Hüseyin TUNÇ İstanbul
Yusuf ELİTAŞ Ankara
Ş.Aybüke YALÇIN Batman Kozluk
Necmettin YILMAZ Pülümür
Emin ACUN Afyon Sinanpaşa
Ayhan KÖKMEN İzmir
Necmettin KUYUCU Gebze
Arzu ÖZSOY İstanbul
Ayşenur ALKAN Gaziantep

Tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun. Başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete intikal eden öğretmenlerimize ve tüm şehit öğretmenlerimize rahmet diliyoruz.

 

Recep Cansu        /        AVRUPAPRESS

Devamını Oku