DOLAR 45,4098 0.24%
EURO 53,5661 0.56%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 36563491,02%
Ankara
18°

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

DILAN KARATAS

DILAN KARATAS

17 octobre 2021 dimanche

Paris’te Randevunuz Var mı ?

Paris’te Randevunuz Var mı ?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu hafta beni en çok etkileyen şehirlerden birinden Paris’ten bahsetmek istiyorum. Adına binlerce şiir roman yazılmış ancak hiçbir kelime hiçbir şiir hiçbir roman güzelliğini anlatmaya yetmemiş bir şehirden bahsedeceğim. Bu şehirde yaşamış olan büyük yazarlar, şairler, var ki bu şehrin büyüsünün aslında onların geri de bıraktıkları onlarca anıdan kaynaklandığını düşünmekteyim.Her bir sokağını gezerken « aaa O’ da burada yaşamış, gördün mü bak bu sokakta oturmuş » diyerek dolaşıyorsunuz şehri. Gezerken keşfettiğim birkaç yazar Victor Hugo, E. Hemingway, Balzac oldu. Ayrıca dünyaca ünlü şarkıcı Edith Piaf’ı es geçersem büyük haksızlık olur. Tabi ki Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya’yı da eklemeliyim bazılarının evlerini görme bazılarının kahve içip belki de kitaplarını yazdıkları cafeleri görüp kahve içme imkanı yakayabildim bazılarının da ancak son uykularını geçirdikleri mezarlarını bulabildim. Arada Yahya Kemal’in Attila İlhan’ın izine rastladım. Onları ararken de aklıma gelmeyen daha nice yazarın şairin evlerini zamanını geçirdikleri cafeleri adım attıkları sokakları görme imkanı buldum. Sonra düşündüğümde şunu anladım ki Paris’i vazgecilmez ve büyüleyici yapan aslında ne Eiffel Kulesi ne Champs Elysées Paris’i Paris yapan işte bu yaşanmışlıkları geçmişten gelen ayak izleri. Tarihi, tarih kokan herseyi çok seviyorum. Paris, yalnızca Fransa’nın merkezini oluşturan bir mega şehir değil; aynı zamanda romantizmin dünyadaki başkenti. Geniş bulvarları, gotik mimari örneği etkileyici binaları, Seine Nehri, Eiffel Kulesi, Zafer Takı gibi eşsiz detayları nedeniyle yüzyıllardır farklı türlerdeki sanat eserlerine konu olan ünlü kent, tüm bu özelliklerinden dolayı insanların en çok merak ettiği ve ziyaret etmek istediği şehir ünvanına sahip. Böylece “dünyanın en turistik kenti” unvanını korumayı başarıyor. O yüzden Paris’in tarihi bir şehir olması birçok yazara, şaire ,ressama ,müzisyene ilham kaynağı olması, aşklarına tanık olması ve ev sahipliği yapması sebebiyle yeri bende çok başka. Her sabah güne şöyle başlıyordum. Acaba bugün hangi yazarın hangi şairin ya da ressamın gezdiği sokaklardan geçeceğim. Onlar bu sokaklar da gezerken ne düşündüler .Ben de onlar gibi gezdikleri sokakların gizemlerini keşfedebilecek miyim. Acaba bu sokaklar kimi mutlu ettiği kadar kimi yaraladı Bu sokaklarda ne aşklar ne acılar ne mutluluklar yaşandı Francis Scott Key Fitzgerald Dünya, insanları yaralıyor ve sonra bu insanlar yaralandıkları yerlerde daha da güçlü oluyorlar; fakat yaralayamadıklarını öldürüyor. En iyileri, en nazikleri, en cesurları… Fark gözetmeksizin! Bunlardan hiçbiri olmasan da emin olabilirsin ki seni de öldürecek; ama aceleye getirmeyecek . F.Scott sanki bu sözleriyle dünyadan çok Paris’i anlatmış gibi. Hep bu söze rastladığımda aklıma ilk önce bu şehir gelir. Paris önce tüm güzelliğiyle büyüler sonra kendine aşık eder yaşanılan zamanı büyüsüyle durdurmayı başarır ve yıllar boyunca gözlerinin içine bakarken zamanın nasıl geçtiğini anlamazsın zamanı durdurmuş gibi hissedersin ancak gitme vakti geldiğinde anlarsın ki zaman acımasızca akıp gitmiştir. Paris elveda denilemeyen ilk sevgili gibidir yıllar geçse de unutamazsın sanki hiç yaşlanmamış gibi hep aynı güzellikte hatırlarsın.

 

Dilan Karatas  /  AVRUPAPRESS