DOLAR 44,8780 0.01%
EURO 53,0615 0.1%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 34091932,88%
Ankara
14°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

İzge Nur Ünal

İzge Nur Ünal

25 mars 2021 jeudi

Uzay Çağı Mı Taş Devri Mi?

Uzay Çağı Mı Taş Devri Mi?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Teknolojinin her geçen gün katlanarak artan hızına, bilimsel gelişmelere, yapılan yeni çalışmalara yetişmek artık mümkün değil. İnsanoğlu bilgiye o kadar aç ki dünya sınırları bile bize yetmiyor, uzaya keşfe gidiyoruz artık. Teknolojiden uzak olan yaşlılarımız telefonlarımızla neler yapabildiklerimizi gördüklerinde şaşkına dönüyorlar. Daha çocuk yaşta bu gelişmelere adapte olan çocukların hızına yetişmek ise mümkün değil. Büyük keşiflerin arka arkaya yapıldığı ve insanlığın kaderinin şekillendiği eski dönemlerdeki insanlar için eminim çağımız çoktan zirve noktasını gördü. O dönemlerde kıtalar arasındaki iletişimin tek tuşa inmesinin hayali bile kurulmamıştı çünkü. Hava ulaşımıyla birkaç saate indirgenen uzun deve yolculukları ise ejderhaların varlığı kadar fantastik bir düşünceydi. Elde edilen her yeni gelişmeyle birlikte yapbozun eksik parçaları misali birbirlerine eklenerek gelişen bir dizi keşif macerası bu. Şunu da unutmamak gerek ki eksik parçaların her birinin eklenmesi günümüzdeki kadar hızlı olmamış. O dönem imkanlarını düşünerek bunun çok normal olduğunu söyleyebiliriz. Zorluklar içinde bugünümüzü şekillendiren, hayal gücünün sınırı olmayan bilim insanlarına da teşekkür borçluyuz. Çünkü tek bir buluşun peşinde tüm ömrünü harcamış insanların hırsı ve azmi çağımızın da temellerinin atılmasını sağladı.

Günümüzde bilim ve teknolojinin gelişim hızı oldukça değişti. Gece okuyup uyuduğumuz yeni bir buluş sabah uyandığımızda başka bir buluşa kapı açmış oluyor artık. Günde belki de yüzlerce makale yayınlanıyor ve onlarca yeni patent sahiplerini buluyor. Peki bizi bu noktadan sonra neler bekliyor?

İlk olarak şunu söyleyebiliriz ki çağımız insanı için günümüz teknolojisi daha zirveyi görmedi. Uçan arabalardan ışınlanmaya, vücuda yerleştirilen çipler ile tedaviden, düşünce yoluyla “kahve yap” komutu gönderebildiğimiz ev eşyalarına kadar daha çok uzun bir yol var önümüzde. Belki de yazdıklarımın gerçekleştiğini görmek için çok uzun süre beklememize gerek bile kalmaz. Olur mu demeyin birkaç nesil sonra gelecek olan insanlar belki de hangi gezegende yaşamak istediklerini bile seçebilecekler. Bunları hayal edebildiğimize göre gerçekleşme ihtimalleri var demektir. Eski çağ insanlarının fantastik olarak tanımladığı hayat bizim günlük monoton hayatımızdan ibaret. Gelecekte bir gün bizim için hayal olan başka bir çağ insanı için günlük hayattan ibaret olacak.

Peki ya bu düşündüklerimizin tam tersi olursa? Uzay çağının uçsuz bucaksız kollarına atlamak yerine taş devrine dönersek? Ya geçmişteki insanların hayalleri, gelecekteki insanların ise efsanelerine konu olan dillere destan uzay çağını biz yaşıyorsak? Yukarda saydığım tüm o gerçekleşmesi muhtemel güzel gelecek teorilerinin yanında maalesef bu ihtimal de gerçekleşmesi oldukça muhtemel bir teori. Şimdi yakın dönem içinde yaşamamız öngörülen can sıkıcı durumlardan bahsedelim. Okudukça göreceksiniz ki bırakın uçan arabaları belki ilerde dünyada yaşayacak bir insan nesli bile kalmayacak. Veya yaşayacak olan nesil taş çağından hallice bir halde hayatını sürdürecek.

Hepsinden uzun uzun bahsetmeye kalksak belki de bir kitaplık yazı çıkar ortaya. Bunun yerine kısa kısa değerlendirme yapmak geleceği geniş açıdan görmemizi sağlayacaktır.

İlk büyük problemimiz hepinizin sıklıkla duyduğu iklim değişikliği. Bizi nasıl etkileyebilir ki deyip küçümsememek lazım onu. Kuraklıktan kıtlığa, salgın hastalıklardan doğal afetlere kadar sayamayacağımız birçok felaket onunla birlikte gelecek. Ayak seslerini şimdiden duymaya başladığımız iklim değişikliğinin önüne geçmezsek küresel anlamda çok büyük yıkımlar ve acılar kapıda bizi bekliyor olacak. Bırakın teknolojik gelişmeleri belki de kullanabileceğimiz elektriğimiz bile olmayacak. Kuraklık yüzünden tarım yapamayacak hale gelecek olan insanlar, ellerindeki yiyecekleri bitirince vahşi doğada avlanmaya geri dönecekler. Sahi vahşi doğa demişken yanıp kül olan hektarlarca ormanların bizi nasıl etkileyeceğini düşünmeden geçemeyiz. Belki avlanmak için gidebileceğimiz büyük alanlarımız olmayacak. Ormanların ekolojik dengedeki yerlerinden bahsetmiyorum bile. Bir diğer büyük problemlerimizden biri süper mikroplar olacak. Bilim adamlarının tahminlerine göre yılda 10 milyon insanın ölmesine neden olacak covidden bile daha tehlikeli salgınlar bizi beklemekte. Gelecekte elimizdeki tüm teknoloji ile hastalıklara tedavi bulmaya çalıştığımızı hayal etmek günümüz şartlarında çok zor değil.

Bu felaket listesi uzadıkça uzuyor. Anlayacağınız gibi taş devrine dönme ihtimalimiz mutlu uzay çağı planlarımızdan daha muhtemel. Gelecek nesillerin bize, bizim geçmişte yaşamış insanlara olduğumuz gibi minnettar olacaklarını düşünmek çok zor. İnsanlığın hangi yolda ilerleyeceğini tahmin etmek şimdilik pek mümkün değil. Umuyorum ki sırtımızı dönüp görmezden geldiğimiz sorunlara gecikmeden çözümler üretilir. Çünkü bugün aldığımız kararlar gelecek nesillerin uzay çağında mı yoksa taş devrinde mi yaşayacaklarını belirleyecek.

İzge Nur Ünal  /  AVRUPAPRESS