Gazze’de Gözlerden Çalınan Şafak
Ferda Boz Günerı / ESKİŞEHİR
Gazze’de Gözlerden Çalınan Şafak
Bir sabah düşledim Gazze’de ki çocuklara
Güneş doğsun istedim korkusuzca gözlerine
Kuşlar konsun yeniden kırılmış dallara
Anneler ninniler söylesin uyuyan bebeklerine
Oysa şafak sökmeden karanlığa gömüldü gün
Bir çocuğun avucunda yarım kaldı oyun o gün
Duvarlar sustu birden, sokaklar öksüz kaldı
Gökyüzü unuttu sanki maviliğini bugün
Hangi düş sığar şimdi küçücük mezarlara
Hangi ninni ses olur susmuş dudaklara
Bir anne evladının kokusunu ararken
Hangi söz teselli olur yüreği parçalanana
Ben çocukların gözlerinden şafak devşirmek istedim
Her bakışa bir ömür her gülüşe bir bahar istedim
Daha adını yazmadan hayatın sayfalarına
Savaşın karanlığında düşen fidanları düşündüm
Birinin cebinde taş birinin elinde oyuncak
Birinin düşü okul birinin ki uçurtma uçurmak
Ne bilirdi çocuklar savaşın soğuk yüzünü
Neden onlara dar geldi dünyanın gökyüzü
Ey insanlık, hangi vicdan taşır bu yükünü
Hangi yürek görmez bir çocuğun boyun büküşünü
Bir lokma ekmek için uzanan o küçücük eller
Neden kana bulanır, neden sahipsiz kalır düşler
Gazze’nin gecelerinde yıldızlar parlar şimdi
Her yıldız bir çocuk, evler karanlık şimdi
Toprak örter bedenleri, örtemez hakikati
Hiçbir zalim silemez masumiyetin izini
Ben umutla sabah doğsun istiyorum
Çocukların gözlerinde şafaklar arıyorum
Ne bomba sesi duysunlar ne ayrılık ağıdı
Her çocuk kendi evinde yaşasın çağını
Bir gün güller açarsa yıkılmış bahçelerde
Bir kuş yuva kurarsa kırılmış dallar üzerinde
Bilinsin ki umut ölmez, zulüm sonsuz değildir
Çocukların hakkı olan yarınlar sahipsiz değildir
Ferda Boz Güneri. / AVRUPAPRESS