EMİRDAĞ CAMİLİ KÖYÜ,NDE GEÇMİŞTE CAMİLİ’DE………….. HASIR
Bilgin Özcifci. / EMİRDAĞ
Evin tabanına serilen ve üzerine kilim, çaput pala serilen, aynı zamanda tabandan gelecek nemi ve soğuğu önleyen bir çeşit yer izolasyonuydu hasır. Papur denilen içi süngerimsi yumuşak bir çeşit kamıştan dokunurdu.
Yılda en az bir defa evin badana yapımında hasır güneşe karşı ipe serilir, sopayla vurularak tozu silkelenir, bir müddet güneşletilerek nemi alınırdı.
Bu esnada evin yeri çamur, kılçık(ince saman) ve az miktarda taze inek dışkısı karıştırılır MAMİL adı verilen bu çamur malıç adı verilen bir bezle evin tabanına sıvanırdı.
Köyde hasır Rahmetli Mehmet Hoca (Sezer) tarafından tezgahta dokunurdu. Ayrıca Çiftelerde esnaflık yapan Köylümüz Rahmetli Ömer Ağa (Çetin) hasır satışı yapardı.
Günümüzde dekoratif yada turistik amaçlı yuvarlak kamıştan tel arasına dokunan hasırlar bahse konu ettiğimiz hasırlar değildir.
Hasır Anadolu insanının çok eskiden beri yer döşemesi olarak kullandığı yokluğun bir simgesi olarak türkülerde de yer almıştır.
Neşet Ertaş'ın Zahidem türküsünde
--Zalım anan seni bana verirse
--Nemize yetmiyor el kadar hasır
dizelerinde yerini alır
Bilgin Özcifci / AVRUPAPRESS