Doğal Kaynaklar Lanet mi Lütuf mu?: Hollanda Hastalığı
Doc.Dr Can Yardımcı / AFYONKARAHİSAR
Doğal Kaynaklar Lanet mi Lütuf mu?: Hollanda Hastalığı
Hollanda hastalığı-1
iktisat literatüründe birçok farklı hatta yaraticı sayilabilecek olgu, olay ve
politika tanimlaması ile karşılaşabilirsiniz. Bazı iktisadi olaylar ve politikaları
tanimlamak için ilginç kavramlar kullanılmiştir. Bunlardan belki de en bilinenleri,;
Mahkum ikilemi (Prisoner Dilemma), Soğuk Hindi Politikası (Cold Turkey), Hollanda
Hastalıiğı (Dutch Disease) ..vb. Bu yazıda Hollanda Hastalığı konusunu ele alacağız
ve günümüzde de güncel tartışmalarda önemli bir yer edindiğini temaşa etmiş
olacagız.
Hollanda Hastaliğı, örneğin Ispanyol Gribi gibi tip literatüründe kullanılan ve
oraya ait bir terim ya da adlandırma değildir. Hollanda Hastalığı, tıp literatürü değil
iktisat literatüründe kullanılan bir adlandırmadır. Hollanda Hastalığı, aslında
ekonomide ortaya çikan olumsuz bir durumu, bir hastalık gibi görerek üzerinde
durulması ve düzeltilmesi gereken bir süreç olarak ortaya koymak için seçilmiş dikkat
çekici bir kavramsal adlandırmadır. $öyle düşünülebili, aslinda son dönemde tüm
dünyanın karşı karşıya kaldığı Covid-19 pandemisi ve onun yarattığı küresel
ekonomik bozulma gibi bir dönem ortaya çıkan bir ekonomik sürecin yarattığı
olumsuz durumun adıdır Hollanda Hastalığı. İlk olarak 1977 yilinda The Economist
Dergisi tarafindan ortaya atılmış ve günümüzde hâlâ öyle anılmaya devam
etmektedir. The Economist dergisinde bu durumun ele alınmasının önemli
nedenlerinden biri de 1970'li yıllardaki petrol krizinin etkilerinin de hafızlarda taze
olmasından kaynaklandığını vurgulamak yanlış olmayacaktır. The Economist dergisi,
1977 yilında Hollanda'da Kuzey Denizinde keşfedilen yüksek gaz rezervinin ekonomi
üzerinde yarattığı başta olumlu ancak sonradan olumsuz etkilerin ortaya çıkması
üzerine kaleme alınmış bir makalenin başlığıdı. Bir başka deyişle, adindan
anlaşılacağı üzere Hollanda ekonomisinde yaşanan olumlu bir ekonomik sürecin
ardından tecrübe edilmiş kötü bir ekonomik periyodun yani olumsuzluğun
adlandirılmasıdır. Bazı yerlerde kaynakların laneti veya bolluk laneti (resource curse)
olarak tanımlanmaktadir. Hollanda hastalığı, doğal kaynaklara bağlı olarak belirli bir
sektördeki gelişmenin sağladığı gelirden dolayı para biriminin agresif bir biçimde
değer kazanması sonucu birçok alanda ortaya çıkan negatif ekonomik gelişmeleri
ifade eder. Ayrica bazı kaynaklarda, doğal kaynak keşfinin imalat sanayinde ortaya
çıkardığı dramatik düşüş durumu olarak da anılmaktadır.
Hollanda'da ortaya çikan çok olumlu pozitif bir ekonomik süreç ve bunu
takiben ortaya çıkan ekonomik olumsuzluklar ve bu olumsuz etkilerin yarattığı
zararların olması bu durumun bir hastalık olarak tanımlanmasina ve bu hastalığın
başka ülkelerde de ortaya çıkabileceğini ortaya koyma noktasında çarpıcıdır.
"Hastalık" olarak tanımlanan olumsuz ekonomik sürecin nedeni, Hollanda'da 1959
yılinda Kuzey Denizinde büyük doğalgaz rezervlerinin keşfedilmesi ve bunlarin
ekonomik aktiviteyi domine ederek oransal olarak oldukça büyük yer etmesindendir.
Hollandanın keşfettiği doğalgaz rezervlerinin ihracından dolayı ekonomide büyük
gelirler elde etmiş ve ülke ekonomisi âdeta bir bahar dönemi yaşanmıştır. Doğal gaz
rezervi kaynaklı gelir artişı ile artan döviz girdisi sonucunda ulusal para aşını
değerlenmiş ve aynı zamanda mal ve hizmet fiyatları dengesinde de değişimler
yaşanmıştır. Gelir artışı tüketimin yadsınamayacak ölçüde artış göstermesine neden
olmuştur. Tüketim harcamalarının büyük kısmı yurt dışı ürünlere kaymıştır. Bunun
nedeni doğal gaz rezervlerinde ortaya çıkan keşif ve bu sektördeki yüksek getiri, hem
işgücünü hem de sermayeyi bu sektöre ve ona bağlantılı alanlara kaydırmıştır. Bu
noktada diğer sektörlerdeki üretim azalmakta ve hem sermaye hem de emek doğal
kaynakla ilgili üretim yapan yeni alanlara kaymaktadır. Bu yaşanan bolluk
dönemindeki tüketim artışı, Hollanda ekonomisinin ithalatınin dramatik bir biçimde
artması ile âdeta bir ithalat ülkesi haline gelmesi ve ithalata bağlı hale gelmesi
sonucunu ortaya çıkarmıştır. Ithalatıin artmasınin temel nedeni doğal kaynak temelli
gelir artışına bağlı döviz bolluğu yaşanmasındadır. Bu süreçte doğal kaynak
fiyatlarının yüksek seyretmesi ve yüksek gelirler elde edilmesinin rolü büyüktür. Ancak
doğal kaynakların fiyatlarındaki gerilemeler ülkenin ithalat gücünü azaltacak ve diğer
üretimlerde yetersiz olduğundan o ülke ekonomisi bir süre sonra krize girecektir.
Doğal kaynaklardan elde edilen gelirlerin yüksek olması ve bu alana olan
ilginin artması sadece yurt içi yerleşiklerin değil aynı zamanda doğrudan yabancı
sermaye yatirımlarınin da bu alanlara kaymasına neden olmaktadır. Diğer sektörler ve
sanayi üretimi giderek azalır ve ülkenin bu alanlardaki rekabet gücünü kaybetmesi
durumu ortaya çıkar. Yani doğal kaynakların keşfedilmesi ekonomideki kaynakların
sektörel olarak yeniden dağılmasını sağlar iken bu yeniden dağılım etkinsiz bir
dağılımın ortaya çıkmasına neden olur. Hem emek hem de sermayenin doğal
kaynakla ilgili alanlara kayması sonucu, imalat sanayi ve diğer sektörlerde mali
yetler
artacak, etkinsizlik ortaya çıkacak ve bunlarin sonucunda bu sektörler rekabet
edebilme güçlerini de kaybedeceklerdir. Bunun sonucunda toplam üretimde bir
azalma meydana gelmesi kaçınılmazdır. Nihayetinde doğal kaynakların keşfi ile
yaşanan gelir bolluğu diğer sektörlerin daralması ve ekonomiden dişlanması
sonucunu doğurmaktadır. Bu durumun bir diğer sonucu ise sanayisızleşme
olgusudur. Az yukarıda da vurgulandığı üzere, doğal kaynaklarınız ne kadar bol olursa
olsun onlarin da bir çıkarılma maliyeti vardır. Eğer uluslararası piyasalarda bu
kaynakların fiyatlanında düşme yaşanırsa ülkenin elde ettiği gelirler düşecektir. Doğal
kaynaklardan elde edilen gelirlerin azalması, ithalat yapılmasını güçleştirecek ve
doğal kaynağın yarattığı yalancı baharın etkisi ile diğer sektörlerin üretimleri de
azalacağından dramatik bir ekonomik kriz ortaya çıkacaktır.
Hollanda hastalığı, bir ülkeyi zenginleştirecek ve ekonomik açıdan olumlu katkt
sağlayabilecek bir gelişmenin doğru yönetilmediği takdirde dezavantaj sağlayan ve
ekonomiye zarar veren NO duruma dönüşeceğini tanımlayan bir kavramdir. Mahfi
Eğilmez "Bu hastalığa yakalanmamanın yolu ise bu değişimin yaşandığı dönemde
harcamaları artırmayip fazla gelirleri bir fonda toplamaktan geçiyor." (https://
www.mahfiegilmez.com/2019/03/hollanda-hastalg-ve-turkiye.html) diyerek bu
sorunun üstesinden gelinmesi noktasinda önemli bir öneride bulunmaktadır. Yani
ekonominin doğal kaynaklardan sağlanan gelire bağımlı bir hâle gelmesinin önüne
geçilmesi gerektiği açıktır. Norveç bu konuda başarılı bir ülke örneği olarak karşımıza
çıkmaktadır. Norveç, doğal kaynak gelirlerinin artmasınin yarattığı Hollanda Hastalığı
sorununun üstesinden gelmek için Petrol Fonunu kurmuştur. Petrol gelirlerinin bu
fonda toplanması sağlanmış, bu gelirleri daha çok yatırım amaçlı ve özellikle dis
yatırımlara kanalize etmiştir. Norveçiin, doğal kaynak gelirlerinin kullanımı için
belirlediği önemli politik uygulamalardan biri de bu fonların kamu tarafindan
kullanılmasinı sinırlamak olmuştur. Dolayısiyla bu fonlann yurt dişı yatırımların
finansmanında kullanılması sayesinde buradan elde edilen faiz geliri ile bu fon daha
da büyüyerek, sorun yaratılmasından ziyade sorun çözücü bir fon halini almıştır. Bu
uygulama cari fazla veren Japonya'nin bu fazla geliri borç verme uygulaması ile
benzerlikler taşiımaktadır. Ayrica Norveç, doğal kaynak ve onunla bağlantılı sektörler
dişında sektörlerde yüksek ücret uygulanmasinı sağlayarak, diger sektörlerin de zarar
görmesini engelleyerek kaynak dağılımındaki bozulmayı önleyebilmiştir.
Günümüzde Hollanda Hastalığı olarak literatürde yer alan kavram, doğal
kaynaklardan elde edilen gelirin artmasına bağlı ortaya çikan ekonomik
olumsuzluklar olarak ele alinmakta ise.de artik birçokfarklıdurumdan
kaynaklanan döviz girdisinin artması ile ortaya çıkan sorunlarin geneli için de
kullanılmaktadır. Hatta sektörel bazı örnekler için mesela turizm sektöründen elde
edilen yüksek döviz girdisinin Hollanda Hastalığı durumu ortaya çıkardığı görülmekte
ve bu durum Mairo Holzner tarafindan Plaj hastalığı (Beach Disease) olarak ifade
edilmiştir. Benzer bir durum kredi bolluğu ve sermaye akımları ile gelişmekte olan
ülkelerde yaşanan sicak para kaynaklı yerel paralarin değerlenmesi ile de
görülmektedir. Doğal kaynak ve onunla ilgili sektörlerin büyümesi sonucunda
sermayenin yanında emeğin de bu sektöre kayması sonucu özellikle ticareti
yapilamayan mal .ve hizmet sektöründe fiyatların aşırı artmasına neden olmaktadır.
Bunlardan en önemlilerinden bir tanesi inşaat sektörüdür. Özellikle sıcak para veya
sermaye akımlarinın ve kredi bolluğunun yaşaması ile ortaya çıkan doğal kaynak
zenginliği ile benzer durumda inşaat sektörü büyümekte ve konut fiyatları artarak
orada balon oluşabilmektedir. Bunun sonucunda yine farklı dinamiklerle oluşan
Hollanda Hastalığı etkileri ekonomik krizlerin tetikleyicisi olabilmektedir.
Sonuçta, eğer doğal kaynakların keşfi ve buradan gelecek gelirler doğru
politikalar ile yönetilmez ise ekonomide yaşanacak dalgalanmalar, doğal kaynak
gelirlerine bağlı olarak seyretme eğilimine girecektir. Başlangıçta sevindirici bir
gelişme olarak algılansa da doğru yönetilmediğinde bir hastalık veya lanet olarak
anılacak bir süreç ortaya çıkması kaçınılmazdır. Dolayısıyla doğal kaynaklara sahip
olmak bir lütuf iken lanete döneüşebilmektedir.
Can Yardımcı Doc.Dr / AVRUPAPRESS