Ceren Yanık. / ANKARA
Günümüz hayatının getirdiği toplu site yapılaşmaları ya da çok katlı yapılarda
kat malikleri sayısının oldukça fazla olması ve maliklerin ortak kullanımına
ayrılmış olan tesis ve alanların bir disiplin için bakılması, korunması ve
onarılması, ortaya çıkan ihtiyaçların hakkaniyete uygun biçimde giderilmesi,
hak ve adalete, hakkaniyet ile usul ekonomisi ilkelerine uygun bir çözümün
bulunması gerektiği kuşkusuzdur.
Problemlerin çözümü noktasında önemli olan komşuluk hukuku kapsamında
sorunun giderilmesidir. Ancak büyük hasarların meydana geldiğini, sorunun
kat maliklerince veya apartman ve site yöneticiliğince giderilememesi
üzerine hukuki yollara başvurulması gerekiyor.
Binada meydana gelen zarar verici durumun derhal giderilmesi için
ilgililerin zaman geçirmeksizin gerekli önlemleri almak için dava
açılması zorunludur.
Komşuluk hukukundan kaynaklanan davaların açılmadan önce delil tespiti
yapılması gerekiyor. Özellikle delillerin kaybolma riski varsa delil tespiti
yaptırmak da büyük fayda vardır. Delil tespiti, ileride açılması düşünülen
veya açılmış olan bir dava ile ilgili delillerin, daha önceden toplanıp güvence
altına alınmasını sağlayan bir kurum olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunun 400. Maddesinde düzenlenen delil tespiti bir dava içinde
kullanılacak delillerin tespiti için başvurulan bir yoldur.
“Delil Tespitinin İstenebileceği Hâller” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400
ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup delillerin hemen tespit
edilmemesi halinde zararın artacağı, kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin
önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimalinin olduğu durumlarda mahkemeden delil
tespiti istenir.
Delil tespitine ilişkin talepler 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı
Hukuk Muhakemeleri Kanunun 382. Maddesinde belirtilen çekişmesiz yargı
işlerinden sayılmakta olup, henüz dava açılmamış olan hallerde delil tespiti
Sulh Hukuk Mahkemesinden istenecektir. Ancak dava açıldıktan sonra
delil tespiti talebi davanın görevli olduğu mahkemeden istenecektir.