HABER / FOTOĞRAF: ERTUĞRUL ALTINEL – BİLGİN ÖZÇİFTÇİ – AVRUPA PRESS - BELÇİKA
Ülkemiz genelinde yaklaşık 3.500 civarında özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi bulunmakta olup, yaklaşık 605.000 civarında özel gereksinimli bireye, 60.000’e yakın personel ile destek eğitimi verilmeye çalışılmaktadır.
Rehabilitasyon merkezlerinden de şu ana kadar yaklaşık 1.000.000 özel gereksinimli birey destek eğitim hizmeti almış olup, hayatın içine karışmışlardır.
Son 15 yıldan bu yana gelir-gider dengesi bozulmuş, günümüzde artık sektör maliyetleri karşılayamayacak hale gelmiştir.
Kamu, devletin sırtına yük olarak gördüğü sektöre gerekli desteği vermeyerek gider ve bütçeye yük mantığı ile yaklaşmış ve bütçe anlamında zamanın şartlarına uygun ödenek artışı sağlanmamıştır. Artan maliyetler karşısında rehabilitasyon merkezlerinin ayakta kalma şansı ortadan kalkmıştır. Sayısal değerler ortadadır, aksini iddia eden kalemi, defteri eline alsın hesaplasın.
Hizmet sektörü olan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin en büyük gider kalemi personel gideri olup, sırasıyla kira, akaryakıt, ısınma ve kırtasiye masraflarıdır.
2026 yılının ortalarına gelindiğinde, kurumların büyüklüğüne göre her bir kurumun aylık bazda ortalama 150.000 Tl. ile 250.000 Tl. zarar ettiği gözler önündeki bir gerçektir.
Devletin bütçe anlamında gerekli desteği vermemesi sebebiyle, sektörde çalışan öğretmenlerimiz de hak etmiş oldukları ücretleri alamamaktadırlar, iş sözleşmeleri imzalanırken, teklif edilen ücretler sebebiyle kurum sahipleri gerekçelerini anlatmakta zorlanmaktadırlar.
10/15 yıl önce kamuda çalışan öğretmenlerden yüksek ücret alan kurum öğretmenleri bu gün kamudaki öğretmenlerin almış oldukları ücretin neredeyse yarısı veya asgari ücrete komşu ücretlerle çalışmak zorunda kalmaktadırlar.
Yıllardır Milli Eğitim Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının rehabilitasyon merkezlerinde zorunlu hale getirmek istediği, yüz tanıma esasına dayalı devam kontrol sistemleri uzun uğraşlardan sonra nihayet 2026 yılının Haziran ayı itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Bu uygulama sepetteki çürük elmaların açığa çıkması için büyük ve önemli bir projedir. Gerçek manada işini yapan rehabilitasyon merkezleri için değişen bir şey olmayacaktır. İğneyi kendimize, çuvaldızı da karşımızdakine batırmak gerekirse, bahis konusu bu sistemle geriye dönük olarak kimin ne yaptığının da gözler önüne serileceği bir karşılaştırma imkanı da kamunun elinde mevcuttur.
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri öyle kuruluşlardır ki ne vermiş oldukları eğitimin ücretlendirmesinde ne de maliyet girdilerindeki kalemlerin fiyatlandırmalarında en küçük bir dahli ve yetkisi bulunmamaktadır. Kurumların vermiş oldukları seans ücretini, çalışana ödenecek ücret artışlarında baz alınan asgari ücretin, servislerde kullanılan akaryakıtın, elektriğin, suyun, doğalgazın, kira artış oranlarının tamamını kamu belirlemekte olup, kurumların fiyat belirleme şansı ve imkanı bulunmamaktadır. Bütün bu bileşenleri kamu belirleyip, sonrasında da sen bu işi sürdür demektedir Kamu.
Diğer özel eğitim kurumlarına verilen asgari ve azami ücret tespit etme hakkı da yoktur Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinin. Diğer özel eğitim kurumları gibi servis ücreti, kitap parası vb. bir şeyler talep etme hakkı da yoktur kurumların. Kamu tarafından belirlenen 968,50 Tl.lık seans ücreti ile, çocuğu evinden alıp, derse sokacaksın, evine bırakacaksın, bu hizmet için, servisin olacak, şoförün olacak, servis görevlin olacak, öğretmenin olacak ve siz bütün bu giderleri seans başına aldığınız 968,50 Tl. ile karşılayacaksınız.
Yapılan hesaplamalara göre, orta ölçekli bir Rehabilitasyon merkezi seans başına bir öğrenciden 60.- Tl. ile 80.- Tl. arasında zarar eder hale gelmiştir. Sürdürülebilir bir durum değildir bu.
Bu şartlarda tamamıyla kamunun kontrolünde yürütülen hizmetlerin devamı için, belirlenecek seans ücretlerinin iyileştirilmesi ile ilave iyileştirmelerden başka alternatif bulunmamaktadır.
Hakkıyla bu işi yapan kurumlar olarak, bizler devletin sırtında bir yük değiliz, ancak 2025 yılında verilen sözlerin tutulmasını, bu çerçevede yüz tanıma sistemi ile yapılacak bütçe tasarrufunun, yapılacak ücret artışlarına ilave olarak, 2027 yılı bütçesine konulacak eğitim ücretleri ödeneklerine yansıtılmasını, kamunun bakış açısının değişmesini talep etmekteyiz.
Aksi halde, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin büyük bir kısmı kapanmak mecburiyetinde kalacak olup, kurumlarda eğitim gören yaklaşık 600.000 çocuğun büyük bir kısmı açıkta kalacak ve eğitim haklarından yoksun kalacaktır. Diğer taraftan yaklaşık 60.000 kişiye istihdam sağlayan kuruluşların kapanmasıyla büyük bir oranda çalışan işsiz kalacaktır. Oluşabilecek bu durum sosyal devlet anlayışına yakışmayan bir sonucu doğuracaktır.
İstenmeyen bu durumların gerçekleşmemesi için Kamu tarafından gereken tedbirlerin alınması artık bir zaruret halini almıştır.
Bizler hal-i pür mealimizi arz ettik, bizden söylemesi…
ÖZEL GEREKSİNİMLİ VE DEZAVANTAJLI GURUPLAR SOSYAL, KÜLTÜR, EĞİTİM, UYGULAMA, ARAŞTIRMA, YARDIMLAŞMA VE KORUMA DERNEĞİ
NEMETTİN BAŞKUT
HECE AKADEMİ REHABİLİTASYON MERKEZİ
HABER / FOTOĞRAF: ERTUĞRUL ALTINEL – BİLGİN ÖZÇİFTÇİ – AVRUPA PRESS - BELÇİKA