Brüksel / Emirdağ Hattı 1977

Dili olsada konuşsa şu SILA yolu , Elden Düşme , Mihatı dolmuş , Çekişten düşmüş , eski bir " Opel Record'un içi " Şu Babama , şu Anama , şu Kardeşime , şu Bacıma , şu Teyzeme, şu Halama , şu Emmime , şu Dayıma , şu Komşuma , şu Arkadaşıma derken dolmuştu , Hemen üzerine bir Bagaj takar , 3/4 , 2×3 Naylon Halıları atar , onun üzerinede , hoş geldine gelen Komşulararın Kimine Masa örtüsü , kimine Sofra altı , kimine Havlu , kimine baş örtüsü , verilmek üzere Bagajın üzerine güzel bir şekilde dizilirdi . Arka Bagajı " Kirko"nun yanına Takım Anahtarını koyar , onun yanınada Belçikanın HAS Domatesini Kasayla koyar ve Abıla Kadın , Değerli Eşim , olmazsa, olmazımız , Torba Yoğurdunu unutmazdı Bulgur , Erişte , seyyar Aygaz tüpünü kor , yola koyulurduk Brükselden çıkınca ilk Molayı " Münih " yakınlarında , verirdik . Hemen bir BULGUR Pilavı pişirir Hanım, yanınada Salata ve bir Ayran içer yatar , Ver Elini Avusturya Sazburg , ikinci Molayı Avusturyada Yüce Dağın başındaki Tavukçuda verirdik , Çocuklar Tavukçuda " Friti " görünce Bayram ederler , Kızarmış Tavuğu gözleri görmezdi . Oradan da çıkınca , Kapıkuleyi geçer , Soluğu Edirnenin içindeki ikinci Selimin " Mimar Sinana" yaptırdığı ve Mimar Sinanın " Ustalık Eserim " dediği " Selimiye " Camisinin önünde alırdık. O yıllarda " E5 " Kara yolu Edirnenin içinden geçiyor , Edirne KARPUZUNU, KAVUNU, Hormonsuz Domatesini bol, bol tüketiyorduk . "Çifteleri" geçipte , Emirdağa yaklaşınca , Tam " Boz Çal'ın" orada " Emirdağ 16 Km yazar , yazar ama seninde " Yüreğin Ağzına gelir çünkü , Brükselden çıkalı 3500 Km lik yolda ilk defa " Sofya" yı geçince bir " İstanbul " Levhası , Kapıkuleyi geçince de , taa Emirdağa yaklaşınca bir " Emirdağ " levhası gördüm. 4 gündür , üzeri bagajlı , Kılimasız 1900 Opel Recort , bir Araba da 3 çocukla yol geliyoruz , yol yorgunluğu birtaraftan , Sevdğin insanları, Ananı, Babanı , Bacını , Kardeşini , Komşunu , Arkadaşını , görme heyecanı bir taraftan , varır Ana, Baba ocağının Kapısına durursun , yolunu bekleyenler bir " Çığlık " atarlar " aa Abim gelmiş , Dayım gelmiş " diye . İlk iş " HAMAMA gidip yıkanıp , durulanırsın , sonra Anana " Göz Aydınına" gelir Komşular , Elinden geldiği kadar , hediyelerini verir , gelenleri gönüllemeye çalışırsın . Akşam olurken Anam Bahçemizden kopardığı " Hormonsuz Taze Fasulye yi Etsiz pişirir , yanına da " Yoğurtlu bir "DUTMAÇ " ( Yaz yemeği) kor Diz çöker sallarsın Kaşığı , Ardına da " yerli Bostan çıkmıştır , " HELAN' IN Heybe Karpuzundan , Averenin Heybe Kavunundan keser yersin. Sonra Davetler başlar " Beni istek yap , bende gelmek istiyorum " diyenler , TAVUK , HOROZ kesip Pirinç Pilavı ve Türkmen " TAHRANASI eşliğinde seni davet ederler Sonra " bölüne , bölüne " KUŞ" Yuvası kadar kalmış " ARA KAFE " ziyareti ve Arkadaşların " Dimitlerin ASIMA " yaptırdıkları lezzetli Emirdağ Güveci" Diğer günler ya bir Cenazeye veya bir Düğüne katılırsın , sayılı gün değilmi , dönüş başlar. Yaşamayan bilmez , Şimdi şöyle bakıyorum da " Yıldız Tepeyi " aşınca " Korucudan Eşeğini kurtaramaz 4 tane " GEDE" kendini bilmez , Avrupalı , yerli diyerek, insanlara Şaşı bakıyorlar. Haydin ordan , insanları soğutmayın Memleketten . Nasıl Emirdağlı olunur? "Goma gedeye demeden Köpeğe HAY vermeden Dolgulu Köfte yemeden Emirdağlı olunmaz. Heyikleyip bakmadan Belinleyip kalkmadan Ödünç Altın takmadan Emirdağlı olunmaz. Söz : Merhum Halil Erenoğlu 25/ 8 / 2026 Brüxelles Rüstem Çekiç.        /        AVRUPAPRESS