Ruhun Kayıp Reçetesi: Şefkat
İnsan gerçekten tuhaf bir varlık. Elinde olanın kıymetini bilmek, onu yeşertmek yerine çoğu zaman soldurur; mutluluğu ve huzuru başka diyarlarda arar durur. Oysa aradığı huzur, çoğu zaman yanı başındadır.
Dışarıdaki insanlara nezaket dağıtır, güler yüz gösterir; fakat aynı insan, evinde en yakınlarına bir tebessümü çok görebilir. En çok sevgiye ihtiyaç duyanlar bazen kendi ailesi, eşi, anne-babası ve evlatlarıdır.
Kimi zaman insan sever ama söylemez. Kimi buna ayıp der, kimi edepsizlik. Kimi de sevgisini dile getirirse karşı tarafın şımaracağından korkar. Oysa sevgi söylenmedikçe nasıl hissedilir? Bir duvar bile “Seni seviyorum” diyemezken, kalbi olan insan neden sevgisini saklar?
Peygamber Efendimiz (sav), bir tebessümü sadaka olarak görmedi mi? Bizlere, birbirimizi gerçekten sevmedikçe tam anlamıyla iman etmiş olamayacağımızı bildirmedi mi? O halde neden sevgimizi göstermekte bu kadar cimriyiz?
Keşke bir kalbe girmek için de bir ehliyet gerekseydi. Sevmeyi bilmeyenler o kapılardan içeri giremeseydi. Keşke evlatlarımız, anne ve babaları hayatta olduğu halde sevgisizlikten yetim ve öksüz büyümeseydi.
Aşkla kurulan yuvalar; ihanetle, kırgınlıkla ya da çözülebilecek sorunların çözümsüz bırakılmasıyla mahkeme salonlarında son bulmasaydı. İnsanlar şifayı uyuşturucularda, antidepresanlarda ya da sahte tesellilerde değil; yanındaki insanın sevgisinde, merhametinde ve sımsıcak bir şefkat dolu kucakta bulabilseydi.
Bizler, Hz. Peygamber’in Hz. Aişe’ye olan sevgisini saklamadan dile getiren bir ümmetin mensupları değil miyiz? O halde neden sevgimizi ifade etmekten çekiniyoruz? Neden kalbimizde taşıdığımız güzellikleri dilimize ve davranışlarımıza yansıtmıyoruz?
Belki de bu çağın en büyük eksikliği sevgisizlik değil, sevgiyi göstermemektir. Çünkü sevgi paylaşıldıkça çoğalır, şefkat gösterildikçe büyür. Bir tebessüm, bir güzel söz, samimi bir sarılış; bazen yıllardır aranan huzurun ve şifanın kendisi olabilir.
Ruhun kayıp reçetesi belki de çok uzakta değildir. O reçetenin adı; sevgi, merhamet ve şefkattir.
Mevlam / AVRUPAPRESS