Belçika Anayasa Mahkemesi’nden Hükümete Sert Darbe: “İnsan Onuru Pazarlık Konusu Olamaz”
Belçika Anayasa Mahkemesi’nden Hükümete Sert Darbe: “İnsan Onuru Pazarlık Konusu Olamaz”
Belçika devleti, göç ve sığınma politikalarında izlediği sert çizgi nedeniyle kendi yargısı tarafından ağır şekilde eleştirildi. 28 Mayıs 2026 tarihinde verilen tarihi bir kararla Belçika Anayasa Mahkemesi, hükümetin sığınmacılara yönelik en tartışmalı düzenlemelerinden birini iptal etti. Karar, yalnızca hukuki değil; aynı zamanda siyasi ve insani açıdan da büyük yankı uyandırdı.
Tartışmalı Yasa Neydi?
Temmuz 2025’te kabul edilen yasa, Fedasil’in “istisnai durumlarda” sığınmacılara mali yardım sağlama yetkisini ortadan kaldırıyordu. Uygulamada bunun anlamı oldukça netti: Eğer kabul merkezlerinde yer yoksa veya mevcut koşullar kişiye uygun değilse, devlet artık alternatif maddi destek de sunmayacaktı.
Başka bir ifadeyle, barınacak yeri olmayan insanlar tamamen kaderine terk ediliyordu.
O dönemde insan hakları kuruluşları ve birçok hukukçu, bu düzenlemenin doğrudan sokakta yaşamaya mahkûm edilen insanlar yaratacağı konusunda uyarıda bulunmuştu. Özellikle Brüksel’de zaten ciddi şekilde dolu olan kabul merkezleri düşünüldüğünde, yasa “yardımı keserek caydırma politikası” olarak değerlendirilmişti.
Mahkeme: Avrupa Hukuku Açıkça İhlal Edildi
Belçika Anayasa Mahkemesi ise kararında son derece net bir tavır aldı. Mahkemeye göre devlet, kabul sisteminin kapasitesinin yetersiz olduğunu bilmesine rağmen sığınmacılara sağlanan son güvenlik mekanizmasını da ortadan kaldırarak Avrupa hukukunu ihlal etti.
Kararda özellikle şu noktalar vurgulandı:
- İnsan onurunun korunması,
- Sosyal yardım hakkı,
- İnsan onuruna yakışır yaşam koşulları,
- Barınma hakkı,
- Özel hayatın korunması.
Mahkemeye göre devlet, sığınmacıları yardımsız bırakarak temel hakların korunmasında kabul edilemez bir gerilemeye neden oldu. Bu nedenle yasa iptal edildi.
“Sefalet Yoluyla Caydırma” Politikası mı?
Bu kararın en dikkat çekici yönlerinden biri, hükümetin göç politikasına yönelik dolaylı ama güçlü eleştiriler içermesi oldu. Uzun süredir birçok sivil toplum kuruluşu, Belçika’nın özellikle son yıllarda “zorlaştırılmış yaşam koşulları” üzerinden göçü caydırmaya çalıştığını savunuyordu.
Eleştirmenlere göre hükümetin yaklaşımı şuydu:
“Ne kadar zorlaştırılırsa, o kadar az insan gelir.”
Ancak Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar, demokratik hukuk devletlerinde bu yaklaşımın bir sınırı olduğunu açıkça ortaya koydu. Mahkeme, bütçe kaygılarının veya siyasi tercihlerin insan onurunun önüne geçemeyeceğini vurguladı.
Siyasi Sonuçları Ne Olacak?
Kararın ardından gözler şimdi hükümete çevrilmiş durumda. Muhalefet partileri, kararın mevcut göç politikasının başarısızlığını ortaya koyduğunu savunurken; insan hakları örgütleri ise hükümeti acilen kabul sistemini yeniden düzenlemeye çağırıyor.
Önümüzdeki dönemde Belçika’da göç ve sığınma politikalarının yeniden şekillenmesi bekleniyor. Ancak şimdiden kesin olan bir şey var:
Belçika Anayasa Mahkemesi, devletin en savunmasız insanları görmezden gelerek hukuk sınırlarının dışına çıkamayacağını net şekilde ilan etti.
Kaynak: Belçika Anayasa Mahkemesi – Karar No: 66/2026 (28 Mayıs 2026)
Gülistan Kücük / AVRUPAPRESS