ONDOKUZ MAYIS’IN ANLAMI

Tarihte önemli günler vardır; milletlerin var olması, yeniden tarih sahnesine çıkması, büyük zaferler gibi... Milletler de insanlar gibi hafizaları ile yaşarlar ve yarınlara emin adımlarla yürürler. Belleğini kaybeden, geçmişini hatırlamayan bir insan bugününü ve geleceğini sağlıklı bir biçimde oluşturamaz Tarihini bilmeyen, tarihine gerekli önemi vermeyen milletler, meselelerine çözümde bulamazlar. Tarih, insanlara ve milletlere "devamlılk", "süreklilik" düşünce ve duygusunu aşılar. Bugün millet olarak sahip olduğumuz bütün değerler sistemi, milli kültür unsurlarıatalarımızın bize brraktıkları miraslardır. Bu mirasın zenginleştirilerek, işlenerek gelecek nesillere aktarılmas1 önemli bir milli görevidir. Bu görevin idraki içinde olmak ancak tarih bilmekle mümkün olur. Yoksa milletlerin hayatında "devamlılık" düşüncesi oluşamaz. Nesiller arasında kopmalar meydana gelir. Tarih acı-tatl hatıraların, önemli başarıların yaşandığı bir zaman dilimini ifade eder. Bu sebeple, birlikte yaşanan bir tarih, insanlar arasında "milli birlik ve bütünlük" fikrini geliştirir. Bu fikir ve duygu milletlerin hür ve bağımsız olarak yaşamalarının güvencesidir. Tarihin bir diğer önemi de, kendi kültürünü ve medeniyetini iyi tanıyan, ona sahip çıkma ve onu geliştirme şuuruna sahip nesillerin yetişmesine olan katkısıdı. İyi bir tarih eğitimi almış, kendi milletinin tarihteki başarılarını öğrenmiş genç nesiller, milletlerine güven duyarlar ve başka milletlere hayranlık beslemezler. Osmanlı İmparatorluğu, 1918 yılinı sonlarina gelindiğinde I. Dünya Savaşr'ndan mağlup ayrılmış, Mondros Mütarekesi'ni imzalayarak dağılma sürecinin sonuna gelmiş bir devlet görünümündeydi. Avrupa devletlerince hasta adam olarak nitelenen Osmanlı; imzaladığı ateşkes ile boğazların hakimiyetini, yeraltı kaynaklarının kullanım haklarını ve donanma ile ordu üzerindeki tüm emir hakların İtilaf Devletleri'ne devretmişti. Mondros Ateşkes Anlaşması' n takiben İzmir Yunanlar, Adana Fransızlar, Antalya ve Konya İtalyanlar tarafindan işgal edilmişti. Bunların yanında Urfa. Maraş, Antep, Merzifon ve Samsun'a fngiliz askerleri çıkm1ş, İstanbul'da ise Kraliyet Donanması demirlemişti. Bunlara bir tepki olaraksa Türkler tarafindan Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Vilayat-1 Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti, Redd-i İlhak Cemiyeti gibi cemiyetler kurulmuş ve isgali sonlandırmanın çareleri düşünülmeye başlanmıştı. Bu bakımdan Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa'nın Kuva-y1 Milliye'nin teşkilatlanması aşamasında yayımladığı beyanname, milli direnişin hak ve görev olduğunu büttn dünyaya haykınır :`Bir milletin asırlarca uğruna kan döktüğü mukaddesatina tevcih elden tecavüze karşı ihzar edilmekte olan müdafaa-i meşruasına bu dünyada hiçbir mani olamayacağım ber ferde bir defa daha ihtar eylerim. Herhangi bir memur veya şahıs bilvasita veya bilavasıta teşkilattı işgal, men veya ifsat ile heyecanı mucip olursa mıntıka kumandanlarinca derhal kanunun emrettiği en ağır ceza tatbik edilecektir. İcabında mevki memuriyetimden bittecerrüt ve bir ferd-i millet olarak mübarek vatan ve mukaddes milletin uğrunda çalışmaya devam edeceğimi alenen taahhüt ediyorum. Aslinda; geleceğimiz, geçmişimizde gizlidir. Uyank ve aydinlık düşünceli insanlar onun şifresini çözerek daha geniş zamanlara vürürler. 19 Mayıs, işte bu bakımdan oldukça önemli bir gündür. 19 Mayis 1919, Milli Kurtuluş Savaşımızın başlangıç ve doğuş günüidür. Bir milletin uyanış mücadelesine başladığ1, tek bir yürek etrafinda birlestiği gündür. 19 Mayis, bir başlangictr. Ama asla bitmeyen bir yenilenme Ve gelişme süreci olmuştur. Devlet bekasınmn tehlikede bulunduğu en yetkili ve sorumlu kişiler tarafindan dillendirilirken On Dokuz Mayıs ruhunun azim ve kararlılığına olan ihtiyacımız ortadadır. Bu dönemde bağımsızlık ve hürriyet kavramları yeniden anlam kazanmaktır.   Ahmet  Urfali          /          AVRUPAPRESS