Türkiye, Gurbetçiye Yeni Bir Davet Mi Yapıyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son açıklamaları, sadece bir ekonomik teşvik paketi değil; aynı zamanda Türkiye’nin küresel ölçekte yeniden konumlanma arzusunun da bir göstergesi olarak okunmalı. Açıklanan çerçeveye göre, son üç yıldır Türkiye’de vergi mükellefi olmayan ve ülkeye dönüş yapan bireylerin yurt dışı kaynaklı gelirleri 20 yıl boyunca vergilendirilmeyecek. Bununla birlikte, Türkiye içindeki kazançların vergilendirilmesi devam edecek. Ayrıca veraset ve intikal vergisinin %1 gibi oldukça düşük bir seviyeye çekilmesi ve imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisinin %9’a düşürülmesi hedefleniyor. Bu yaklaşımın temel amacı açık: Türkiye’yi, hem sermaye hem de beyin gücü açısından yeniden cazibe merkezi haline getirmek. Ancak burada kritik bir ayrım yapmak gerekiyor. Bu açıklamalar şu aşamada bir politika beyanı niteliğinde. Uygulamanın gerçek kapsamı ve etkisi, ancak Resmî Gazete’de yayımlanacak düzenlemelerle netlik kazanacak. Sürecin teknik detaylarının ise Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından şekillendirilmesi bekleniyor. Fırsat mı, Temkin mi? Yurt dışında yaşayan milyonlarca Türk için bu tür teşvikler, uzun zamandır beklenen bir çağrı olarak görülebilir. Özellikle Avrupa’da yüksek vergi yükü altında çalışan girişimciler için, Türkiye’de daha düşük vergi oranları ciddi bir avantaj yaratabilir. Ancak madalyonun diğer yüzü de var. Vergi avantajı tek başına yeterli midir? Hukuki güvenlik, ekonomik istikrar, öngörülebilirlik ve yatırım ortamı gibi faktörler en az vergi oranları kadar belirleyicidir. Uluslararası yatırımcılar ve girişimciler için “kuralların sürekliliği”, en az “teşviklerin cazibesi” kadar önem taşır. Stratejik Bir Dönüşüm Arayışı Bu adım aynı zamanda Türkiye’nin, küresel start-up ve girişim sermayesi ekosisteminde daha görünür olma hedefinin bir parçası. Rekabet artık sadece ülkeler arasında değil, aynı zamanda vergi rejimleri ve yatırım dostu politikalar arasında yaşanıyor. Türkiye’nin bu yarışta öne çıkabilmesi için sadece teşvik açıklamaları değil, şeffaf, sürdürülebilir ve güven veren bir sistem inşa etmesi gerekiyor. Sonuç Ortaya konan vizyon iddialı ve dikkat çekici. Ancak bu vizyonun gerçek bir dönüşüme dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek olan şey, açıklamalar değil; uygulamanın kendisi olacak. Bugün için yapılması gereken en sağlıklı değerlendirme ise şu: Fırsat büyük, ancak temkinli olmak şart. Resmî detaylar: ➡️ Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ➡️ Hazine ve Maliye Bakanlığı   Gulistan Kucuk         /        AVRUPAPRESS