Önce Kendini Düzelt, Dünya Zaten Sıraya Girer

Önce Kendini Düzelt, Dünya Zaten Sıraya Girer Mahallemizde görünmez bir meslek grubu var: “Hayat Denetçileri.” Diploması yok, sınavı yok ama herkes bu işin ustası. Sabah kahvesiyle başlar mesai: “Bu onu çağırdı, o bununla oturdu, şu şununla kalktı…” Öğleden sonra hızlanır: “Sesini çıkarmadıysa kesin bir şey var!” Akşam haber bülteni gibi kapanır: “Bunun çocuğu da zaten…” Bir tek şey eksik: Aynaya bakma refleksi. Eleştirmek kolay. Üstelik bedava. Ne vergi var ne de sorumluluk. Birine “yanlış yapıyorsun” demek, insanın kendini doğru hissetmesi için en hızlı yol. Ama o yolun sonunda tuhaf bir trafik var: Herkes başkasını düzeltiyor, kimse kendine uğramıyor. Sonra da “Bu dünya niye böyle?” diye soruyoruz. Cevap basit: Çünkü kimse “ben nasılım?” diye sormuyor. Empati dediğimiz şey, aslında başkasının ayakkabısını giymek değil; o ayakkabıyla bir gün yürüyebileceğini kabul etmek. Biz ise çoğu zaman ayakkabıya bakıp hüküm veriyoruz: “Topuk kısa, karakter zayıf.” Oysa insan dediğin, tek cümlelik bir özet değil; uzun bir hikâye. İçinde yorgunluk var, korku var, bazen de sadece kötü bir gün. Komik olan şu: Hepimiz başkalarının hayatında teknik direktörüz. Dizilişler bizden sorulur, taktikler bizden çıkar. Kendi hayatımıza gelince… Sahaya bile çıkmıyoruz. Isınmadan, koşmadan, “Bu takım niye kazanamıyor?” diye tribünden bağırıyoruz. Peki çözüm ne? Büyük laflar değil, küçük düzeltmeler. Bir gün boyunca kimseyi eleştirmemeyi dene. Zor mu? Çok. Birinin davranışını yargılamadan önce “Ben olsam?” diye sor. Rahatsız mı edici? Evet. Bir hatayı görünce önce kendindeki benzerini ara. Can sıkıcı mı? Kesinlikle. Ama işte tam orada bir şey değişiyor: Dünya, senin içinden başlıyor. Şunu kabul edelim: Herkesin hikâyesi, uzaktan bakınca basit; yakından bakınca karmaşık. Ve biz çoğu zaman uzaktan bakmayı seçiyoruz. Çünkü yakına gelmek emek istiyor. Dinlemek, anlamak, susmak… Bunlar zor işler. O yüzden en kolayı seçiyoruz: Yorum yapmak. Belki de yeni bir alışkanlık edinmenin zamanı gelmiştir: “Bugün kimi eleştirdim?” yerine “Bugün kendimde neyi düzelttim?” diye sormak. İnanın, bu sorunun cevabı çoğaldıkça, o meşhur “dünya” dediğimiz şey de usul usul değişecek. Gürültüsüz, reklamsız, manşetsiz… Ama kalıcı. Çünkü dünya, sandığımız kadar dışarıda değil. Biraz içeride. Ve orası düzelince, gerisi zaten sıraya giriyor. Empati gücüyle mutlu kalın... Kübra Açar / AVRUPAPRESS