GEÇMİŞTE CAMİLİ’DE DEDEMİN SOFRASI
GEÇMİŞTE CAMİLİ’DE DEDEMİN SOFRASI
Köydeki viraneler arasında kalmış eşyalar sahiplerini ve geçmişi hatırlatır. Rahmetli Recep dedem kotlanın yanına oturur, göz hizasındaki pencereden dışarıda bir noktaya bakardı. Bakar gibi görülsede aslında dalardı. Kendisi vaktiyle muhtarlık yapmış, yol yordam bilen bir kişiydi. Az konuşur, konuştuğunda da yerinde konuşurdu.
Ninem (anneannem) kotlanın özerindeki yuvarlak kapakları çıkarır, yerine dibi kapkara olmuş tencereyi yerleştirirdi. Kuru biberli kuru fasülye pişirirdi. Fasülye piştiğinde üzerine toz biberli yağ kızdırıp dökerdi. O yıllarda salça kullanımı yoktu. Yemek piştiğinde bir çinko tabağa alınıp küçük sofranın ortasına konurdu. Sofra kişi başı tahta kaşıkla süslenirdi. Herkes bir tabaktan yerdi. Varlıklı insanlar değillerdi ancak öğününde sofrada bulunan herkes doyardı. Çocukluğumda orada olduğum zaman beni de sofraya çağırırlar, ben biraz utanıp, biraz nazlanıp karnım tok derdim. İçimdende tekrar çağırsınlar diye beklerdim. Yemekten sonra kotlanın üzerinde kaynayan küçük çaydanlığa biraz çay atılır, aşağı alınıp üzerine bir bez örtülerek demlenmesi beklenirdi.
Dedemin suskun ve sürekli bir yerlere dalar hali yaşım büyüdükçe bende merak konusu olmuştu. İlerleyen zamanlarda dedemin kendinden 2-3 yaş küçük kardeşinin 13 yaşlarında dövülerek katledildiğini ve bu suskunluğunun bir şey yapamama çaresizliği olduğuna kanaat getirmiştim. O yıllarda köyün ileri gelenleri denen ekibin siyaseti ve jandarmayı etkisi altına alıp adaletin tecellisini önlediği rivayet edilir. ….. Bu günkü Gülistan Doku davası bana 1930 ların sonunda yaşanmış bu hadiseyi hatırlattı……
Fatme Tahir / AVRUPAPRESS