Haklı Kim Değil, Eksik Olan Ne?
Peş peşe yaşanan okul olayları toplumda derin bir endişe oluşturdu. Ancak bu olayların ardından verilen tepkiler, en az olayların kendisi kadar dikkat çekici. Çünkü herkesin bir cevabı var.
Bir imama sorsanız, “maneviyat eksikliği” der.
Bir öğretmene sorsanız, “aile içi iletişim” diye yanıtlar.
Aileye sorsanız, “okul ve çevre” öne çıkar.
Herkes kendi penceresinden bakıyor.
Ve aslında herkes bir yönüyle haklı.
Ancak mesele, tek bir nedene indirgenemeyecek kadar derin. Bir çocuğun dünyası yalnızca evden ya da okuldan ibaret değil. Günümüz gerçeğinde bu dünyanın en güçlü parçalarından biri de dijital ortamlar haline gelmiş durumda.
Artık çocuklar, ailelerin çoğu zaman kontrol etmekte zorlandığı bir içerik akışıyla karşı karşıya. Şiddet içerikleri, kontrolsüz rol modeller ve hızlı tüketilen dijital etkiler, çocukların duygu dünyasını doğrudan etkileyebiliyor. Bu durum, konunun yalnızca bireysel değil, daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Bu noktada sorumluluğun tek bir alana yüklenmesi çözüm üretmiyor. Ailelerin, eğitim kurumlarının ve ilgili tüm paydaşların birlikte hareket etmesi gerektiği açık. Kamu kurumlarının da değişen dijital dünyaya yönelik koruyucu, bilinçlendirici ve dengeleyici politikaları güçlendirmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler öne çıkıyor.
Bu bir suçlama değil, bir tespit.
Çünkü aile tek başına yetmeyebilir, okul tek başına yeterli olmayabilir. Değişen dünya koşulları, daha kapsamlı ve çok yönlü yaklaşımları gerekli kılıyor.
Sonuç olarak mesele, “kim haklı” sorusundan çok daha büyük.
Mesele, herkesin bir parça haklı olduğu ama hiçbir parçanın tek başına yeterli olmadığı bir tabloyla karşı karşıya olmamızdır.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Haklı kim? değil, eksik olan ne?
Kübra Açar / AVRUPAPRESS