ki Dünya Arasında Değil, İki Dünyanın Toplamında Yaşamak, "Merhaba kıymetli Avrupa Press okurları, ben avukat Besra Yaşik Şener. Bu satırlar, sadece bir gazete köşesinin başlangıcı değil; aynı zamanda sizlerle kuracağım uzun soluklu bir gönül köprüsünün ilk taşı. Belçika’nın kalbinden, Avrupa’nın her köşesine ulaşan bu platformda sizlerle buluşmanın heyecanı içindeyim. Avrupa’da yaşamak, çoğumuz için sadece bir ikamet değişikliği değil, bir kimlik sanatıdır. Bir yanımızda doğduğumuz toprakların kadim kültürü, diğer yanımızda içinde yaşadığımız toplumun modern dinamikleri var. Çoğu zaman kendimizi 'iki dünya arasında' sıkışmış hissetsek de, aslında bizler 'iki dünyanın toplamıyız'. Ne köklerimizden vazgeçmek zorundayız ne de kanatlarımızı çırpmaktan çekinmeliyiz. Bu köşede sadece sorunları değil, çözümleri; sadece geçmişi değil, geleceği konuşacağız. Sanattan teknolojiye, sosyolojiden günlük yaşama kadar, bizi biz yapan değerleri modern bir süzgeçten geçireceğiz. İlk yazımın temel mesajı şu olsun: Nerede olursak olalım, en büyük gücümüz uyum sağlarken özümüzü koruyabilme yeteneğimizdir. Birlikte düşünmek, birlikte büyümek dileğiyle. Yolculuğumuz başlıyor. "Büyük yolculuklar tek bir adımla başlar derler; biz de bugün sizlerle küçük bir başlangıç yapalım istedim. Bu satırlar, Belçika’nın çok kültürlü sokaklarından Avrupa’nın geniş ufuklarına uzanan bir düşünce yolculuğunun ilk adımı. İlk yazımda sadece geçmişi değil, tam şu an içinde bulunduğumuz ve baş döndürücü bir hızla değişen dünyayı, yani 'dijital devrimi' konuşarak bu kapıyı aralamak niyetindeyim. Bugün Avrupa’da manşetlere baktığımızda; yapay zekanın iş gücüne etkisi, dijitalleşen bürokrasi ve sosyal medyanın toplumsal bağlarımızı nasıl dönüştürdüğünü görüyoruz. Belçika gibi Avrupa’nın idari merkezinde yaşayan bizler için bu değişim sadece bir teknoloji meselesi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi haline geldi. Robotların ve algoritmaların hayatımızı kolaylaştırdığı bu yeni düzende, asıl soru şu: Biz 'insan' kalmayı nasıl başaracağız? Geleneksel kahve sohbetlerimizin samimiyetini dijital ekranlara sığdırabilir miyiz? Ya da çocuklarımızı bu yeni dünyaya hazırlarken, onlara sadece kod yazmayı değil, empati kurmayı ve kadim değerlerimizi korumayı nasıl öğreteceğiz? Bu köşede sadece ekranların ışığını değil, o ışığın gölgesinde kalan insan hikayelerini, Belçika’daki Türk toplumunun bu modern çağa nasıl yön verdiğini ve yarının dünyasında nasıl bir rol üstleneceğimizi konuşacağız. Teknolojiyi reddetmeden ama ruhumuzu da ona teslim etmeden yürümek mümkün. Birlikte düşünmek, yenilenmek ve her şeye rağmen 'biz' kalabilmek dileğiyle. Bu küçük başlangıçta heyecanımı paylaştığınız için teşekkür ederim."
Av. Besra YAŞİK ŞENER         /         AVRUPAPRESS