TATİLE GİTMEKTE HAYAL OLDU BİZİM İÇİN EVLAT
TATİLE GİTMEKTE HAYAL OLDU BİZİM İÇİN EVLAT
Bu aralar yazılarımı okuyorsanız eğer, parkta tanıştığım Ahmet amcanın içindeki durumu, yaşadıkları
ve yapmak istediği halde yapamadıklarını sizlerle paylaşıyorum... Bizim bu Ahmet amcayla iyicene
dostluk bağını kurunca dışarısı da soğuduğunda "Ahmet amcayı çaya davet ederek mahalledeki
pastaneye gidiyoruz. Gittiğimiz yerin çayın tadı oldukça güzel geliyor ikimize de. Belki de üşüdüğümüz
için bize güzel geliyor da olabilir. Her neyse çaylarımızı yudumlarken bir diğer taraftan da sohbet etmeye
başladık. Ama sanki Ahmet amcanın sırtında içini kemiren ağır bir yük vardı. "Hayırdır dedim." "Ahmet
amca bugün seni keyifsiz gördüm hastalandın mı yoksa? Aman ha demedi deme ortalık virüs kaynıyor;
bak sen hastalanırsan eve gider teyzeye de bulaştırırsın. Bu havalarda çok sık dışarıya çıkma dedim
kendisine." Yok be yavrum dışarıya çıkacak hal mi var! bir yere oturup bi çay içmeye kalksan en aşağısı
50 TL, o eli TL ile gider halk ekmekten 4-5 ekmek alırım. Buraya da sırf seninle iki hasbihâl edelim
diye geliyorum. Allah seni inandırsın sırf hanımın ve benim ilaçları sağlık ocağına yazdıracağımız
zaman sağ olsun devlet bize 65 yaş üstü yaşlılar için kart verdi onunla gidip ilaçlarımı yazdırıyoruz
eczaneden alıp hemen dönüyoruz. Şeytana uyup da canımız bir şey çeker de yeriz diye. Sağ olsun
hanımın eli ayağı daha tutuyor, evde ne varsa yapıyor onu yiyoruz. Dışarı da bir şeyin yenilecek tarafımı
kaldı her şey ateş pahası. Bir tavuk döner olmuş 100-150 TL. Belki de daha fazla." O an alsam kabul
eder mi diye düşündüm ve bu düşüncemden de anında vazgeçtim. Çünkü insanlar birisine bir şey
aldıracağı zaman kem küm ederler. Bu kadar rahatça konuşmazlar. Bu adam da bu kadar rahat
konuştuğuna göre amacı sadece benimle içindeki yalnızlığıyla paylaştıklarını benimle de paylaşmak
istediği için konuştu diye düşündüm ve kafamdan hemen sildim teklif etmeyi. "Ahmet amca kar da
yağıyor yenge ile tatil yaptın mı hiç? Bak bu aylarda Uludağ güzel olur. Şimdi orası insan kaynıyordur"
dedim. Önce gözlerime boş boş baktı bir müddet konuşmadan sonra; “Bey oğlum belli ki sen ağzımı
aramaktasın ne diyeceğim diye. Dur o zaman geçen gün başımdan geçen bir şeyi sana anlatayım da sen
de dinle." Haydi sen anlat bakalım ben dinlerim dedim kendisine. Başladı anlatmaya usul-usul.
"Geçenlerde hanımla oturduk haberlerden ziyade magazin haberleri yapan kanalın bir tanesine
bakarken, erken rezervasyon yaparsanız çok ucuza tatil yapabilirsiniz diyordu haberi sunan spiker. O
anlatmaya başlayınca ben de içimden" “iyi diyon da para var'mı ki de tatil yapalım. Biz karınızı zor
doyuruyoruz sen de kalmış yok efendim erken rezervasyon yaparsanız tatil yapmak çok ucuz diyon da
tatil kim biz kim diye düşünürken, benim hanım bir anda coşmasın mı "Bey ben İzmir’i Çanakkale’yi
çok merak ediyorum. Allah ömür verir de elime bir gün çok para geçerse ben seni ölmeden bir defa da
oralara götürecek" deyince benim kafamdan sanki kaynar su dökmüşler gibi içim cız etti. Benim ona
“Seni tatile götüreyim demem gerekirken onun bana demesi acayibime gitmişti” Tabi seslenmedim hiç
o gece sabahı zor ettim. Sabah kahvaltıyı yapınca, maaş aldığım banka bana kötü günlerimde kullanayım
diye kredi kartı vermişti. Tabi ki ben hiç ellemedim, hanıma da "sakın hiç dokunma yoksa vallahi topu
dikeriz diyerekten verdim saklasın" diye. Kahvaltıdan sonra hanıma "dışarı çıkacağım biraz işim var,
sana verdiğim o kredi kartını da getir yanımda bulunsun. Kullanmam ya yine de bulunsun dedim. Hanım
tabi biraz işkillendi kartı isteyince." "Bak Bey sakın bi delilik edim deme giden tatil falan ayarlarsın
sonra vallahi altından kalkamayız ona göre" deyince; “Vallahi benim hanım erenlere karıştı nereden
anladıysa şimdi... Yok Hanım o konuşma akşamda kaldı benim o kadar param mı var ki tatil için
rezervasyon yapayım. Neyse ağır ağır yürüyorum bi yandan da kendi kendime diyom ki nasıl olsa 15 ya
da 20 bin TL'dir onu da taksite böldürür yavaş yavaş öderim diye düşünerek tur şirketinden içeriye
girdim. Selamünaleyküm dedim adam da aleykümselam dese de bir yandan da aşağıdan yukarıdan
iyicene beni süzdü. Resmen gözleriyle fotoğrafımı çekti. O ara ben araya girdim "Yok Ahmet amca sana
öyle gelmiştir desem de" "Yok oğlum ben kaçın kurasıyım anlamam mı dedi" fazla üstelemedim ki
konun devamı gelsin diye bekledim. Sonra oturdum koltukta oturan genç güzel kızın masasının
karşısına. Kendisine durumu olduğu gibi izah ettim. Kız bana amca beraber bakalım sen hangisi olsun
dersen oraya rezervasyon yapalım olur mu?" deyince "Tamam" dedim beklemeye başladım. Kızın
önünde bilgisayar var bir de tepesinde bilgisayar (Monitör) var bana "Amca sen yukarıdaki bilgisayara
bak ben oradan gösteririm otelleri.” Kız otelleri tek tek gösteriyor ve en son bir tanesin de durdu. "Amca
bak burada her şey dahil diyor istersen burayı yapalım sana ne dersin? "Olur kızım, her şey dahil dediğin
ne ki hele bi deyiver amcana deyince”, kız açıkladı ben de Allah var sevindim. Sabahtan akşama kadar
hep yiyeceğiz desene dedim kendi kendime. "İyi kızım bir de fiyatını deyiverde onu da bilelim ki daha
da mutlu bir şekilde gidip teyzene müjdeyi verim olmaz mı?" kız gülerek “olur amca çok iyi olur hem
de" dedikten sonra önce oteli gösterdi bana. Oldukça şık duruyordu. Sanki otel değil de hayal dünyası
mübarek. "Eee kızım daha hala fiyatını demedin demez olaydım. 65.500 TL amca" deyince bir an
kendimi kaybetmiş bulundum "Oha" demişim. Kız akılı belli ki okumuştu. Bastı kahkahayı. Sonra da
"Öyle amca otel fiyatları çok pahalı. Şimdi ucuz otel mi kaldı. İstersen Antalya tarafına bakayım oralar
daha ucuz buralara göre" dese de benim kulağımda söylediği miktar yüzünden çınlamalar çalmaya
başlayınca kızın konuştuklarını hiç duymuyorum. Biraz durdum düşündüm "Yavrum ben de 15 ile 20
bine bulurum diye düşünmüştüm. Hatta daha da düşüktür sanmıştım. Kızım bunlar her şey dahil dediğin
şeyin içine ne katıyor da veriyorlar dememle beraber kız bir daha kahkahayı." “İllahi amca ne mübarek
adammışsın sen beni güldürdün ya Allah’ta senin yüzünü güldürsün" deyince yine ben kıza "Kızım sen
ben de gülecek yüz mü bıraktın hanımı ömrü hayatında bir kez de olsun tatile götürelim dedik o da
dünyanın parası çıktı. O ana kadar unuttuğum kredi kartı aklıma geldi..." Eğer ben de Ahmet’sem ben
hanımı tatile götüreceğim her şeye rağmen dedim ama" Her şey dahil dediği aklıma gelince ben de
başladım gülmeye." bu kez de kız benim suratıma tuhaf-tuhaf bakmaya başladı. Sonra kız “Amca ben
şimdi sana bir kısmını taksit yapayım dedi, geri kalanını da gitmeden önce gelirsin tekrar taksitlendiririz
hem de uzun vadelere böleriz" deyince bu benim pek hoşuma gitti. Eve giderken kendime kızmaya
başladım "Ulan Ahmet etin ne budun ne ki tatile gitmek için yoktan başına iş açtın dedim." bu defa da
Ahmet amcanın o saf konuşma haline güldüm. "Ulan" dedim içimden bu emeklinin çektiği çile nedir
böyle, adamlara birileri kıyak yapsa da hepsi bir kez de olsa tatile ölmeden gitseler dedim kendi
kendime. Hani "ohhh" der ya cezaevinden tahliye olan mahkumlar. "Özgürlüğün ne kadar güzel
olduğunu söylerlerken" sanki dünya onların emrindeymiş gibi hissederler. Oysa o özgürlüğü hissetmek
veya kavuştuğunu görmek için dünyanın tüm kapıları sonsuza kadar kendileri için açık olması gerekiyor.
Maddeye bağlı yaşanan yaşantı olmasa. Cebimizdeki o madde bizim ne kadar özgür olduğumuza karar
vermekte. Eğer ki cebinize şişkinse ve harcarken cebinizdekilerin devamı varsa o zaman özgürsünüz,
ama belli sınırlar çerçevesinde. Evden çıktığınız anı bırakın acaba evinizin içindeki hayatınız size mi ait
onu hiç düşündünüz mü? Sınırları aşmakta bağımsız mısınız? Yoksa pasaport ve vizeye bağlı mı
yaşıyorsunuz... Kâbe’yi ziyaret etmek için dahi sizden bunlarla birlikte cebinizdeki paranın miktarına
bakılıyor. Halbuki, İslamiyet’in doğduğu ülkeyi ve peygamberimize yaşatılan acıları görmek için her
şey sınırsız bir şekilde size sunulması gerekir ki siz de o şekilde dini inançlarınızı yaşatmalısınız. Sadece
ben Hacca gittim dememek lazım yerinde araştırıp peygamberimizin ne yaşadığını da öğrenmekte
gerekli. Onun içinde özgürce yolculuk etmeniz ve ne kadar kalmak isteyeceğinize sizin karar vermeniz
gerekli... Sevgiyle kalın
Davut Izol / AVRUPAPRESS