TULPARDAN ALINTILAR-25

TULPARDAN ALINTILAR-25 (“Biz çekmediğimiz derdin türküsünü yakmayız.” Neşet Ertaş)
Zorkun yaylası Amanos dağlarının üzerindeki en büyük yayla. Nisan ayından itibaren ekim ayına kadar yaklaşık elli bin nüfusu bulan koca bir şehir. Bölgenin en büyük yaylası. Osmaniye halkını yazın sıcağından ve neminden kurtaran havasıyla, suyuyla güzel bir yayla. Rakımı bin altı yüz elli metre. Her yıl nisan-mayıs aylarında yaylanın asayişini sağlamak için Geçici Jandarma Asayiş Karakolu kuruyoruz. Ekim-Kasım aylarında da kapatıyoruz. Ayrıca Orman İşletme Müdürlüğünün kullanmadığı binada kalacak şekilde bölgeyi hainlerden korumak için Komando Timi ve Polis Özel Harekât Timi görevlendiriyoruz. Zorkun yaylasına ulaşmak için Karacalar köyünden hareketle önce Çatalmazı mesire alanına ulaşıyoruz. Çatalmazı güzel bir piknik alanı. Devamında Ürün yaylasına ulaşıyoruz. Küçük güzel bir yayla. Devamında Olukbaşı yaylasına ulaşıyoruz. Büyükçe bir yayla. Olukbaşı yaylasını geçince ilerde sağda Karakaya tepe bulunmakta. Tepe bölgenin en yüksek sivri tepesi hainler için nirengi noktası. Karakaya tepeden Zorkun istikametine inen tatlı bir sırt mevcut. Sırtın hemen bitiminde Haçbel yaylası bulunmakta. Aynı zamanda Erzin ilçesine bağlı Üçkoz yaylası ve Küllü köyü yol ayrımı da burada bulunmakta. Haçbel yaylasını ve yol ayrımını geçince sağlı, sollu büyük ve seyrek çam ağaçlarının arasından Zorkun Yaylasına giriyoruz. Havasıyla, suyuyla, yıllanmış ağaçlarıyla harika bir bölge. Yaylanın yolu asfalt, elektrik mevcut ve evlere su şebekesi çekilmiş. Ama bütün bölge orman vasfında olduğundan ev yapmak yasak, Orman İşletme Müdürlüğü ve biz inşaat yapanlara adli işlem başlatıyoruz. Devletin kurumları hem hizmet götürüyor, hem de adli işlem yapıyor. Bu durum bölge halkı için bir sorun. Geçici Jandarma Asayiş Karakolunu açmak için İl valilik makamından gerekli onayı aldık. Karakolun açılması için gerekli malzeme ve personel hazırlığımızı yaptık. Zorkun yolu üzerinde geçmiş dönemde hainlerin yaptıkları eylemlerin dosyalarını teferruatlıca incelemiştik. Arazide yaptığımız operasyonlar ve istihbarat çalışmalarından dolayı bölgeye hâkimiz. Yol üzerinde emniyet tedbiri alacak timlerle birlikte konvoyumuzu oluşturduk. Kritik bölgelere timleri bırakarak araçlarla devam ediyoruz. Timler yerlerini aldıktan sonra karakolun malzemeleri ve personelini taşıyacağız. Yol üzerinde bulunan Haçbel yaylası ve yol ayrımı mevkii kritik bir alan olduğu için bir komando timi de bu bölgeye planladık. Haçbel bölgesinde görev yapacak timleri yaklaşık iki kilometre geride bıraktık. Önce Karakaya tepeye çıkacaklar ve arama tarama yaparak Haçbel sırtlarına gelip yerleşecekler. Kritik bölgeye hâkimden mahkûma doğru ilerleyecekler. Timi bıraktıktan sonra boş araçlar ve zırhlı Shortland araçlarıyla Zorkun yaylasına devam ettik. Benimle birlikte geçici karakolda görev yapacak Karakol Komutanı da bulunmakta. Karakolun binasına ulaştık. Tuzaklamalara karşı bölgenin mayın dedektörü ile teferruatlı aramasını tamamladıktan sonra kamelyaya oturduk. Karakol Komutanına bölgenin arazi değerlendirmesini ve hainlerin bölgedeki geçmiş faaliyetlerini, tehdit durumunu, uygulayacağımız taktik ve teknikleri anlatıyoruz. “Plu-Plu-Plu” Haçbel istikametinden yoğun bir şekilde M16 Piyade Tüfeği atışı sesleri geldi. Bizim NATO müttefikimiz, sözde dostumuz, emperyalist Amerika Birleşik Devletlerinin ürettiği ve herkese satmadığı M16 Piyade Tüfeği atışı. Bir müddet sonra G3 Piyade Tüfeği atışı sesleri ile karıştı. Bizim timlerimizde M16 Piyade Tüfeği bulunmamakta. Bu silahı hainler kullanmakta. Yüreğimiz “Cızzzzz” etti. İlk atış sesi M16 Piyade Tüfeğinden geldiğine göre hainler Haçbel sırtlarına yerleşecek olan time ateş açtılar. Süratle zırhlı Shordland araçlarının hazırlanmasını emrettik. Telsizle irtibat kurabileceğimiz bir noktaya giderek Karakaya tepeye bıraktığımız komando timi ile irtibat kurduk. Hainlerin ilk açtıkları ateşte timde görevli bir Uzman Jandarma Çavuşumuzun kolundan yaralandığı bilgisini aldık. Zırhlılarla olay yeri olan Haçbel’e hareket ettik. Yaralı kahraman personelimizi yola indirmelerini söyledik. Bölgeye ulaşınca yaralı personeli zırhlı Shordland araçlarımızla Osmaniye Devlet Hastanesine sevk ettik. Hainler Haçbel mevkiindeki yol ayrımının üzerine mevzilenerek pusu kurmuşlar. Biz araçlarla önlerinden geçmişiz. Muhtemelen araçlar boş olduğu için ateş etmediler. Geriden gelecek personel ve dolu araçları beklediler. Karakaya tepe istikametinden ve beklemedikleri taraf olan hâkim bölgeden timin geldiğini görünce aniden ateş açıp mevzilerini terk edip kendilerini sırttan aşağıya sık ağaçlık alana atmışlar. Pusu kurdukları bölgede ve kaçtıkları istikamette arama yaptık. Ama arazi gizlenmeye oldukça müsait olduğundan hainlere ulaşamadık. Olayın duyulması ile Tugay Komutanımız UH1 Genel Maksat Helikopteriyle bölgeye geldi. Haçbel yaylasında uygun bir alana yönlendirdik ve iniş yaptı. Olayın kısa özetini arz ettikten sonra beraber helikoptere binerek tekrar havalandık. Hainlerin kaçış istikametinde alçaktan uçuş yaparak yerlerini tespit etmeye çalıştık. Arazi çok sık ağaçlık ve çalılık olduğu için bir şey görmemiz imkânsız. Helikopterde kurulu ağır makinalı tüfekle kritik bölgelere atış uygulaması yaptık. Bölgeyi tamamen taradıktan sonra Tugay Komutanımız bizi tekrar Haçbel yaylasına indirdi. Emirlerini verdikten sonra bölgeden ayrıldı. Sırtlarda gözetleme yapan tim ve Karakol Komutanımız, biz helikopterle havada bölgeyi tararken ağaçlık alana yaklaştığımızda hainlerin Kaleşnikof Piyade Tüfeği ile atış seslerini duyuyorlar ve telsizle çağrı yapıyorlar. Ancak helikopterin yoğun gürültüsü ve hedefe dikkatimizi topladığımızdan telsiz çağrılarını duymadık. Hainlerin atışları şükürler olsun ki helikoptere isabet etmedi. Bölgede bir komando timiyle arama ve tarama faaliyetine devam ettik ancak hainlere ulaşamadık. Hainler de karşılık vermediler. Sık ağaçlık alanın gizlemesinden faydalanarak bölgeyi terk ettiler.
Recep  Cansu       /      AVRUPAPRESS