“Biz çekmediğimiz derdin türküsünü yakmayız.”

1997 yaz ayları hainlerin iyice azdığı günler. Bulundukları bölgelerde bol bol eylem yapıyorlar. TV’lerde her haber sunulduğunda memleketin bir köşesinden acı haberler veriliyor. Hainlerin dış mihraklar ve yurt içindeki uzantılarının destekleriyle yaptıkları eylemlerde etkili oldukları bir dönemden geçiyoruz. Siyasi iradenin gevşekliği, dışa bağımlılık, kurumlardaki bazı uyuşuk beyinlerin yönetimde söz sahibi olması ve hepsinden önemlisi yıllar sonra anlayabildiğimiz Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine sızmış haşhaşiler bu kutsal mücadeleye hep sekte vurdu. Hainlerin uzantıları bu mücadeleye sekte vurdukça bizim hırsımız daha da çoğaldı. Bir tek anlayışımız var; sorumluluk bölgemizde ne kadar hain varsa “Ara bul ve yok et.” Bu kadar olumsuz etkene rağmen azimle, hırsla mücadeleye devam ediyoruz.
    Hainlerin bölgede sayılarının çokluğu ve alana hâkim olma çabaları sonucunda devamlı operasyon birliklerimize ve karakollarımıza saldırma cüretinde bulunuyorlar. Artık karakollara geceleri yapılan taciz atışlarına alıştık. Bizimle beraber aynı heyecanı ailelerimizde yaşıyor. Ailelerimiz için artık silah sesleri ile yaşamak rutin haline geldi. Bizler faaliyetin içinde olduğumuzdan anı yaşayabiliyoruz. Ama aileler evlerde sadece dışarıdan silah seslerini dinliyorlar, onlar için çok zor bir süreç. Ailelerimizin ve çocuklarımızın hakkını nasıl öderiz
    Açık öğretim kamu yönetimi bölümünde okuduğumuzdan Elazığ İlinde final sınavlarına gittik. Sınav çıkışı haberlerden Mazgirt’te üç uzman jandarma ve bir çocuğun hainler tarafından katledildiğini izleyince yüreğimiz cız etti. Hemen bölüğü arayarak olayın iç yüzünü öğrendik. Tatil günü olduğu için Uzman Jandarma Çavuş Cavit arabasına dört yaşındaki oğlunu ve iki mesai arkadaşı Uzman Jandarma Çavuş Faruk ve Uzman Jandarma Çavuş Hakan’ı alarak Bulgurcular yolu üzerinde şehrin dışına doğru gezmeye giderler. Gündüz saat on sıraları. Hainler şehir içindeki birliklerin tamamını ateş altına alacak şekilde yerleşirler. Bir grup hainde yol üzerinde bulunan menfezin altına yerleşir. Cavit aracı ile menfezigeçince hainler ilçedeki tüm güvenlik güçlerine uzaktan yoğun ateş başlatırlar. Silah seslerini duyan Cavit aracını geri çevirerek birliğe ulaşmak ister. Menfezdeki hainler süratle çıkarak Cavit’in aracını yoğun bir şekilde tararlar. Araçta bulunan Cavit, dört yaşındaki oğlu Süleyman, Faruk ve Hakan hemen oracıkta şehit olurlar. Dört yaşındaki minik Süleyman’dan ne istediniz hain oğlu hainler? Uzman Jandarma III. Kademeli Çavuş Cavit TAMTÜRKbizim timimizde görev yapan Unsur Komutanımız, Uzman Jandarma Çavuş Hakan ÖLÇEN diğer timde görevli, Uzman Jandarma III. Kademeli Çavuş Faruk DURMUŞ da İlçe Jandarma Komutanlığı karargâhında görevli Uzman Jandarma personelimiz. Olay sonrası hainler süratle Kertlere çekilip inlerine girerler. Beyinleri ve vücutları emperyalist güçlere kiralanmış bu satılık hainleri gelecekte etkisiz hale getirerek cevap verdik.
Recep Cansu      /      AVRUPAPRESS