en iyi bahis siteleri
1xbetbetpasmariobet
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
DOLAR 42,5088 0.16%
EURO 49,3718 0.05%
ALTIN 5.762,771,55
BIST %
BITCOIN 38617900,24%
Ankara
10°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
SU HAYATTIR – I
13 okunma

SU HAYATTIR – I

ABONE OL
novembre 28, 2025 19:46
SU HAYATTIR – I
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarih boyu insanlık su havzalarının bulunduğu yerlere yerleşerek medeniyetini idame ettirmiş. Bu bölgeler temel ihtiyacı karşılamak için vazgeçilmez olmakla birlikte tarım ve hayvancılığın gelişmesiyle önemi artmış.

Yerleşik hayata geçen insanlık suyun değerini bildiğinden her zaman göl ve akarsulara yakın olmuş, sanayi devriminden sonra da bu böyle devam etmiştir. Bu süreçte su çeşitli masallara ve efsanelere konu olmuş; Ferhat, Şirin’i için dağları delerek Amasya’ya su getirmiş.

Modern dünyada artık suya yakın olmak çok fazla bir şey ifade etmese de uzak mesafelerden suyun getirilmesi mümkün olduğu için ihtiyaçlar bu şekilde karşılanıyor. Fakat kaynaklar ne yazık ki giderek azalmakta.

Kuraklık lokal bölgelerde ve ekvatora yakın coğrafyalarda görülürken küresel boyutta olabileceği hiçbir zaman düşünülmemişti. Dünyayı Nuh Tufanı gibi büyük afatlar suya boğduğu bilinirken küresel boyutta bir kuraklık kıyametle eşdeğer görülüyordu. Denizlerle çevrili dünyamızda içilebilir su rezervinin bilinenden daha az, ulaşılabilir olanı ise mevcut olandan çok az olması aslında tehlikenin boyutunu gözler önüne sermektedir.

Bilinen büyük medeniyetler Dicle, Fırat, Nil, Mississippi, Ganj, Tuna, Sarı Nehir, Yeşilırmak, Kızılırmak gibi büyük deltaların çevresine kurulmuş. Böylece suya yakın olmak medeniyetin devamı ve kalitesi için büyük önem arz etmiştir.

Hazreti İbrahim, Hacer validemizi Mekke’nin kayalıkları arasındaki vadiye bıraktığında Cenab-ı Hakk merhametinden Zemzem suyunu imdadına yetiştirmiş. İstanbul gibi kadim bir yerde, tarihi yarımadada su kaynakları yetersiz olmasından dolayı sarnıçlar ve kemerler ile ihtiyaç giderilmiş, bugün bile ayakta duran bu yapılar suyun ne kadar değerli olduğuna işaret etmektedir.

Küresel boyutta kuraklık tehlikesi ilk olarak küresel ısınmanın etkileri anlaşılınca fark edilmiş. 1896 senesinde İsveçli bilim insanı Svante Arrhenius atmosferdeki karbondioksidin artışı ile ısınmayı ilişkilendirmiş. Bu felaketin ilk işaretlerinden biri olmuştur. O yıllarda bilimsel bir veri olarak kabul edilmesine rağmen tehlikenin boyutu fark edilmemiş.

1930’larda Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Orta Amerika’da yaşanan geniş çaplı kuraklık Dust Bowl adıyla tarihe geçmiş. Yaşandığı coğrafyada büyük yıkımlara sebep olurken Amerikan tarım politikasının da şekillenmesinde önemli rol oynamış. O yıllarda bazı bilim insanları bu kuraklığın insan etkili olduğunu savunsa da ciddi kabul görmemiş.

1957-58 yıllarında Charles David Keeling’in Mauna Loa Gözlemevi atmosfer ölçümlerinde CO₂’in her yıl düzenli şekilde arttığını gösterdi. Bu bilim tarihinde küresel ısınmanın gözle görülür ilk güçlü kanıtıdır.

1972 Stockholm Çevre Konferansı’nda iklim değişikliği konusu ilk kez uluslararası boyutta gündeme geldi. 1979’da “First World Climate Conference” yapıldı; burada ilk defa bilim insanları küresel ısınmayı ciddi bir risk olarak tanımladı.

1988 yılında kurulan IPCC (Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli) ilk defa küresel ısınmanın resmi olarak kabul edilmesidir. Aynı sene NASA’nın da konuya vurgu yapması dikkatleri çekmiştir.

2000’li yıllarda küresel kuraklık ve yaşamsal kaynakların tükenişi komplo teorisi olmaktan çıkıp daha güçlü verilerle bir felaket olduğu bilimsel olarak doğrulandı.

Türkiye’de ise kuraklık tehlikesi hala olması gereken ilgiyi yakalamış değil. Siyasi otoritelerin gündeminde çok farklı konular yer alması, nüfus yoğunluğunun batı bölgelerinde artması, bu alanlarda içilebilir su kaynaklarının önemli bir bölümü sanayide de kullanılması ne yazık ki geleceğimiz için kötü senaryoların işaretidir.

Devlet Su İşleri’nin büyük yatırımları, mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılması, sınır aşan suların daha adil paylaşılması ve uzak coğrafyalardan kalabalık illere taşınan nitelikli su projeleri ne yazık ki kuraklık artışındaki hıza yetişemiyor.

1970’lerde ilk bilimsel farkındalığın Türkiye’de konuşulması, 1984-88 yıllarında yaşanan kuraklık döneminde akademik camianın dikkat çekmesi ile ilk defa “Küresel Bir Tehdit” olarak kabul görmemize neden olmuştur. 1990’larda ise Devlet Meteoroloji İşleri, ilk kez “Küresel İklim Değişikliği” ifadesiyle yağış düzensizliklerini ve ısı artışını raporladı.

1992 yılında Rio Zirvesi’ne katılan Türkiye uluslararası alanda bu konuya müdahil olup konuyu resmi gündemine aldı. 2007 kuraklığı ise bazı barajlarda su

seviyesinin %25’lere düşmesi karamsarlığın başlanasına neden oldu. Alınan tedbirler büyük sıkıntıların yaşanmasını engellese de yönetim değişikliği ve hizmet önceliklerinin başkalaşması kuraklık tehlikesine ayrılması gereken bütçenin kültür sanat hizmetlerinde kullanılması sonucu kesintiye uğradı.

DMİ raporları 2010 yılında, Akdeniz havzasında bulunan ülkemizin kuraklıktan daha fazla etkileneceğini vurguladı. 2014 yılında yaşanan bir diğer kuraklık, konuyu medya ve siyasetin merkezine taşıdı.

2020 senesinden sonra ise yaşanan pandemi birtakım şeylerin de netleşmesine neden oldu. Artık bu tür sorunların küresel ölçekte incelenmesi gerektiğini, birtakım çözümlerin de haritalardaki siyasi sınırları göz ardı ederek ele alınmasını ortaya koydu. Günümüzde yağışlar ve özellikle kar yağışı olması gerekenin çok altında. Konya gibi ovaların barındırdığı suyun iyice çekilerek dev obrukların ortaya çıkmasına şahit oluyoruz. Tarım politikaları, şehircilik anlayışı, nüfus hareketleri, sosyal hayattaki birtakım önlemler, toplumun eğitilmesi gibi tedbirler elde kalan rezervlerin daha verimli kullanılması sonucunu verecektir.

Daha geç olmadan -ki mevcut durum çok geç kaldığımızı gösteriyor- kuraklık konusu ivedilikle çözüme kavuşturulmalı. Radikal önlemler alıp geleceğimizi susuz bir dünyaya terk etmemeliyiz.

 

Cüneyt Tüzel        /        AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP