Zirveye Yalnız Çıkmak
Benim en büyük hatam, zirveye çıkarken yanımda insanları da götürmek istememdi. Başarının, paylaşınca daha güzel olduğuna inandım hep. Beraber yürüyelim, birlikte kazanalım, aynı yorgunluğu omuz omuza taşıyalım istedim. Ama sonra fark ettim ki, ben yanımda birilerini taşımaya çalıştıkça, bazıları aslında beni oraya hiç çıkarmak istemiyormuş.
Bu çok acı bir fark edişti…
Ben “biz olalım” derken, onlar “o olmasın” demiş içinden. Ben el uzatırken, onlar elimden çekmiş aslında. Sessizce, belli etmeden, ama içten içe… Kendi başarısızlıklarını, benim ilerleyişimle daha görünür hâle getirmek istememişler belki de. Belki kıskandılar, belki korktular… Bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Her gülümseyen yüz dost değilmiş.
Zirve soğukmuş derler ya, doğru. Ama o soğuk, rüzgârdan değil; beraber çıktığını sandığın insanların gerçekte kim olduklarını gördüğünde üşütüyor insanı. En çok da hayal kırıklığı yakıyor içini. Çünkü sen inandığın yerden yanılmışsın. Çünkü sen, iyi niyetinle yola çıkmışsın.
Ama şu da bir gerçek: Yalnız yürümek, yanlışlarla yürümekten daha huzurlu.
Ben artık her omzu omuz sanmıyorum. Her susanı anlayışlı zannetmiyorum. Her “yanındayım” diyeni gerçekten yanımda saymıyorum. Çünkü bu hayat bana gösterdi ki, herkesle yola çıkılmaz. Herkes aynı manzarayı hak etmez. Ve bazen, tek başına yürümek, en kalabalık yürüyüşten daha güçlü kılar insanı.
Şimdi dönüp bakınca içim rahat. Çünkü ben yanıldıysam da iyi niyetle yanıldım. Kimseye kötü bir düşüncem olmadı. Kalbim tertemizdi. Sadece herkesin de öyle olduğunu sandım… İşte en büyük yanılgım buydu.
Ama öğrendim. Artık kendimi suçlamıyorum. Biliyorum ki bu da bir büyüme hâli.
Ve belki zirve hâlâ önemli değil benim için. Ama huzur çok kıymetli.
Şimdi önümde yine yollar var. Belki biraz daha sessizim, ama daha güçlüyüm.
Çünkü kötü olmadan da güçlenilebildiğini öğrendim. Ve bu dünyada hâlâ en güzel şey, içini bozmadan yoluna devam edebilmek.
Halime Önen / AVRUPAPRESS