Bir Türk Evladının Sessiz İsyanı

Tarih 19 Mayıs 2025. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak kurtuluş meşalesini yaktığı o kutlu günün yıl dönümünde, Tunceli’de bir tören... Tören alanında gözleri dolmuş, sesi titremiş bir devlet adamı: Vali Bülent Tekbıyıkoğlu. O gözyaşları, yalnızca bir şahsın değil; bu milletin içindeki büyük sevdanın, bastırılmış haykırışın sembolüydü. Belki birileri için bu sıradan bir haberdi. Ama bizler için o gözyaşları, bir Türk’ün vatanına duyduğu en saf ve en derin sevdanın ifadesiydi.
Kim ne derse desin, bu topraklarda hâlâ göğsü vatan aşkıyla çarpan, ay yıldızlı bayrağın dalgalanması için her bedeli ödemeye hazır binlerce yürek var. Tekbıyıkoğlu’nun o anki gözyaşı; kişisel bir duygunun değil, Atatürk’ün emanetine sahip çıkamamanın acısının ve devlet sorumluluğunun bir tezahürüydü.
O an, bize bir kez daha gösterdi ki bu ülkenin harcında hâlâ vatan aşkı, millet sevdası, bayrak sevgisi var. Cumhuriyet’in kazanımlarını gölgelemeye çalışanlar olabilir; Atatürk’ün mirasına çelme takmaya yeltenenler çıkabilir. Ama bu milletin evlatları hâlâ dimdik ayakta.
Düşünebiliyor musunuz? 19 Mayıs gibi bir günde — bağımsızlık yürüyüşünün başladığı, umutların yeniden yeşerdiği bir tarihte — bir kamu görevlisi görevden alınıyor. Törene müdahale edildiği, engellemeler yaşandığı iddiaları konuşuluyor. Terörün gölgesi, bu milletin bayramına düşecekmiş öyle mi? Müsaade etmeyiz.
Bu coğrafyada nice ihanetler gördük. Ama ne al bayrağımız yere indi, ne de Atatürk’ün fikirleri sarsıldı. Çünkü biz hâlâ “Ne mutlu Türküm diyene” diyoruz. Hâlâ “Ya istiklal ya ölüm” diye haykırıyoruz. Bu topraklar sahipsiz değildir.
Bazıları "neden ağladı?" diye sordu. Cevap çok açık: Çünkü bir Türk evladı, milletin iradesinin terör gölgesine teslim edilmesine rıza gösteremez. Çünkü bu milletin evlatları, al bayrağın gölgesinde başı dik yaşamayı bilir; diz çökmek onlara göre değildir. Çünkü Atatürk’ün izinde yürüyen her vicdan, 19 Mayıs gibi bir günde Cumhuriyet’e düşürülen gölgeye sessiz kalamaz.
PKK’nın gölgesinin düştüğü her yerde, milletin vicdanı huzursuz olur. Eğer bu törene engel çıkarıldığı iddiaları doğruysa, bu sadece bir idari mesele değil, bir zihniyet mücadelesidir. Ve biz bu mücadelede tarafız: Ay yıldızlı bayrağın yanında, Cumhuriyet’in safında, Atatürk’ün yolundayız.
Bu ülkenin gençleri olarak bizler, vali ağladığında o gözyaşlarında bir zayıflık değil; şerefli bir direniş gördük. Varlığını bu topraklara borçlu her Türk genci bilmelidir ki, bu mücadele henüz bitmedi. Bayrak yere düşmesin, ezan susmasın, vatan bölünmesin diye bu ruh, her kuşakta yeniden dirilmelidir.
Bugün bir yazı yazmıyorum, bir söz veriyorum:
Atam, emanetin emin ellerde.
Ey al bayrak, sonsuza dek dalgalanacaksın.
Ey vatan, biz buradayız. Gitmedik. Gitmeyeceğiz.
Halime Önen   /     AVRUPAPRESS