MİLLÎ GÖRÜŞ’ÜN HAK ANLAYIŞI ….
PROF. DR. NECMETTİN ERBAKAN HOCAMIZIN SON KONFERANSI
SAADET PARTİSİ İKTİDARI; MİLLİ GÖRÜŞ İKTİDARI NİÇİN? VE NASIL?
Milli Görüş Niçin ve Nasıl?
Bu büyük milletvekili seçimi, sadece ülkemiz bakımından değil, bütün insanlık bakımından fevkalade ehemmiyete haizdir ve bir dönüm noktasıdır. Bu sebepten dolayı tarihi bir seçimdir. Onunla ilgili çalışmalar da tarihi çalışmalardır.
Bu seçim başlarken; bize Saadet Partisi olarak; önce 17 Ekim günü; muhteşem bir kongre yapmak nasip oldu. Bütün inanan insanlar, aşklarını, azimlerini ortaya koydular, yani 3. Şahlanış böylece başladı.
Fiilen başlanan bu şahlanışın, bir duasını yapmak lazım geliyordu, bu dua 26 Kasım Cuma günü İstanbul?da Eyüp Sultan Hazretlerinin dizlerinin dibinde yapıldı. Cihadın sembolü olan; müstesna insan Eyüp Sultan Hazretleri?nin şefaatinden Cenab-ı Allah hepimizi ayırmasın. Saadet Partisi?nin, 12 Haziran 2011 seçimlerine ait olan seferberliğinin duasını, Eyüp Sultan Hazretlerinde yapması tesadüfî bir olay değildir. Büyük mana taşıyan bir olaydır. Böylece seferberlik ilan edildi, kollar sıvandı, çalışmalar başladı.
Şimdi ilk iş olarak bu seçimlerde, 7 ay milletimize ne anlatacağız? Seçimlerde yapılacak olan konuşmaların temel esaslarını özet olarak ortaya koymak maksadıyla bu konferansı SAADET PARTİSİ İKTİDARI; MİLLİ GÖRÜŞ İKTİDARI NİÇİN? VE NASIL? adı altında tertip edildi.
Gayemiz aziz milletimize hizmet etmek, doğruyu bulmak ve kurtuluşa ermektir.
Hemen şunu ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Bize geliyorlar bendenize diyorlar ki: ?Yahu sizin ve senin zorun nedir Allah aşkına? Allah nasip etmiş, büyük bir hareketin başlamasına vesile olmuşsunuz. Yetiştirdiğiniz talebeler iktidar olmuş. İki tane cumhurbaşkanı yetiştirmişsiniz, üç tane başbakan yetiştirmişsiniz. Bunlar iktidardalar, memleketi güzel bir şekilde idare ediyorlar. Bu durum karşısında sizin zorunuz nedir? Allah aşkına.?
Dışarıdan bakıldığı zaman bu sual haklı ve yerinde bir sualmiş gibi zannedilir. Hemen belirteyim ki; ?Siz bu gençlerle iftihar etmelisiniz, bunlara sahip çıkmalısınız, bu şeref sizin şerefinizdir ve böylece bunlarla işbirliği içerisinde çalışmalarına yardımcı olmak suretiyle bu gidişatı desteklemelisiniz? diyorlar. Hemen ifade edeyim ki; bu günkü iktidar olan AKP yöneticileri olan evlatlarımız, bizim evlatlarımızdır, doğru. Kendilerine olan sevgi ve şefkatimiz aynen devam etmektedir. Bu da doğru bir husustur. Bunlara aferin deyin ve bunlar vasıtasıyla siz de şereflenin, diyorlar. Dışarıdan bakarsanız; doğru yahu bu akıllıca bir iş, kolay bir iş, demeyi doğru görebilirsiniz. Fakat hemen size şunu ifade edeyim ki; bunların her seçime büyük nispette oy almaları karşısında dünyanın her yerinden ben onlardan daha çok tebrik telgrafı alıyorum. Evlatların ülkenin idaresine geçti, böylece bu sizin şerefinizdir diyorlar. Ve bu büyük tebriklerle dünyanın her yerinden mesajlar alıyorum, telgraflar alıyorum. Sevgimiz de aynen devam ediyor, şefkatimiz de aynen devam ediyor. Bunların hepsi birer gerçektir. Bir başka gerçek daha var, bu evlatlarımızın iyi niyetlerinden yaptıkları şeyleri memlekete iyilik olsun diye yaptıklarından da kesinlikle eminim. Hiçbir şüphem yoktur. Bilerek memlekete kötülük yapmak istemezler.
Fakat bu iyi niyetlerine rağmen politikaları yanlıştır. Dolayısıyla; vatan ve millet sevgimiz, yanlış politikalarını düzeltmek vazifesini yerine getirmemizi, bize bir vecibe kılmaktadır. Bu konferansımızı ve Türkiye sathındaki bütün çalışmalarımızı bu şefkat ve vatan sevisinden dolayı yapıyoruz. Bunların politikaları hakkında yaptığımız tenkitler, şahıslarına olan sevgimizle ilgili değildir. Politikalarının yanlışlıklarını kendilerine göstermek maksadıyladır. Ne demek istediğimizi bu konferansımızın sonunda hep beraber daha iyi anlayacağımız kanaatindeyim. Mili Görüş zihniyetine dayanan, bir devlet düzenin kurulması ve bu düzenin Mili Görüş zihniyetine göre yürütülmesi demektir.
MilLi Görüş İktidarı Nedir?
Mili Görüş zihniyetini tanıyarak ancak bu iktidarı tanıyabiliriz. Mili Görüş zihniyeti; diğer zihniyetlerden temel farkı, hak anlayışındadır. İki türlü hak anlayışı vardır insanlık tarihinde;
1. Peygamberlerin insanlığa öğrettiği doğru hak anlayışı.
2. Firavunların takip ettiği hak anlayışı.
Milli Görüş doğru hak anlayışıyla bezenmiş olan bir görüştür. Mili Görüş; bu sebepten dolayıdır ki Hakk?ın ancak 4 sebepten doğduğuna inanır.
Hak sadece şu 4 sebepten doğar:
1. İnsan olmak hak sebebidir. Cenab-ı Hakk?ın bütün insanlara verdiği temel insan haklarıdır.
Bu haklar beş tanedir
a. Herkesin hangi inançtan, hangi ırktan, dinden ve renkten olursa olsun yaşama hakkı vardır.
b. Herkesin ırz ve namusunun korunması hakkı vardır.
c. Herkesin mülkiyet hakkı vardır. Alnının teriyle kazandığı helal kazancını elinden alamazsınız.
d. Herkesin aklının korunması hakkı vardır. Akıl insanlığı kurtaracak olan en son can simididir. Bunun korunması insanlığa yapılacak en büyük hizmettir.
e. Herkesin inanç hürriyeti vardır.
İnanç hürriyetinde 4 dört bölüm vardır:
I- İfade hürriyeti; ben böyle inanıyorum denilebilmelidir.
II- Aynı inancı paylaşan insanların bir araya gelip cemiyet kurma, örgüt kurma hakları, inanç hürriyetinin ayrılmaz bir parçasıdır.
III-İnancını öğrenmek ve öğretmek inanç hürriyetinin ayrılmaz bir parçasıdır.
IV-İnandığı gibi yaşamak, ibadet hürriyeti insanların temel insan hakları arasında yer alan en mühim haklardan birisidir. Bir ülkede bu saydığımız haklar tam manasıyla yoksa o ülkede insan haklarının bulunduğundan bahsetmek mümkün değildir. İnsan oluş dolayısıyla Cenab-ı Hak bütün insanlara eşit olmak üzere insan haklarını vermiştir. İnsan olmak; bu hakların sahibi olmak için yeterlidir.
2. Emek hak sebebidir. Ben çalışmışım, sizin nimetinizi artırmışım, külfetinizi azaltmışım. Bu bana hak kazandırır size vecibe doğurur. Hak böylece emek ile kazanılır.
3. Rıza ile yapılan mukavele bir hak sebebidir. Beraberce oturmuşuz bir anlaşma yapmışız. Karşılıklı vecibelerimiz var, bunlar bize hak doğurur.
4. Adalet hak sebebidir. Üç kişiyi çalıştırmışsınız aynı işi yaptırmışsınız. Birine 500 TL yevmiye verdiyseniz öbür ikisine de 500 TL yevmiye vermeniz gerekir. Adalet bunu gerektirir.
İşte hak bu 4 sebepten doğar, başka hiçbir sebepten dolayı hak doğmaz.
Firavunların insanlara telkin ettikleri ve inandıkları ve kullandıkları hak anlayışına gelince, bu yanlış hak anlayışına göre de hak 4 sebepten doğar. Ama bu sebepler faklıdır.
1. Kuvveti hak sebebi sayar. Firavuni düşünce, ?Kuvvetim var, yapabiliyorum, öyleyse istersem yaparım.? Öyle yağma yok. Kuvvet; Hakk?ın emrinde olduğu müddetçe bir değer taşır, izzet ve şeref taşır. Hakk?ın karşısına geçtiği zaman zalim olur, zülüm olur. Bu sebepten dolayı; kuvvet hak sebebi olamaz. Ama firavunların görüşüne göre kuvvet hak sebebidir.
2. Çoğunluğu hak sebebi sayar. Çoğunluk bende, öyleyse mutlaka benim dediğim olacak. Azınlığın da mutlaka temel insan hakları vardır. Bu hakları çoğunluk olduğun için çiğneyemezsin. Çoğunluk ayrıca bir hak sebebi değildir.
3. İmtiyazı hak sebebi sayar. Ben beyazım, sen siyahsın, ben arabaya bineceğim, sen iteceksin. Ben Romalıyım sen taşralısın, ben hükmedeceğim, sen köle olacaksın. Kendisinde imtiyaz görmek, firavuni bir düşüncedir. İmtiyazdan dolayı hak sebebi olmaz. İnsanlar eşittir, imtiyaz hak sebebi olamaz.
4. Menfaati hak sebebi sayar. ?Benim menfaatim var Irak petrollerinde, giderim menfaatimden dolayı Irak?a her türlü müdahaleyi yaparım. Bu benim hakkımdır? zannediyor adam. Nasıl ki balıklar gökyüzünü, yıldızları ve güneşi bilmezler. Çünkü suyun içindedirler. İşte yanlış medeniyetler içerisinde yetişen insanlar da hakiki hak anlayışını bilmedikleri için kendilerinin hak zannettikleri şeyi, gerçekten hak gibi görüyorlar. Bunların eğitilmesi lazım. İnsanlığın saadeti için.
Mili Görüş zihniyetinin temeli doğru hak anlayışına dayanır. Diğer batıl zihniyetlerin temelleri ise yanlış hak anlayışına dayanır. Mili Görüş, doğru temel hak sahibi inanışına sahip olduğundan dolayıdır ki; diğerlerinden farklı olarak, diğer görüşlerden farklı olarak solcuymuş, liberalmiş, muhafazakârmış bir sürü uydurma boş lafla tanımlanamaz.
Bunların hepsi temelden sakattır, bozuktur, birer hastalıktır. Eğitim yoluyla tedavileri gerekir.
Milli Görüş niçin ve nasıl?
Maneviyatsız saadet olmaz. Diğerleri materyalisttir, dünyacıdır, üçüncü boyutları yoktur, yüzeyseldirler.
Adil düzensiz saadet olmaz. Öbürleri faizci kapitalist nizamı, sömürülmeyi, ezilme ve yok olmayı esas almışlardır. Çünkü faizci kapitalist nizamın sonu; ezilmek ve yok olmaya gider. Faizci kapitalist nizam; komünist nizamın ikiz kardeşidir. Ezen ve ezilen düzenidir. Dolayısıyla nasıl komünizm yok olduysa bu Siyonizm’in faizci kapitalist nizamı da yok olacaktır. Ama ne yazık ki Milli Görüş’ün dışında ki görüşler bu nizamı benimsemişler bu nizama bekçilik yapmaktadırlar.
Bizim medeniyetimiz diğerlerinden üstündür. İslam temeline dayanan bizim İslam medeniyetimizin diğer medeniyetlerden üstün olduğunu bilir. Bak inanır demiyorum bilir. Böyle olduğunu bilir. Çünkü bu gerçektir. Öbürküler ise batı medeniyetini üstün zanneder. Öyle sayar. Zavallı! Batı’yı tanımaz. Senin Batı dediğin yüzünü yıkamasını bilmez. Akarsu nedir? Bilmez. Tuvalete afedersiniz girdiği gibi çıkar. Hiç mübarek İslam dininin ulvi prensipleri bırakılır da Batı’nın bu süfli prensiplerinin arkasına gidilir mi? Sen ne cahil, ne zavallı bir adamsın? Allah seni ıslah etsin, emek lazım gelir.
Saadet için bu günkü “zulüm dünyası” yerine, “Yeni Bir Dünya=Saadet Dünyası”nın kurulması kaçınılmazdır. Öbürküler ise; küçük meselelerle meşguldürler. Dedikoduyla, çekişmeyle, karşılıklı kavga ile laf karalamaları ile meşguldürler. Asıl insanlık için büyük önem taşıyan nizam temeli üzerinde, hiçbir fikir yürütmemektedirler. Yürüttürülmemektedir. Çünkü bu nizam Siyonizm’in nizamıdır, bunun irdelenmesini, değişmesini istemediği için konuşturmuyor, irdelettirmiyor. Milli Görüş’ün dışındakiler; ağacın yaprağının tozunun temizlenmesi ile olacak zannediyor. Hâlbuki ağacın kökü bozuk. Kökünden düzeltmeden bu işler düzelmez. Bundan dolayıdır ki; yeni bir dünya kurulacak ve bu dünya bir saadet dünyası olacaktır. Tıpkı ecdadımızın kurduğu gibi. Bu şuur Mili Görüş sahipleri dışında hiç kimsede yok. Siyonizm’in dünyasının hapishanesinin içerisinde yaşıyor, köle olarak, onun esiri olarak. Hiç bu düzeni düzelteyim diye düşünmüyor. Ne büyük fark, ne büyük gaflet, ne büyük olay, ne büyük hakikat.
Bulunduğumuz tarihi dönüm noktası: Türkiye İsrail’e vilayet olmayacak, tarihteki şerefli yerini alacak.. Onlara gelince, onlar batının okşayarak yutma politikasına alet oluyorlar. Adım adım Türkiye’yi yok olmaya götürüyorlar. Şimdi Türkiye sözde Avrupa birliğine alınmıyor. Birden bire özel anlaşmayla aldık deyip, Avrupa Birliği’nin kapısına demirle, zincirle bağlayacaklar. Ertesi gün İsrail de girecek, Türkiye ile İsrail tek devlet olacak, plan bu. Sonra denecek ki Avrupa Birliği çok büyüdü bunu bölelim orta doğu ayrı bir kısım olsun, orta doğuda Türkiye ile İsrail ayrı bir devlet olsun. Bütün usulleri, kanunları nizamları müşterek olmak üzere bu ne demektir? Türkiye’nin İsrail’in içinde eritilip yok olması demektir. Bu da zaten Siyonizm’in ana prensiplerinden birisidir. Onun için Mili Görüş’ün dışındakiler işbirlikçidirler ve Siyonizm’e hizmet etmektedirler. “Efendim ben hiç Siyonizm’e hizmet eder miyim?” Meşhur sözümü duymuşsunuzdur. Siyonizm öyle ustadır ki; “Bana bak arkadaş! Ben hiç Siyonizm’e hizmet eder miyim? Deli misin sen yahu?” Şarkısını söylettire söylettire kendi ordusunda adama askerlik yaptırır. Sen hizmet etmiyorum zannedersin, o senin sırtına binmiş, taşıyorsun, her şeyini elinden alıyor, hala sen bu şarkıyı söylüyorsun. Batının okşayarak yutma politikasına alet olma.
Uyanalım: İşbirlikçilere destek olmayalım. Çünkü işbirlikçiler bütün dünyayı köşe yapmak istiyorlar. Zulümden başka bir şey getirmezler. Bu gerçeği görelim diyor, öbürleri ise narkozlanmış, Milli Görüş’ün tamamen hizmetinde dünyanın gidişatında onlara destek oluyor, onlara yardımcı oluyor ve böylece bütün insanlığı yok olmaya götürüyorlar.
Güncel yanılgıya aldanmamak ve tedavisi için bütün gücüyle çalışmak. Öbür görüşler ise güncel aldanmışlardır ve ona hizmet etmektedirler. Nedir güncel yanılgı? AKP’nin de maneviyat için hizmet ettiğini zannetmek. Çünkü ırkçı emperyalizm, inançlı insanların oylarını AKP’ye verilmesi için AKP’yi de maneviyata hizmet ediyormuş gibi göstermek bakımından her türlü makyajı yapıyor, planı programı tatbik ediyor. Sen eğer sağlam Milli Görüş sahibi değilsen, bu propagandaya kapılırsın, aldanırsın, o yüzden sen de işbirlikçilere katılmış olursun.
Adil düzen esas alınmıştır
Irkçı emperyalizm inançlı insanların oylarının AKP’ye verilmesi için AKP’yi de maneviyata hizmet ediyor diye göstermek bakımından her türlü makyajı yapıyor, planı ve programı tatbik ediyor. Sen eğer sağlam bir Milli Görüş sahibi değilsen; bu propagandaya kapılırsın, kardeşim bunlarda maneviyata iyi kötü hizmet ediyorlar diye aldanırsın dolayısıyla sen de işbirlikçilere katılmış olursun.
Milli görüş iktidarında önce ahlak ve maneviyat esas alınmıştır bir… Genel nizamda ve yürütüşte. İki Milli Görüş zihniyetinin kimyasını teşkil eden üç temel esas alınmıştır. Nedir bunlar; Maneviyatçı olmak, hakkı üstün tutmak ve nefis terbiyesini esas almak. Milli görüşçü iktidarın temel vasıfları budur. Ekonomide, Milli Görüş’ün bariz vasfı adil düzeni esas almış olmasıdır; öbürlerinin faizci kapitalist nizamı, yahudi nizamını, esas almış olmalarıdır. Bundan başka ekonomide Milli Görüş’ün bariz vasfı milli, güçlü, süratli yaygın kalkınmayı esas almasıdır. Milli demek; fabrika yapan fabrika kuracaksın. Müstemleke tipi bir takım faaliyetlerle Türkiye’ye vakit kaybettirmeyeceksin. Ben sağcıyım, solcuyum, liberalim… Hadi oradan! Sen kafasızın birisin.
Milli Görüş’ün vasıfları
Efendim biz de kalkınma yapıyoruz; Ne kalkınması?, Çocuk mu aldatıyorsun? Gelmişsin yabancılara şuraya baraj yapmalarına müsaade etmişsin. Adamlar gelmiş barajı yapmış; ben kalkındım diyor… Şu ağzı açık alığa bak! Gidiyorsun bütün makineleri dışarıdan alıyorsun; iki sene içinde hepsi hurda oluyor. Elinde borç ve faiz kalıyor. Niçin fabrika kuran fabrika kurmuyorsun? Neden lider ülke olmuyorsun? Sen kim… Bu çapta meseleleri düşünmek kim… Sende Milli Görüş yok Milli Görüş… Haberin yok, haberin yok… Türkiye’yi lider ülke yapacak şekilde, kalkınma yapacaksın; milli kalkınma yapacaksın, güçlü kalkınma yapacaksın. Böyle bir takım müstemleke tipi basit yatırımlarla millete vakit kaybettirmeyeceksin. Süratli kalkınacaksın ve yaygın kalkınacaksın. Yani ülkede dengesizlikler olmayacak. Bugün güneydoğu meselemiz nereden çıkıyor? Dengesizliklerden çıkıyor; dengesiz olmayacak; Türkiye bütünüyle kalkınacak. Milli görüş bunu gerektirir; ekonomideki temel bariz vasfı budur. Onun için bütün Doğu Anadolu’daki fabrikaların hepsini: -çimento fabrikalarını, şeker fabrikalarını, et kombinalarını, makinalarını, fabrikalarını- hepsini biz yapmışızdır. Onların hiçbir şeyi yoktur; ahır yapmış o kadar…
Ne anlatıyorum ben şimdi; Milli Görüş iktidarının bariz vasıflarını anlatıyorum. Temel esaslarını, farklarını, anlattım. Hedeflerini anlattım. Şimdi bariz farklarını anlatıyorum: Milli Görüş iktidarını tanıyalım diye... Milli görüş iktidarında; sağlık ve sosyal hizmetlerde milli ve manevi değerlere bağlılığın öğretilmesi esastır; yaygınlaştırılması temel politikadır. Barış, kardeşlik, eşitlik ve adaletin tesis edilmiş olması temel esastır. Kimsenin aç ve açık bırakılmaması temel esastır. Herkese sağlık hizmetinin sağlanması temel esastır.
Ben 26 Haziran 1996’da başbakan olduğum zaman; besmeleyi çekip sandalyeme oturdum. Önce iki kere düğmeye bastım. Birinci düğmeyle, sağlık ve sosyal yardım bakanımız Sacit Bey’i çağırdım: Dedim bak, bugün besmeleyi çektim işe başlıyoruz. Türkiye’de bir tane aç insan bırakmayacağız. Sen sosyal yardım bakanısın aynı zamanda. Ee ne olacak? Muhtarlarla, imamlarla beraber bütün Türkiye’de muhtaç insanları tespit edeceksin. Üç ayın içerisinde 800 bin kişi tespit edildi. Fak-fuk-fon diye bütçede para var bu fondan bunlara maaş bağladık. Bir de baktık ki para artıyor. Bizden öncekiler bu parayı Siyonizm’e faiz diye ödüyorlardı. Allah vermiş bunlar götürüp yahudiye veriyor; bizim insanımızı aç bırakıyor. Bu sebepten dolayıdır ki Milli Görüş’te hiç kimsenin aç kalmaması temel esastır. Ve herkese sağlık hizmeti temel esastır. Dış politikada doğru hak anlayışını temel alan D-8 çekirdekli, İslam birliği çekirdekli yeni bir dünyanın kurulması temel esastır. Gidip batının kapısına boynundaki zincirle bağlanmak diğer görüşlerin özellikleridir. Dış politikada doğru hak anlayışını temel alarak, D-8 çekirdek alarak yeni bir dünyanın kurulması Milli Görüş’ü diğerlerinden ayıran bariz farklarından birisidir. Ve nihayet yedinci bariz fark bizim gayemiz ecdadımızın tarihteki şerefli yerini almaktır. Onların gayesi ise, İsrail’e gidip, bağlanıp, vilayet olup, eriyip; yok olmaktır. İşte bunlar vasıtasıyla sizlere ben Milli Görüş iktidarının özelliklerini, bariz vasıflarını ve temel esaslarını böylece hülasa etmiş oldum.
(Devam edecek)
(Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hocamızın Son Konferansı -08.12.2010)
09 Mart 2016- Kültür-Sanat
MİLLİ GÖRÜŞ İKTİDARI NİÇİN VE NASIL
MGV yayınları yeni başladığı yayımcılık hayatında köşe taşı kitaplar çıkarmaya devam ediyor. Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızın son yaptığı esam konferansında anlattıklarının derlendiği kitap raflarda yerini aldı.
?Mili Görüş iktidarı nedir? Milli Görüş iktidarı demek, Milli Görüş zihniyetine dayanan bir devlet düzenin kurulması ve bu düzenin Milli Görüş zihniyetine göre yürütülmesi demektir. Milli Görüş iktidarını ancak Milli Görüş zihniyetine vakıf olarak tanıyabiliriz. Milli Görüş zihniyetinin diğer zihniyetlerden temel farkı, hak anlayışındadır.? Hocamızın bu cümleleri bizim, neden gece gündüz çalışmamız gerektiğini sade, net ve vurucu cümlelerle anlattığı bir bölüm bu kitaptan. Kıymetli Hocamız insanlık tarihinin iki anlayıştan teşekkül ettiğini ifade ediyor. Bunlardan ilki ve Milli Görüş'ün de mücadelesini verdiği doğru hak anlayışı, bir diğeri ise Firavunların ve onlara tabi olan dönemin Firavunlarının savunduğu yanlış hak anlayışı olan batıl anlayıştır. Bu batıl anlayışın şu anki en büyük gücü elbette Siyonizm'dir. Yıllar önce Lozan?da almış oldukları 7 maddelik kararları doğrultusunda muazzam bir çalışma içerisindedirler. Bu çalışmalara karşı bizim de elbette muazzam çalışmalar içinde olmamız gerekiyor ki onlar emellerine ulaşamasınlar. Bu 7 maddeyi sıralamak gerekirse:
1. Türkiye?yi fakirleştireceğiz.
2. İşsiz bırakacağız.
3. Borca esir edeceğiz.
4. Dininden uzaklaştıracağız.
5. Böleceğiz.
6. Böldüğümüz parçaları birbirleriyle çarpıştıracağız.
7. Bu çarpıştırılmış yumuşak lokmaları yutacağız.
ÖNSÖZÜNÜ OĞUZHAN ASİLTÜRK YAZDI
Kıymetli Hocamız Merhum Necmettin Erbakan; Siyonizm?in bu oyunlarını, hükümete gelen partilere nasıl hükmetmeye, baskı ve tahakküm altına almaya çalıştıklarını, Bu oyunları 54. Hükümet döneminde nasıl bozduklarını, Bu batıl anlayışa sahip insanların hangi kılıkta bizlere yaklaştıklarını, ?Ben hiç Siyonizm?e hizmet eder miyim?? derken dahi nasıl Siyonizm türküsü söylettirdiklerini, AKP?nin, doğru hak anlayışına sahip olduğunu düşündürüp nasıl batıla hizmet ettirildiğini, ?Kürt Meselesi? adı altında çıkartılan bu çatışmaların çıkartılış amacını ve daha birçok meseleyi ?Milli Görüş İktidarı Niçin ve Nasıl? kitabında bulmamız mümkün olacaktır. Bu kitap, Hocamızın yaptığı son ESAM Konferans Konuşması olması hasebiyle de ayrıca önem arz etmektedir. Kıymetli büyüğümüz Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanımız Oğuzhan Asiltürk?ün de önsözünü yazdığı bu eser, MGV Yayınlarından geçtiğimiz günlerde çıktı. Milli Görüş'ü yakından tanımak ve daha iyi kavramak isteyen MGV okuyucuları için raflardaki yerini aldı.
13 Mart 2015- Gündem
Milli görüş niçin ve nasıl? - 5
Şimdi meselenin en mühim noktasına geldik. Ben Saadet Partiliyim diyor, AKP’ye oy veriyor. Neden? Halk partisi gelmesin diye. AKP’nin ne olduğunun farkında değil. Niye böyle yaptın diye kendilerine sorduğumuz zaman; efendim ehveni şerdir diyor. Ben AKP’yi beğenmiyorum ama halk partisinden iyidir. Doğru. Ama ehveni şerle amel etmek Müslümanlıkta bir kaide vardır. Bu kaide; bütün alternatiflerin hepsi şer olduğu zaman yürür. O şerlerin içinde bir tane hak varsa; bir Saadet Partisi varsa; bu kaide yürümez.
Saadet Partisi’ne oy vermeye mecbursun. Yanlış yaptınız, hata yaptınız ve Türkiye’de ki fakir fukaranın ezilmesine sebep oldunuz. Şimdi dünya Siyonizm’i önümüzdeki genel seçimler için ne hazırlık yapıyor? Bütün basını satın almıştır. Görüyor musunuz cendereyi, piresi? Şimdi bunun üst tarafı; Siyonizm’in Saadet Partisi bu seçimleri kazanmasın diye; yıllardan beri aldığı tedbirleri gösteriyor. Bütün basını satın almıştır. Basında AKP aleyhine bir şey yazılamaz.
İkinci bütün bankaları satın almıştır. Bütün milli müesseseleri satın almıştır. Böylece ekonomiyi eline almıştır. Bundan başka tolerans politikasını değiştirmiştir. AKP’yi iş başına getirdiği zaman ona ‘bana bak sakın ha beni aldatıp şeyler getirmeye kalkma sonra senden hesap sorarım’ diye azarlayıp duruyordu, imam-hatipten bahsetmeyeceksin diyordu, başörtüsünden bahsetmeyeceksin diyordu, manevi eğitim yaptırmayacaksın diyordu, diyordu diyordu, şimdi Milli Görüş kuvvetlenince Türkiye aslına dönünce bu sefer politikasını değiştirdi kendisi tersini emrediyor. Müslümanlara hizmet etmiş görünüyor. Suriye ile vizeleri kaldıralım diyor, ticareti arttıralım diyor, sana İslami nişanı takalım diyor, devlet nişanı takalım diyor, cesaret madalyası verelim diyor, bizim zavallı mütedeyyin insanımız da karizma adamlar iyi kötü idare ediyorlar, baksana Avrupa’da hepsinden büyük saygı görüyorlar zannediyor, halbuki öbür taraf oyun oynuyor.
Sen bu Asya’nın büyük devleti olacaksın diyor, D7’leri G20’lere çeviriyor, biri gidiyor biri geliyor, methiye üzerine methiye, niçin bunlar, Saadet korkusundan dolayı, Saadet geliyor diye yapılıyor bunlar, haberiniz olsun, oynanan oyun budur. Bizim bu evlatlarımızın bu oyundan haberi bile yok, dalganın üzerinde iniyor çıkıyor, iniyor çıkıyor kim indiriyor kim çıkartıyor niye iniyor niye çıkıyor hiç onun haberi bile yok. Demin söyledim çünkü Siyonizm bu kadar ustadır. Marşı söyleterek askerlik yaptırır, ben Siyonizm’e hiç hizmet ettirir miyim zannettirir, ama istediği hizmetlerini yaptırtır. Bunun için Milli Görüş hidayetin olacak ki buna aldanmayasın.
Bu milletin bütün evlatları Milli Görüşçü’dür
AKP nedir? SAADET PARTİSİ nedir? Bu seçimde bu milletin bütün evlatları Milli Görüşçü’dür her zaman söylüyorum. Bu Milli Görüşçü olan insanlar iki kısımdır. Bir kısmı Milli Görüşçü olduğunu itiraf edenler, öbürleri sırasını bekleyenler, bana bak sakın ha ben hiçbir zaman Milli Görüşçü olmayacağım deme, niye? En aşağı öldükten sonra Milli Görüşçü olacaksın da onun için. Haberin yok, onun için sıranı bekliyorsun, ama orada söylemenin kıymeti yok, burada söyle de kurtul.
CHP’liler Çarşaf da giyse en fazla %20 – 22 oy alır
Şimdi bunların içerisinde eğitim meselesi, yetişme meselesi, duymamış vatana millete iyilik yapıyorum diye milli ve manevi değerlerini ihmal eden, Milli Görüş’ten uzaklaşmış bir takım kütleler var. Bunlar %20–22’den fazla oy alamazlar. Neye dayanarak söylüyorum, çünkü bizzat Sayın Baykal’ın kendi konuşmalarının bir tanesinde bana naklettiklerine göre söylediği söz şudur; “Bana bakın benim işimi kolay mı zannediyorsunuz? Karadenizli 80 yaşındaki bir nine abdest aldıktan sonra su döken çocuğa soruyor; ‘Evladım sen hangi partiyi tutuyorsun?’ O çocuk da; ‘Halk parti’ deyince ‘oy bu abdest sayılmaz, yeniden almam lazım’ diyor. Ben böyle bir partiyi iktidara getirmeye çalışıyorum, bu işi kolay mı zannediyorsunuz.” Çarşaf da giyse, Hacı Bayram’dan dışarıya da çıkmasa yüzde 22–25’i geçemez.
Akp, İslam Birliğini Savunmuyor
E ne oluyor o zaman bu seçim iki parti arasında yarış oluyor, Saadet Partisi mi? AKP mi? Şimdi AKP propagandasını yapan gazeteler bir takım insanlarımızı aldatıyorlar. Gel bakalım buraya diyoruz, kendileriyle konuşuyoruz; “Sen nasıl AKP’yi desteklersin? Ya inançlı bir insan değil misin? Tarihini milletini tanımıyor musun? Uzun gitmeye lüzum var mı? Bu AKP İslam birliği yerine Hıristiyan birliğine girmeyi istemiyor mu? Sen nasıl bunu desteklersin?” Cevap yok. Avrupa Birliği’ne gireceğiz. Peki, bu AKP’nin bu faizci kapitalist nizamdan hiçbir şikâyetini duydun mu? Bu Yahudi nizamının bekçisi, nasıl bunu desteklersin? Cevap yok. Peki, bu AKP iktidara geliyor ne yapıyor? Diğerleri gibi, vergi alıyor zam koyuyor, borç alıyor götürüyor, Siyonizm’e faiz diye ödüyor. Bizim insanımız gene aç. Yani Duyunu Umumiye tahsildarı bunlar. Toplayıp oraya götürüyorlar.
Biz Ne Vergi Koyduk, Ne Bir Kuruş Zam Yaptık
54. Hükümet nasıl oldu da 100 alan memura 250 verdi? Borçla mı verdi? Zamla mı verdi? Vergiyle mi verdi? Ne bir kuruş vergi koyduk, ne bir kuruş zam yaptık, ne bir kuruş borç aldık. Tam tersine bütün borçların hepsini kestik. Havuz sistemini kurduk. Denk bütçe yaptık ve milletin parasını milletin kendisine verdik. Böyle yapılması lazım gelirken bunlar bütün milletin imkânlarını toplayıp götürüp dışarıya veriyor, memura zam diyorsun yüzde 2 veremem yüzde 1,5 vereceğim diyor, sürüngen bunlar sürüngen. Biz yüzde 250 zam yapıyoruz, o yüzde 1,5 zam yapıyor.
Uzun boylu konuşmaya lüzum yok. Bak seni aldatmışlar kardeşim. Sana diyoruz ki AKP 8 seneden beri iktidarda, ne oluyor biliyor musun sen? 5 sene Cihan Harbi sürdü büyük İsrail’i kurmak için. 5 senenin arkasından Osmanlı 30 cephede çarpışıp bitap düştü silahlarını bıraktı. Geldiler büyük İsrail’i kurmak için Anadolu’yu işgal etmeye kalkıştılar, işgal edemediler. Çünkü Kahramanmaraş’ta bir Sütçü İmam bir Rıdvan Hoca, Balıkesir’de Hasan Basri Çantay ve bir çıkrıkçı, bir takım imanlı insanlar milis teşkilatları kurdular, taşla sopayla düşmanları memlekete sokmadılar. Aynı zamanda milli mücadelemizi yaptık ve böylece 5 sene uğraştıkları halde Anadolu’yu işgal edip büyük İsrail’i kuramadılar. 10 sene savaşınca yoruldular, dediler ki yav artık dinlenelim, nasıl Suriye’yi Fransızlara veriyorsak, Irak’ı İngilizlere veriyorsak Türkiye’yi de İngiltere’ye verelim, sulh yapalım. Lozan’a bu niyetle oturdular. Fakat Lozan’da Türk tarafı onun bunun vesayeti altına girmeyi kabul etmediler. Bağımsız devlet olacağız dediler ve Lozan kesildi.
Kesilince İnönü Mısır hahamı Hayum Nahum’u arabulucu olarak gönderdi. Hayyum Nahum Fransa Başbakanı Clamenso, İngiltere Başbakanı Lord George Amerikalılarla görüştü. Onlara ne dedi biliyor musunuz? Bir kısım tarihçilerin naklettiğine göre, “Bana bakın benim buraya Türkiye elçisi olarak geldiğime bakmayın ha, ben size Siyonistlerin mürşitler heyeti meclisinin kararını bildirmeye geldim. Önce şunu söyleyeyim ki sizin davranışınıza bayılıyorum hayranım, çünkü siz Lozan’ı imzalamıyorsunuz size ben hayranım. Hangi sebepten dolayı imzalamadığınızı biliyorum, iki sebep var:
Bir, diyorsunuz ki Cihan Harbi’nin galibi biziz. Cihan Harbi’nde biz galip geldiğimize göre neden İsrail’i kurmak için bu savaşı yaptığımız halde İsrail’i büyük kurmuyoruz da küçük kurup sonra büyütecekmişiz? Mademki galibiz büyüğünü kuracağız. Sevr’i uygulayacağız Lozan diye bir şey kabul etmeyiz diyorsunuz. Ben de sizi alkışlıyorum yürekten.
Sonra diyorsunuz ki büyük İsrail’i kurmak yetmez; bu Türkler olduğu zaman etraftakilerini toplar bizi denize dökerler, bizi yok ederler. Onun için Türklere bağımsızlık tanımayız diyorsunuz. Bunun için de sizlere hayran oluyorum. Amma bizim mürşitler meclisimiz; kalbindeki bu arzularının yerine aklını da kattı ve uzun müzakerelerden sonra şu kararı size tebliğ ediyorum:
(DEVAM EDECEK)
(Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın Son Konferansı-08.12.2010)
19 Mart 2015- Gündem
Milli Görüş Niçin ve Nasıl -6-
1000 yıl harb ile İsrail'i alamadık. Onun için stratejimizi değiştiriyoruz. Bundan dolayı Türklerle harb etmiyoruz çünkü onlarda iman var ve harbi kazanmamız mümkün değil. Ya ne yapacağız? Yumuşak lokma metoduyla Türkiye?yi yok edeceğiz. Neymiş bu metod? 7 maddedir;
1) Türkiye?yi fakirleştireceğiz
2) İşsiz bırakacağız
3) Borca esir edeceğiz
4) Dininden uzaklaştıracağız
5) Böleceğiz
6) Böldüğümüz parçaları birbirleriyle çarpıştıracağız
7) Bu çarpıştırılmış yumuşak lokmaları yutacağız
Biz onlarla kalacağımıza onları birbirleriyle savaştıracağız. Metodumuz budur. AB?ye sokmayacağız fakat bir anda gir diyeceğiz. Türkiye?yi yok edeceğiz. Planımız budur. Bundan dolayı siz gelin Lozan?ı sahiden değil yalancıktan imzalayın. Asıl olan Sevr olsun, Lozan?ı zaman kazanmak için imzalayın ve Hayum Nahum doktrini dediğimiz bu 7 tane maddeyi uygulamak için zaman kazanınız. Size tavsiyemiz budur. Mürşitler meclisinin tavsiyesi budur.
ABD bunu kabul etmedi. Fransa ve İngiltere Lozan'ı yalancıktan imzalayacağız Sevr asıl olacak hay hay dediler, imzaladılar. Ve böylece 10 senelik muharebenin arkasına gelindi. Ancak o seneden bu zamana kadar 80 senedir. Üzerimize bu planı oynamaktan vazgeçmediler ve en son AB müzakereleri yapılırken; onlar yine Sevr?i esas aldı. Lozan?ı kabul etmiyor. İnanışları dolayısıyla kabul edemezler. Türkiye?yi bağımsız bir devlet olarak kabul etmeleri mümkün değildir. Gerçekleri bilmemiz lazım.
Ülke Süratle Fakirliğe Gidiyor
Şimdi bu durum karşısında 8 seneden beri AKP ne yaptı? Buyurun Hayum Nahum doktrinin ölçeğinden ölçelim. Kantarda görelim. Şimdi AKP?yi tutan bir insana söylediğin zaman; kardeşim bunlar Türkiye?yi fakirleştirdiler. Efendim her zaman fakirlik oldu. Şimdi biraz daha fakirlik olsa ne olacak. Adamlar iyi kötü idare ediyorlar. Oldu ama böylesi olmadı. Çünkü 8 seneden beri Türkiye?de BM normlarına göre; nufusun 1/3?ü fakirlik sınırının altındaydı. Şimdi 8 seneden sonra 2/3?ü fakirlik altında. Ülke süratle fakirliğe gidiyor.
1) İşsizlik. Efendim her zaman işsizlik olmuştur diyor. Ne söylersen üstüne bir macun sürüyor. Bana bak bre gafil! Senin sürdüğün macun, alttaki yarayı iyi etse ne güzel. Ama yara kangren oluyor. Sen kendini aldatıyorsun. Bu meseleleri kökünden çözmek lazım. İşsizlik oldu ama böyle olmadı. İşsizlik şimdi %20 haberin var mı? Allah kimseyi işsiz bırakmasın. Çoluğuna çocuğuna ekmek götürememek ne büyük bir acıdır. Allah muhafaza buyursun. Bu millet bu ızdırabın içinde inim inim inliyor.
2) Borca esir olmak. Bak vereceğim rakama dikkat edin. 80 senede gelmiş olan hükümet, 80 senede 80 milyar dolar dış borç yapmışlar idi. AKP geldi 8 senede; dış borcu 580 milyar dolara çıkarttı. 580 milyar dolar. Bunun yıllık maliyeti 60?70 milyar dolardır. Bütçenin kendiside bu kadardır zaten. Ne yapacaksın? Yeniden Borç alacaksın. Bunun sonu gelir mi yahu? Bu Coni Ahmet?in devir daim makinesine benziyor. Borçlandıkça borçlanıyorsun. Sonu yok. Şimdi bunlar işbaşına geldikleri zaman; ben kendilerine ağabeyleri olarak nasihatte bulundum. Dedim ki bütçeniz 50 milyar dolardır. TV konuşmalarından biliyor. Bu bütçe ile Türkiye?yi idare edemezsiniz. 100 milyar dolar daha temin etmeniz lazım. Ama bizim 54. Hükümetteki gibi temin edeceksiniz. Borç alarak değil. Çünkü borç alsan sonu gelmez.
Ne yapacaksınız? Havuz sistemleri, milli kaynaklar ve adil düzene geçmek suretiyle asıl, ihracat, istihdam ve istihdam ihracat ve Üretim, seferberliği yapacaksınız. Zenginlik buradan temin edilir. Bunları yapmanız için; biz 54. Hükümet döneminde yaptık uyguladık bunları biliyorsunuz. Evet, efendim biliyoruz. Diyerek sakın ha nasihatleri dinlemekten kaçınmayın. Siz 54. Hükümet zamanında bakandınız ama bakardınız ama göremezdiniz. Ben sizi avucumun içi gibi bilirim. E ne olacak? Nasihat dinleyin. Dinlemez de borca bakarsanız. 5 sene sonra borcunuz 500 milyar dolar olur, altından kalkamazsınız. Demiş idim 13 sene evvel. Meğer keramet göstermişim, 5 sene sonra dış borcu 500 milyar dolara çıkardılar. Ee ..
Müslümanlık dinini ortadan kaldırmak için uyutuluyorlar. Allah muhafaza buyursun. Bu dinin muhafazasını yapacak olan Cenab-ı Allah?tır. Amma; nerde yaşayacağına sen karar veremezsin. Kabe bilinmeyen yerde Müslümanlık yaşanmaz. Şimdi Müslümanlık dini yasak ederek ortadan kaldırılır, bir de değiştirilerek. Değiştirilmesi için çok sinsi faaliyetler yapılıyor. Bunları broşürlerle, kitaplarla millete tanıtacağız. Hayum Nahum doktrini uygulanıyor. Bölücülük; Kürt meselesi diye bir şey çıkartır ortaya. Bizim böyle bir meselemiz yok yahu. Biz bin yıldır birbirine kardeşlik etmiş milletiz. Müslümanlıkta ırk ayrımı var mı? Bunları konuşturuyor. Bizi bölmek için. Sonra da birbirimizle çarpıştırmak için. Bu meseleleri ortaya atıyor. Bir şey yapabiliyor mu? Yapamıyor.
Demokratikleşme, Kıbrıs Meselesi; Hiçbirinin Altı Doldurulmuyor
Demokratikleşme diyor, hiçbir şey yapmıyor. Kıbrıs meselesi diyor, içinden çıkılmaz hale getiriyor. Hiçbir işi yapabildikleri yok. Hayum Nahum doktrini uygulanıyor. Bu milleti birbirleri ile çarpıştırmaya götürüyor. Bunları gördüğümüz zaman bizim başlangıçta ben size ne dedim? Efendim evlatlarım iyi diyorsunuz deyin, kolayınıza gelsin yapın. Tavsiyesinde bulunuyorlar size dedim. Şimdi bak sözü aklın merkezine getirdim; Türkiye?de toprak kayarken biz nasıl yerimizde dururuz. Vatan bölünürken, insanlar işsizlikten kıvranırken, milyonlar geçim sıkıntısı çekerken; biz nasıl aferin deriz? Böyle şey mi olur? Bunun için şevketle kendilerine nasihat ediyorum; nasihati dinlemiyor. Neden? Hidayeti kararmış.
Bak size bir gerçek söylemek istiyorum; efendim ?Ben başbakan olmak istiyorum, bakan olmak istiyorum? diyebilir insanlar. Evet gelebilirler. Bunlar çok doğaldır. Fakat size şunu haber vereyim ki; Türkiye gibi tarihinin en büyük mirasçısını yönetmek 7 tane Allah vergisi ister: eğer bunlar yoksa bunu yapamazsın. Ben istiyorum diye olmaz. Allah verecek. Nedir bu? Önce bilgi birikimin olacak. Türkiye?yi ve tarihini bileceksin. Sen bunu bilmiyorsun. Türkiye AB?nin kapısına zincirle bağlanacak bir ülke değil. Sen tarihini, milletini inancını tanımıyorsun. Bilgi ister, bilgi birikimi. İkincisi tecrübe ister. Sende hiçbir devlet yönetme tecrübesi yok ki. Onun için kürt meselesi diyorsun, hep yüzüne gözüne bulaştırıyorsun. Demokrasiyi yüzüne gözüne, Kıbrıs meselesini yüzüne gözüne bulaştırıyorsun. Hiç bir meseleyi çözemiyorsun, çünkü meselelerin çözümünde tecrüben yok. Hidayetin kararmış. İslam birliğini kuracağına, AB'ye giriyor. Ferasetin yok. Çünkü manevi kalkınma için hiçbir gayret gösterdiğin yok. Dirayetin yok. Asıl ülkenin lider ülke olma hususunda hiçbir adım attığın yok. Bunlardan başka şuurun yok şuur. Şuur. Sen batılılarla kucaklaşırım, gâvurla dost olurum. Böylece; büyürüz zannediyorsun. Şuursuzluk. Bundan başka bir vizyonun yok. Senin vizyonun ne? Bizi götürüp Avrupa?nın kapısına zincirle bağlamak. Olmaz, olmaz, olmaz. Bu böyle gitmez. Seni severim, bağrıma basarım. Ama bu Allah vergisi noksanından dolayı; sen bunları yapamazsın kardeşim.
Bak 8 senedir iktidardasın, rakamlarla söylüyorum; gerçek bunlar. Hayum Nahum doktrini uygulanıyor. Türkiye İsrail?e vilayet olacak. Bu borçları kim ödeyecek? Ee ne olacak seni sevdiğimiz için sana nasihat ediyoruz dinlemiyorsun. Yapacağımız şey kolundan tutup geç otur şuraya bakim; biz ne dersek onu yapacaksın diyeceğiz, söz dinleteceğiz. Bunu sana olan sevgimizden şefkatimizden dolayı yapıyoruz. Vatanımızı milletimizi sevdiğimiz için yapıyoruz. Bu çalışmalar bunun için yapılıyor.
Şimdi ise önümüzde ki 6 ay da gece gündüz 75 milyon nüfusumuza; bu gerçekleri anlatacağız. Önümüzdeki yarışta Saadet Partisi yarışı kazanacak ve böylece Türkiye ve bütün insanlık kurtulmuş olacak inşallah.
Bütün bu gerçekleri açıkladıktan sonra, şimdi önümüzdeki 8 ayda bütün milletimize bunları anlatma hususunda, elimizden gelen bütün gayretleri çalışmaya azim ve kararlılığımızı biledikten sonra, duamızı yapmak suretiyle, bu günkü konferansımızı sona erdireceğiz. Duamız nedir? Duamız şudur: Ya Rabbi sen bu seçimlerde en büyük zaferler nasip eyle (amin) onun için 5 şey yapmamız lazım:
1) Şuurlanma
2) Çelikleşme
3) Üretim
4) Bütün Milko kuruluşlarımızla Türkiye'yi kucaklayacağız. Milko kuruluşlarımızı noksansız geliştireceğiz
5) Heyecan.
Allah'a şükürler olsun camiamızda, muazzam bir heyecan olduğunu görüyoruz. Kongremiz bunu gösterdiği gibi, bütün Türkiye'deki gelen haberlerde, bunları teyit ediyor.
Milletimiz aynen istiklal savaşında olduğu gibi, yok olmak yerine tarihte ki yerini almak için; bilenmiş aşkla, azimle şaha kalkmış durumdadır. Bu şekilde; aşkımızı azmimizi bileyerek, evlerimize dağılacağız ve bütün sathında; aynen İstiklal Savaşı'nda, Çanakkale Harbi'nde olduğu gibi, bütün tarihimizde ki altın sayfalarda ki gibi, yeni bir altın sayfa yazacağız.
Bunu Cenab-ı Allah'tan hem dua olarak hem niyaz olarak söyledikten sonra; kapanış olarak diyorum ki; Allah'a emanet olun. Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.
Esselamu aleykum.
Gazanız mübarek olsun. İnşallah 13 Haziran'da insanlık ve Türkiye'yi kurtarmış, en büyük zaferi kazanmış, iktidar partisi olarak kucaklaşmamızı nasip buyursunlar. Allah'a emanet olun.
Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hocamızın Son Konferansı
- 08.12.2010 -
(Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın Son Konferansı-08.12.2010)
Yasa, yasama yapılandırmacıdır.
Toplum da söylemlere bakıyor fakat kalıcı ve İnşa edici olan yasalardır. Piyasalar etkilidir, meclis etkilidir. Toplum uykudadır, narkozdadır.
Allah yolunda cihad aşıkları şunu da unutmayınız namazı terk edene İslâm yoktur.
Cihadı terk eden dünya imtihanını kazanamaz.
Tâkatimizin sonuna kadar cihad edeceğiz, onun adı aşktır, cihadın adı aşktır...
Cihat aşkıyla bu çalışmaları yapacağız İnşaAllah.
BİRLİKTE RAHMET AYRILIKTA AZAP VARDIR.
BU BİR İMTİHANDIR.
BU BİR SÜREÇTİR.
YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE'Yİ VE YENİ BİR SAADET DÜNYASI'NI KURMA SÜRECİDİR. TIPKI ASR-I SAADET GİBİ YENİ BİR SAADET DÜNYASI KURULACAKTIR. ALLAH'IN İZNİ İLE.
Allah(c.c.), günün feyzi, bereketini size ve ailenize ihsan eylesin. Sağlıklı, hayırlı ve müreffeh bir hayat ihsan eylesin.
Muharrem Bozçal
AvrupaPress
Makale Yazısı
20 Aralık 2024
Muharrem Bozçal / AVRUPAPRESS