ÇOCUK OLMA YOLUNDA DUYGUSAL YOKSUNLUK

BEBEKLİK VE ÇOCUKLUK DÖNEMİNDENGELENTRAVMALAR Sağlıklı birey gelişim Yaşantımız boyunca karşımıza çıkan toplumsal ve bireysel bir sorun olarak ele aldığımızda; İyi bir çocuk yetiştirmek için belirli bir düzende gösterilen sevginin şart olduğunu öne sürüyorum.Yada hiç çocuk politikasına hak verip birey yetiştimek için yeterli ilgi vermeyen ebeveynlerin Dünyaya çocuk getirmemesi taraftarıyım. Yeterli bilgi sevgi ve ahlaki değer anlayışı olmayan ailelerde çocuklar için verilen yaşantının çölde bir kaktüs olmaktan farkı yoktur. Günümüze kadar gelen araştırma ve bilgiye göre çocukluktan itibaren duyulan duygusal yoksunluk bir birey üzerinde oldukça etkili bireyin duygusal ,bilişsel ,ruhsal ve fiziksel olarak gelişimini etkileyen bir durumdur Eryaman Sarışın escort Fakat ölçeklendirdiğimizde bu tüm yönleriyle 1932 yılında rene spitz zarafından yapılan bir deney ile kanıtlanmıştır. Rene Spitz, 20. yüzyılın ortalarında çocuk gelişimi ve bağlanma psikolojisi üzerine önemli çalışmalar yapmış bir psikiyatristtir. En bilinen deneylerinden biri, “Deprivation of Affect” (Duygusal Yoksunluk) adını taşıyan deneyidir. Bu deney, bebeklerin duygusal ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmamasının onların gelişim üzerindeki olumsuz etkilerini incelemektedir. Rene Spitz’in Deneyi ve Amacı: Deneyin Yapısı: Spitz, 1940'larda bir dizi gözlem ve deney gerçekleştirdi. Bu deneyler, bebeklerin duygusal ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmadığı ortamlarda nasıl geliştiğini anlamayı amaçlıyordu. Özellikle, iki grup bebek üzerinde çalıştı: Bir grup, yeterli duygusal ve fiziksel bakım alan bebeklerden oluşuyordu; diğer grup ise duygusal yoksunluk yaşayan bebeklerden oluşuyordu. Duygusal yoksunluk yaşayan bebekler, genellikle yetersiz sosyal etkileşim ve bakım aldı; örneğin, bakım verenlerin bebeklerle yeterince etkileşime girmediği ya da bebeklerin duygusal ihtiyaçlarına duyarsız kaldığı durumlarda bulunuyorlardı. Deneyin Amacı: Duygusal ve Sosyal Gelişim: Spitz, bebeklerin duygusal ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmamasının gelişim üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçladı. Özellikle duygusal yoksunluğun, bebeklerin genel sağlık, gelişim ve davranışları üzerindeki etkilerini araştırdı. İki farklı durumlarda olan bebeklerin gelişimi şu şekilde incelendi.Yetimhanede annesiz büyüyen bebeklerin tüm ihtiyaçları özbakımı karşılandı sadece sevgi ve ilgi anlamında eksik bırakıldı,Cezaevinde anneleri ile büyüyen bebekler ise tüm ihtiyaçları fiziksel olarak karşılanmadan sadece anneleri tarafından sevgi ile büyütüldü.Bu iki farklı şartlarda yaşayan bebeklerin fiziksel ruhsal bilişsel ve psikolojik durumları gözlendi. Kuram sonucunda Spitz’in çalışmaları, bağlanma kuramının erken gelişim üzerindeki önemini vurguladı. Bebeklerin duygusal bağlar kurabilmesi için yeterli ilgi ve bakım almalarının gerekli olduğunu gösterdi. Sağlık ve Gelişim Sorunları: Spitz, duygusal yoksunluk yaşayan bebeklerde zayıf bağlanma, gelişimsel gerilik, fiziksel sağlık sorunları ve genel huzursuzluk gibi sorunların ortaya çıktığını gözlemledi. Sonuçlar ve Etkiler: Spitz’in deneyleri, bebeklerin sosyal ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasının, onların fiziksel ve psikolojik gelişimleri için kritik olduğunu ortaya koydu. Elde edilen bulgular, çocuk bakımı ve bağlanma teorisinin önemini vurguladı ve çocuk gelişiminde duygusal destek ve sosyal etkileşimin gerekliliğini bilimsel olarak destekledi. Bu deneyler, özellikle çocuk bakımı ve psikolojik gelişim alanlarında büyük bir etki yaratarak, çocukların duygusal ihtiyaçlarına uygun şekilde yaklaşılması gerektiğini gösterdi. Spitz’in çalışmaları, çocuk psikiyatrisi ve gelişim psikolojisi alanında önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilir Nazli Nur Bilgic     /AVRUPAPRESS