YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’Yİ KURACAK ALİMLER GRUBU, MANEVİ ORDU GAYEMİZ YENİ BİR BİRLEŞMİŞ MİLLETLER KURMAKTIR
Cennet mekanı Erbakan hocamızın yapmış olduğu çalışmalara baktığımızda İslam Birliğ'ini hedef aldığını görüyoruz.
D8 bünyesinde , bakınız bu projeyi hayata geçirirken ilk yurt dışı ziyaretini nereye yaptı ?
İran'a yaptı.
Neden ? Çünkü İslam Birliği'ni kurmaya uygun bir yönetimle karşı karşıya olduğunu çok iyi biliyordu ve onlarla somut adımlar atarak Endonezya, Malezya Nijerya, Bangladeş, Pakistan, Mısır, İran ve Türkiye'yi bir araya getirdi.
15 Haziran 1997'de İstanbul'da İslâm Birliği'nin çekirdeği olan D8'i kurdu.
D8, Yeni Bir Dünya demektir.
Yeni Bir İslâm Birleşmiş Milletleri demektir.
Mevcut Birleşmiş Milletlerden insanlığa hayır gelmez.
Bunu bugün bütün insanlık olarak Birleşmiş Milletlerin Gazze ve Refah Soykırımlarındaki tutumuyla yaşayarak görüyoruz.
Mevcut Birleşmiş Milletler ilk 1948'de kuruluşundan sakattır.
Çünkü ilk kararı yeryüzünün en haksız kararıdır.
Allah(c.c.)'ın izni ile yeryüzündeki mazlum milletlerle birlikte en kısa zamanda Yeni Bir Birleşmiş Milletler kuracağız.
Bu imani bir meseledir.
Türkiye ve İran İslam Birliği'nin çekirdeğidir, nüvesidir.
Yeni Bir Dünya'nın merkezidir.
Cennet Mekan Prof. Dr. Necmettin Erbakan alimlerle ilgili çok önei bir hususu şu şekilde anlatıyor:
"Efendimiz aleyhissalatu vesselam bir bölgeyi ziyaret edip şereflendirdiler.
Halk sokaklara döküldü. İğne atsan yere düşmüyor. Kalabalıklar koşuyor Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam'ın elini öpüp şefaatine nail olmak için. Bu kalabalıkların arasında bir de bir alimler grubu vardı diyor. Bu alimler grubu ziyarete giderken kendi aralarında konuşuyorlardı .Dediler ki; rastgele bir yere gitmiyoruz, Allah'ın Sevgilisi'nin huzuruna gidiyoruz, biz ilimle meşgul olan insanlarız, bilmediğimiz pek çok şey var, hazır bu fırsatı bulmuşken bilmediğimiz ne varsa soralım, öğrenelim ama
fazla sual sorup rahatsız etmeyelim o zaman da günaha gireriz bir tek sual soralım. Ne soralım?
İmam Mevdûdî Hazretlerinin kitabından naklediyorum Hadisi Şerif olarak.
Şunu soralım : Ya Resulallah siz namaz dinin direği cihat da zirvesidir buyuruyorsunuz, bütün insanlığın saadeti için çalışmak dinin zirvesidir buyuruyorsunuz, acaba bu çalışmak gibi dinimizde başka kıymetli hangi ibadetler var ? Bunları da bize söyler misiniz ?
Bunu öğrenelim kâfi diyorlar.
Gidiyorlar.
Elini öpüyorlar. Duasını alıyorlar. Ayrılırken Alimlerin Başkanı geri dönüyor. 'Ya Resulallah siz Hak Peygambersiniz bölgemize şeref verdiniz. Bizi kabul buyurdunuz. Elinizi öptük. İnşaAllah şefaatinize nail olacağız Bundan büyük nimet mi olur. Bize en büyük nimeti bahşettiniz Allah sizden razı olsun. Bir insan bir kimseden bu kadar büyük nimet alırsa artık buna ilaveten bir şey istemesi çok ayıp olur.
Bunu biz biliyoruz ama siz büyüksünüz, biz küçüğüz .Yolda geldiğimiz için birbirimize söz verdiğimizden dolayı müsaade buyurur musunuz bütün bu nimetleri ilaveten size bir sual soralım ? Buyurun dedi. diyor Efendimiz Aleyhissalatu vesselam,
"Siz namaz dinin direği cihad da zirvesidir buyuruyorsunuz. Cihad ibadeti gibi kıymetli başka hangi ibadet vardır ?'
Bunun üzerine diyor Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam bu suale başka bir suale cevap verdiler. Dediler ki;: 'Siz bir kul olarak hergün sabahtan akşama kadar nafile namaz kılmaya ve oruçlu olmaya, akşamdan sabaha kadar da sürekli teheccüd namazı kılmaya ömrünüz boyunca kesintisiz olarak muktedir misiniz ?
Bu sual üzerine Eshab-ı Kiram bir an durdu, düşündü.
Ya resulallah bunu yapamayız. Dişimizi sıksak, uğraşsak bir saat, iki saat ancak dayanırız.
Siz bana ne soruyorsunuz, cihad ibadeti gibi kıymetli başka bir ibadet var mıdır diyorsunuz.
Eğer bunu yapabilseydiniz işte bu ibadet ancak cihad ibadeti kadar kıymetli olurdu.'
Demin ki filmde gördüğümüz aç insanları kurtarmak, zulümleri ortadan kaldırmak ve bütün insanların insanca yaşamasını sağlamak için çalışmak, iyi insan olmak, böylece en kıymetli ibadettir. İşte şimdi Cenab-ı Allah'a sonsuz şükür ediyoruz ki bu şuuru bize vermiş ve bunu yapmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz ve de çok şükür Rabbimizin lütfuyla canla başla çalışıyoruz."
"Burada çok kıymetli Muhterem alimlerimiz var. Tabii İstisnalar kaideleri bozmaz. Bu söylediğimizin istisnaları vardıır. Burada olsun veya olmasın ama genel olarak hadise şudur. Bak bugünkü halimizi tespit ediyorum;
Şimdi yolda giderken bir hasta insan düşmüş, ilaç bekliyor.
Biizim alimimiz, müslüman alemimiz bu hastanın başına geliyor.
Buna hemen bir ilaç verip iyi yapması lazım.
Böyle yapmıyor. Ya ne diyor:
'Şu karşıda bir eczane var ya, o eczanede bu hastalığı iyi yapacak ilaçların temel müessir maddeleri vardır' diyor.
Varsa ne olacak !
Varsa ne olacak !
Hasta burada ölüyor be mübarek.
Sen buradan trafik memuru gibi karşıdaki eczaneyi gösteriyorsun.
Yani, ayet ve hadisleri okuyor ama bugünün ihtiyacını karşılayacak şekilde o ayetten o hadisten lüzumlu ilacı yapmamış.
İşte bunun için insanlık ızdırabını çekiyor.
Ne olacak ? O alim önce doktor olacak, hastanın hastalığını bilecek.
Sonra eczacı olacak, koşacak o ilacı yapacak.
Hastayı iyi yapmak kolay mı?
Sonra hasta bakıcı olacak, hastanın ağzına kaşıkla ilacı verece,k hasta ondan sonra ayağa kalkacak.
Yoksa sen şurada hasta aşağı düşmüşken karşıdaki eczaneyi gösteriyorsun .
Bu hasta böyle iyi olmaz!
Bütün ilim adamlarımızı uyarmak için söylüyorum .
Ne olacak ?
Bu milletin derdi ile dertlenin !
Araştırmalarınızı bu insanların zdıraplarına ilaç olacak şekilde yapın !
Dünyaya inin dünyaya !
Çünkü insanlar ızdırap çekiyor.
Birinci büyük eksiklik noksanlık budur.
Hayattan kopuk. Halbuki bunun için gelmemiş, onların vazifesi bu, onların vazifesi insanlara saadet selamet getirmek.
İkinci noksanlık da şudur;
Ben bir kitap yazdım diyor ulemadan bir zat.
E iyi güzel ne oldu, rafa koyduk.
Kimseye o esnada bir faydası olmuyor ki ! Neden ? E.. bilmem Efendim müslümanlıkta Şura çok faydalıdır. İyi güzel de kardeşim hangi devlet düzeninin neresinde senin bu söylediğin işe yarayacak !?
İşin bütününü düşünmemiş.
Yani bugüne kadar ulema'nın yaptığı iş neye benziyor biliyor musunuz : 'Şurada bir bina var, bir saray var.
Önce bu saray nasıl yapılıyor, bunun bir projesi var. Proje konuyor önüne. Sonra o projeye göre, bir taslak var, oradan projeye geçiliyor.
O projeye göre bunun kapısı penceresi, bak burada buna göre kapı yapmış adam. Niye ? Ee.. dışarıdan güzel, kendisine göre güzel gözüksün diye.
Şimdi bizim ulemamız kapı yapıyor ambara koyuyor, birgün
saray yapılırsa bir yerinde işe yarar diyor.
Merdiven yapıyor ambara koyuyor.
Pencere yapıyor ambara koyuyor.
Ambarlar dolmuş ama ortada içinde barınacağımız saray yok !
Evin projesi yok !
Arkadaş söyle bakalım: ' Bu ekonomik düzen nasıl olacak ? Bak hepimiz her gün fırına gidiyoruz, 300 lira veriyoruz, halbuki biz o ekmeği 100 liraya almamız lazım 300 lira veriyoruz. Çünkü ekmeğin asıl bedeli 100 lira. Hergün 300 lira veriyoruz.
Nasıl olacak da bu ekmek 100 liraya inecek ! Haberi yok, çalışmamış, projeyi düşünmemiş. İşte insanlık bundan dolayı ızdırap çekiyor, onun için insanlığın çok mühim bir dönüm noktasındayız.
Ne olacak ?
Önce bu proje hazırlanacak :
Düzen, Adil Düzen.
İnsanlara saadet getirecek düzen söyle bakayım nasıl olacak ?
Bunun temel esasları ne olacak ?
Şunun bir avam projesini koyun.
Bu projeyi mükemmel hale getirelim.
Sonra da o projeye göre malzemeleri ,kapıları, pencereleri yapalım. Binayı kuralım, insanlar saadet selamet görsün, fakir fukaranın hepsinin duasını alalım.
Hay, Allah razı olsun ! Neredeydiniz siz şimdiye kadar ya, biz 40 yıldır ekmeği 300 liraya aldık, şimdi 100 liraya alıyoruz, sebep olanlardan Allah razı olsun, dedirtmektir marifet.
Yoksa ambara pencere koyarak, kapı koyarak, insanların derdine çare bulamayız.
Üçüncü büyük noksanlık ta, bizim ilim adamlarımızın pek çoğu aslında ben gerçeğe bağlıyım diyorsa da hep bu batının tesiri altında kalmıştır.
Düşünürken batıya göre düşünüyor. Sen böyle düşünürsen bu hastalığın sende varken sen gerçeği Hakkı bulamazsın.
Galaksi ne demek ? Yıldızlar topluluğu şimdi bak ben burada duruyorum.
Dünya beni çekiyor. Şu anda dünyanın beni çektiğinin farkında değilim.
İşte bizim ilim adamları da böyle, kendisini Batı çekiyor, kendindeki batının bu çekilişini kendisi bilmiyor. Halbuki o Batı galaksisinin içinde, kendini önce Batı Galaksisinden kurtaracak."
"Bilindiği gibi bugünkü Batı, Eski Roma'dan o Eski Yunan'dan , Eski Mısır'dan, Firavunlardan kökünü alıyor. Onun için Batı, Kuvveti Üstün Tutan bir zihniyetin yolunda yürümektedir.
Bunun içinde yeryüzünü ifsat etmektedir ve insanlığa sadece zulüm etmektedir işte Bosna, Batının röntgenidir Batı zihniyetinin insanlığı nereye sürükleyeceğinin açık bir fotoğrafıdır.
Esam'ın en büyük özelliği Hakkı Üstün Tutan yani 'Adil Düzen' için çalışan bir kuruluş olmasıdır. Bu hususiyetiyle de diğer kuruluşlardan özellik itibari ile temelden ayrılmaktadır, insanlığın zulmüne değil saadetine çalıştığı için saygıdeğer, şerefli bir kuruluştur, şuurlu bir kuruluştur. Diğer yandan Esam'ın en büyük özelliği sadece Hakkı Üstün Tutan bu zihniyeti benimsemiş olmakla kalmıyor biraz önce ifade ettiğimiz gibi 1500'e yakın 'Üniversite Uzmanı / Çalışanı ' ile beraber Adil Düzen'in geliştirilmesi çalışmalarını programlı bir şekilde sürdürüyor. Bu elbette ülkemiz için
en kıymetli çalışmadır ve bu çalışmalar sadece ülkemizin değil bütün insanlığın kurtuluşu için yapılan çalışmalardır.
Yine Esam'ın bir diğer önemli çalışma istikameti, Türkiye'nin bugünkü ekonomik kaostan, felaketten kurtulması için hangi projelerle kendisini, kendi gücüyle kalkınması lazım gelir.
Bunun için madencilikte ne yapılacak, ormancılıkta ne yapılacak, tarımda ne yapılacak, hayvancılıkta ne yapılacak, sanayide, ağır sanayide, savunma sanayinde, bilişimde , yapay zekada, uzayda, kuantumda, turizmde , hizmetler sektöründe hangi önemli projelerin öncelikle ele alınması lazım gelir.
Sahasında yapmakta olduğu Üniversite Öğretim Üyeleri , Aaştırıcılarla beraber yapmakta olduğu bu çalışmalar elbette ülkemiz için müstesna ehemmiyete haiz çalışmalardır. Bundan dolayıdır ki; Esam stratejik bir kuruluştur.
Esam , Türkiye'nin ve insanlığın kurtuluşu için şuurla çalışan bir kuruluştur"
Asrın Lideri
Millî Görüş Lideri
Saadet Partisi Genel Başkanı
Cennet Mekan Prof. Dr. Necmettin Erbakan
Biz, Allah (c.c.)'ın bize yaratılış gayemize uygun olarak yüklediği görevlerimizi yapmaya çalışıyoruz.
Nedir bu görevler;
1. İbadet : Bu görev için İhlas ve Samimiyet gerekiyor.
2. Hilafet : Bu görev için Adalet gerekiyor.
3. Emanet : Bu görev için İhlas, Samimiyet ve Adalet gerekiyor. Biz Kalu Belâ'da Allah (c.c.)'a söz verdik. Allah (c.c.)'a Kalu Belâ'da verdiğimiz sözümüzü tutarsak Emanet'e sahip çıkmış oluruz.
BİZİ YARATAN, YAŞATAN, YÖNETEN ALLAH (C.C.) 'DIR.
Allah (c.c.) bizi yarattı. Her an yaşatıyor.
Bizi yönetmesine gelince, işte İnsanoğlu verdiği sözü çabucak unutuveriyor.
'Allah (c.c.) beni yarattı.' diyor. Allah (c.c)'ın yarattığını kabul ediyor.' Allah (c.c.) her an beni yaşatıyor.' diyor bunuda kabul ediyor. Ancak 'Allah (c.c.) beni yönetmesin !' diyor. Ben nefsimin, hevamın peşinden koşayım ! istiyor. Din ve düzen olarak Allah (c.c.) bana karışmasın istiyor. Böylece Şeytanın tuzağına düşüyor ve Allah (c.c.)'a isyan ediyor. İşte bütün herşey burda düğümleniyor.
Burayı bir anlatabilsek Hak ve bâtıl mücadelesi çok berrak bir şekilde anlaşılacak.
Bu kadar açık bir gerçeği neden biz y anlatmakta zorlanıyoruz.
İnsanlar, sinek gibi şekerli suyun başında toplanıyorlar. İnsanlar nefislerinin peşinde koşuyorlar. Yani dünyalık için ahiretlerini harab ediyorlar. Bu gerçeği bütün insanlara göstermemiz gerekiyor mesele kolay anlaşılsın. Hidayete ersinler. İnşaAllah.
4. İmaret : Bu görev için cihad ve İçtihad gerekiyor. Bizler İyiliği Emredip, Kötülüğü Engellemekle görevliyiz. Burada da bir sıra vardır Önce Kötûlük engellenmelidir ki iyilikleri yapabilecek ortam oluşsun. Değilse kötülükler devam ederken iyilik yapsak bile fazla faydası olmaz. Hem Şeytan razı olsun hem Allah razı olsun diyemeyiz. İşte biz bunun için "Önce Ahlak ve Maneviyat" diyoruz. Manevi Kalķınma olmadan Maddi Kalkınma olmaz. Olursa işte bugün yaşadığımız gibi olur. Kendi kendimizi aldatırız.
Biz Manevi Kalkınma ve Maddi Kalkınmayı , İslam Birliği ile eşzamanlı olarak sağlayacağız.İnşaAllah. Biz Yaşanabilir Türkiye'yi, Yeniden Büyük Türkiye'yi ve Adil Düzen'e dayalı Yeni Bir Dünyayı bütün insanlığın saadeti için kuracağız İnşaAllah. İşte imaret demek yeryüzündeki insanları manevi olarak yetiştirmek yani ıslah etmek ve maddi olarakta "Adil Düzen" ile ekonomik olarak mutlu ve huzurlu bir yaşamı ve yaşam alanlarını imar etmek demektir. Biz imar edeceğiz İnşaAllah.
Bu görevleri insana hatırlatan bir tek Millî Görüş Saadet Partisi vardır.
Diğerleri ağacın yaprağının tozuyla meşguldür.
Bizim gayemizde bu kardeşlerimizi boş meşguliyetlerden esas meşguliyete davettir.
Geliniz hepberaber kökü çürüyen, çürütülen bu ağacın köküyle meşgul olalım. Ulu çınar bizi bekliyor.
Selam hidayete tabi olanlara olsun.
Selam Allah(c.c.)'ın hükmüne razı olanlara olsun.
Allah(c.c.)'a emanet olunuz.
İran'da helikopter kazası sonucu şehid olan, Filistin ve Gazze'de mazlumlara sahip çıkan İran Cumhurbaşkanı Cennet Mekan İbrahim Reisi, İran Dışişleri Bakanı Cennet Mekan Dr. Hüseyin Emirabdullahiyan ve İran'ın Kıymetli Yöneticilerine,
Allah(c.c.) rahmet eylesin. Mekanları cennet, makamları âli olsun.
El Fatiha.
Allah(c.c.), günün feyzi ve bereketini size ve ailenize ihsan eylesin.
Sağlıklı, hayırlı ve müreffeh bir hayat ihsan eylesin.
Yeniden Büyük Türkiye Yazı Serisi
Muharrem Bozçal / AVRUPAPRESS