1 MAYIS

Köşemizde bugün, mesleği hemşirelik olan ve doktora eğitimine Sağlık Hukuku alanında devam eden Uzman Hemşire Mehtap Tekin’i ağırladık. B: Sayın Tekin hoş geldiniz. Öncelikle, katılımınız için ekibim ve kendi adıma çok teşekkür ediyorum. M: Merhaba Bilgin Bey. Nazik davetiniz için ben de size teşekkür ederim. Ayrıca bu programın yayımlanmasında emeği geçen değerli çalışanlara ve Avrupa Press ailesine de teşekkürlerimi sunuyorum. B: Kendinizi tanıtır mısınız? B: Kendinizi tanıtır mısınız? M: Tabi. Uludağ Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu, Hemşirelik Bölümü mezunuyum. Mezuniyet sonrası bir yıl üniversite hastanesinde Büyük Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi’nde, Yoğun Bakım Hemşiresi olarak çalıştım. Daha sonra, özel bir sağlık kuruluşunun bünyesinde dört yıl Genel ve Koroner Yoğun Bakım Ünitesi’nde Yoğun Bakım Hemşiresi olarak, bir yıl Kardiyovasküler Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesi’nde ve 10 yıl da Yatan Hasta Karma Servisi’nde Klinik Eğitim Hemşiresi olarak görevime devam ettim. Eş zamanlı olarak düzenli aralıklarla - örneğin ayda bir veya iki kez - Süpervizör Hemşire olarak ifade edilen, Hemşirelik Yönetmeliği’nde ise ‘Gözetmen Hemşire’ olarak adı geçen, gece mesaisinde hemşirelik hizmetlerinden sorumlu hemşire olarak da görev yaptım. Bu süreçte, iki yıl boyunca da Tıbbi Kayıtlar Kurulu Sekreterliği’ni yürüttüm. 2020 - 2021 yılları arasında da başka bir özel sağlık kuruluşunun bünyesinde Eğitim Hemşiresi olarak görevime devam ettim. Bu dönemde de görevime ek olarak, ‘Sağlık Çalışanlarının Hukuki Sorumluluğu’ konusunda - her tür sorumluluk - hemşire ve hemşire yardımcısı pozisyonunda görev alan tüm çalışanlara 9 ay boyunca bir saat süren eğitimler verdim. Çalışma hayatına devam ederken yine, eş zamanlı olarak Acıbadem Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı, Dahili Bilimler Hemşireliği ve Cerrahi Bilimler (Acil) Hemşireliği alanlarında yüksek lisansımı tamamladım. 2017 yılında da İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sağlık Hukuku Anabilim Dalı, Sağlık Hukuku Doktora Bölümü’nde eğitimine başladım, eğitimim devam etmektedir. Şu an bir hastane ortamında çalışmıyorum, tezimin hakkını verebilmek, bir an önce tamamlayabilmek ve alanımla ilgili araştırmalara odaklanabilmek için bu süreçte çalışmayı düşünmemiştim ancak bu zamana kadar oldukça yoğun tempoda çalışan bir sağlık mesleği mensubu olarak sahadan uzak kalmak açıkçası, ruhuma iyi gelmedi. Bu nedenle de dengelemek amacıyla, değerli bir hekim arkadaşımın muayenehanesinde asistanı olarak, hastaneye göre uyaranların çok daha az olduğu bir ortamda hemşirelik görevini icra etmekteyim. Böylelikle, sağlık hizmeti sunumunun farklı bir alanında yeni bilgi ve tecrübeler edinme fırsatını da bulmuş oldum. Kendisinin büyük hayranı olduğum, en büyük destekçim olan babamı, pandemi döneminde kaybettim, bu sebeple o dönemden sonra da sakinliğe çok ihtiyacım vardı. B: Mesleğiniz hemşirelik, sağlık hukuku alanına nasıl dahil oldunuz? M: Cerrahi Bilimleri Hemşireliği alanında lisansüstü eğitimi alırken ‘Adli Durumları Tanıma’ diye Adli Tıp Bölümü’nde görev alan değerli bir hocamızın sunduğu dersimiz vardı. Dersin tüm konuları ilgilimi çekmekle birlikte, sorumluluk konusu daha fazla ilgimi çekmişti. Bu alanda çalışmalar yapmak istedim, başlamıştım da bölümdeki değerli hocamın da desteğiyle. Hocam derse olan ilgimi fark ettiğinde bana, normalden daha fazla destek oldu… O sıralarda, hangi alanda eğitimime devam etmem gerektiği konusunda yoğun bir şekilde düşünüyordum. Aynı sene Ankara’da ‘Çocuk Koruma Kongresi’ diye bir programa katıldım. Orada tanıştığım değerli başka bir hocamla – yine, adli tıp bölümünden - kongre boyunca sohbet etme fırsatını yakaladım, hocama ilgi alanlarımdan da bahsettim ve eğitimime hangi alanda devam etmem gerektiği konusunda da karar veremediğimi, kendisine ilettim. Değerli hocam, adını ilk defa duyduğum Sağlık Hukuku alanının varlığından bahsetti. Gerçekten de adını duyar duymaz kendime, ‘işte devam etmen gereken alan bu’, dedim. ‘Bu programa mutlaka dahil olmalıyım’, diye düşündüm. Bir sağlık meslek mensubu olarak özellikle de hemşire olmamın, söz konusu alana katkı sağlama açısından çok önemli avantajları olacağına kanaat getirdim zira hemşireler görev, yetki ve sorumlulukları bakımından sağlık hizmeti sunumunun merkezinde rol alırlar ve toplum sağlığı açısından da çok önemli rolleri bulunmaktadır. O yıllarda, ‘Sağlık Hukuku’ adında iki üniversitede program vardı, araştırdığım kadarıyla. Bölümü tavsiye eden hocam, şu an eğitimime devam ettiğim üniversitemde eğitimin, büyük bir çoğunlukla hukukçular tarafından verildiğini iletmişti ayrıca yaşadığım şehre de daha yakındı ve derhal başvuru için gerekli hazırlıklara başladım. İlk olarak bölüm başkanı kıymetli hocamla, uzaktan iletişime geçtim. Bölüm başkanı hocamızın, bölümün kurulmasında ve gelişmesinde çok ciddi emekleri, çabaları ve fedakarlıkları bulunmaktadır. Bu arada, düşüncemi paylaştığım, hukuk lisans eğitimine devam eden bir hekim arkadaşım, kendisinden sağlık hukuku eğitimi almış olduğu değerli bir hocasıyla görüşmemin yararlı olabileceğini iletti. Randevu alıp hocamızın bulunduğu üniversiteye, İstanbul’a gittim, kendisiyle uzun bir süre sohbet etmeye fırsatım oldu ve izin alarak hocamın sağlık hukuku derslerine de katıldım. Kıymetli hocamın da öneri ve referansıyla İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüne başvurumu yaptım. O kadar çok heyecanlıydım ki, programa kabul edilmeme ihtimali bile şahsımı ziyadesiyle üzmekteydi, hedefime iyice odaklanmıştım. İçtenlikle ifade ediyorum ki o zamanlardaki heyecanımın asıl sebebi, Sağlık Hukuku alanına önemli katkılar sağlayabileceğime dair olan büyük inancımdı. B: Alanınıza ilişkin olarak almış olduğunuz eğitim sürecinden biraz bahsedebilir misiniz? M: Elbette. Sağlık hukuku alanında farklı disiplinlerden sağlık mesleği mensupları ve hukuk fakültesi mezunu değerli arkadaşlarımız bulunmaktadır. Bir konuyu derste ele alırken her meslek mensubu konuyu mesleki bakış açısı, bilgi ve tecrübeleriyle değerlendiriyor bu durum, disiplinlerarası çalışmanın olduğu bir ders ortamına, böyle bir ortam da grup içi sinerji oluşumuna yol açarak dersin verimini önemli seviyede artırıyor. Lisans öğrencisi genç arkadaşlarımla iki ders dönemi, doktora bölümünden arkadaşlarımla da iki ders dönemi geçirdik. Medeni Hukuk, Medeni Hukuk’un alt dalları olan Borçlar Hukuku, Kişiler Hukuku ve Aile Hukuku derslerinin yanı sıra, Ceza Hukuku genel hükümler ve İdare Hukuku dersinin temelini de aldık, ayrıca alanımıza özgü dersleri de kıymetli hocalarımızdan ilgi ve keyifle dinledik. Bu alana dahil olmamıza vesile olan, bizlere yol açan, değer veren ve bizleri destekleyen değerli hocalarımıza, aracılığınızla çok teşekkür ediyorum. Başka üniversitelerde de çok değerli hocalarımız var, onların da kıymetli görüşlerinden, sunumlarından ve eserlerinden yararlanıyoruz. Örneğin bilgi ve tecrübelerinden yararlanmakta olduğum çok değerli tez danışman hocam, başka bir üniversitede görevini icra ve ifa etmektedir, kendisine saygılarımı sunuyorum. Hocamın da alanın kurulması ve gelişiminde ciddi emekleri bulunmaktadır. Her hocanın ışığı farklıdır, her birinden yerine göre yararlanılması gerektiğini düşünüyorum. B: Sağlık hukuku alanının konu kapsamı nedir? M: Katıldığım bir programda, genel hatlarıyla sorunuzu yanıtlamıştım. Bu sorunuzu, artı katkı sağlamak amacıyla müsaadenizle, farklı bir şekilde açıklamak istiyorum. B: Elbette, buyurun. M: Sağlık hukuku alanının çalışma konuları oldukça geniştir. Gerek kamu hukuku gerekse özel hukuk alanlarıyla bağlantıları bulunmaktadır. Söz konusu alan hangi soruların yanıtını verir veya hangi sorunlara çözüm arar? Buna ilişkin olarak bazı örnekler verelim. • Kamu sağlık kurumunda/ kuruluşunda çalışan bir yönetici, yıllık izinliyken göreviyle ilgili bir formu imzaladı, işlem geçerli olur mu? Elbette hukuken değerlendirme yapıyoruz, ayrıca belirtilmesine gerek yok aslında. • Sağlık mesleği mensupları sağlık hizmeti sunarlarken kimi ve/ veya kimleri bilgilendirmeli? Bu konuda ilgili düzenlemeler neyi öngörüyor? • Sağlık hizmeti sunumunda, hukuka uygun olarak bir zarar verme durumu söz konusu olabilir mi? • 15 yaşındaki bir çocuğa, ebeveyni/ yasal temsilcisi yanında bulunmadan sağlık mesleği mensupları gerekli müdahaleyi yapabilirler mi? Durumun istisnaları var mıdır? • Bir sağlık mesleği mensubu, hastasına hizmet sunmayı reddedebilir mi veya hasta kendisine sağlık hizmeti sunan meslek mensubunu seçebilir mi? • Kamu hizmeti nedir? Sağlık hizmetinin tanımı nedir? • Pandemi döneminde alınan idari tedbirler hukuka uygun muydu? • Kişi ölmeden önce organ bağışı ile ilgili olarak her hangi bir beyanda bulunmadı ise, beyin ölümü gerçekleştikten sonra, yakınları onun adına bağışta bulunabilirler mi? • Hastaya her şartta, kendi sağlık durumu ile ilgili olarak gerçekler söylenmeli midir? Ülkemizde ve dünyada farklı uygulamalar var mı? • Eğitim ve araştırma hastanelerinin hukuki statüsü nedir? • Sağlık hizmetlerinden kaynaklanan zararın tazmini için nereye başvurulur? • Bir akıl hastasının ehliyeti nedir? Gerçekleştirdiği haksız bir eylemden dolayı sorumlu tutulabilir mi? • Üretilen bir ilaç nedeniyle hastalar veya kullanıcılar zarar görürse kim/ kimler sorumlu olabilir? • Ülkemizde cinsiyet değiştirme mümkün müdür? Mümkün ise, bununla ilgili yasal prosedür nedir? Koşulları nelerdir? • Nörolojik olarak rahatsız olan bir kişi - örneğin, Demans tanısı almış - sözleşme gerçekleştirdi, geçerli olur mu veya hangi koşullarda geçerli olur? • Çevrenin kirlenmesini önleme, çevre sağlığını koruma ve geliştirme kimin/ kimlerin yükümlülüğündedir? • Bir üniversite hastanesinde fizyoterapist olarak görevini icra ve ifa eden bir sağlık meslek mensubunun, atama ile ilgili sahip olduğu haklar nelerdir? İstisnaları var mıdır? • Sağlık meslek mensubu görevi sırasında iken beyaz kod verildi, bu aşamadan sonraki süreç nasıl işler? • Sağlık meslek mensubu görevini icra ederken amiri, kendisinden bir işi yapmasını istedi. Meslek mensubu söz konusu işi her koşulda yerine getirmeli midir? Ya da amirinin verdiği her talimatı yerine getirmeli midir? Sağlık hukuku alanına ilişkin olarak benzer birçok sorunun cevabını anında yanıtlamak, çoğu zaman mümkün olmayabilir diğer bir deyişle belirli bir çalışma/ araştırma sürecini, değerlendirmeyi gerektirebilir. Geniş çaplı bir araştırma yapmayı da gerekli kılabilir. Bazen farklı görüşler olabilir dolayısıyla ilgili sorunun, birkaç farklı yanıtının olması da mümkündür bunun için de ilgili düzenlemeleri en doğru ve uygun şekilde anlamak ve yorumlamak gerekir. En uygun ve doğru şekilde anlayıp yorumlayabilmek için de her şeyden önce hukukun temel kavramlarını, hukuk kurallarına ilişkin olarak mevcut hiyerarşik yapının özelliklerini, medeni hukuk ve alt dallarını, ceza hukuku genel hükümleri, idare hukuku dersinin temelini hakkını vererek öğrenmek, anlamak gerekir. Daha fazlası olabilir ancak daha azı olmamalıdır. Hukuku sevmek ve gerçekten istemek gerekir, sabırla çalışmak, emek vermek gerekir. Bu da maddi, manevi ve ekonomik olarak fedakarlığı zorunlu kılıyor, yaşam koşullarında… Çok sevdiğim alanımın hakkını verebilmek için öncelikle yaşadığım şehri değiştirdim dolayısıyla çalışma ortamımı da… Büyük bir oranda gece mesaisinde çalışıp gündüz, pratik çalışma dersleri de dahil temel konuları, hocalarımızın da hocaları pozisyonunda olan, hukuk bilimine büyük katkılar sağlamış ve sağlamakta olan hocalardan dinledim. Bu süreçte eksi mesaiye düştüğüm için tatil dönemlerinde daha fazla çalışıp mesai borcumu tamamladım. Hukuk dilini anlamak için başlangıçta gerçekten çok zorlandım ancak sabır ve azimle her şeyin elde edilebileceğine dair olan inancım, ısrarımı canlı tuttu. Amacım sınavları geçmek değil, temeli sağlam atmak oldu… En büyük avantajım ise hukuka duyduğum yoğun ilgiydi… Farkındalık oluştu, diyebilirim zira daha öğrenecek çok ama çok şey var… Yine İstanbul yollarına düştüğüm, toplamda üç yıl süren yüksek lisans eğitim dönemim de oldukça hareketliydi; yıllık izinlerim ise sınav dönemleri, proje ödevleri, stajlar ve tez araştırmaları için en ideal zamanlardı… Hukuk ve sağlık hukuku birbirinden bağımsız alanlar değildir aslında. Sağlık hukuku bir tam ise, bunun belki de en az %90 ı hukuktur. Sağlık hukuku alanına bağımsız olarak katkı sağlamaya giden yol, çok büyük bir oranda hukuktan geçer. Açıkçası, ben de bunun için gayret gösteriyorum. Elbette, sağlık hizmeti sunumunun doğasını bilmek, entegrasyonu sağlamada çok büyük avantaj sağlayacaktır. B: Alanınızla ilgili olarak çalışmalarınız var mı? M: Bu alanda çalışmaları olan değerli hocalarım ve arkadaşlarım var, alana emek veren kıymetli hocalarımızdan öğreneceğimiz daha çok şey var… Öncelikle belirteyim henüz yolun başında sayılırım, konularımı gerçekten büyük bir heyecanla çalışıyorum, çalışmak istediğim konuları araştırma konusunda da oldukça sabırsızım, içine girdiğimde yeni neler karşıma çıkacak diye merak içerisindeyim. Çalıştığım her konu zihnimde, tamamlanmamış olan yapbozun bir parçasını daha yerine koyuyor. Yalnızca hemşirelikle ilgili çalışmalarımı bir tarafa bırakacak olursam; bu alana dahil olmadan kısa bir süre önce alanla ilgili olarak ‘Cinsel istismar Olgularında Hemşirenin rolü’ başlıklı bir poster sunumum oldu. Sağlık hukuku alanına dahil olduktan sonra, ‘Organ ve Doku Bağışında Gönüllülük Esası’, ‘Hemşirenin Tarafı Olduğu Muvazaalı Sözleşmeler’ ve ‘Hemşirelikte Hastanın Kişisel Verilerinin Korunması’ başlıklı ilk araştırmalarım Dicle Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu Dicle Adalet Dergisi’nde yayımlandı. Kısmetse, dördüncü performansım yolda… Sağlık hizmeti sunumu sırasında yaşanan şiddet olaylarının nedenlerine yönelik olarak naçizane tespitlerimi ve çözüm önerilerimi ortaya koymak amacıyla gerçekleştirmekte olduğum yazı dizisi – en son beşincisi yayımlandı - Avrupa Press Gazetesi’nde yayımlanmaktadır. Hukuk alanına duyduğum yoğun ilgi ve bu konuda gelişen farkındalığım içimde, alana özgü olarak da toplumu bilinçlendirmeye yönelik olarak çalışmalar yapma isteğini oluşturdu, konuyla ilgili olarak ‘Hak Kavramı’ ve ‘Hukuk Kavramı’ alt başlıklı çalışmalarım yine, aynı gazetede yayımlandı. Uzun bir süre devamını getirmeyi düşünüyorum… Hukuk alanında yazmayı düşündüğüm üç başlık daha var, onları da tamamladıktan sonra dönüşümlü olarak sağlık ve hukuk alanlarındaki yazılarıma, devam edeceğim inşallah… Konular birbirini tamamlar özellikte olacaktır diğer bir deyişle ele aldığım bir konuyu, istisnalar dışında tekrar ele almayı düşünmüyorum zira zaman kısa ve yapılacak çok iş var… Alanımla ilgili olarak tarafıma yöneltilen sorulara bazen geç de olsa, mutlaka dönüş yapıyorum. Alan dışı ancak hukuku ilgilendiren sorunlar üzerine düşünmek de ruhuma iyi geliyor ve araştırıp öğreniyorum. Büyük birçoğuna sosyal hesaplar ve whatsupp grupları aracılığıyla ulaşıyorum. Söz konusu iletişimin iki önemli sonucu olduğunu düşünüyorum; edindiğim bilgileri farklı bir ifadeyle hocalarımdan aldığım ışığı, özellikle de sağlık hizmeti sunumu ekibi ve meslektaşlarımla paylaşıyorum ki bu paylaşımı çok önemli ve değerli buluyorum bir diğer önemli sonucu ise, sahada yaşanan sorunlarla ilgili olarak farkındalığım ciddi derecede artıyor. En son iletişimimde; talep üzerine sağlıkla ilgili bir kuruluşuna, önemli bir sağlık hizmeti sunumu sorunu ile ilgili olarak gerekçeli bir rapor sunmuştum. Kısa bir süre önce de yine talep üzerine, profesyonel olarak danışmanlık hizmeti vermeye başladım. Sağlık Hukuku alanına özgü olarak, hocalarımızın da dahil olduğu whatsapp gruplarımız da var dolayısıyla her ne kadar farklı şehirlerde de olsak somut olaylar üzerine arkadaşlarımızla ve hocalarımızla bilgi alışverişinde bulunabiliyoruz. B: Sağlık Hukuku bölümünün çalışma alanlarını iletebilir misiniz? M: Elbette. Kıymetli hocalarımdan edindiğim bilgilere göre; sağlık kurum ve kuruluşlarına danışmanlık hizmeti vermek - oranın bir çalışanı olarak veya bağımsız bir şekilde - toplumun geneline profesyonel olarak danışmanlık hizmeti sunmak zira sağlık hukuku alanı hizmetten yararlananları da kapsamaktadır. Bir üniversitede alana özgü akademisyen olarak görev yapmak, sağlık hukuku yazarlığı yapmak vs. Birden fazla çalışma alanına yönelerek de topluma hizmet sunulabilir ve bilime katkı sağlanabilir. B: Bu alanda hedefleriniz nelerdir? M: Sağlık ve hukuk alanlarını birleştirmede bir köprü olmayı, bunu sağlamak için de her iki alana ayna tutabilmeyi diliyorum. Ayna tutabilmek için de ilgili alanı iyi öğrenmek, sindirmek gerekir, ben de bunun için çabalıyorum. Alanıma ilişkin olarak mevcut, özellikle de toplumsal sorunlarda çözümün önemli bir parçası olabilmeyi hedefliyorum. Hemşirelik mesleğinin Türkiye’de hak ettiği yerde olması için üzerime düşeni ziyadesiyle yapmayı da arzuluyorum zira hemşirenin görev, yetki ve sorumlulukları sağlık hizmeti sunumu açısından çok önemlidir ve herkesin, sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde ve gereği gibi faydalanması gerektiğini savunuyorum. Hukuk alanının temel kavramlarıyla ilgili olarak toplumda farkındalık oluşturmayı, alana ilişkin toplumda var olduğunu düşündüğüm bazı olumsuz önyargıları kırmayı hukukun, aslında yaşamın tam da kendisi olduğu gerçeğini yansıtabilmeyi ve bu nedenledir ki düzenlemelerde pek çok istisnaların olduğu sonucuna da dikkat çekebilmeyi hedefliyorum. Görüşlerine danışılan ‘hukuk düşünürü’ olmak gibi bir hedefim de var. Naçizane anladığım kadarıyla hukuk, dar anlamda bireyi geniş anlamda ise toplumu hedef alır farklı bir ifadeyle, bireyin hak ve yükümlülüklerini güvence ve koruma altına alırken aslında, toplumda düzeni ve dolayısıyla huzuru sağlamayı da hedefler. Özde insana değer verir, sırf kişi olması nedeniyle kıymetli olduğunu ve bazı haklara sahip olduğunu, hem kendisine hem de topluma deklare eder. Gerektiğinde kişiyi kendisinden de korumayı içerir dolayısıyla çok şefkatlidir. Ayrıca bir standart oluşturarak farklı görüşlere ve dünya bakış açısına sahip insanları ortak bir payda altında toplamayı da amaçlar. Her insanın doğuştan dahası, ana rahmine düştüğü anda sahip olduğu hakların güvenceye alınması çok önemli bir konudur ve kanaatimizce hukuk devleti olabilme, ilgili ülkenin gelişmişliğiyle, muasır medeniyet sıfatını taşıyabilmesiyle doğru orantılıdır. Bakınız bugün Gazze’de hukuk açısından ayrı bir yere konulan, ayrı bir değeri ve önemi olan, o olmasa diğer hakların varlığından söz edilemeyecek olan yaşam hakkı, hukuka aykırı olarak bir takım gerekçelerle, korkunç bir şekilde aylarca ihlal edilmektedir. Yalnızca yaşam hakkı değil, sağ kalanlar için zincirleme olarak sağlık hakkı da başta olmak üzere, başka önemli haklar da yok sayılmaktadır. Maalesef dünyanın pek çok yerinde de söz konusu zulümler yapılmaktadır. İnsan başta olmak üzere diğer canlılar ve doğal çevre yok edilirken diğer taraftan; gelişmişlikten, medeniyetten, bilimsel gelişmelerden, ilerlemelerden bahsedilmektedir. Söz konusu nitelikler dünya üzerinde var olsa idi, zalimce eylemlerin varlığından bahsedilemezdi zira birinin varlığında diğeri barınamaz, ışık varsa karanlıktan söz edemeyiz. Sözde gelişmiş/ gücü elinde bulunduran ülkeler, yapılan haksızlıklara engel olmamaktadır ve/ veya olamamaktadır. Netice olarak günümüzde insanlık, maalesef gelişmişlikten nasibini alamamıştır. Bu önemli gerçeği; toplumda farkındalık oluşması amacıyla dile getirirken, durumu tersine çevirmek için yoğun bir çaba içerisine girilmesi gerektiğini de belirtmek isterim. O halde; insanlar ve tüm canlılar her şeyden önce hak ettiği gibi bir yaşam sürdürdüklerinde ancak ilerlemeden, gelişmişlikten ve medeniyetten bahsedilebilir. Hukukun ve dolayısıyla bilimin de gayesi budur, bu olmalıdır. B: Sağlık Hukuku alanına özellikle de farklı alanlardan dahil olmak isteyen öğrencilere, ne gibi önerileriniz olurdu? M: Bu sorunuzun yanıtı benim açımdan çok önemli ve özeldir zira onların tercihlerine ve gelişimlerine katkı sağlamayı ciddi önemsiyorum. Bilime dolayısıyla topluma katkı sağlamak yalnızca bilgi üretmek değildir. Bilime katkı sağlayacak kişilere de destek olmak, onların işlerini kolaylaştırmak onlara yol açmak da en az diğeri kadar değerlidir. Öncelikle, alana gerçekten ilgi duyuyorlarsa yönelmelerini naçizane tavsiye ederim. Düşünürün de dediği gibi, sevmeyene karınca yük olur, sevene filler karınca… Özellikle de iş yaşamıyla eş zamanlı eğitim alacaklarsa çok meşakkatli bir süreç… Bu zorlu sürecin yükünü hafifletecek en önemli unsur ise ilgi olacaktır. Diğer önerim, pratik çalışma derslerini kaçırmasınlar, hocalarımızın bizler için hazırlamış oldukları pratik çalışma kitaplarını da temin etmeye çalışsınlar, ders konularını anlamayı çok kolaylaştırıyor. Dersleri mutlaka hocalardan dinlesinler, hoca bir konuda nelere vurgu yapıyor, hocanın ses tonu, mimikleri vs. her biri çok önemli. Derste hoca bir konuyu anlatırken bir kanun maddesinden bahsediyorsa hemen üşenmeden ilgili maddeyi açıp okusunlar, bu da çok önemli davranıştır. Günlük resmi gazete yayımlarını takip etsinler. Güncel düzenlemeleri yayımlayan sitelerden ilgili düzenlemelere baksınlar. Sınıf içerisinde birbirlerine uyum sağlayabildiklerini düşündükleri arkadaşlarıyla birlikte ders çalışmak, ilgili konunun akılda kalıcılığı bakımından önemli zira istişare yapılıyor, sinerji oluşuyor. Bir günü bile ders çalışmadan geçirmesinler zira çalışılacak çok konu var, yetişmez. Bunlar teknik anlamda naçizane önerilerimdi, içerik bakımından başka önerilerim de olacak kendilerine… Öncelikle bilginin gücüne inansınlar, aklın yolu birdir. İleri sürdükleri savlarını mutlaka gerekçelendirsinler. Özellikle de emin olamadıkları kaynaklardan duymuş, okumuş oldukları bilgileri, daha sonra mahcup olmamak ve insanların size olan güvenlerini sarsmamak için, iyice araştırmadan yorum yapmaktan kendilerini sakınsınlar zira işin aslı bambaşka olabilir. Olumlu veya olumsuz önyargının sonucunda büyük bir mahcubiyet, hayal kırıklığı yaşanabilir. Elbette bu öneri ve nasihatleri öncelikle kendime iletiyorum, kendim için yararlı, uygun, doğru bulduğum, farkına varmış olduğum hususları, aynı yolda ilerleyen veya ilerlemek isteyen genç arkadaşlarımla da paylaşmak istedim. Hata (lar) yapabilirler, telafi etmek önemlidir. Başkalarına karşı, davranışta bulunmaları gereken affetme eylemini kendi şahısları için de uygulamalılar zira hepimiz insanız ve hepimiz, kendimize emanetiz. Potansiyelinizin farkında olun, neyi veya neleri yapabileceğinize dair olan sorunun yanıtını en iyi, siz verebilirsiniz, düşünün… Şu iş için yeterliyim veya şu kadar süre çalışmakla üstesinden gelebileceğim bir konu, diye karar verdiyseniz, derhal harekete geçin. Birilerinin sizi harekete geçirmesini beklemek, son derece yanlış bir davranış olur. Özellikle de toplumla paylaşımda bulunacağınız konularda, üzerine çok düşünün. Son hali budur diyene kadar her bir kelime ve cümle üzerine çok düşünün. Hocalarımızın da hocası pozisyonunda bulunan değerli bir hocamız derdi ki: ‘Çok düşünün, hep düşünün, sorgulayın!’ Yükte hafif ancak pahada ağır bir ifade! Emin olamadığınız konuların üzerine yoğunlaşırsanız mutlaka bir sonuca varıyorsunuz, yeter ki vazgeçmeyin, ısrarcı olun, çok deneyimledim. Bilimin dolayısıyla toplumun menfaati için harekete geçen tüm arkadaşlarıma saygı ve sevgilerimi sunarım. Son ve önemli olarak; hocalarınızla irtibatı koparmayın, bir sorunun yanıtı için; ilgili bütün yayımları incelemeden, araştırmadan doğrudan hocanıza yönelmeyin. Bu davranış hem kendi gelişiminiz için hem de son derece meşgul olan hocanız için gereklidir. Bilgi çok değerlidir, Hz. Ali’nin ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.’ sözünü hatırlatmak isterim. Rahmetli canım babamdan defalarca duyduğum bir sözle bu bölümü bitirmek istiyorum. ‘Kızım hocalarının gönlünü hoş tut, onları sakın incitme.’ Nurlar içinde uyuyasın. B: Katılımınız ve değerli paylaşımlarınız için çok teşekkür ediyorum. M: Rica ederim, ben de teşekkür ederim, işlerinizde kolaylıklar dilerim.   Merve