DEMİR MİNERALİ
Bu yazımda hepimizin bildiği hayatımızda önemli bir yeri olan demir mineralinden
bahsetmek istiyorum. Demir vücudumuzda sadece kanda değil kemik iliği, dalak ve
karaciğerde de bulunmaktadır. 3-5 gram demiri yetişkin bir insan vücudu içermektedir. Kanda
bulunan demir miktarı toplamın 2/3’üdür. Vücutta bulunan miyoglobin ve hemoglobin
içeriğinde demir bulunan protein bileşini ile hem molekülüdür. Çoğumuzun bildiği gibi
hücrelerin oksijene olan ihtiyacı ve karbondioksitten arınması için demir minerali çok büyük
önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra bilişsel performans ve bağışıklık sistemi için de
kullanılmaktadır.istanbul rus escort
Vücudumuzun ihtiyacına göre demir minerali ince bağırsakların yukarı kısmından kana
geçmektedir. Bu geçiş azalabildiği gibi artadabilmektedir. Eğer vücutta total demir bağlama
kapasitesinin 1/3’üne ulaşılırsa transferin doymuş duruma gelecektir ve bu seviye korunduğu
müddetçe demir bağlama seviyeleri dolayısıyla emilim azalacaktır.
Besinlerde bulunan demir iki çeşittir. Organik asitler, mide salgısı ve askorbik asit ile
indirgenerek vücuttan emilimi yavaş olan “hem olmayan” demir; %25’lik oranla vücutta daha
kolay emilebilen “hem“ demir. Alanya Escort Bayan
Besinlerin tüketim şekilleri, sıklıkları ve başka besinlerle kombinasyonları demirin
emilimine olumsuz katkıda bulunabilmektedir. Örneğin beslenme programının içeriği eğer
proteinden yetersiz kalıyorsa; posa tüketimi çok fazla yaşandıysa; besinlerle birlikte polifenol
içeren kahve/çay tüketimi varsa; çinko, alüminyum, kalsiyum, teneke ve magnezyumun
miktarlarının fazla olması da demir emilimini vücutta negatif yönde etkileyen etkenlerden
bazılarıdır. Bu yan etkileri ortadan kaldırmak için alınması gereken tedbirlerin başında
yemekle birlikte C vitamini alınmasıdır. Ayrıca mide asidik salgısı da demirin vücuttan
emilimini kolaylaştırmaktadır.
Demir minerali vücudumuzda hemosiderin ve ferritin biçiminde %30’u kemik iliği, %30’u
karaciğer kalanları ise kas ve dalakta olmak üzere depolanmaktadır. Siderophilin veya
transferin adı verilen proteinlere bağlanarak da kanımızın içinde dolaşmaktadır.
Yetişkin bir bireyin gün içerisinde alması gereken miktar ortalama 9 mg kadardır.
Tahıllara oranla kurubaklagiller eğer iyi pişirilirlerse daha iyi oranda demir içerir ve emilirler.
Ayrıca beslenme içeriğine et ve sebze birlikte eklenirse emilim daha da artacaktır.
Fındık, susam, fıstık, pekmez, yeşil yapraklı sebzeler, kuru meyveler, kuru baklagiller,
kırmızı et, beyaz et demir açısından zengin besinler arasında yer almaktadır. Tahılların her ne
kadar demir emilimi düşük olsa da mayalanma işlemi geçiren ürünlerinde fitatların
parçalanmasından dolayı demir emilimi yükselmektedir.
Demirin vücutta yetersizliği sonucunda anemi yaşanmaktadır. Aneminin belirtileri
arasında ise iştahsızlık, baş dönmesi, sindirimde bozukluklar, yorgunluk, kısa nefes alıp
verme, tırnaklarda incelme, bağışıklık sisteminde yetersizlikler bulunmaktadır. Yemek
esnasında çok fazla kahve ve çay tüketimi, aspirin tüketiminin fazla olması, c vitamini
yetersizliği, alüminyum içeren katkı maddelerinin kullanımı da demirin vücutta yetersiz
emilmesine dolayısıyla anemiye neden olmaktadır.
Yukarıda belirtilen tüm sebeplerden dolayı beslenme programımızın dengeli ve yeterli
olması gerekmektedir. Sadece tek yönlü değil her besin grubundan gıdaya programımızda yer
vermeliyiz. Unutmamak gerekir ki beslenme süreci insanın anne karnından ölünceye kadar
devam eden uzun bir yoldur. Bunu iyileştirmek ve kolaylaştırmak bizim yapacağımız
tercihlere bağlıdır. Geçici heves ve umutlarla sağlığımızı tehlikeye atmak ileriye dönük ciddi
problemlere yol açacaktır.
DİYETİSYEN AYŞENUR RABİA ÖNEN / AVRUPAPRESS