Güzelleşme Amaçlı Estetik Tıbbi Müdahalelerin Hukuki Boyutu:

Hukukumuzda tıbbi müdahale kavramının doğrudan bir tanımı yapılmamışsa da doktrinde içtihatlar ve yönetmelikler doğrultusunda çeşitli tanımlamalar yapılmıştır. Bizim de katıldığımız Gökcan 1 tanımına göre tıbbi müdahale, bir hastanın hastalığını, fiziksel özrünü tedavi etmesi, hastalıktan korunması için yetkili kişi tarafından yapılan müdahalelerdir. Estetik tıbbi müdahaleler ise yaygın olarak kişinin doğuştan sahip olduğu veya sonradan ortaya çıkan ve dış görünüşünden rahatsız olmasına neden olan her türlü görüntü bozukluğunun düzeltilmesi amacıyla yapılan müdahalelerdir. 2 Estetik tıbbi müdahaleleri; tedavi amaçlı estetik müdahaleler ve salt güzellik amacı taşıyan estetik müdahaleler olarak sınıflandırabiliriz. Yazımızda ele almak istediğimiz konu ise salt güzellik amaçlı estetik tıbbi müdahalelerdir. Salt güzellik amacı taşıyan tıbbi müdahaleler; hastanın estetik ve psikolojik gereksinimini karşılamak amacıyla hekim tarafından hastanın bedenine yapılan müdahaleler neticesinde şekil değişikliğinin ortaya çıkarılmasıdır. Estetik amaçlı tıbbi müdahalelerin hukuka uygun olması için; müdahalenin hekim tarafından yapılması, tıbbi müdahaleyi esas alan bir zorunluluğun olması veya psikolojik bir gerekliliğin olması son olarak da aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilerek bu çerçevede rızanın alınmış olması gerekir. Hekimin hastaya oldukça detaylı bir aydınlatma yapması gerekmektedir. Hekimin yapılacak işlemin sonucunu, hastanın beklentisini ve oluşabilecek tüm komplikasyonları anlatması bunların akabinde onam/rıza almalıdır. Hekim işlem sırasında risk oluşturacak tüm olasılıkları aktarmalı zira hasta olasılıkları öğrendiğinde müdahaleye rıza göstermeyebilecektir. Ki hasta burada hekimin yaptığı aydınlatma kapsamında hem müdahaleye hem de hekimin taahhüt ettiği sonuca rıza göstermektedir. Hastanın vereceği rıza burada hekimi hem hukuki hem de cezai olarak koruyarak müdahaleyi hukuka uygun bir hale getirecektir. Ancak belirtmek isteriz ki yapılacak işlemin büyük bir zarar getirme ihtimali bulunması yahut yüksek risk içermesi durumunda hekimin müdahaleden kaçınması gerekmektedir. Bu durumda hastanın müdahaleye rıza vermiş olması hekimin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Uygulamada sıkça üzerinde durulan ikinci husus ise hasta ve hekim arasındaki sözleşmenin niteliğidir. Genel olarak güzelleşme amaçlı estetik tıbbi müdahalelerde hekim ile hasta arasındaki sözleşme eser sözleşmesi kabul edilmektedir. Yargıtay da ağırlıklı olarak hekimin uyguladığı estetik müdahaleleri eser sözleşmesi olarak kabul etmiştir. 1 Hasan Tahsin Gökcan,  Anayasa Mahkemesi başkanvekili 2 Serenay AĞIN, Estetik Tıbbi Müdahalelerin Hukuki Nitelendirmesi ve Hekimin Özel Hukuk Sorumluluğu, İzmir Barosu Dergisi, Yıl 86, Sayı 3, Eylül 2021, s.155 Eser sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 470. Maddesinde düzenlenmiştir. Eser sözleşmesinin unsurları eserin ortaya konulması, anlaşma ve bu işin bedelidir. Eser sözleşmesi herhangi bir şekle tabi değildir, karşılıklı ve birbirine uygun, açık veya örtülü irade açıklamasıyla ortaya konulur. Eser sözleşmesinde hekim, hastaya tedavi sonucunda taahhüt ettiği sonucu ortaya koymalıdır. Yapılan müdahaleler neticesinde oluşan zarardan hekimin sorumlu olup olmayacağı eser sözleşmesi hükümlerine göre belirlenecektir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 24.04.2022 Tarihli 2021/2706 E. 2022/2509 K. Sayılı Kararında bahsettiğimiz konu "Taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Bu sözleşme niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu bu itibarla eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen BK'nın 355. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı meme protez, büyütme ve dikleştirme, karın, yüz, kol, bacak germe, yağ aldırma, göz kapağı, burun ve genital bölge estetiği gayesiyle yani estetik amaçla davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Diğer yandan yüklenici olan hekimin edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır." şeklindeki açıklanmıştır. Yapılan tıbbi müdahalenin hukuki niteliğine göre oluşan bir komplikasyon, zarar veya ayıp sonucunda hekimin sorumluluğuna gidilecektir. Bu durumda hasta, tazminat taleplerinde bulunabileceği gibi Türk Borçlar Kanunu’nun 475. Maddesindeki seçimlik haklarını da kullanabilecektir. TBK 475 “Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme. 2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme. İş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Eser, iş sahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa iş sahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz.” şeklindedir. Uygulamada genellikle hastalar bu seçimlik haklardan eserin bedelsiz onarılmasını ve tazminat haklarını kullanmaktadır. Hastanın genel hükümlere göre talep edebileceği tazminat talepleri maddi ve manevi tazminatlardır. Manevi tazminat ise kişinin olaydan dolayı duyduğu acı, elem ve üzüntüsünün karşılığı olarak verilecek uygun miktarda bir tazminat tutarıdır. Hastanın ölümü halinde ise; cenaze giderleri, destekten yoksun kalma ve ölümden önceki tedavi masrafları ile çalışma gücünün kaybı şeklindeki maddi tazminat kalemleri talep edilebilecektir. Bedensel zarar halinde; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar talep edilecektir. Eser sözleşmesi kapsamında hasta dava yoluna gidecekse görevli mahkeme tüketici mahkemeleri olacaktır. Ayrıca eser sözleşmesi hükümlerine dayanılarak açılacak davalarda tüketici uyuşmazlıklarının zorunlu arabuluculuk yoluna tabi olduğunu hatırlatırız. Önemle belirtmek isteriz ki özel sağlık kuruluşlarında ve devlet hastanelerinde yapılan estetik tıbbi müdahalelerin hukuki boyutları farklılık göstermekte olup biri özel hukuk hükümlerine tabi iken biri idare hukuku hükümlerine tabidir. Yazımızda genel bir bilgilendirme yapmak amaçlanmış olup hukuki nitelendirmenin somut olaya göre yapılması için avukatınızdan danışmanlık almanız önerilir. Bilgilendirmenin de faydalı olmasını umuyoruz.   Av. Fatma Nurşan OFLUOĞLU & Av. Havva KÜLÜĞ /   AVRUPAPRESS