KADIN…..
Baharın kendini yaz sıcağına bıraktığı günlerdi.
İş için yine sahalarda olduğum yoğun ,yorucu ve hareketli günlerden birinde dağ bayır ,tepe düzlük aştığımız, en zor çalışma alanlarından birinde , yine çalışanları korumak bilinciyle ekibi kontrol görevindeydim .
Hava sıcak ,güneş tepemizde tenimizi yakan cinsten tamda …
Çalışanların olduğu noktaya ilerledik.
Hiç zoruma gitmez görev bilinci ile hareket etmek ve aynı zamanda tüm zorlu sahaların hayranıyımdır.
Bir doktor arkadaşımın daha rahat bir sahamı bulsan bu işler kadın için çok meşakkatli dediğini anımsarım . Gerçi sen her sahayı eğlenceli hale getiriyosun dedi konuşmasının sonunda mutlu oldum .Eğlenceli şeyler yakalamazsam bu iş sadece iş olur, bizim keyifli gün geçirmeye de hakkımız yok mu hocam dedim .Bir kadın isterse her zorluğun üstesinden gelir diye ekledim .
Aracımızla ilçenin en yüksek tepelerini köy köy arşınlarken, nihayet köye yakın bir tepede durduk .Yanımda kontrol mühendisi arkadaşım .Elektrik hatlarının bakım onarım işi yapılıyor .Güdümlenmiş bir zihniyetim vardır sahalarda, hiçbir yaptığım işi bugünü de tamamlayayım zihniyetine sahip olarak geçirmem .Bugün sahada kimlerin hayatına dokunabilirim ,kimlere bir şeyler anlatıp yol gösterebilirim onlara ne kadar faydalı olabilirim derdindeyimdir. Ama işimin eğlenceli kısımlarını da ihmal etmem her sahada beni mutlu edecek farklı insanları tanımayı, gözlemlemeyi severim .Sahanın bana getirdiklerini ve yaşatacağı farklı deneyim ve anıları biriktirmeyi seviyorum .
Tepeye çıkıp aracımızı parkettiğimiz düzlük,baharın son günlerinden kalma toprak ananın sunduğu güzelliklerle dolu ağaçlı bol yeşillikli bir yol sundu bize. Araçlarımız işçilerimizin yanına kadar gidemediği için belli bir noktaya kadar aracımızla ulaşım sağlayıp gerisini sırtımızda eşyalarımız, elimde baretim uzun bir yürüme mesafesi ile kattettik .
Balıkesirin temiz ferah havasında bol bol oksijeni de depolayarak yol aldık . Yol bizi köyün ekili tarlalarına çıkardı .Yürüken üç tane köylü kadınla karşılaştık .
Sıcak yaz aylarının habercisi güneşli günde üşenmeden ektikleri tarlaların kalan işlerini yapmak için sırtlarına çapalarını alıp köyden yürüyerek buraya gelmişlerdi. Selamlaştık ,hoşgeldiniz dediler .
Tarladaki mahsulün aralarında biten ayrık otlarını temizlemek için öğle ateşinde canla başla çalışıyorlardı .
Oyalı yazmalarından dağılan saçları alınlarından akan emeklerinin teri ile buluşmuş parlayan gözleri ve buram buram samimiyet kokan sözcükleriyle bizi karşıladılar .Biraz merak, biraz yeni geleni tanıma isteği ile bizi yanlarına davet ettiler .Deneyimlemeyen bilmez bu tür küçük yerlerde devlet birilerini göndermişse bu çok mühim ve çok faydalı bir görevdir .Okumuş insana ayrı bir hayranlıkla bakarlar .Hele ki kadın olup dağ tepe aştığımı gören bu üç kadının bana gösterdikleri yakınlık o kadar sıcak samimi bir histi ki orada ettiğim sohbetin saflığını güzelliğini hep gülümseyerek anımsarım. Yaptığımız işi ve neden orada olduğumuzu merak etmişlerdi.
Topladıkları ayrık otu Denizlide soğkluk olarak bilinir, buralarda bilinen diğer adı ise semiz otudur.Bunları ne yapacaksınız pazarda falan mı satacaksınız dedim .Gülüştüler .Yok biz onu bizim hayvanlara vereceğiz dediler .Olur mu biz bunlara para ödeyip alıyoruz hiç mi yemiyosunuz dedim .Yoo dediler güldük .Ben onlara bu otun kıymetini anlattım onlar dinlediler .Sonra onlarda bana çapa yapmayı öğrettiler .Toprak anayı anlattılar bana …
Zordu işleri ama hayat mücadelesi onlara zor kelimesinin anlamını çoktan unutturmuştu.
Kopardıkları otun yeşili bulaşmış nasırlı parmakları arasında bir hayat vardı .Yaradana aracılık eden varetme gücü ile istese tüm dünyayı sırtında taşırlardı .Eve ekmek götürmenin derdini geçmiş çalışmanın ,yeni doğan güne daha layık olmanın çabası tüm süslü cümlelerden arınmış yalın kelimeler kadar saf ve temizdi.Ne çok öğrenecek şeyimiz var birbirimizden derken en çokta benimdi belki .Bu ışıldayan gözler tüm yokluğa rağmen benim mücadele ruhumu besledi. Mutluydular .
Hadi bu anı ölümsüzleştirelim fotoğraf çekelim dedim .Önce utandılar bu halimiz uygunmudur dediler .O kadar güzelsiniz ki dedim kızardı yüzleri ,gülümsediler . Hemen eşarplarını düzelttiler .Kıayafetlerindeki tozu silkelediler .Öyle çekilelim bekle dediler .
Kadın her yerde kadın .
Farklıda olsak bir fotoğrafta nasıl görünmek istediğimiz düşüncesi bile aynıydı .
Benim oradaki vazifem ,onların orada ki vazifesi bambaşka durumlardı .Bizi bir gönülden sohbet yakınlaştırdı .
Güzel olmak ,iyi olmak ,merhametli olmak kadının ruhunda var .
Ne güzel demiş Atatürk ;
"Yoksul kadın, hiçbir şeyi olmayan kadın anlamında alınmıştır. Halbuki kadın denilen varlık, bizatihi yüksek bir varlıktır. Onun yoksulluğu olamaz. Kadına yoksul demek, onun bağrından kopup gelen bütün insanlığın yoksulluğu demektir.’’
Kadın yaradanın gücünün yeryüzündeki gölgesidir .
Kendisine bahşedilmiş yetenekle kendi canından yaratır ,topraktan yaratır ,olmayandan pişirdiği aşta yaratır .Baktığı çocukta ,diktiği fidanda sevgisiyle dokunduğu her yerde kadının mutlaka izi vardır .
N. Ülgen GÖKKAYA / AVRUPAPRESS