TERSİ İSTİKAMEETTE MECBURİ HAYAT

Çocukken kokusu bile değişikti havanın … Bilmezdik yalnızlığın bizi korkutacağını … Sanırdık büyüyeceğiz kök salacağız göğe uzanacak yapraklarımız … Ne çok umudumuz vardı gizli kutularımızda sakladığımız . Zamanın sarsntılarına göre kimimizin sonsuza dek herbirinden vazgeçeceği , Kahkahalarımıza sığdırırdık neşenin her tonunu… Küçük isteklerimiz büyük hayallerimiz vardı. Çoktu arkadaşımız her vefasızlığın canımızı bir gün yakacağından habersiz … Yapılacak yanlışlara karşı yoktu gardımız , Çünkü zamanla kalınlaşacaktı kabuklarımız , Tersi iskamette mecburi değildi hayat , umutlarımız bile yemyeşildi Bilmezdik ki yok eden yıkıcı ruhsal yıkımları, Oysaki kazandıkça bozulacaktı gönül düzenimiz . Çocuk vicdanlarımız vardı öfkesi saman alevinden taze anlık geçici, Travma kelimesi rutin konuşmaların bahanesi olacaktı . Doymayacaktık elimize tutuşturulan salça ekmekle,kiminin hakkını yiyecektik kimi de bizim . Değişmeyen bir şey kaldı . Özüyle tadıyla susuzluğuyla herkeste eksik kalan sevgi ihtiyacı , Kiminin öfkesinde, Kiminin ezilmişliğinde, Kiminin şımarıklığında, Kiminin bencilliğinde , Ama herkesin bir zayıflığında gizlenmiş sinmiş derine Okşansa başı geçecek gibi ,yada çoktan vazgeçilmiş kanıksanmış gibi Aç ,deli gibi kurak ,yağmursuz toprak gibi Bir damlasına mecbur , Bir damlasında sarhoş ..   Nadide Ulgen Ates  /  AVRUPAPRESS