ÇALIŞMA HAYATI
Üzerine çok yazıp çizdiğimiz, oldukça kafa yorduğumuz, hayatımızı her açıdan etkileyen bir konu. Aklımıza hemen iş hayatındaki tempo olarak, yoğunluk olarak geliyor ancak, ben daha geniş pencereden ele alacağım.
Okula adım attığımız yıllara geri dönelim. Çocuk yaşta başladığımız için herşeyi toz pembe gözlüklerle baktığımız, hayal dolu, eğlenceli bir dünyada yaşadığımız için dersler, aktiviteler, ödevler ve sınavlar bize oyun gibi gelir. Derslerde aktif olmak, konulara katılmak, sıınıfla birlikte hareket etmek yeterlidir. Sınavlarda başarılı olup, üst sınıfa geçmektir. Zor olan tarafı çocuk yaşta erkenden kalkmak ve okul programına uymaktır. O dönemde zamanla yarışsanız bile çok farkında olmazsınız, öneli olan dersleri verip geçmektir. Aslında ilk sorumluluklarımızı aldığımız, insan ilişkilerini öğrenmeye, geliştirmeye başladığımız zamanlardır. Tabii strateji geliştirmekten çok bahsetmeyeceğim, çünkü bu dönemde atılan her adımda çocuk saflığı ve iyi niyeti vardır. Çalışma hayatının en eğlenceli, en zevkli yıllarıdır.
Geliştikçe, yaşımız büyüdükçe, düşüncelerimiz ve bakış açımız değişmeye, farkındalığımız artar. Sorumluluklarımız çoğalır, gelecekle ilgili hayallerimiz, planlarımız kendini göstermeye başlar. Daha ciddi hareket eder, ilişkilierimizde daha seçici davranırız.
Okulun bize kattıkları yetmez, farklı alanlarda kendimizi geliştirmek, farkındalık kazanmak isteriz. Okul kapsamında veya dışında proje geliştiren, organizasyon yapan kulüplere katılarak içimizde var olan potansiyeli keşfetmeye çalışırız. Bu süreçte yavaş yavaş zamanla yarışmaya başlarız. İnsan ilişkilerimiz daha çok gelişir, stratejik adım atmaya yöneliriz.
Üniversite dönemine geçtiğimizde iş dünyası olarak nitelendirdiğimiz çalışma hayatı, bizi daha farklı bir psikolojiye yoğurarak hazırlar. Her açıdan daha profesyonel ve bilinçli hareket etmeye başlarız. Okul hayatı olması nedeniyle amacımız elbette dersleri en iyi şekilde kavramak ve yüksek not almaktır. Sorumluluğumuz okuldaki projeleri en iyi şekilde yönetmektir. Ancak buradan elde edilen tecrübe ve deneyimler iş hayatında bize ışık tutacak ve rehber olacaktır.
Tüm bu okul hayatının yanısıra, iş dünyasına erkenden adım atanlarımız da vardır. Sadece yaz aylarında çalışarak iş dünyasında deneyim kazananlarımız olduğu gibi, hem okuyup, hem de iş dünyasında adım atanlarımız bulunmaktadır.
Nihayet iş dünyasına yeni mezun olarak adım atarız, asıl çalışma hayatı şimdi başlamıştır. Hepimizin genel düşüncesi böyle. Okul hayatı sona erdi, laylaylom bitti. Gerçek dünyaya hoşgeldiniz. Çünkü işin içinde çalışacağınız kuruma, firmaya değer katmak, para kazanmak, kariyer elde etmek vardır. Her ne kadar kendi çapınızda çalışıyor olsanız da bir ekibe bağlı olduğunuz için her zaman birlikte hareket etme zorunluluğunuz vardır. Yaptığınız çalışmalar kendi performansınızı ortaya koymanın yanısıra ekibin başarısını etkilediğinden ayrı bir öneme sahip olmaktadır. Okul hayatı boyunca kazandığımız bilgiler, tecrübeler, deneyimler patlamaya hazır tohumlar gibi bu süreçte artık kendini göstermeye başlar. Ayrıca iş dünyası, bir nevi hayat okulu olduğundan, asıl stratejiyi öğrendiğiniz dönem olmaktadır.
Diğer bir konu, çalışma hayatıyla, özel hayatı kategorize ederek birbirinden ayrı tutarız. Bir noktaya kadar öyle olması da gerekir. Şöyle bir düşününce bir bakıma ikisi içiçe geçmiş gibidir, birbirinden ayrı düşünülemez. Ayrım konusunda ikisi arasında çok ince bir çizgi vardır, dengede olması gerekir. Biri olmadan diğerinin olması veya birinin ağırlık kazanması, ister istemez sorunları da beraberinde getirir.
Bunların hepsi doğru, ayrı bir gerçek. Benim sormak istediğim soru, iş dünyasına adım atmak isteyen birine, genel yaklaşım, sanki dünyadan bihaber, herşeye sıfırdan başlayacak mualamelesinde bulunmak. Daha da tuhaf olanı, iş değişikliği yapmak isteyen birine, yine aynı muameleyi yaparak
fırsat tanımamak. Hiç birimiz bulunduğumuz noktalara birden bire gelmedik. Hepimiz farklı yollarda, değişik şekillerde, evrilerek, bazen düşerek, yeniden kalkıp koşuyoruz. Yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz süreçler bize bilgi, teknik altyapı, strateji kattı ve katmaya devam ediyor.
Sonuç olarak çalışma hayatımız, hepimize garip gelse de daha çocuk yaşımızda başlayıp tüm hayatımızı derinden etkileyen uzun bir yoldur. Tecrübe ve deneyim ise her daim kazanılan değer olup, sadece iş hayatına ait bir detay değildir. Olaya bu açıdan bakarsak çok şey değişir.
Funda Salk / AVRUPAPRESS