SON BİR DEFA…..

Artık tek başına kalmıştı üşüdü hava karlı üç gün sonra zaten yılbaşı montuna biraz daha sarıldı Kafasının içi bomboş ne düşüneceğini bilmiyordu az önce terk edilmişti basit bir elveda demişti sadece elveda ne gözleri doldu nede ağlayabildi içindeki o kocaman boşlukta bu kelime çınladı elveda Ne yapacaktı ki şimdi ama o kadar yılını vermişti bir de onca emek ne olacaktı şimdi evet hatırlıyordu bir de kendine iyi bak demişti mırıldanarak o da bu söylediklerine inanmayarak. Kendine iyi bakacaktı kendisi kalmış mıydı acaba hem sen yumurtayı kayısı kıvamında severdin kim yapacak ki sen tutturamıyorsun da ne fark ederdi ki şimdi bitti diyordu kendi kendine bitti Evin anahtarı nerede acaba of çantamda o kadar kalabalık ki ilk karşılaşmalarını hatırladı üniversitenin kafesinde arkasını dönerken dökmüştü adamın kahvesini üstüne o zamandan belliydi adamı elinde tutamayacağı sadece sevmişti sadece o kadar yakışıklıydı ki her yerde onu arayıp sonunda tarih bölümü okuduğunu öğrenmişti. Her gördüğünde kalbi ağzında atıyordu sanki. Hava giderek soğuyordu sanki anahtarı bulmalıydı bir an önce neredeydi ki bu işte burada hemen merdivenleri hızla tırmandı sersem hissediyordu kahve içmeliydi henüz ışıkları da sönmemişti şehrin Pencerenin dibinde koşuşturanları izlerken içindeki sızı durmuyordu acaba özlemiş miydi telefonuna baktı ufak tefek bildirimler bu eve gelmeyeli uzun zaman olmuş dedi kendi kendine yarın toz alsa iyi olacaktı hem biraz oyalanırdı ne olacak şimdi ben mi arasam dedi belki özlemiştir gururundan aramıyordur evet kesinlikle ben aramalıyım diye düşündü. Aradığın numaraya ulaşılamıyor tekrar tekrar dinledi bu sesi ulaşılamıyor nefesi daraldı ne kadar havasız kalmış bu ev balkona attı kendini yok geçmiyordu öylece yığıldı…   Seda Erol  /  AVRUPAPRESS