DİNİ SUİSTİMAL EDEN SAHTEKAR İSTİSMARCI SİMSARLARA BİRAZ DAHA DİKKAT DİYELİM…
Gerçek hayatlarında din ve diyanetten uzaktan yakından alakası olmayan ve İslam şemsiyesi altında din tüccarlığına soyunan soytarılara lütfen prim vermeyelim. Özellikle şu mübarek günleri fırsata çeviren bu Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz arsız fasıklar, yine ortalıkta cirit atmaya başladılar. Sosyal medya ve görsel yayın yapan bazı TV kanalları, bunu ticarete çevirerek ciddi bir rantın peşinde oldukları aşikardır...
Osmanlı dönemindeki o saf ve pak olan masum dindarlığı hazmedemeyen o günün İngiliz hanedanlığı, Cumhuriyetin kurulmasını fırsat bilerek, özgürlük, meşrutiyet, hürriyet ve daha nice kulağa hoş gelen sözcükler ile dayattıkları kirli emelleri ile günümüze kadar insanların dini değerlerini zayıflatarak bertaraf ettiler. Tabiki bu körleştirilmiş ve içi boş hale gelen bilgi bankası böyle olunca, bu seferde yüz yıllardır süre gelen İslam kisvetindeki bu zındık ve fasıklar, günümüzde de boş durmamaktalar. Oysaki bu mikroplar, uzaktan yakından dinden ve diyanetten hiç ama hiç alakası olmayan sermaye avcılarıdırlar. Hal vaziyette böyle olunca, Müslümanları söğüşlemek, dini suistimal etmekse, onlar için pekte zor olmadı...
Çünkü insanlar, dinden ve diyanetten o kadar uzaklaştırıldıki, Kur’an'ın sanki bir fon müziği imiş gibi yada mezarlıkta okunan bir dua kitabıymış gibi davranıldı. Peygamber efendimizin sünnetti seniyesi ise oda tatlı bir roman hikayesi gibi aksedilince, haliyle insanlarda gerçek dininden uzaklaştırılmış oldular. Oysaki gerçek dinin ne olduğu anlatılmış olunsa, herkes ölçüsünü ve nizamını bilmiş olur ve kimsede bu tarz soytarılara prim vermemiş olur. Aslında din değerlerin ölçüsü belli, nizamı desen o dahada bellidir...
Yeter ki bu ölçüler hakkında gerekli bilgi ve birikim sahibi olalım. Bakın o zaman, nasıl da bunların ne mal olduğunu hemen çözmüş oluruz. Ama şimdi, yeterli bilgi ve birikim olmayınca, ancak babadan atadan bir şey kalmışsa onunla yetiniyor, yada arama motorlarına yüklenen doğru veya yanlış bilgilerle yetinmiş oluyoruz. Aslında Müslüman dediğin daima üstün feraset ve irfan sahibidir. Aksi halde, böyle iblisane fikirlere prim vererek servetlerine servet katmalarına fırsat vermiş oluyoruz...
Bakınız, biz kendimizi toplayıp bir nizama koymazsak, yarın Ruzi mahşerde bunun hesabını yüce Allah’a ağır veririz. Çünkü her mümin, birbirinin kardeşidir. Buna istinaden de hepimiz bir birimizden sorumluyuz, onun için bir birimizi uyarmak zorundayız. Yani demem o ki güzel kardeşlerim, emri bil maaruf, nehiy ani münker emrini yerine getirmemiz gerekir. Aksi halde, güzel dinimizin imamı, yani emirel Mü’min hükmündeki hükümdarda, bu yobazlaşan fırıldakçı soysuzlardan biri olur. Şayet böyle bir durumun hasıl olmamasını istiyorsak, o zaman lütfen biraz daha dikkat etmemiz gerekir. İla ahiri kelam ile selam ve dualarda buluşmak umuduyla huzur içinde kalın selametle...
“SAYGILARIMLA WESSSELAM”
Abdullah Taskin / AVRUPAPRESS