KOÇLUK NEDİR

Koçluk, yaşamını bugünkünden daha iyi duruma getirmek isteyen herkes için ilham veren bir yolculuktur. Daha iyi derken görünürde bir problemin olması gerekmez. İlk bakışta her şey yolundadır. İstenilen okula gitmiş, hayalindeki işi yapıyor, ülkenin koşullarına göre gelir durumunda iyidir. Sağlığın yerinde, etrafında seni seven, hayalini paylaşan, istediğinde destekleyeceklerine inandığın insanlarda vardır. Öyle bir an gelir ki; Eee hepsi bu kadar mı?diye bir fısıltı duyarsın. Önceleri duymazdan gelir, yorgunluk, yoğunluk, stresten dersin. Ara ara biraz daha yükselerek fısıltılar sıklaşır. Eee hepsi bu kadar mı? Hep bir eksiklik, hep bir tamamlanmamışlık duygusu... Bu fısıltıyı duyduğunda olumsuz algılayıp mutsuz olabilirsin ya da derinden dinleyerek gerçekte ne demek istediğini duymaya çalışabilirsin. Bu dinleme sırasında kendini anlamaya yönelik sorular sormak önemlidir. Akılda tutulması gereken nokta insan en kolay kendini kandırır, kendinden kaçar. İçeride çalışan sistemleri bildiği yollardan kişiyi güvende ve hayatta tutmaya çalışır. Bu yollar bazen koşullar değişmiş olduğundan bazende kişinin yaşamdan beklentileri değişmiş olduğundan işe yaramayabilir. Koçluk tam bu noktada devreye girer. Kişi koçluk almaya başladığında öncelikle kendini tanımaya, isteklerinin altında yatan ihtiyaçları ve bunları doyurabileceği seçeneklerini fark etmeye başlar. İnsan kendini tanımaz mı? İnsan en zor kendini tanır. Koçun yargılamadan, eleştirmeden can kulağıyla dinlemesi kişiye kendini değerli hissettirir. Sorduğu basit ve meraklı sorularıyla farklı yerlere ve yönlere baktırması, kendini başka açılardan da görmeye başlamasına, yeniden anlamlandırmasına, hayallerini hedeflere dönüştürerek, eylem adımlarını belirlemesine ve uygulamaya başlamasına destek olarak yeni bir süreci başlatır. Kişi bu süreçte kendi özüne güvenmeyi yeniden öğrenir. Harekete geçecek enerjiyi bu özden alır ve hayat başka türlü akmaya başlar. Diğer durumda kişileri bir koç ile görüşmeye getiren nedenler daha somut ve tanımlanabilirdir. Öreneğin, işinde mutlu değildir. Ancak ne bırakıp başka bir alternatif arayabilmekte ne de işinde mutlu olacak bir anlam bulabilmektedir. Koçluk görüşmelerinde kendiyle ilgili farkındalığı arttıkça onu mutsuz edenin işi değil arkadaş ilişkilerindeki eksiklik olduğunu fark ederek bununla ilgili aksiyonlar alabilir. Ya da bir türlü hakettiği terfi verilmediğinden üstlerine kızgındır. Başkaları terfi ederken onun neden terfi edemediği konusuna derinlemesine baktıkça görür ki; benim seyahat engelim var, yabancı dil düzeyim yeterli değil. Bunları gördükçe kızmayı bırakır ya gerekeni yapar ya da durumu olduğu gibi kabul edip yeni bir bakış açısıyla yoluna devam eder. Farkındalığı arttıkça benim ömrümü geçirmek istediğim iş bu değil, başka hangi seçeneklerim var diyerek yeni bir soru sorar. Daha önce hiç düşünmediği, aklına bile gelmeyen veya imkansız diye üzerini çizdiği bir seçeneği eylem planına alabilir. Koçlar yargılamadan kişiye ayna tutarak kendi gerçekliğini gösterir, koşullarının değerlendirmesini yaptırarak onun hayatında nelerin mümkün olduğunu görmelerine yardımcı olurlar. Koç, akıl vermez, yöntem söylemez. Çünkü bilir ki, danışanı muhteşem bir potansiyele sahiptir. Sadece şu an bunun farkında değildir. Koçluk görüşmeleri danışanın kafasındaki sisi öyle bir dağıtır ki; danışan kendi ışığının parlamasına izi   Necla Onguc  /  AVRUPAPRESS